yeni yılın size her anlamda mutluluk getirmesini dilerim..

 

Akıl Gözü

 
seni bulmakdan önce aramak isterim
seni sevmekten önce anlamak isterim
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
sana hep hep yeniden başlamak isterim

Özdemir ASAF

İLAN SERVİSİ

Çok kıymetli bir köpek evden kaçmış. Sahibi oturduğu küçük kentte çıkan yerel gazeteye bir ilan gönderip, bulana 1000 dolar ödül vaadetmiş. Fakat gönderdiği ilan gazetede çıkmamış.
Öfkelenen adam doğruca gazete yönetimine gitmiş.
"İlan servisi şefiyle görüşmek istiyorum." Demiş.
Orada danışmada duran bir delikanlı "dışarıda" diye cevap vermiş.
Ya yardımcısı? O da yok O halde yazı işleri müdürüyle konuşayım. O da dışarıda Peki, ya gazetenin sahibi? O da burada değil. İnanılır gibi değil! Nerede bu adamlar?
Eleman cevaplamış "Köpeğinizi aramaya gittiler, efendim. "

MUAYENE

Adam karısı ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene biter ve doktor odasından çıkarak kadının yanına gelir ve Kocanızın ölmemesini istiyorsanız şu kağıda yazdıklarımı uygulayacaksınız der:
1- Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın ve ise mutlu gitmesini sağlayın
2- Ögleleri eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve güzel bir öğle yemeği ile takdir edildiğini hissettirin, böylece günün geri kalan kısmını da iyi geçirmesine yardım edin.
3- Akşamları eve geldiğinde yemek özellikle güzel olmalı. Eve gelince eline bir kadeh içki verin dinlenmesini sağlayın.
4- Onun gönlünü hoş edin -
"Eger bu dediklerimi harfiyyen uygularsanız kocanızın sağlık yönünden hiçbir problemi olmayacak" der doktor.
Eve geldiklerinde adam karısına sorar,
- "Ne dedi doktor sana?"
- "... ölecekmişsin.."

SARIŞIN KÜTÜPHANEDE

Sarışının biri kütüphaneye gitmiş ve direk bankoya yönelerek görevliden bir hamburger, bir kola ve bir de patates kızartması istemiş. Görevlinin saf saf yüzüne baktığını gören sarışın bu sefer daha yüksek sesle:
-Anlatamadım galiba beyfendi, bana bir hamburger, bir kola, bir de patates kızartması, demiş.
Artık iyice sinirlenen görevli:
-Hanımefendi, burası kütüphane, demiş.
Sarışının yüzü kıpkırmızı olmuş, özür dileyip çok çok kısık bir sesle fısıldayarak:
-Pardon pardon, bana bir hamburger, bir kola ve bir de patates kızartması...

SÜPERMEN

İki adam New York'taki Empire State binasının tepesindeki barda oturuyorlarmış. Biri diğerine dönmüş:
- Biliyor musun geçen hafta şunu keşfettim; Bu binanın etrafında öyle kuvvetli rüzgarlar var ki, tepesinden atlıyorsun aşağı, 10. kata kadar düşüyorsun, sonra rüzgar o kadar kuvvetleniyor ki seni döndürüp 10. kat penceresinden içeri atıyor... Barmen bunu duyunca kafasını olumsuz bir şekilde sallamış. Öbür adam demiş ki:
-Yahu sen deli misin olacak şey değil şu dediğin...-Yok kesinlikle oluyor denedim ben. İstersen şimdi göstereyim sana.
Ve adam kalkmış bardan, gitmiş pencereye, yallah atlamış aşağı. 10. kata yakınlaşınca birdenbire pencereden içeri doğru kayıvermiş. Sonra da asansöre binip yukarı, bara çıkmış. Öbür adam demiş ki:
- Yahu gördüm ama bu bir sefer olacak bir şeydi bir daha olmaz - Olur olur bir daha göstereyim bak...
Ve adam yine cumburlop aşağı atlamış. Yine 10. kat civarında rüzgar adamı pencereden içeri atıvermiş. Adam bara dönünce öteki adama deneyip görmesini söylemiş.
Öbür adam: -
Haydi bakalım. Hakkaten işe yarıyor demek. Bir deneyeyim...
Demiş ve pencereden aşağı atlamış. Direkt aşağı uçarken 11. katı geçmiş, 10.kat, 9.kat, 8.kat derkent taakk diye kaldırıma yapışmış. Yukarıda barda barmen birinci adama dönmüş ve:
- Süpermen, içince adi adamın teki oluyorsun!..

En tehlikeli gıda

Bir diyetisyen, huzurevinde geniş bir kalabalığa konferans vermektedir:
"Midemize indirdiğimiz her şey bizleri her an öldürebilecek kadar tehlikelidir. Kırmızı et kanser yapar, gazlı içecekler midemizin dokusunu tahriş eder, sebzeler öldürücü bakteriler barındırabilir, Çin yemekleri karbonhidrat yüklüdür. Ayrıca hiçbirimiz içme suyunun barındırabileceği mikropların uzun vadedeki etkilerinin farkında bile değiliz. Fakat bir yiyecek vardır ki içlerinde en tehlikelisidir. Hepimiz onu mutlaka yemişizdir ya da yemek zorunda kalabiliriz. içinizde birisi en ciddi rahatsızlıkları yaratacak ve uzun yıllar bizlere acı verebilecek bu gıdayı tahmin edebilir mi ? Ön sıralardan hayli yaşlı bir ihtiyar ayağa kalkar ve titrek sesiyle "Düğün pastası" der...

Lokal Fazlalıklar ve Çözümler...


1. Dengeli ve düzenli beslenmelisiniz.
2. Tek tip gıda tüketiminden vazgeçmeliyiz.
3. Asla aç kalmayın.
4. Azar azar ve sık sık yemeyi tercih edin.
5. Asla çok düşük kalorili ve şok diyetler uygulamayın.
6. Kahvaltınızı kuvvetli akşam yemeğinizi çok hafif yemeyi tercih edin.
7. Akşam yemeğini çok geç saatlerde yemeyin.
8. Bol su için.
9. Tuz Tüketimini azaltın.
10. Çay, kahve, kola, soda, meşrubat ve alkol tüketimini azaltın.
11. Taze sıkılmış meyve suları ve bitki çaylarını tercih edin.
12. Sabah kalkar kalkmaz ve akşam yatmadan önce ılık su içine limon sıkıp için.
13. Öğünlerden 30 dakika önce 1-2 bardak su için.
14. Yemek yerken su içmeyin.
15. Çok hızlı yemeyin.
16. Meyvenizi yemek aralarında yemeyi tercih edin.
17. Porsiyonlarınızı azaltın.
18. Yemekten hemen sonra dişlerinizi fırçalayın.
19. Sakız çiğnemeyin, çok çabuk acıktırır.
20. Televizyon karşısında ya da kitap okurken atıştırmayın.
21. Elma, armut ve bunun gibi meyveleri lifli oldukları için kabukları ile yiyin.
22. Beyaz ekmek yerine, kepek ekmeği tercih edin.
23. Süt, peynir, yogurt gibi ürünlerin light olanını tercih edin.
24. Doğal şeker yerine, tatlandırıcılar kullanın.
25. Sofranızdan yeşil sebze ve meyveyi eksik etmeyin.
26. Kırmızı et yerine beyaz eti tercih edin.
27. Katı yağlar yerine, zeytinyağı kullanın.
28. Kızartma yerine ızgara buğulama, haşlama ya da fırında pişirme gibi yöntemlere uygulayın. 29. Yağlı şekerli ve unlu pastane ve bakkaliye urunlerinden kaçının. (Çikolata, gofret, bisküvi vb.)
30. Kuruyemiş sakatat şarküteri ürünleri sos ve kremalardan uzak durun.
31. Dolaşımı engellediği ve oksijen oranını azalttığı için sigara içmeyin.
32. Düzenli egzersiz yapmaya özen gösterin.
33. İdeal kiloda olduğunuz günlerinizdeki bir resminizi buzdolabına yapıştırın.
34. Yediklerinizi mutlaka not edin.
35. Haftada bir gün tartılın.
36. Kendinizi çok sevin ve asla umutsuzluga kapılmayın.

Fondöten Hakkında Herşey

Fondöten nasıl sürülür?
Hangi tip cilde sahip olursanız olun, fondöten mutlaka çok az sürülmelidir. Çünkü belirginleşmesi gereken noktalar gözler ve dudaklar olmalıdır. Yağlı ciltlilerin yarı sıvı bir fondöten, cildi kuru olanların ise krem şeklinde bir fondöten kullanmaları makyajın daha güzel görünmesini sağlar. Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da kullanacağınız fondötenin teninizle aynı renk olmasıdır. Karar vermek için uygulayacağınız en iyi yol, bir miktar fondöteni elinizin üzerinde denemenizdir. Böylece fondöten teninize uygun renkte ise cildinize rahatlıkla uygulayabilirsiniz.

Fondöten nasıl kullanılmalı?
Herşeyden önce fondöten konusunda biraz cimrilik yapın ve azar azar kullanın. İnce iki tabaka, kapkalın bir tek kattan daha iyidir. Krem, sıvı ya da jöleleri yüzünüze daha ince ve düzgün bir tabaka halinde sürebilmek için, önce elinizin içinde yumuşatabilirsiniz. Yumuşattıktan sonra ise bundan burnunuza, yanaklarınıza, çenenize ve alnınıza birer nokta kondurun. Çubuk halinde bir krem kullanıyorsanız bu saydığımız yerlere bununla küçük birer çizgi çizin. Fondöteni parmak uçlarınıza iyice yayın.

Çenede: Yukarıya, dışa doğru
Yanaklarda: Dışarıya doğru
Alnınızda: Bir yandan öbür yana
Burunda: Aşağıya, burun ucunun altına
Göz Etrafında: Hafifçe bir daire halinde gözkapaklarına doğru,iyice yayın.

Dikkat edilmesi gereken noktalar: Fondöteni boynunuza sürmenize gerek yok. Ancak boyun ile yüzünüz arasında renk değişikliğini gösteren bir çizgi kalmamasına dikkat edin. Ayrıca unutmayın ki ne tür olursa olsun fondöteni sürdükten sonra yüzünüzde sünger dolaştırıp fazlalıkları alırsanız, sonuç daha güzel olacaktır.

sarışın esprileri

- Bir sarışınla evlenmenin avantaji nedir?
Özürlülere ayrılan yerlere park edebilirsiniz.

- Bir sarışını nasıl boğarsınız?
Suyla dolu küvete bir ayna koyarsınız.

-- Sarışın yeşilde niye durmuş?
En sevdiği renkmiş, ondan.

-Sarısınlar neden "11" rakamını yazamaz?
Hangi 1'i önce yazması gerektiğini bilmediği için.

- Sarışına kazaların %90'inin evde olduğunu söylerseniz ne yapar?
Taşınır.

- Sarışın pizza ısmarlar. Pizzacı sorar: "6 parçaya mı böleyim, 8 parçaya mı? "
Sarışın "6'ya böl", der, "sekiz parçayı bitiremem".

- Sarışının biri, elektrikler kesilince yürüyen merdivende 6 saat mahsur kalmış.

- Camdan bir duvara tırmanan sarışın ne yapıyor?
Öbür tarafta ne olduğunu görmek istiyor.

- Zeki bir sarışın nedir?
Çelişki.

- Bir sarışının bilgisayarda yazı yazdığı nerden anlaşılır?
Monitöre sürdügü Tipp-Ex'ten.

- Bir sarışını susturmak için ne yapmalı?
"Ne düşünüyorsun?" diye sormalı.

- Sarışının gözlerinin parlaması için ne yapmalı?
Kulagına fener tutmali.

- Sarışınlar neden muz yiyemez?
Fermuarı bulamadıkları için.

- Faksın bir sarışın tarafından yollandığını nasıl anlarsınız?
Üstündeki puldan.

- Aynanın karşısında gözlerini kapatmış duran sarışın ne yapıyor?
Uyurken nasıl göründüğüne bakıyor.

- Sarışın neden üçüncüden sonra çocuk yapmamış?
Her dört çocuktan birinin Çinli olduğunu duyduğu için.

Siz kime Aşıksınız?

Bir Koç'a mı aşıksınız?
Azimli ve biraz da dalkavuk olmanız gerekiyor. Koç'lar fark edilmeyi sever ve ona gösterdiğiniz ilgi ve sevginin tadını çıkarmak ister. Ben-merkez sayabileceğimiz bu kişi, her zaman kendinden bahseder. Kendi ayakları üstünde rahatça durabileceğinden, sizden de bunu bekler. İlgi odağı olmaktan delicesine hoşlanan Koç'la birlikte mutlu bir hayat geçirebilmek için onu kalbinizin tam ortasına oturtmanız gerekir. Aşkının peşinden koşan ve belli belirsiz değişen dengelerin adamıdır. Kolay olursanız onu er geç kaybedeceksiniz demektir. Şoför koltuğuna onun geçmesine izin vermeli ancak bindiğiniz arabayı tamamiyle onun kontrolüne bırakmamalısınız. Her an kendinizi hatırlatmalı, varlığınızın gideceğiniz istikameti az da olsa değiştirmesini sağlamalısınız. Aksi taktirde onu kaybettiniz demektir.. Ona belli ipuçları verip isteklerinizi kavramasını beklemenizse sizde hayalkırıklığı yaratacaktır.
Kin gütmeyi beceremeyen, yaralarını kendi kendine tedavi etmekte başarılı olan Koç, dolaylı mesajları kesinlikle anlamaz. Ona direkt yaklaşın.
Bir Boğa'ya mı aşıksınız?
Onun hayatınızın aşkı olduğundan ve ona sadık kalabileceğinizden emin olmalısınız. Bu burç hareket ve denemelerin değil, tek bir insanla güvenli bir hayatın burcudur. Değişiklikten hiç hoşlanmaz ve onunla birlikte olmak için ona ayak uydurmak size kalır. Görünüşünüze gösterdiğiniz özeni ona vereceğiniz hediyelerle perçinlemelisiniz.
Bu evcil burcu elde etmek için göze aldığınız her şey ve verdiğiniz tüm emek kötü bir aşçıysanız boşunadır. Kalbinin asıl anahtarı onun için pişirdiğiniz yemeklerde bulacağı lezzettir. Ona sorduğunuz herhangi bir sorunun noktasını ve virgülünü tamamen kafasında oturtmadan size asla cevap vermeyecek, komplimanlarınızın altında gerçeklik bulamayınca da omuz silkecektir.
Gözünüz korkmasın; morali bozulduğunda saklanabileceği bir omza sahipseniz gerisini berababerce halledersiniz zaten.
Bir İkizler'e mi aşıksınız?
Sadece kendiyle olabileceği, sadece kendine hesap vereceği, sizin asla girmeyeceğiniz ve bunu talep etmeyeceğiniz bir alanı olmak zorundadır İkizler'in. Bu burç insanının duyguları yerine düşüncelerini dinlediğini göz önüne alarak onu kendinize bağlayabilirsiniz ancak ne olursa olsun tamamen, her şeyiyle sizinle olmasını bekleyemezsiniz. Tam tersine ne kadar özgür olursa ilişkiniz için o kadar iyi olacaktır.
Görünüşünüzü sık sık değiştirişiniz, rutinden uzak bir yaşam vaadi ve gözlerinde gördüğünüz ufacık bir pırıltının ardından bir anda "Hadi kalk, bütün işlerini bırak, güneye gidiyoruz!" deyişinizle onu kolayca kandırabilirsiniz.
Unutmayın ki ikizler ikiliklerin burcudur; kendinizi aynı bedene sahip iki bambaşka insanla birlikte gibi hissedebilirsiniz. Birinden birini daha çok sevmek gibi bir şansınız da olmayacaktır zira hangisinin ne zaman karşınıza çıkacağından emin olamadığınız gibi onda sevmeniz gerekenin bu belirsizlik ve çatışma olduğunu er geç anlarsınız. Gerekli sabrı diğer türlü göstermek mümkün olmayacaktır.
Bir Yengeç'e mi aşıksınız?
Kabuğundan çıkarılması gereken duygusal ve hassas bir ruha aşıksınız. Sessiz ve utangaç biriyle karşı karşıyasınız ve onun için vazgeçilmez olmanız göstereceğiniz peygamber sabrına, anlayışa ve onda oluşturacağınız güven duygusuna bağlıdır. Bunu sağladığınızda hayatının her noktasında sizi ilk sıraya yerleştirecek ve karşılık olarak bunu sizden de bekleyecektir.
Tutku onun için düşündüğünüzden, gösterdiğinden ve hatta talep ettiğinden daha da önemlidir. Seksi iç çamaşırları ve saten çarşaflar onu kendi tahmininden bile fazla etkileyecektir. Onun mutluluğu için çok önemli bir rolünüz olduğunu aklınızdan çıkarmamalı ve isteklerinizi belirtmekte açık olmalısınız. Tabi onunkileri sormaktan da geri durmamanız gerekir.
Evcimendir ve dürüst olduğunuzda, birlikte ev işleri yapmayı bile eşsiz bir romintizme çevirecek, sizi kalesinin kralı / kraliçesi yapacaktır.
Bir Aslan'a mı aşıksınız?
Sırtını sıvazlamayı başardığınız ölçüde hayatınızı baştan sona renklendiren tutkulu bir aşıkla karşı karşıyasınız ancak sizin için yaptıklarını, anlamını sürekli farkında olmak ve onu motive etmek zorundasınız. Aslanlar bütün o heybetli, kendine güvenen, ortalığı titretecek görünümlerinin altında oldukça utangaçtırlar. Onaylanmaya ve takdire herkesten fazla ihtiyaç duyarlar.
Bir Aslan'la birlikte olabilmek için sürüden ayrılan, göze çarpan, beğenilen bir yönünüzün olması gerekir. O, ikinizin yan yana göz kamaştırmasını ister, ışığı sizi sönük bırakmamalı veya sizin yanınıda gözden kaçırılmamalıdır. Kalbini bir kez kazandığınızda sadakat ilişkinize eşlik edecek demektir. Ondan çok şey bekleyebilirsiniz; onun hayatı eğlenceli ve ilginç kılmaya dair özel bir yeteneği vardır, canlılık ve dinamizm her an ona eşlik eder.
Bir Başak'a mı aşıksınız?
Onu detaylarla etkiler, çok çaba harcayarak keşfettiğiniz ve hareket etmek için biraz emir beklediği yönünü keşfedip gerekli noktalarda müdahale ettiğinizde büyük bir zafer kazanırsınız.
En ufak ayrıntılara takılışı, baktığında mükemmeli görüşü yüzündendir. Sizde de aynı durum söz konusu olacaktır mutlak. Eleştirilerinin sizin mükemmel halinizi görmesinden ve ufak tefek aksaklıkları sadece sizi düşündüğü için düzeltmeye çalışmasından olduğunu bilemlisiniz.
Hayata entellektüel bir çerçeveden bakması duyguları anlamasına veya umursamasına engel değilir; ancak ona hislerinizi uzun uzun oturup açıklamanız gerekebilir.
Bir Terazi'ye mi aşıksınız?
Ona ilgi gösterin ve destekleyin. Kısa süre sonra bir de bakarsınız hayatının en özel yönlerine kadar sizinle paylaşması yetmezmiş gibi size kendini adamış sadık bir eş sahibi oluvermişsiniz.. Sorun bu bağlılığı sadece size değil etrafındaki herkese; ailesine, arkadaşlarına tanıdıklarına da göstermesidir.
Hep dengeli olmak isteyen ancak hep iki arada bir derede kalan biriyle birlikte olduğunuzu sakın aklınızdan çıkarmayın. Yaptığı bir seçimden memnun değilseniz bunu seslendirmek yerine bekleyin, nasıl olsa bir de diğer seçeneği deneyecektir. Sıradan her şeyi ondan uzak tutmalısınız, dolayısıyla ona bir buket karanfil göndermek yerine orkide veya zambak tercih etmelisiniz.
Onun zevkine güvenmeli, evi bir sürü tuhaf eşyayla doldurma fikrini sabırla karşılamalı ve yaratacağı güzellikleri görmeden asla tahayyül edemeyeceğinize inanmalısınız.
Bir Akrep'e mi aşıksınız?
Hareketlerinizi en ince ayrıntısına kadar çözebilen ve her değişimi fark eden Akrep'le birlikteliğinizde ilginiz ve adanmışlığınız her zaman maksimumda olmalıdır. Sır saklayamazsınız, anında yakalar. Dürüstlüğünüzün size fazlasıyla artı puan sağlayacağı bu ilişkide duygularınızı en ufak dalgalanmalara kadar ona hissettirmeniz onu mutlu edecektir.
Sözcüklere ihtiyacınız yoktur her zaman, bakışlarınız ancak en çok dokunuşlarınızla ona kendinizi anlatırsınız. Fiziksel temas sizi pek açmıyorsa derhal kendinize yeni bir partner aramaya başlasanız iyi olur. Sadakat onun karşısında bir erden değil gereklliktir, aklınızdan çıkarmayın. İlişkideki ufak bir hatanızı dahi asla unutmayacaktır; affedebilir ancak unutmaz. Karşılığında mümkün olduğunca az tökezleyen ve yaptığı yanlışları da asla unutmayan bir partner bulacaksınız. Onun gücüne istediğiniz kadar hayran olun, asıl silahlarını hep gizlediğini aklınızdan çıkarmamalı, onunla yarışa girmek yerine, kendinize başka alanlar seçmelisiniz.
Bir Yay'a mı aşıksınız?
Ona karşı dürüst olmalı ve bağımsızlığına saygı göstermelisiniz. Kendiyle baş başa kalmayı seven ve çok zor bağlanan Yay'ı kıskanmamanız gerektiğini kafanıza kazıdıktan sonra her konudaki bilgi ve deneyiminin yanında oldukça keyifli muhabbetini paylaşmaya başlamalısınız.
Dağınık, düzensiz ve sürekli meşgul bir ruhla berabersiniz ancak onun yalandan nefret ettiğini ve asla söyleyemeyeceğini de göz önünde bulundurmalısınız. Bu da demek oluyor ki; sizinle beraberse sizinle beraberdir, değilse öyleymiş gibi yapamaz. Oradan oraya koşuşturup bulaştığı onca projede başarılı olmaya çalışırken desteğinize delicesine ihtiyaç duyar. Hatta denilebilir ki; ne kadar çok görev alırsa sizden o kadar çok destek göreceğinden bu kadar maymun iştahlıdır!
Son derece dinamik, eğlenceli, kıpır kıpır bir ilişkiniz, sabahlara kadar muhabbet edebileceğiniz bir partneriniz var.
Bir Oğlak'a mı aşıksınız?
Tam bir işkolikle berabersiniz; ancak onu yanlış anlamayın. O size paranın satın alabileceği en güzel hediyeleri bulmak için bu kadar çalışıyor ve ihtiyacı olan sizin destek ve ilginiz. Her an onun aklındasınız, bunu size çoğunlukla gösteremeyecektir ancak hislerinize güvenin.
Kariyeri onun hayat damarı gibi ve en büyük rol de sırtını sıvazlayan partnerinin, ister kabul edin, ister etmeyin. Arada sırada size yönelttiği eleştirilerin dozunu bazen kaçırsa da son derece iyi niyetlie sarf edilmiş, sadece iyiliğinizi hedefleyen sözler bunlar. Esasında utangaç olduğunu siz zaten çoktan çözmüş olmalısınız ve ona eşlik etmeniz temel ihtiyaçlarından biri. Bir oğlakla beraberlik insandan çok şey götürebiliyor, kabul, ancak el ele verdiğinizde hedefiniz yıldızlardan aşağısı olmayacak ve biraz çabayla parıldamayı başaracaksınız.
Bir Kova'ya mı aşıksınız?
Gördüğünüz görebileceğiniz en özgürlüğüne düşkün insanla karşı karşıyasınız. Bu konuda en ufak kıskançlık, sitem veya surat asılmasına gelemez. Belki size fazla mülayimce gelebilir ancak onun bu özelliğine saygı göstermeniz ilişkiniz adına yeterli olacaktır. O hayata bambaşka bir pencereden bakacak, etrafındakileri tamamen farklı anlamlandıracaktır ve bu yönünün takdir edilmesine çok büyük ihtiyaç duyar.
O yaşamı güzelleştirmeye çalışıyordur çünkü çevresinin erişebileceği mükemmelliği görür ve bir şekilde mevcut durum konusunda kendini sorumlu hisseder. Sizinle konuşmalarında bulunduğu yerden çok daha yükseklerden dünyaya bakmakta, olayları kuş bakışı kavramakta ve sizinle ta oralardan tartışmaktadır. İnanılmaz derecede hoşgörülüdür ancak tahammül edemeyeceği bir olgu vardır; hoşgörüsüzlük.
Ayaklarının üstünde durmak ister ve sizden de bunu bekler. Eşit, adil ve ilginç bir ilişkiyse istediğiniz, tam yerindesiniz.
Bir Balık'a mı aşıksınız?
İnsancıl, şefkatli ve nazik bir biçimde size her türlü hava koşulunda yanaşıp kendinizi güvende hissedebileceğiniz bir liman sağlar. Yolculuğunuza devam etme konusunda da her zaman onun desteğine güvenebilirsiniz. Küçük ama candan hediyeler onu mutlu edebilir, tüm maaşınızı bir gülümsemesine yatırmak zorunda kalmazsınız. Tam olarak içine kapanık olduğu söylenemez ancak siz deşmedikçe duygularından, bunalımlarından asla söz etmeyecektir ve ne yaparsanız yapın anı kesesinde taşıyacağı üzüntüler, mutlulukları hep aşacaktır doya doya yaşayamaması yüzünden. Yalnız kalmak istediğinde şaşırmamalı ve altında bit yenikleri aramamalısınız, bu onun ruh sağlığı için gereklidir.
Kaba sözcükler ve yüksek ses tonlarından nefret eder, dünyasında her şey nazik olmalıdır, aksine tahammül edemez. Onunla güzel bir bağ kurabildikten sonra ilişkinizin uzun soluklu ve oldukça güzel olacağından en ufak şüpheniz olmasın!

Güzellik sırlarla dolu

Parlak dudaklar
Yine aynı renklerdeki bir ruj makyajınızı tamamlayacak. Bu yıl özellikle ıslak görünüm sağlayan rujlar moda. Uygun renkte ıslak görünümlü bir ruj çekiciliğinizi artıracak.

Mükemmel dudaklar
Özel bir gecede dudaklarınızın mükemmel görünmesini istiyorsunuz ama nasıl şekle sokacağınızı bilmiyorsunuz. Öyleyse size sunduğumuz küçük önerileri deneyin ve ulaşacağınız şaşırtıcı sonucu kendi gözlerinizle görün.
1) İnce dudaklarda dış hatların üzerinden geçin
2) İri dudaklarda dış hatların üzerinden geçin
3) Sarkık dudakları iç hatlardan geçerek onlarıdaha güzel gösterebilirsiniz.

Çekici bakışlar
Yeni yılı yepyeni bir göz makyajı ile karşılayın. Üstelik hiç zorluk çekmeden ve uzun uzun uğıraşmadan. Size sunduğumuz önerilerle yeni bir imaj kazanın
1) Göz kapaklarınız düşükse farı göz kapağının üstüne dışarı doğru sürün
2) Yuvarlak hatlarda koyu bir far kullanın
3) Küçük gözler de farı göz kapağının dışına doğru sürün
4) Büyük gözler için koyu renkli far

Varis’i hafife almayın


Toplardamarların genişlemesine ve şişmesine varis denir. Genellikle, vücudun en fazla basınç altında kalan bölgesi olan bacakların alt kısımlarında görülen varis, yalnızca estetik açıdan değil, sağlık açısından da önlem almayı gerektirir.
Bu durum damarların deri yüzeyinde görünür hale gelip morarması ile kendini gösterir. Ayak bileklerinde şişlikler oluşabilir. Uzun süre ayakta kalındığında bacaklarda ağrı ve karıncalanma hissedilir

Selülit hakkında bilmeniz gerekenler



Erkeklerde neden selülit olmaz, selülit hastalık mıdır, zayıf kadınlarda da selülit olur mu?
Internette sağlık alanında yayın yapan ve uzmanların görüşlerine yer verilen WorldMedLine, internet sitesinde, selülitle (hidrolipodistrofi) ilgili tüm sorularınızı cevaplıyor.
SELÜLİTTEN NASIL KORUNULUR?

Cilt Bakımının Sırları

Soğuk kış günlerinde yıpranan cildini doğru bakım yöntemleri ile koruyabilirsin. Birkaç basit uygulama ile sen de güzel ve canlı bir cilde sahip olabilirsin.

Cilt tipine uygun bakımKuru Cilt• İnce gözenekli
• Yanak kısımları pul pul ve kırmızı renkli
• Hassas
• Özellikle ağız ve göz çevresinde kırışıklıklar
Neler Yapabilirsin?
• Geceleri yüzün için yumuşak, sabun içermeyen likit temizleyiciler ya da süper yağlı temizleme sabunları kullanabilirsin. Sabahları yüzüne sadece sıcak su çarpmalısın.
• Gliserin ile formüle edilmiş nemlendiricileri seçebilirsin, bunlar nem kaybını geciktirir, daha fazla kurumayı önler.
• Yüzünü ve vücudunu hala nemli iken nemlendirici kullanmalısın.
• Yağ bazlı fondöten ve krem allık kullanmalısın. İçerdikleri yağ, çizgi ve kırışıklıkları yumuşatmaya yardımcı olacaktır.
• Her gün SPF 15 faktörlü bir koruyucuyu yüzüne ve boynuna uygulayabilirsin.
Neler Yapmamalısın?
• Yüzünü asla sert bir sabunla yıkamamalısın.
• Pütürlü temizleme ürünlerinden ve peelinglerden uzak durmalısın.

Yağlı Cilt
• Büyük gözenekler
• Parlama (özellikle T-bölgesi)
• Saf olmayan bir cilt eğilimi
Neler Yapmalısın?
• Yüzünü günde iki kez yağlı ciltler için formüle edilmiş yumuşak bir likit temizleyici ile temizlemelisin.
• Eğer ihtiyaç duyuyorsan yağ içermeyen bir nemlendirici kullanabilirsin.
• Yağı, pırıltıyı ve sivilceleri önlemek için yağsız ya da yağı kurutan fondöten, pudra ve toz allık kullanabilirsin.
• 15 SPF koruma faktörlü bir koruyucuyu ara sıra uygulayabilirsin.
Neler Yapmamalısın?
• Yüzünü fazla ovalayıp fırçalamamalısın. Çünkü yağ cildin koruyucu bariyeridir.
• Cildini günde iki kereden fazla temizlememelisin.
• İhtiyacın yoksa nemlendirici kullanmamalısın.
• Yağı yok etmek için yüzünü pudralamamalısın. Bu cildinin tebeşir gibi görünmesine yol açar.

Karma Cilt
• Yanak bölgesi kuru
• T-bölgesi yağlı
Neler Yapmalısın?
• Karma ciltler için formüle edilmiş temizleyiciler seçebilirsin.
• Nemlendiriciyi sadece ihtiyaç duyulan bölgelere uygulamalısın, T bölgesine kullanmak sivilcelere neden olabilir.
• Yağsız formüle edilmiş SPF 15 koruma faktörlü bir ürün seçebilirsin.
• Su bazlı ya da yağsız fondöten kullanmalısın.
Neler Yapmamalısın?
• Yüzünün değişik yerleri için farklı temizleyiciler kullanmamalısın. Zaman ve para kaybıdır bu.
• Bakım ve temizleyizi ürünler seçerken mutlaka bir uzmana başvurmalısın

Aman çocuklar duymasın

Hakikaten onlara zevkli, keyifli, öğretici, eğitici, şefkat ve sevgi dolu bir çocukluk, gençlik verebiliyor muyuz? Yoksa daha küçücük çocukken mutsuz mu oluyorlar? Onları ev içi şiddetle tanıştırıp, en azından çok sevdiği iki kişi arasında mı bırakıyoruz? Onun ruh sağlığının bozulduğunu bazen göremeyiz ve kendi üzüntülerimizle dahi baş edemezken, tabii ki onlara yardımcı da olamayız! Zavallı yavrucaklar kah azgınlık yaparak, kah içine kapanarak, kah ağlak mızmız olarak reaksiyon gösterirler. Veya daha küçükse birdenbire altına etmeye, tik yapmaya, tırnak yemeye, kardeşini dövmeye, belki de kekelemeye başlayarak, bazı şeylerin iyi gitmediğini bize anlatır. Eğer ergenliğe girmişse bu sefer tembelleşmeye, asileşmeye, ev içinde terör estirmeye, dışarıda bir takım sıra dışı guruplara girmeye, aradığı anlayış, sevgi ve şefkati, başka yerlerde aramaya başlar.

Her çocuk mutlu bir aile ister
Saçlarını çeşitli renklere boyar, ukala veya narsist bir insan tipi çizerken, içindeki saf çocuk, mutlu bir anne baba arar. Her evdeki kavgada, biraz daha kahrolur, biraz daha ipin ucunu kaçırır. Bir evlilik terapisti olarak, bize gelen sorunlu evliliklerde çocukların ne derece bundan etkilendiklerini görmek isteriz. Zira münakaşalar, ağlamalar, evden gitmeler, küfür veya itiş kakışlar, imkanı yok çocuklar tarafından, bir teyp gibi kaydedilir. Genelde ebeveynler çocuklarının bilmediğini, duymadığını, onlara göstermediklerini iddia ederlerse de, biz gerek psikodrama gerek çizilen resimlerde, gerek karşılıklı konuşmalarda, taze ruhların ne denli çizildiğini görür, anne ve babayı bilgilendirip, yönlendiririz. Bazen de çocukta doğuştan olan bir rahatsızlık anne ve baba arasındaki zaten sağlam olmayan ilişkileri, daha da gerer. O zamana kadar, çok bariz olmayan problemler, su yüzüne çıkar. Veya önceleri birbirlerine kilitlenen ebeveynler, zamanla kendileri de ruh sağlıklarını kaybetmeye başlarlar, dolayısı ile kavgalar, anlaşmazlıklar, bezginlikler, gerginlikler, derken yardım almaya karar verirler. Evlilikleri, kendilerindeki değişmeler dolayısıyla hastalanmıştır.

Sessiz protestolar
Bazen de yetişkin çocukların, anne ve babayı (anlaşamadıkları veya kavga ettikleri, hele dırdır, ihanet işin içine girmişse) suçladıklarını görürüz. Alenen taraf tutar veya ikisini de "nefret ettikleri" kişi olarak görürler. Kavgalar, dik başlılık, kapı çarpmalar, en kötüsü evi terk etmeler, arkadaşlarda gecelemeler, daha da vahimi madde bağımlılıkları, içki ile sessiz protestolar çoğunlukla da intiharı düşünmeler ve belki de teşebbüs etmeler. Eğer evlilik devam ediyorsa, baba bir otorite figürü olarak, gencin karşısında pasif kalıyorsa, durum cidden vahim olur. Zira psikolojik yardım almadığı gibi; anne ve babasının evliliğini de müthiş sallar. Genelde eşler birbirlerini suçlar ve karşılıklı olarak zaaf gösterip bu günlere, diğerinin sebep olduğunu iddia ederler. Dolayısı ile iletişimsizlik, gerginlik, yanlış anlama, suçlama ve kavgalar, terapi bitince çocuk veya genç, ya kendiliğinden; ya da yardımla, düzelme yoluna girer.

Üvey çocuk çıkmazı
Üvey çocuk bazen bir evliliği hırpalar. Eşlerden birinin çocuğunun olması, diğerini nedense çok rahatsız eder. Eşin bir anne, ya da baba olarak gösterdiği ilgi ve sevgiyi, diğer taraf hazmedemez. Ya çocuğun yaptığı her şey suçtur; ya da söz dinlemiyordur! Ya da diğer eş yüz veriyordur, taraf tutuyordur, çocuğuna arka çıkıp kendisini korumuyordur! Ne kadar hazindir ki bu da, hem o ailede, hem de bilhassa o çocukta büyük tahribata sebep olur. Taraflar, onun bir çocuk, bir genç olduğunu unutur ve birbirlerini, evliliklerini yıpratırlar. Lüzumsuz, gereksiz tatsızlıklar, suçlamalar, şiddet, evden ayrılmalar velhasıl her türlü gereksiz, anlamsız aile içi dramlar...

sorular - cevaplar

Bu yazıya blogumda yerverdiğim için; kızlar lütfen kızmayın bana.. Okuyun sizde çok gülecek ve beni bağışlayacaksınız:) En azından umuyorum


Soru: Bir kadın kocasını milyoner yapabilir mi?
Cevap: Kocası daha önce milyarderse evet.

Soru: Mikroskopla kadın arasında ne benzerlik vardır?
Cevap: İkisi de pireyi deve yapar.

Soru: Geveze bir kadınla tespih arasında ne fark vardır?
Cevap: Biri çekilir, diğeri hiç çekilmez

Soru: Duvar saati ile geveze bir kadın arasında ne fark vardır?
Cevap: Duvar saati hiç olmazsa arada bir durur.

Soru: Birbiriyle tartışan iki erkekle birbiriyle tartışan iki kadınarasında ne fark vardır?
Cevap: Tartışan iki erkek kendilerini, iki kadınsa üçüncü bir kadını tartışırlar.

Soru: Bir kadın ile gazetenin benzerliği nedir?
Cevap: Her ikisi de ağzına kadar laf doludur ve insanı paradan çıkarır

Kocanızı Romeo'ya dönüştürün

 

Kur yapma döneminde tam bir prens hatta Romeo gibi davranan erkek evlenince birden kurbağaya döner... Aşk dolu sözler, romantik yemekler bitmiştir, TV başından kalkmaz, konuşmaz, eskiden gözününüzün içine bakan adam, sizi artık görmez olur. Peki ne yapmalı da onu tekrar prense çevirmeli. İşte formüller:

Kilo vermenin 5 zekice yolu

Başta kulağa gerçek olamayacak kadar iyi geliyor. Yani diyet yapmamak, istediğinizi yemek, yemeği bir takıntıya dönüştürmemek ve sonuçta kilo vererek zayıflamak. Bu yöntem için bir fiyat belirleyip satışa sunarsanız, paraya para demeyeceğiniz kesin. Oysa biz bir diyet hilesinden bahsetmiyoruz. Bunlar herkese açık ve bedava olan gerçekler...

Kilo verememenin 7 nedeni

ABD'de, Amerikan Diyet Birliği tarafından, Gallup Araştırma Şirketi'ne yaptırılan bir araştırmanın sonucu oldukça ilginç. Kadınların yüzde 99'u sağlıklı bir şekilde beslendiklerine inanıyorlar. Oysa verdikleri yanıtlar; kendileri için gereken sağlıklı beslenme standartlarını, sadece yüzde 1 oranında sağlayabildiklerini ortaya çıkarıyor. Buradaki en büyük sorun, bolca lifli gıda ve doymamış yağ yerine, ağırlıklı olarak, az ama doymuş yağ, şekerin ve rafine besinlerin tüketilmesi. Oysa besinlerin niceliği kadar niteliği de önemli. Siz kalori hesabı yapıp, yediğiniz her lokmayı sayarken çok farklı nedenler kilo vermenizi engelliyor olabilir.

İşte kilo vermenizi engelleyen hatta kilo almanıza yol açan 7 neden ve bunlarla baş etmek için en etkili çözüm önerileri.
1- Kahvaltıyı atlamakA.B.D. Colorado Üniversitesi'nde, 3 bin gönüllü üzerinde, kahvaltı üzerine bir araştırma yapılmış. Bu kişilerden 1 yıl boyunca düzenli kahvaltı etmeleri istenmiş ve yıl sonunda ortalama 6 kilo verdikleri gözlenmiş. Özellikle, kepekli ekmek, müsli gibi lifli besinlerle kahvaltı eden kadınlar çok daha rahat kilo veriyor ve bu kiloyu korumakta da çok zorlanmıyor. Ayrıca kahvaltıyı atlamak dalgınlığa ve konsantrasyon eksikliğine de neden olabiliyor.
ÇÖZÜM: Tabii ki kahvaltı atlamamak. Sabahları sadece 10 dakika erken kalkarak, bir kase yağsız süt içinde müsli yiyebilir ve kendinize çok büyük bir iyilik yapabilirsiniz. Ancak kahvaltı etmek adına, yağlı poğaça ve açmaları sakın aklınıza getirmeyin. Lifli yiyecekler, taze meyve, meyveli yoğurt ve yağsız süt iyi bir kahvaltı için yapılacak en mükemmel tercihler.
2- Sadece tadına bakmakArkadaşınızın doğum gününde dayanamadınız ve o kadar ısrar karşısında incecik bir dilim pasta yediniz. Ardından akşam yemeği için gittiğiniz restoranda, salata ısmarlamanıza rağmen, eşinizin patates kızartmalarından bir iki tane aldınız, bir de diğer arkadaşınızın spagettisinin tadına baktınız. Ama tabii bunları kesinlikle yemekten saymıyorsunuz. Ancak beslenme uzmanları, kilo almanın altında yatan en önemli nedenlerden birinin, diyet planı uygularken, "tadına bakmak", "küçücük bir lokma almak" gibi bahanelerle günlük kalori alımının üzerine çıkmayı gösteriyorlar. Hatta yapılan araştırmalar, bu şekilde tüketilen yiyeceklerin ortalama olarak günde 700 kaloriyi bulduğunu gösteriyor.
ÇÖZÜM: Bu konuda yapabileceğiniz en mükkemel şey bir yiyecek günlüğü tutmak. Böylece, tadına baktığınız böreği, bir parçacıktan bir şey olmaz diye ağzınıza attığınız çikolatayı önünüzde yazılı görecek ve durumun ciddiyetini anlayabileceksiniz. Ayrıca yazacağınızı bildiğiniz için bir şeyler yerken çok daha dikkatli olacaksınız.
3- Şeker bağımlılığıŞeker ve çikolata kadınların en çok sevdiği yiyeceklerin başında geliyor. Ama burada suçlular çay ve kahvelerimize attığımız kesme şekerlerle, atıştırdığımız şekerleme ve çikolatalar değil. Uzmanlara göre tükettiğimiz şekerin üçte birini gizli bir şekilde alıyoruz. Meyveli yoğurtlar, meyve suları, bazı alkolsüz içecekler nedeniyle farkında olmadan daha fazla şeker tüketebiliyoruz.
ÇÖZÜM: Öncelikle tüm tatlı ve pastaları kendinize haftada sadece bir gün sunabileceğimiz bir ödül olarak sınırlandırmalısınız. Onun dışında yediğiniz tüm besinlerin etiketlerini okuyun ve fruktoz, mısır şurubu ve sakkaroz gibi maddelerin de şeker sınıfına gireceğini unutmayın. Meyveli yoğurt, mısır gevreği ve müsli gibi yiyecekleri satın alırken de şeker içermeyen çeşitlerini seçin.
4- Yeterli miktarda gıda alamamakÇoğu kişinin, bol bol lif, vitamin ve mineral içeren "tam" yani işlenmemiş gıdalardan yeteri kadar tüketmediği bilinen bir gerçek. Ne yazık ki, işlenmiş, rafine edilmiş ve pek çok katkı maddesi katılarak hazırlanmış gıdaların hayatımızdaki yeri çok daha fazla. Araştırmalar beyaz unla yapılan her türlü hamur işinin beslenmemizde en büyük yeri tuttuğunu gösteriyor.
ÇÖZÜM: Beyaz ekmek, pirinç ve makarna yerine, işlenmemiş kepekli ya da doygun ekmek, kepekli pirinç ve tam makarna tercih etmeye çalışın. Atıştırmak içinse cips, çikolata yerine, yağsız patlamış mısır ya da kuru meyveleri seçin. Evde yaptığınız kek ve hamur işlerinde de, eğer mümkünse, kepekli unu kullanmanız son derece akıllıca olur.
5- Çok fazla yağ tüketmekGünlük yağ ihtiyacımız yaklaşık 67 gram. Yağ tüketimini kısıtlamak denince, aklımıza sadece yemeğe konulan ya da kahvaltıda kullanılan yağlardan vazgeçmek geliyor. Oysa tereyağ ve margarini keserken, salata soslarında, peynirde ya da sütte var olan yağı göz ardı ediyor, tüketmeye devam ediyoruz. Üstelik fazla yağların en önemli özelliği, kalça, karın ve bacak gibi bölgelerde depolanmaya çok müsait olmaları. Ayrıca fazla yağ tüketenlerin, balık, yağsız süt, C vitamini, A vitamini ve folik asit açısından zengin ve kilo vermeye yardımcı yiyecekleri daha az tükettikleri de gözlenmiş.
ÇÖZÜM: Genel olarak, "bir yiyecek ne kadar az işlenmişse o kadar az yağ içeriyordur" kuralını benimseyebilirsiniz. Ayrıca satın aldığınız besinlerin ambalajlarını okuyarak ne kadar yağ içerdiği hakkında bilgi edinmeniz ve seçimi buna göre yapmanız da olası. Bir besinin kaç kalori olduğu kadar, yağdan gelen kalorisinin ne kadar olduğuna da dikkat edilmeli. Yağ oranı, 100 kaloride 3 gramdan fazla olan besinleri tercih etmeyin.
6- Kalsiyum alımını önemsememek
Hemen hemen herkes kalsiyumun sağlıklı kemiklere sahip olmak ve osteoporozu engellemek için gerektiğini biliyor. Ancak kalsiyumun kilo vermede de etkili olduğu pek fazla bilinmiyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, kalsiyum açısından zengin olan yiyeceklerle beslenenlerin vücut kitle endekslerinin daha düşük olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni kalsiyumun kalsitrol eksikliğini önlemesi. Kalsitrol, vücudumuz tarafından salgılanan ve yağların depolanmasını önleyen bir hormon.
ÇÖZÜM: Büyük bir bardak yağsız süt içerek hem kemiklerinizi koruyacak hem de sizin için gerekli olan kalsiyum miktarını alacaksınız. Üstelik sadece 320 kaloriyle! Süte karşı hassassanız ve süt içtikten sonra sindirim problemleri yaşıyorsanız laktozsuz sütlerden de faydalanabilirsiniz. Eğer süt içmek sizin için imkansızsa, yağsız peynir, yoğurt ve füme somon gibi kalsiyum açısından zengin olan yiyeceklerden bol bol tüketin.
7- Doğru sebzeleri seçememekYağ içermeyen, bol lifli ve hastalıklarla savaşan bir çok maddeyle dolu sebze ve meyveler aslında tüketmek için en mükemmel besinler. Oysa ne yazık ki pek çoğumuz taze sebze ve meyve tüketimine gereken önemi vermiyoruz. Sadece sebze yemiş olmak için ağırlıklı olarak patates ve marulu tercih etmek de yapılabilecek büyük bir hata. Oysa patates, özellikle de kızarmış olduğu zaman, fazla besleyici değeri olmayan bir gıda. Aynı şey büyük ölçüde sudan oluşan amerikan marulu için de geçerli.
ÇÖZÜM: Sebze seçiminde aklınıza ilk gelen koyu yeşil yapraklı (ıspanak ve pazı gibi) ve sarı (biber ve kabak gibi) sebzeler olmalı. Bu sebzeleri haşlanmış ya da buharda pişirilmiş şekilde yemeniz en doğrusu. Ayrıca, bol bol şeker ve boya içeren meyve sularının da meyve yemekle aynı şey olamayacağını aklınızdan çıkarmamanız gerek.

Kepeğe karşı etkin bir silah: Isırganotu

IsırganotuBaşta kanser olmak üzere, kansızlık, böbrek taşı, romatizma, varis gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ısırganotu, sorunlu saçların da ilacı. Isırganotu, sağlığımız üzerindeki yararlarının yanı sıra ergenlik sivilcelerini yok ediyor, saçları canlandırıyor dökülmesini önlüyor, sıkılaştırıyor ve kepeği gideriyor.
1- Yarım litre taze kaynatılmış su içine, 5 poşet ısırganotu çayını ilave edin. Kabın ağzını kapatın ve 5-10 dakika demlendirip, soğutun. Elde ettiğiniz bu infüzyonu saçlarınızı yıkayıp duruladıktan sonra durulama suyu olarak kullanın. Saç diplerine yapacağınız masaj, zaman içinde saç kaybını önler, saçları güçlendirir ve kepek oluşumuna engel olur. Ayrıca bu infüzyonu tonik olarak kullandığınızda cildiniz de sıkılaşır.
2- 100 gram dulavrat otu kökü, 100 gram ısırganotu kökü ve 60 gram simsir ağacı yaprağını iki litre sirke içine bırakın. Bitkileri sekiz gün sıcak bir yerde dinlendirdikten sonra süzün. Elde edeceğiniz sıvıyla kafa derisine masaj yapın. Düzenli olarak yapacağınız masaj sayesinde saçlarınız kısa zamanda eski gücüne kavuşacak.
3- Kepeğe karşı 2 bardak dolusu kaynar derecedeki suya 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış hindiba çiçeği(sarı saçlara), veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ısırganotu yaprağı(kumraldan esmere kadar) ekleyin ve soğuyana kadar demlenmeye bırakın. Sonra süzün ve saçlarınızı durulanırken, kafa derisine de hafif masaj yapın.
4. Kafa derisi kaşıntısına karşı ¼ litre elma sirkesi kaynama derecesine kadar ısıtın (ama kaynatmayın) ve içine 1 avuç dolusu ısırganotu yaprağı ekleyin. 15 dakika demlendikten sonra süzün, saçlarınızı bu suyla durulayın ve kafa derisine masaj yapılır.

Karşılıklı oyun zekâyı geliştiriyor

Karşılıklı oyun zekâyı geliştiriyor
Ancak, bilgisayar oyunları değil, arkadaş veya aile ile karşılıklı oynanan oyunlar öneriliyor. Bilgisayar oyunları çocuğun ihtiyacı olan paylaşma ve sosyalleşme gelişimini sağlamada yetersiz kalıyor
Amerikan Hastanesi Çocuk ve Yetişkin Psikiyatrisi Klinik Şefi Dr. Zafer Atasoy, çocuklarımızın oyun seçimi konusunda nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlattı.
* Oyunla çocuk zekasını geliştirmek mümkün mü?
Evet. Zekâ tanımlanması çok karışık ve güç işlevdir. İçerdiği özellikler nedeniyle her zaman gelişmeye açıktır. Bu nedenle, zekâ geliştirmekten söz edilebilir. Bu gelişim doğal olarak çocukluk çağında vardır. Zekâ gelişimi için olmazsa olmaz koşul, uyaranla karşılaşmaktır. Bu nedenle, oyun özellikleri ile ayrı bir yer tutuyor. Bu özellik bir derecede hayal genişliği sağlarken, bir başka sorun gündeme gelmeye başlıyor. Artık bu tür oyun araçları, oyuncak özelliklerinin yanı sıra, oyun arkadaşlığı da yapıyor. Bu durum ise, çocukların gereksinimi olan sosyalleşme ve paylaşma duygusunun gelişmesi önünde önemli bir engel olarak çıkıyor. Oyun sırasında, duygu ve tepkisi olmayan bir oyun arkadaşı ile oyun oynama gündeme geliyor. Bu durumu sağlıklı bulmak her zaman için olanaklı değildir.
* Yaz döneminde çocukların gününü planlamak doğru mu?
Yaz dönemi tüm çocuklar için sırasında ilgisi ve dikkati artmış bir çocuk gelişmeye daha açıktır. Oyun tek başına iyi zaman geçirme ve eğlenme demek değildir, aynı zamanda öğrenme ve dünyayı tanımadır. Çocuk için oyun, laboratuvar çalışması gibi deneme, öğrenme içermektedir.
* Hangi yaş grubunda hangi oyunlar tercih edilmeli?
Çocuklar kendi gelişim süreçleri ile uyumlu oyunları çok hızlı bir biçimde bulur. Oyun konusunda erişkinler, ancak kendi deneyimleri doğrultusunda yönlendirmeler yapabilir. Oyun konusunda onlara zarar gelmeyeceğini kestirme dışında, anne-baba olarak yönlendirmenin kısıtlı olduğu bir gerçektir. Sosyal ortamlarda ailenin etkisinin göreceli azaldığı ve arkadaş etkisinin arttığını gözlemliyoruz.
* Çocuğun oyun modeline aile mi karar vermeli?
Anne-baba çocuğun doğumunu izleyen ilk günlerden itibaren sunduğu her şeyle kendi istekleri ve beklentileri doğrultusunda hareket ederken, çocuğun yaşının ilerlemesi ile bu davranışları göreceli olarak söner. Çocuğun istekleri ve yönlendirmesi daha fazla yer tutmaya başlar. Ancak, anne babanın yönlendirme hakkı hep saklı kalmalıdır.
* Sokakta oynamak mı, yoksa bilgisayar mı daha yararlıdır?
Oyun o denli önemlidir ki, içine girildiğinde yeri önemini kaybeder. Günümüzde çocukların ev içinde oyun seçenekleri, özellikle elektronik tatil dönemi olmalıdır. Tatil diğer insanlar için ne kadar planlanırsa, çocuklar için de o kadar planlanır. Bu planlamada tatilin eğlence ve dinlenme olduğu göz önünde tutulmalı ve buna göre davranılmalıdır. Çocuğun istek, öneri ve gereksinimleri önemlidir. Anne babalar bu durumu düşünmeli ve planı buna göre yapmalıdır.
* Öğlen uykusu çocuklar için gerekli midir?
Uyku bedenin en önemli ihtiyacıdır ve bu durumun dışarıdan müdahale ile düzenlenmesi nerdeyse olanak dışıdır. Bebeklik dönemindeki uyku gereksinimi yaş ilerledikçe azalır. Zorla uyku uyunmaz. Ancak, özelikle küçük yaşlardaki çocukların yaz aylarının çok sıcak saatlerini dinlenerek geçirmeleri onlar için daha uygundur. Uyumasalar bile, dinlenmek üzere yatırılmaları uygundur.
* Çocuklara sosyal uğraşlar nasıl öğretilir?
Sosyal uğraşılar özellikle sosyal ortamlarda öğrenilir. Bu nedenle, çocukların sosyal ortamlarda bulunmaları desteklenmelidir. Bisiklete binmeyi öğrenmekte zorlanan bir çocuğun peşi sıra bu beceriyi kazanana dek koşturmak, anne baba olmanın zevkli bir aşaması olsa gerek. Bir kez bisiklete binmeyi öğrendikten sonra bir daha böyle bir deneyim ne çocuk ne de anne baba için bir daha yaşanmayacaktı. Tadı çıkarılması gereken bu deneyime katılmak gerekir.

Kadın ve Kariyer

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Azize Ergeneli, bankacılık sektöründe ilk kademe yöneticisi 150 kişiye kadınların iş hayatında yükselmeleriyle ilgili 34 soru sordu. Ortaya çıkan sonuç: Erkekler, kadın yöneticilere daha olumlu bakıyor. Ergeneli'nin 'Bankacılık sektöründe cam tavan' araştırmasında, erkek yöneticilerin 34 ifade içinde 33 ifadede kadın yöneticilerden daha olumlu bir tutum içinde olduğu saptandı. Bu ifadelerden 15'i kadınların üst düzey yönetici olmalarına ilişkin ifadeleri oluşturuyordu.

Peki ama kadınlar 'yükselme' konusunda neden daha olumsuz bir tutum içinde. Pek çok açıklaması olabilir

Kariyer ve Annelik


İş hayatında iyi bir kariyer elde etmek isteyen kadınlar için en önemli sorunlardan biri çocuk yapmaktır. Eğer işinizde belli bir yere gelmek istiyorsanız, bebek dünyaya getirmenin zamanını oldukça iyi ayarlamanız gerekiyor. Bu durumda 20'li yaşların başı ve 30'ların ortası sizin için en doğru dönemler olabilir. Çünkü çocuk yapmak ve aynı zamanda kariyere devam etmek için, kariyerin başlangıç dönemi, yani 20-25 yaşlar arası çok uygun. Bu yaşlarda hem işi yeni öğrenmeye başlamışsınızdır, hem de doğumdan sonra izinle geçen zamanın boşluğunu rahatlıkla doldurabilirsiniz.
30'lu yaşlardaysa artık belirli bir yere gelmişsinizdir ve sadece işleri takip etmeniz gerekir. 35 yaşında olup da belirli bir mevkie gelmek isteyen kadınların, özellikle de iki çocuk isteyen kadınların durumu oldukça karışık. Çünkü bu yaşlarda doğum yapan kadının yeniden iş hayatına başlaması çok uzun zaman alır. Bu da kadının iş bulmasını güçleştirebilir.
Şirkette belirli bir konumunuz olsun
Bir çocuk yapmayı planlamadan önce işyerinizde üç, dört yıldır çalışıyor olmaya özen gösterin. Böylelikle çalıştığınız zaman içinde kendi alanınızı daha iyi tanıyabilirsiniz. Ayrıca iş arkadaşlarınızı da yeterince tanımış olursunuz. Müdürünüz de artık sizin bu işi ne kadar iyi yaptığınızın bilincindedir. Bu nokta anne adayı için oldukça önemlidir. Eğer müdürünüz için değerli bir elemansanız, onunla masaya oturma şansınız da var demektir.
Hamile olduğumu nasıl söylemeliyim?
İş yerinde hamile olduğunuzu söylemeniz gereken ilk kişi patronunuzdur. Tabii bunu söylemenin de uygun bir zamanı var. Küçük sırrınızı patronunuzla paylaşmak için düşük tehlikesinin ortadan kalktığı 4., 5. ayları seçin. Görüşmeden önce yokluğunuzda yerinizi kimin doldurabileceğini de düşünün. Ne de olsa bu konuşma sırasında sadece bebeğin doğum tarihinden ve sizin sağlık durumunuzdan bahsedilmeyecek. Yokluğunuzun nasıl hissedilmeyeceği de önemli bir konu. Yaptığınız işi ve arkadaşlarınızın niteliklerini gözden geçirerek, yerinize uygun birini önerebilirsiniz. Böylece işinize ne kadar değer verdiğinizi göstermiş olursunuz. Doğum gerçekleşene kadar işinizin bir bölümünü evden bilgisayarla ya da yarım gün şirkete uğrayarak yapmaya devam etmeyi önerebilirsiniz. Unutmayın ki göreviniz ne olursa olsun, işi parçalara ayırabilirsiniz.
Hala eskisi gibi olduğunuzu gösterin
Hamilelik döneminizde dikkat etmeniz gereken noktalar şunlar: -Değişen birşey olmadığını, hala eski 'siz' olduğunuzu gösterin. Böylece hamilelerin zor işlerin altından kalkamadıkları önyargısını yıkabilirsiniz. -Çiçek desenli veya gereğinden bol bluzlar giymeyin. İş kadını kıyafetlerinizi gardırobunuzdan eksik etmeyin. Unutmayın; siz bir profesyonelsiniz. -Çalışırken işinize konsantre olduğunuzu gösterin. Sağlık durumunuzla ilgili ya da bebeğin adının ne olacağına dair düşüncelerinizi iş hayatınıza taşımayın. İşyerinde iyi bir konumdaysanız, hamileliğinizin son günlerinde evden çalışmaya dikkat edin. Çünkü üst düzey konumundaki bir kadının çabuk yorulması, karnı sığmadığı için çalışma masasında zorluklarla karşılaşması, imajınıza büyük bir tezat oluşturabilir.
Kendinizi hazır hissediyor musunuz?
Tekrar çalışmaya, kendinizi hasır hissettiğiniz zaman başlayın. Zaten patronunuz da konsantre olamayan, sürekli bebeğini düşünen bir anneyle çalışmak istemez. Kendinizi çalışmaya hazır hissettiğinizde ve bebek memeden kesildiğinde çalışmaya başlamak sizin için en uygun zaman. Ayrıca çocuğunuzu bakıcıyla yetiştirmeye hazır olup olmadığınız sorusuna da cevap bulmanız gerekir. Doğumdan sonra patronunuza her şeyin düzene girdiğini hissettirin. Çocuk hakkında fazla konuşmamaya, masanızın üzerini resimlerle doldurmamaya ve onu çalıştığınız yere getirmemeye dikkat edin. Unutmayın orası sizin iş yeriniz ve siz bir iş kadınısınız.

Kardeş kıskançlığını aileler körüklüyor

Kardeş kıskançlığını aileler körüklüyor
Bir çocuğunuzun ihtiyacını karşılayıp, diğerini göz ardı ettiğinizde, kardeşler arası çatışmalar kaçınılmaz oluyor.
Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Yankı Yazgan, kardeş kıskançlığı yaşayan çocuklarla ilgili şunları söyledi.
Kardeşler kıskanır mı?
Her kardeş birbirini kıskanmaz. Diğer taraftan kardeşler arasında anne- babanın boş zamanı ve ilgisinin paylaşımı konusunda çekişmeler çıkabilir. Bu çekişme birbirlerini hırpalama, zarar verici ve yok edici davranışlarda bulunma boyutuna varırsa, buna 'kıskançlık' demek daha uygun olur. Çekişme ile kıskançlık arasındaki farkı, "çekemezlik" oluşturur. Burada kıskançlığın tümden kötü ya da yanlış bir duygu olduğu izlenimi kesinlikle doğmamalı... Kıskançlık, "bende yok, ama onda var, öyleyse onda da olmasın" biçiminde olmadığında, geliştirici bir rol oynayabilir.
Anne-babanın tutumu kardeş sürtüşmelerini artırır mı?
Anne-babanın kişisel özellikleri ve aralarındaki ilişkinin kardeş sürtüşmelerini azaltma ya da artırma yönünde etkisi vardır. Anne baba kendi önceliklerinden vazgeçmede fazla istekli değilse, iki kardeş olduğunda bu iki kardeşe verecekleri ilgi ve zamanın dozu da azalabilir. Anne-babanın ikili ilişkisi, anne çocuk ve baba-çocuk ilişkisi ile eşit oranda tutulmaya çalışıldığı takdirde, ilginin birden fazla insan arasında bölünmesi durumuyla karşı karşıya kalırız ki, bu da bazen tarafların hiçbirinin aldığı ilgiden memnun kalmaması ve daha fazlasını talep etmesi ile sonuçlanabilir. Birinci çocuk, anneden ikinci çocuk kadar ilgi istemeye başlayabilir (zaten kardeşi doğana kadar aldığı ilgi buydu, doğumla birlikte azalan payını geri ister); bu arada baba da anneden yeterli ilgi almadığını, ihmal edildiğini düşünmeye başlarsa, bir de bu anne bir süre sonra işine dönmek zorunda olan, çalışan bir anneyse, baskı hissetmesi ve bunalması normaldir. Zaten bu tip kardeş çatışması durumlarında en çok zarara uğrayanlar genelde annelerdir. Eğer anne ve babada birbirleriyle olan ilişkilerindeki doyumdan geçici olarak vazgeçme ve daha çok çocuklara yönelme durumu varsa, bazen geçici olarak çocukların bölüşülmesi (örneğin anne küçük çocuğun zorunlu ihtiyaçlarıyla ilgilenirken, baba da büyük çocuğa ilgi gösterebilir) sorunu hafifletebilir. Tabii çocukların doğumundan önceki ilişki yeterince sağlam ve bu tür sarsıntılara dayanıklıysa, sorun yoktur. Ama çok taze bir ilişkiyse, ya da sağlamlığı konusunda tarafların kuşkuları varsa veya daha da kötüsü ilişkiyi sağlamlaştırmak üzere bir çocuk yapıldıysa, çocukların arasında ortaya çıkan çatışma aslında daha çok anne-baba çekişmesinin bir sonucu olabilir.
Çocukların yaşı kardeş sürtüşmelerinde etkili midir?
Üç yaşındaki bir çocuğa gösterilmesi gereken ilgiyle 13 yaşındaki bir çocuğun ihtiyaç duyduğu ilgi eşit değildir. Dolayısıyla, çocuklara gösterilmesi gereken ilgi bir eşitlik ölçüsüyle değil de denklik ölçüsüyle değerlendirilmelidir. Çocuklarının bireysel özelliklerini ve ihtiyaçlarını iyi görebilen ve değerlendirebilen anne-babalar, kardeşler arasındaki çekişmelerin çatışmaya dönüşmesini de engelleyebilir. Üstelik, çocuğunun ihtiyaçlarını ve psikolojik özelliklerini iyi görebilen bir kişi, eşinin ihtiyaç ve özelliklerini de iyi bilen birisidir ve hem çocuklarıyla hem de eşleriyle ilişkileri daha sağlıklı olur. Bebeklerde daha doğumun ilk haftalarında tespit edebileceğiniz bazı mizaç özellikleri vardır. Bu özelliklerini uykusundan, gürültüye reaksiyonundan, bir yabancıyla karşılaştığındaki reaksiyon düzeyine kadar birçok özelliğinden çıkartırız. Daha ilk baştan çocuğun temel özellikleri hakkında bir fikir sahibi olursak, yerine uygun bir şekilde davranmayı öğrenebildiğimizde, onun ihtiyacını daha kolay bir şekilde karşılamış oluruz. Burada çocuğun (özellikle üç yaş altı çocukları kastediyoruz) temel ihtiyaçlarını doğru saptayıp, onları zamanında karşılama mantığıyla hareket etmek çok önemlidir. Ali kendisiyle iki saat zaman geçirilmesinden tatmin olabilirken, Ayşe beş dakikalık anne-baba ilgisinden sonra kalan bir saati tek başına oynayarak da geçirebilir. Yani, Ali'ye yetenle Ayşe'ye yeten aynı olmayacaktır. Bu sebeple, anne-babanın bu tür bireysel farkları, çocuklarının her birinin neye ne kadar ihtiyacı olduğunu iyi anlaması ve ikisine ihtiyaçlarının miktarı doğrultusunda yaklaşması, kardeş çatışmasını azaltır.

Kadınların Korkulu Rüyası "El Ekzamaları"

Ellerde hassasiyetekzema habercisi mi? Ellerimiz sürekli dış ortamla temas halindedir. Bazı kişilerin elleri normal günlük aktivitelere karşı daha duyarlıdır. Kolayca kurur, çatlar ve pullanır. Su, sabun, deterjan ve temizlik maddeleri deriyi en sık tahriş eden ajanlardır. Özellikle ev kadınları, ahçılar, temizlik işçileri ve elleri su ile fazla temas eden kişilerde görülür.
Ellerde kuruluk, soyulma, parmak izlerinde silinme,çatlaklar, sızlama şeklinde ortaya çıkar. Ayrıca bazı maddeler hassas kişillerde allerji yapabilir. Allerji, tahriş olmuş deride daha kolay oluşur. Çok kaşıntılı, sulantılı, kızarık döküntüler gelişebilir. Allerjik el ekzemaları daha çok mesleğe bağlı olarak özel maddelerin teması sonucu ortaya çıkar. İnşaat işçilerinde çimentoya, kuaförlerde saç boyalarına, sağlık personelinde eldivenlerde bulunan latekse karşı alllerji gelişebilir. Kişide daha önce yıllarca böyle bir allerji olmayabilir.
Korunma ve tedavi Ekzemanın korunma ve tedavisinde en önemli nokta tahriş edici allerjik maddelerle teması önlemektir.
Su ve deterjan gibi maddelerden kaçınılmalıdır. Ellerin hangi sıklıkta ıslandığı çok önemlidir.
Ellere sabun ve deterjan teması en fazla günde bir kaç kez olmalıdır.
Eldiven kullanmak beklenildiği kadar yarar sağlamaz. Elleri terletir. Ciltte soyulmalar olabilir. Bazı kişiler için eldiven içindeki maddeler alllerjik olabilir. Pamuk astarlı eldivenler tercih edilmelidir. Eller terlemeden eldivenler çıkarılarak havalandırılmalıdır.
Cildin yıkama ile kaybettiği doğal yağların yerine konması çok önemlidir. Kullanılan ticari el kremleri parfüm ve tahriş edici başka maddeler içerebilir. Yalnızca doktorun önerdiği ürünler kullanılmalıdır. Bu ürünler suyla her temas sonrası ve cilt kuru hissedildikçe ince bir tabaka halinde uygulanmalıdır.
Aşırı sıcak ve soğuk sudan kaçınılmalı, ılık su tercih edilmelidir.
Taze meyva ve sebzelerin öz suları da şikayetleri arttırabilir. Bunlarla doğrudan temastan kaçınılmalıdır.
Allerjik bir maddenin temasından şüpheleniliyorsa bu madde deri testleri yapılarak saptanmaya çalışılır.
El ekzeması tedavisinde en çok kortizonlu kremler kullanılır. Ekzemanın çeşidine göre ek tedavi ajanları mevcuttur. Tedavinin yan etkiler de göz önüne alınarak doktor kontrolünde yapılması gerekir.
Hastalığın tekrarlamaması için hastanın korunma yöntemlerine uyması gerekir.
Dr. Canan Savaş Cilt Hastalıkları Uzmanı

Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu...

Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu...
İdrar kaçırma sorunu tüm dünyada yaygın olan bir sorundur. Ülkemizde de kadınların çoğunluğu bu sorun için çözüm yolları aramaktadır. Her geçen yıl tıp dünyasında yeni yöntemlerin uygulanmaya başlaması, bu konuda problemli olan kadınların da yüzünü güldürüyor.
Nedir İdrar Kaçırma?

Kadınlarda "histeri" riski daha yüksek

Kadınlarda "histeri" riski daha yüksek
Psikiyatrist Doç. Dr. Arif Verimli, ilkçağ Yunan uygarlığında kadın rahminin azarak bedende gezdiği, Ortaçağ'da cin çarpması sanıldığı, Freud'a göre ise bilinç dışına bastırılmış duyguların beden dili ile ifade edilmesi olarak tanımlanan histeri hastalığının başlıca özelliğinin, hastaların kendi hareket ve sözlerine özel bir ilgi ve beğeni gösterip, aynı ilgi ve beğeniyi beklemeleri olduğunu kaydetti.
Histeriklerin, hem tedavi olmak için psikiyatriste başvurduklarını, hem de hastalıklarından asla kurtulmak istemediklerini ifade eden Doç. Dr. Verimli, ''Histerikler, bu çelişik tavırdan inanılmaz zevk alırlar'' diye konuştu.
Doç. Dr. Verimli, ''Histerikler tiyatraldir. İsteklerini çocuksu sesler çıkarak, kekeleyerek ya da çocuk taklidi yaparak dile getirirler. Genelde kalabalığın olduğu yerde bayılırlar. Tek başına bayılmazlar. Bu esnada kendini yaralamaz, kendine zarar vermez ve çevrede olup biteni duyarlar. Ağlayarak kendilerine gelir, taşkınca ve saçlarını sıkıca tutarak ayılırlar'' dedi.
Histerinin ciddi bir psikiyatrik bozukluk olduğunu ifade eden Doç. Dr. Verimli, şunları kaydetti:''Sözel olarak ruhsal gerilimini ve sıkıntısını anlatamayan hasta, beden dili ile dış dünyaya püskürür. Bu püskürme felç, körlük, konuşma bozukluğu, tikler, sara nöbeti, benzeri nöbetler, yürüyüş bozukluğu ve titremeler olarak ortaya çıkar. Histeriye, depresyon ve anksiyete (telaş, kaygı) eşlik eder.
Eski Türk filmlerindeki ani körlükler, kendini yatağa atarak ağlamalar, üzüntüden felç inen fakir kız, aniden hafızasını kaybetmiş gibi olan zengin erkek.histeriyi çağrıştırır.'' Histerinin, en basit anlamıyla ''Ben kendi sıkıntımı ancak bedenime yansıtarak dışa vurabildim. Şimdi siz bana acıyın, beni önemseyin, beni görün'' olduğunu ifade eden Doç. Dr. Verimli, histeriklerin, içlerindeki gerilim ve öfkeyi dışarı püskürterek ve hasta olduğu için önemsenme ve ilgiyi üzerinde toplama şeklinde 2 tip kazanım sağladığını bildirdi.
Histerinin çok zor bir hastalık olduğunu anlatan Doç. Dr. Verimli, ''Ülkemizde psikiyatriste başvuran histeri hastalarının oranı yüzde 10'dan az olmamakla beraber yüzde 30'a kadar çıkmaktadır. Ergenlik sonrasında kadınlarda erkeklere oranla 20 kat fazla görülür. Geri kalmış ülkelerde görülme oranı daha düşüktür. Tipik bir gelişmekte olan ülke insanı hastalığıdır'' dedi.
''Tedavide tecrübeli hekime başvurmak şarttır'' diyen Doç. Dr. Verimli, şunları kaydetti:''Çünkü beden yakınmalarının başka bir fiziksel dayanağı olmadığı ispatlanmalıdır. Tedavide psikoterapi birincil, ilaç tedavisi ikincil çözümdür. Tedavide içinden çıkılmaz durum ise; hasta tedavi edildiğinde son derece mutsuz olur, depresif tavırlar sergiler. Bir hekim tedavi etsem mi etmesem mi ikilemine düşebilir. Bu anlamda önce ikna ve terapi gerektirir. Histeri Türk kadınında anksiyeteyle başa baş oranda fazlaca görülen bir hastalıktır. Çok yaygındır.'

Kadınlara umut veren gelişme

ABD’nin Tennessee Eyaleti’ndeki araştırmacıların yaptıkları bir çalışma, kısırlıkla uğraşan hekimlerin ilgisini çekti. Sözkonusu çalışmada yumurtalık dokusunda bol miktarda bulunan yüzey hücrelerinden yumurta hücresi geliştirilmişti.
Kadınlar bugün neden istedikleri yaşta çocuk sahibi olamıyorlar?
Kadınlar belirli bir sayıda yumurta hücresiyle doğarlar. Yıllar içerisinde yumurta sayısı azalır. Menopozda döneminde ise yumurtalıklarında yumurta hücresi kalmaz.
Bu durum özellikle ileri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda büyük zorluklara neden olur.
Yumurtalık rezervi neden bu kadar önemli?
Tüp bebek tedavilerinde tedavinin başarısını en derinden etkileyen faktör, kadının yumurtalık rezervidir. Eğer rezervin azalmasına bağlı olarak yumurtalıklardan yeterli yanıt alınamıyorsa, tedavide başarı şansı belirgin derece düşmektedir.
Heyecanlandıran yeni araştırma neyi gösterdi?
Yumurtalıklar içerisinde yer alan ve sayı kısıtlığı bulunmayan yüzeysel hücreler, belirli şartlarda kültüre edildiklerinde yumurta hücresine dönüşebiliyorlar. Dolayısıyla bu hücreler kök hücresi görevi üstlenerek yeni bir yumurta hücre kaynağı oluşturabilirler.
Kadınlar bu gelişmeden nasıl yararlanabilicekler?
-Yumurta rezervi erken yaşta azalan kadınlar, bu teknik ile yumurta geliştirilerek daha kolay çocuk sahibi olabilirler.
- Prematür menopoz yaşayan kadınlarda gebelik imkanı doğabilir.
- Kanser tedavisi gibi sebeplerle yumurtalıkları bir daha fonksiyon görmeyecek veya ameliyatla yumurtalıkların alınması gereken hastalar da yararlanabilecek. Basit bir laparoskopi operasyonuyla elde edilecek yumurtalık dokusu dondurularak, ileride yumurta hücresi geliştirmek için kullanılabilecek.
- Genç yaşta çeşitli sebeplerle gebelik imkanı bulamayacak kadınların yumurtalık dokusu saklanabilecek. Daha ileri yaşta dondurulan dokudan elde edilecek yumurtalarla gebe kalınabilecek.
Gelişmeler kliniğe ne zaman gelebilir?
Bu çalışmaların klinik uygulamaya geçirilebilmesi yani hastalara rutin olarak uygulanabilmesi için daha ileri araştırmalara ihtiyaç duyuluyor. Yumurtalık yüzey hücrelerinden geliştirilen yumurta hücrelerinin (oositler), döllenme ve sağlıklı bir embriyo geliştirme kapasitesi henüz bilinmiyor.
Hürriyet / Mesude Erşan

Kadınlar yumurtlamadan hemen önce güzelleşiyor

“Proceedings of the Royal Society: Biology Letters” dergisinde yayımlanan makaleye göre, kadınların yüz hatları ve ifadeleri yumurtlamadan hemen önce daha çekici hale geliyor.
Bilim adamları, kadının yumurtlamadan hemen önce neden daha güzel göründüğünü bilmediklerini belirterek, değerlendirme yapanların, dudakların kalınlığı ve rengi, göz bebeğinin büyüklüğü ve cilt renginin kadını güzelleştirdiğini ifade ettiklerini kaydettiler.
Newcastle Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Craif Roberts ve ekibi, 48 kadının, yumurtlamadan hemen önce ve yaklaşık bir hafta sonra doğurgan olmadıkları dönemde vesikalık fotoğrafını çekti. Bu fotoğrafları, 130 kadın ve 130 erkeğe gösteren bilim adamları, onlardan kadınları hangi fotoğraflarda daha çekici bulduklarını söylemelerini istediler. Kadın ve erkeklerin çoğu, yumurtlamadan hemen önce çekilen fotoğraflardaki kadınları daha güzel buldular.
Bilim adamları, kadının yumurtlamadan hemen önce neden daha güzel göründüğünü bilmediklerini belirterek, değerlendirme yapanların, dudakların kalınlığı ve rengi, göz bebeğinin büyüklüğü ve cilt renginin kadını güzelleştirdiğini ifade ettiklerini kaydettiler.
Hayvanlarda yumurtlamadan hemen önce belirgin işaretlerin varlığına dikkat çeken bilim adamları, kadınlarda bu işaretlerin bulunmamasının tekeşliliği kolaylaştırdığını ve babanın çocuklarıyla ilgilenmesini sağladığını tahmin ediyorlardı. Bilim adamları, bu deneyle, insanlarda da küçük de olsa değişikliklerin var olduğunu öğrendiklerini belirttiler.

Kadınlar bağışıklık sistemi hastası

Ankara Üniversitesi Ankara Tıp Fakültesi Klinik İmmünoloji ve Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Duman, bağışıklık sisteminin yetersiz fonksiyonu veya vücudun bakteri ve virüsler yerine kendi dokusuna saldırması nedeniyle ortaya çıkan otoimmün (bağışıklık) hastalıklar konusunda bilgi verdi.
Prof. Dr. Murat Duman, Türkiye’de 2.5 milyon kişide, astım, şeker, guatr, romatizma, sinir kas sistemi hastalığı myasthenia gravis, kronik hepatit, multipl skleroz (MS), deri, eklem, kan, böbrek gibi vücudun farklı bölgelerini etkileyen kronik hastalık Lupus, Behçet gibi birçok rahatsızlığın genel adı olan otoimmün hastalık bulunduğunu bildirdi.
Bu hastaların bir kısmının birden fazla hastalığı aynı anda taşıdıklarını söyleyen Duman, bu kişilerin yüzde 75’inin kadın olduğunu belirtti. Prof. Dr. Duman, kadınların ölüm sebebi sayılan 10 hastalık arasında bu hastalıkların da yer aldığını vurguladı.
Kozmetikler tetikleyebilir
Hastalıkla birlikte, sık hekime gitme, tedavi masrafı, iş hayatını aksatma gibi sosyal, ekonomik problemlerin de ortaya çıktığını anlatan Duman, bu hastalıklarda, organları kullanmada güçlükler, moral ve çalışma yönünden kendini zayıf hissetme, doğum zorluğu gibi problemleryaşanabileceğini ifade etti.
Otoimmün hastalıkların çoğunlukla kadınlar arasında görüldüğünü, bunun nedenlerinin araştırıldığını söyleyen Duman, şöyle konuştu:“Bağışıklık sistemi çalışma düzeninde, kendi antijenlerimize saldırmaması gereken antijenlerimiz saldırıyor, buna genetik faktörlerin yanı sıra çevre faktörleri, virüsler, ultraviyole ışınları, kullanılan ilaçlar veya kullanılan kozmetikler neden olabiliyor. Yani immün sisteminde dengeyi bir yerden bozduğunuz zaman toparlama mümkün olmuyor.”
Sinsi seyrediyor
Bu hastalıkların bir kısmının çok sinsi seyrettiğini ve tanıda çok geç kalınabildiğini vurgulayan Duman, “Biz istiyoruz ki hastalıklar daha önce tespit edilsin, mesela hastalar bize kör olarak veya böbrek yetmezliği ile gelmesin” dedi.
Hastalıkların belli belirtileri olmadığını, her hastalıktaki gibi yorgunluk ve halsizlik olabileceğini kaydeden Duman, özellikle kadınların, halsizlik veya yorgunluk gibi şikayetleri olduğu zaman mutlaka hekime gitmelerini istedi. Duman, özellikle ailesinde bu hastalıkları taşıyanların daha dikkatli olmaları gerektiğini söyledi.
Dünyada bu hastalıklarla mücadelede ileri seviyelere gelindiğini söyleyen Duman, “İmmün sisteminin kendi hücrelerindeki organlarına, dokularına saldırması konusunda bir gün barış sağlanacaktır diye ümit ediyoruz” dedi.

İşte benim saçım

Günün modasına göre saçlarını kazıdılar, pudraladılar, peruk taktılar ya da boyadılar. Ancak bugün artık sağlıklı, güzel ve ışıl ışıl saçları elde etmenin dertsiz tasasız yolları da var. Tıpkı ciltte olduğu gibi, saçta da çeşitli tipler sözkonusu, her biri için özel bakım gerekiyor.
Kuru saçlarKuru saçların neme ihtiyacı vardır, bu nedenle etkili bir saç kremi her şampuanın kesinlikle olmazsa olmazı. Saçınızın kökleri dışında her yanına boydan boya uygulayın. Yaklaşık üç dakika bekleyin, ardından kayganlığı gidinceye dek durulayın. - Saç maskeleri ışıltıyı artırmak için muhteşem bir çözüm, ancak saçta beş dakikadan uzun süre bekletildiği takdirde işe yarar. - Kimyasal maddeler ve saç kurutma makinesiyle aşırı derecede kurutma en aza indirilmeli. Öte yandan gölge ve renk, gereğince yapılırsa ışıltıyı ve saçın kalitesini artırabilir. Kullanılan ürünlerdeki peroksit düzeyinin de az olmasına dikkat edilmeli. - Boyamadan sonra saç renginin korunması için, daima boyalı saçlar için geliştirilen ürünler kullanılmalı. Bu ürünler alkol içermez ve pH dengesini korur, böylece saçın fazla kurumasının önüne geçilir.
İnce ve cansız saçlar
- Saç serumları kırılan uçları düzleştirmede son derece işe yarar. Parmaklarınızın arasına bir damla alarak yıpranmış saç uçlarına uygulayın.- Hacimsiz saçlar çoğu zaman fazla ürünün, özellikle de saç kremlerinin kullanması sonucu ortaya çıkar. Daha hafif bir ürüne geçin ya da birkaç gün boyunca hiç kullanmayın.- Saçlara hacim ve hareket kazandırmak amacıyla, saç diplerine (geri kalan yerlere değil) köpük sıkın. Saç kurutma makinesiyle şöyle bir kurutun.
Yağlı saçlar- Saç derisinde biriken sebum adlı yağ hücrelerinin fazlalığı düzensiz şampuanlama, terleme ya da hormonal dengesizlikten kaynaklanıyor olabilir. Saç derisindeki bezlerden gelen salgılar saç tellerinin üzerini kaplar, toz ve kirler saçta toplanır, böylece saçınız yağlı, cansız ve donuk bir görünüme bürünür. Çaresi: saçınızı her gün arındırıcı bir şampuanla yıkayın. Krem içermeyen şampuanlardan kullanın.
Dalgalı saç
- Saç türleri arasında en yaygın olanı budur. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı değişen oranlarda dalgalı saça sahiptir. Dalgalı saç genellikle kuru olur, bu nedenle nemlendirici içeren şampuan ve kremlere gerek vardır.
- Islak saça uygulanan serumlar saç tellerini yumuşatır.
- Serum ve köpükler saçtaki kıvrımları vurgular.
- Saçın ıslakken düz taranması, jöle sürülmesi ve kendi kendine kurumaya bırakılması da izlenebilecek başka bir yöntemdir.
Saçla ilgili önemli ipuçları
- Saçınızın sağlığını yitirecek kadar kötüleşmesine izin vermeyin. Güneşten kaçının, özellikle de saçınız boyalıysa...
- Her zaman nazik şampuanlar ya da kremler kullanın. Saç tipinize ya da saçınızın durumuna uygun ürünler seçin.
- Saçınızı sert havlularla kurulamak dalgaları kıvırcık hale getirebilir.
- Saç tipinizden emin değilseniz kuaförünüze ya da uzman tehşhisine başvurun.Saç kesiminin önemi
İnce telli ve düz saçlar cesaret ister
Saçınızı omuzlarınızdan aşağıya uzatmayın; zekice kesilmiş katlar saçınızı daha kalın göstererek hareket kazandırır. Yüz şeklinize uygun bir perçem de iyi fikirdir.
Kalın ve sert saçlar
En kolay saç tiipi, ama sürekli bakım ve kontrol gerektirir. Fazla kısa kesmeyin, yoksa çim adama benzersiniz.
Dalgalı saçlar
İnceden kalına doğru uzanır, bu yüzden kesim ve uzunluk tamamen yüz şekline bağlıdır. Ne kadar uzatırsanız, dalgaları o kadar azalır.
Kıvırcık saçlar
Bu saçların yapısı büyük çeşitlilik gösterir, ancak önünüzdeki seçenekler sınırlıdır. Doğal haliyle bırakın, iyi bakın ve örme, topuz gibi stil tekniklerini öğrenin ya da düz hale getirin. Bu sonuncusu kimyasal işlem gerektirdiğinden, saçınızı sağlıklı tutmak için sürekli bakım uygulamanız gerekecek. Düzleştirme işlemini profesyonellere bırakmanız en iyisi.

İşe kabul edilip edilmediğinizi hemen anlayabilirsiniz

 
Türkiye İş Kurumu Konya İl Müdürlüğü Meslek Danışma Merkezi uzmanlarına göre, işverenin koltuğuna yaslanması ve başını arkaya doğru atmasının, görüşmenin olumsuz geçtiği ve büyük bir olasılıkla başvuru yapanın işe alınmayacağı anlamına geliyor.

İş başvurularında işverenin görüşülen kişi karşısında gösterdiği davranışlar, görüşmenin sürmesi ya da kesilmesi konusunda ipucu verdiği gibi kişinin işe alınıp-alınmaması yönünde bilgi sahibi olmasını sağlıyor. Bu çerçevede, iş başvurusunda bulunan kişilerin, işverenin kendisiyle kurduğu göz teması ve koltuğuna oturuş biçimine dikkat etmeleri öneriliyor. İşverenin sürekli göz teması kurması, iş başvurusu yapan kişiyle ilgilendiği ve görüşmeden sıkılmadığını gösteriyor.

Ayrıca, görüşme gereğinden fazla uzamış ve işveren, halen konuşmayı sürdürüyor, çay, kahve gibi içecek teklif ediyorsa, bu yaklaşım görüşmenin sağlıklı geçtiği ve olumlu sonuçlanacağının sinyallerini veriyor.

İşveren koltuğuna yaslanmışsa
İşverenin koltuğuna yaslanması ve başını arkaya doğru atması ya da başını ellerinin arasına alması, görüşmenin olumsuz geçtiği ve büyük olasılıkla başvuru yapanın işe alınmayacağını gösterebiliyor.
Ayrıca, işverenin görüşmeyi sık aralıklarla kesmesi, sürekli telefon etmesi, sekreterini çağırması, dosyalara bakmak gibi başka işlere yönelmesi, görüşmeden sıkıldığı ve detaya inmek istemediği anlamına geliyor. Bu davranış çoğu zaman, işverenin başvuru yapan kişiyi firması için düşünmediği anlamına da geliyor. Ayrıca, karşısında konuşan kişiyi dinlememek gibi bir davranış söz konusu ise başvuru yapan kişinin acilen konuşmayı kesmesi gerektiğini anlatıyor.

İşverenin bu şekilde davranması karşısında başvuru yapan kişinin hareketleri de oldukça önem taşıyor. Eğer görüşmenin olumsuz geçtiği anlaşılırsa iş başvurusunda bulunan kişinin bunu belli etmemesi ve güler yüzünü göstermesi gerekiyor.

Yetkililer, işverenin olumsuz tutumu nedeniyle nazik davranıştan vazgeçilmesinin, diğer iş başvurularında kötü referans verilmesine yol açabileceğini belirttiler.

Hızlı makyaj

Son anda bir davet aldınız ama hazırlanmak için hiç vaktiniz yok, hazırlanmayı hep son ana bırakıyorsuz ya da sabahları birazcık daha fazla uyumak için makyaja çok az vakit ayırıyorsunuz. Bu durumda ne yaparsınız? Çok basit, ayrıntılı olmamakla birlikte çok kısa sürede yapacağınız bir makyajla her zaman bakımlı görünebilirsiniz.

Ten
Cildiniz donuksa kayısı ve bej tonlarında bir makyaj altı sürün. Göz altlarınızda morluklar, yüzünüzde sivilce ve kızarıklıklar varsa mutlaka bir kapatıcı (concealer) kullanın. Rengi cildinizden bir ya da iki ton açık olmalı. Kapatıcıyı parmaklarınızla cildinize iyice yedirin. Fondöteninizi uygulayın. Fondöten rengini cildinizle aynı tonda veya yarım ton daha açık seçin. Büyük bir fırça ile pudranızı ve allığınızı sürün.
Göz
Üst göz kapağınızın tamamına göz farını sürün. Gözleriniz koyu renk ise ideal far renkleriniz bej ve sedef tonlarıdır. Açık renk gözlerde her renk rahatlıkla kullanılabilir. Gri, siyah ve kahverengi derin bir bakış mavi ve yeşil tonları ise daha genç bir görünüm verir. Gözleriniz büyükse göz içine, küçükse kirpik diplerinden kalem çekin. Pamuklu çubuk ile çizgiyi dağıtıp gölgelendirin. Kirpiklerinizi tarayın ve iki kat rimel sürün.
Dudak
Dudak kalemi kullanıyorsanız, rujunuza uygun bir renkle dudaklarınızı çevreleyin -dudak şekillerine göre makyaj için tıklayın- Fırça ile rujunuzu sürün. Dudaklarınızın tam ortasına bir parça parlatıcı ekleyin

Havada ihanet kokusu var

 
Bir kadın eğer ihanete uğruyorsa, bunu altıncı hissinin gücüyle mi anlar, yoksa kocası açıkça "Ben ihanet ediyorum" mesajı mı verir? Yapılan araştırmalara göre, ikinci şık daha sık görülür. Çünkü, kadın ya da erkek eşine ihanet ediyorsa, bu davranışlarına net bir şekilde yansır. Bakın, eşine ihanet eden kadınların ve erkeklerin tavırlarında ne değişimler yaşanır:

Erkeksi belirtiler
* "Dipteyim", "sondayım", "depresyondayım" diye ortalarda dolaşan sevgiliniz, bir gün kalkıp "Yaşamak ne güzel şey be kardeşim"diye iç çekerse.
* İş hayatında birdenbire yükselir, "Sana neler alacağım sevgilim" bak bu daha başlangıç deyiverirse.
* Cep telefonuna her mesaj gelişinde 'Turkcell Bilgi Hattı maç skoru yolluyor, yeter artık' diye şikayet ediyorsa.
* Telefon defterindeki erkek arkadaş numaralarında garip bir artış gözleniyorsa.
* "Bugüne kadar bileklerinin hiç bu kadar kalın olduğunu fark etmemiştim",
* "Göğüslerin de sanki ufalmış gibi geldi bana" gibi yorumlar yapmaya başladıysa.
* Size zırt pırt sarılıp 'Aman da ne şekermiş' gibi baba şefkati gösteriyorsa.
* Akşam eve geç geldiğinde "Bıktım bu toplantılardan artık" diyerek oflayıp pufluyor, "Gel seninle şöyle baş başa bir tatile çıkalım haftaya" diyor ve asla o tatil programı bir türlü gerçekleşemiyorsa.
* Kredi kartı ekstrelerinde en çok iç çamaşırı satılan mağazalardan yapılmış alışveriş harcamaları gözüküyorsa.

Kadınsı belirtiler
* Şimdiye kadar sarışın olan sevgiliniz ya da eşiniz, akşam eve kızıl gelirse.
* Düşünceli bir halleri, anlamlandıramadığınız tuhaf bir çekicilikleri varsa.
* Yatmadan önce 'Ballı süt ister misin?' diye soruyor, ya da sabah kalktığınızda almanız gereken vitaminleri elinize tutuşturuyorsa.
* Size, sizi aldattığı kişiden edindiği bilgileri anlatmaya ve yorum yapmaya başlarsa. Hiç anlamadığı borsadan, motor sporlarından söz açarsa.
* 'Seks yapmayalım, bu akşam sadece sana sarılıp uyumak istiyorum' diyorsa.
* Pamuklu pazar külotlarının yerini dantel g-stringler almaya başladıysa.
* Akşamları, "Hayatım arkadaşım intihar etmek üzere" diye evden aniden fırlıyorsa.
* Daha önce yapmamasına rağmen, orgazm ahkamları kesmeye başladıysa.

Hangi yüze hangi saç modeli yapılmalı?

Saçımızı kestirmeye karar vermeden önce ne istediğimize karar vermeliyiz. Saçımız mı ön planda olsun ,yoksa yüzümüz mü?

İşte yüz şekillerine göre ideal saç kesimleri..
1-Yuvarlak Yüz: Dengeli yumuşak bir yüz yapısıdır.Suratta değişiklik yapmaz. Ama yüzünüzün yuvarlaklığından şikayetçi iseniz ve bunu biraz olsun inceltmek istiyorsanız saçınızın volümünü yüksek tutacak modelleri tercih etmelisiniz. Böylece saçınız ön planda olup,yüzünüzün yuvarlaklığı biraz olsun azalacaktır.Yüzünüzün hatlarına göre öne doğru kesilmiş tutamlarda yüzünüzü biraz olsun inceltecektir.
2-Kare Yüz: Kare yüz yapısıda yuvarlak yüz gibi dengelidir. Sertlik ön plandadır. Kare bir yüze saç kesimi yaparken eğer yüz şeklinizi değiştirmek istemiyorsanız size en uygun olanı yine kare bir kesimdir. Fakat yüzünüzdeki ifadeyi yumuşatmak, dengelemek istiyorsanız saçınıza yuvarlak modeller kestirmelisiniz.Bunu yaparken saçınıza yuvarlak bir kesimli kahkül ve şakaklarınıza inen saç tutamları yaptırabilirsiniz.
3-Diktörtgen Yüz: Suratta değişiklik yapan ama fazla değiştirmiyen bir yüz şeklidir. Eğer yüzünüzü biraz kısalmak amacı ile kesim düşünüyorsanız çene kemiğini geçmeyecek şekilde kesim yaptırabilsiniz. Şakak kemiğini örtecek şekilde kesilen kesimler ile dengeli,uyumlu saç modellerine sahip olabilirsiniz.
4-Enine Diktörtgen Yüz: Bu yüz şeklinde yüzünüzü biraz uzatmak ver şakak kemiklerinizin ön plana çıkmasını istemiyorsanız uzun saç modelleri ya da saçınızda yukarlara verilecek volümlerle saçınızın biçimini dikdörtgen şeklinde kesimler vasıtası ile yüzünüzü inceltebilir ve yüz yapınızda birazda olsun değişiklikler yapabilirsiniz.
5-Ters Üçgen Yüz: Surat yapısını tamamen değiştirebilen yüz şeklidir.Bu tip yüz şekillerinde daha modern kesimler yapmak mümkündür. Makyaj için ise en elverişli yüz biçimidir. Kişileri çok enerji dolu gösteren bu yüz şekline eğer yüz biçimini değiştirmeden daha bir güçlülük katmak istiyorsanız, saçınızın yanlarını ve enselerini kısa kestirerek ,saç tepesine volüm vererek kesilen saç modellerini tercih etmelisiniz. Ama kendinize biraz dengeli,uyumlu ve yumuşak bir yüz ifadesi vermek istiyorsanız tam tersi enselerde daha çok volümü olan ve saçın tepesine doğru volümü azaltılmış saç modellerini tercih etmelisiniz.
6-Üçgen Yüz: Saç şeklinde daha negatif olan bir yüz biçimidir. Kişileri enerjisi zayıflamış ve yorgun gösterir. Bu tip yüz şekillerinde negatif olan yüz biçimini saçınıza verilecek pozitif enerji ile dengelemelisiniz. Bunu enselerde saçı azaltarak şakak kemiğindeki bölgeden saç tepesine doğru volümü arttırarak yaptırabilirsiniz. Küçük kare kesimler yaptırabilirsiniz.
7-Baklava Yüz: Bu yüz biçiminde saçınıza uzun, kısa, düz, dalgalı, kahküllü modelleri uygulayabilirsiniz. Sadece bunları uygularken kuaförünüz ile diyalog kurarak boyunuza,kilonuza ya da yüzünüzde nerenin ön planda, nereniz arka planda kalmasına karar vererek saç modelinizi bulmalısınız.
Dikkat Edilmesi Gerekenler: Yüz şekline göre saç kesilirken kuaförünüzle uzun uzun bir diyalog yapmalı, yüzünüzü mü, saçınızı mı ön plana çıkarmak istediğinizi belirtmeli, kilo, boy, giyim tarzınız ve hatta kişiliğinizi bile konuşmalı ve ona göre saç kesimi yaptırmalısınız.

Hamile miyim?

Hamile miyim?

“Acaba hamile miyim?” ; “Acaba eşim/arkadaşım hamile mi?”... Bazı belirti ve bulgular size bu sorunun cevabının “evet” olma ihtimalinin yüksek olup olmadığını söyleyebiliyor...

Bazı belirtiler gebeliğin habercisi olsa da kesin bir gebelik varlığını göstermez, zira başka durumlara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Yine de kesin tanı için gebelik testi yaptırmanız gerektiğini unutmayın

Sorunun cevabını nasıl alacaksınız?
Bazı belirti ve bulgular size bu sorunun cevabının “evet” olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösterir.
Bunlar:
-Beklenen adetin başlamaması
-Görülen adetin niteliklerinin normalden farklı olması (miktarın, adet görme zamanının, beraberinde oluşan belirtilerin, öncesinde oluşan belirtilerin farklı olması)
-Memelerde dolgunluk, hassasiyet, meme ucunda koyulaşma, meme başında karıncalanma hissi
-Karnın alt kısmında dolgunluk, şişkinlik ve bazen hassasiyet
-Bulantı ve bazen kusma
-Yorgunluk, uykuya eğilim, başdönmesi
-Sık idrara çıkma
-Vajina salgılarının artması
-Eğer gebelik düşünmüyorsanız mutlaka doktor önerisiyle bir aile planlaması yöntemi uygulamalısınız.

Bu belirtiler muhtemel bir gebeliğin habercisidir. Kesin bir gebelik varlığını göstermezler, zira başka durumlara bağlı da ortaya çıkabilirler. Kesin tanı için gebelik testi yapılmalı ve ultrasonda gebelik gözlenmelidir.
KESİN CEVABI NASIL ALACAKSINIZ?
Gebelik Testleri
Gebelik uterusta (dış gebelik durumunda tüplerde ya da karın boşluğu gibi bir yerde) yerleştiği andan itibaren trofoblast hücreleri tarafından HCG (Human chorionic gonadotropin) adı verilen bir hormon salgılanmaya başlanır. Normalde kanda ve idrarda eser miktarda bulunan bu hormonun arttığının çeşitli testlerle gösterilmesi (HCG salgılayan tümörlerin olduğu çok ender durumlar hariç) vücutta bir gebelik olduğunun kesin kanıtıdır.
Kandaki ve idrardaki HCG seviyesinin bu hormona yapısal olarak çok benzeyen luteinizan hormon (LH) adlı yumurtlamadan sorumlu hormon ile karışmasını önlemek için HCG hormonunun beta fraksiyonu yani ß-HCG ölçümü yapılır.

İdrar testleri: Kanda ß-HCG belli bir eşik seviyesine ulaştığında idrara çıkmaya başlar ve gebeliğin ilerlemesiyle idrardaki seviye artar. İdrarla yapılan gebelik testlerinin esası bu ß-HCG”nin varlığının ya da yokluğunun saptanmasına dayanır. Çeşitli testlerin hassasiyeti arasındaki farklılıklar idrardaki seviyeyi tanıyıp tanıyamamalarına bağlıdır.
Eczanelerde ya da evlerde hazır test kitleri yardımıyla uygulanan idrarda gebelik testlerinin güvenilirliği üretici firma tarafından her ne kadar % 99 olarak belirtilse de yapılan çalışmalar özellikle adet gecikmesinin 10 günden daha az olduğu durumlarda hata oranının % 50”lerde olabileceğini göstermektedir (“Hata” genellikle testin hassasiyetinin düşük olması nedeniyle varolan bir gebeliği saptayamaması şeklinde olmaktadır. Ancak tam tersi de mümkündür).
Laboratuarda uygulanan idrarda gebelik testleri ise adet gecikmesinin beşinci gününden itibaren güvenilir sonuç verebilmektedir. Bu testler daha düşük hormon seviyelerini tanıyabilen ve bu yüzden de hazır test kitlerine göre daha hassas olan testlerdir.
Kan testi (beta HCG): İdrar testleri ß-HCG”nin varlığını ya da yokluğunu saptayabilirken kan testleri ß-HCG”nin kandaki seviyesini saptarlar. Böylece hormon salgısının başladığı en erken dönemlerde, henüz adet gecikmesi bile olmadan kanda ß-HCG seviyesi saptanarak gebeliğin tanısı konabilir, ya da gebelik oluşmadığı yönünde kesin karar verilebilir.
Ultrasonla Gebelik Tanısı
Adet gecikmesi bir haftayı geçtiğinde gebelik testi yapılmaksızın vajinal ultrasonla gebelik tanısı konabilir. Abdominal (karından bakılan) ultrasonla ise adet gecikmesi en az 10 gün olmalıdır.
Dr. Kağan Kocatepe

Gözlerinizi renklendirin

Gözlerinizi renklendirin

Mavi gözlüler Gözlerinizin doğal güzelliğini ortaya çıkarmak için, çizelgede mavinin karşısında olan, yani turuncu ailesinden bir ton seçin. "The Color Answer Book" kitabının yazarı Leatrice Eiseman "Toprak renklerinden oluşan turuncular grubu, çikolata kahvesi ve bejlerin yanı sıra, mandalina rengi gibi daha canlı tonları da içerir" diyor. Modeldeki efekti elde etmek istiyorsanız, kahverengi kalemle gözlerinizin alt ve üst kenarlarını çizerek, göz şeklini belirginleştirin. Far için mercan tonlarını tercih edin. Farı göz kapaklarınıza birkaç kat uygulayın ve derinlik vermek için, özellikle göz çizgisinde farı daha belirgin olarak sürün. Gözlerinizi parlak kılmak istiyorsanız, patlıcana çalan kahverengiyi tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda füme de mavi gözleri buğulu gösterir.

Yeşil gözlüler "Gözleriniz yeşilse, bakışlarınızı keskinleştirmek için, çizelgede yeşilin karşısında olan, kırmızı paletinden bir renk seçebilirsiniz. Pembeler ve sıcak lavanta tonları gözlerinize en iyi giden renklerdir" diyor Kate Hudson'ın makyözü Paul Starr. Kırmızı ailesinden renk seçerken, gözlerinizden daha canlı renklerden kaçının, yoksa gözlerinizi ön plana çıkarmak yerine, tam tersine onların soluk kalmasına neden olacaksınız. Starr'dan bir öneri daha: "Siyah likit kalem kullanırsanız, uçuk tondaki farla son derece seksi bir kontrast elde edersiniz." Ayrıca açık sarıya çalan bakır tonlarını çok ince bir şekilde kullanırsanız ilgi çekici bir makyaj sağlayabilirsiniz.

Kahverengi gözlüler Kahverengi gözlerinizin sıradan olduğunu asla düşünmeyin. Yapmanız gereken tek şey, mavi renk kullanarak, onları ön plana çıkarmak. Kahverenginin kontrastı olan mavi, gözlerinizi son derece çekici gösterecek. "Zengin bir kobalt, parlak bir gök mavisi veya uçuk bir bebek mavisi kullanabilirsiniz." diyor Janet Jackson ve Jennifer Anniston'un makyözü BJ Gillian. Işıltılı bir mavi tercih ediyorsanız, daha dramatik bir efekt için, gözünüzün alt tarafını koyu bir mavi kalemle çizerek, kalemin üzerine açık renkteki farı sürün. Ancak daha doğal bir bakış elde etmek istiyorsanız, haki ve kahverengi tonlar da kullanabilirsiniz.

Gri-mavi gözlerGöz kapaklarında asker yeşili far kullanılabilir. Asker yeşili bu renk gözleri daha çok öne çıkarır, çok doğal durur.Mavi-yeşil gözler Gece mavisi bu göz rengini daha çok vurgular. Yalnız gece mavisini transparan şeklinde kullanmayı tercih edin, yani abartıya kaçmayın, hafif sürmeye dikkat edin.

Gri gözler Jean mavisi gri gözleri ön plana çıkarır. Ama bu göz rengi için inci beyazı ya da opal rengi de son zamanlarda çok fazla tercih ediliyor.

Gri-yeşil gözler Gül kurusu gri ve yeşil karışımı gözler için idealdir ama gözün üstünü de siyah bir eye liner ile belirginleştirin. Ayrıca gümüş ya da azur renklerini ayrı ayrı ya da kombine ederek kullanmak da çok beğeniliyor.

Ela gözler Kahverengi tonları bu göz rengini belirginleştirir. Yalnız kahverengi tonlarını göz kapağı ve kaş kenarına doğru farklı tonlarda kullanmak daha doğru

Göz şeklinize göre makyaj yapın

Göz şeklinize göre makyaj yapın

Gözler yüzün en çok dikkat çeken bölgesidir. Teninize ve saçınıza uygun bir göz makyajı ile çok etkileyici bakışlara sahip olabilirsiniz. Bunun yanında gözlerinizdeki anlamı ön plana çıkarmak için göz şeklinize uygun makyaj yapmalısınız. Böylelikle küçük olan gözlerinizin büyük görünmesini sağlayabilir, istediğiniz etkileyici bakışları elde edebilirsiniz. Unutmayın anlamlı bakışlar doğru yapılan makyajla ortaya çıkar…

Küçük gözler Bir koyu, bir de açık renk far seçin. Üst göz kapağınızın tamamına açık renk farı sürün. Koyu renk bir kalemle kirpik diplerine çizgi çekerek göz çevrenizi belirleyin. Çizgiyi dışa doğru dağıtın. Koyu renk farı gözün dışına doğru, göz çukurunun üzerine sürün. Dışa doğru hafifçe dağıtın. Gözün iç kenarına beyaz renk far sürün. Açık ve koyu farlar arasındaki renk farkının sınır oluşturmaması için renkleri birbirine iyice yedirin. Kirpiklerinizi kıvırın ve iki kat rimel sürün.

Ayrık gözler Yumuşak tonda kestane rengi bir far ile koyu renk bir diğer far seçin. Kestane rengi farı burnunuz ile gözünüz arasındaki bölgeye uygulayın. Farın leke gibi durmasını engellemek için rengi iyice dağıtarak gölge havası verin. Koyu renk farı göz kapağınızın hareketli kısmına sürün. Aynı farla, gözün dış kenarını, dışarı taşarak yuvarlayın. Koyu renk kalemle göz kapağınızın üstüne ve gözün iç kısmına çizgi çekin. Sadece üst kirpiklerinize iki kat rimel sürün.

Düşük gözler Birbirini tamamlayan renklerde üç far seçin. Renklerden biri açık, biri orta, biri ise koyu tonlarda olmalı. Tek ambalajda satılan üçlü göz farları uygun bir seçenek oluşturabilir. Koyu renk farla, alt kirpiklerinizin ortasından başlayıp dışarı doğru bir çizgi çekin. Çizginin ucunu göz kenarınızın dışında hafifçe yukarı doğru kaldırın. Aynı işlemi üst kirpikleriniz boyunca da uygulayın ve iki çizgiyi birleştirin. Sünger uçlu bir aplikatör veya bir pamuklu çubuk yardımıyla çizgileri dağıtarak hafifleştirin. Açık renk farı üst göz kapağınızın tamamına sürün. Orta koyuluktaki farı göz çukuruna muz formunda uygulayın. Yine orta koyuluktaki farla gözün dış kenarına gölge yapın. Kirpiklerinizi kıvırın ve iki kat rimel sürün.

Yuvarlak gözler Bir koyu, bir açık tonda iki far rengi seçin. Renkler birbirleriyle uyumlu olmalı. Açık renk farı göz kapağınızın tamamına uygulayın. Koyu renk farı göz kapağınızın sadece hareketli kısmına sürün. Göze daha uzun bir form kazandırmak için renkleri uygularken gözün dışına ve yukarıya doğru çalışın. Göz kapağınıza, kirpiklerin hemen dibinden, boylu boyunca kalem çekin. Çizgiyi göz kenarından dışarı doğru taşırın. Kirpiklerinizi kıvırın ve iki kat rimel sürün.

Gelin olma hazırlıkları

 
Gelin olmaya hazır mısınız?.

Eşinizle ayrıntılı bir bütçe hazırlayın.. Düğün için ayrı bir bütçe ayırın..
Düğün için uygun mekanları gezin. Son kararı vermeden tercih ettiğiniz mekanda benzer bir organizasyon izlemeniz daha sonra sürprizlerle karşılaşmanızı önler..
Gelinlik modelini belirleyin, karar vermek için örnek modelleri deneyin. . Gelinlik için belirlenen bütçeyi öğrenip,alternatif moda evlerinden fiyat alın..
Nikah törenine davet etmeniz gereken kişilerin sayısını önceden belirleyin..
Parti organizasyonlarında tecrübeli firmalardan fikir almaya başlayın..
Damadın kıyafetini tamamlayın,aksesuarlarını seçin. .
Mönü konusundaki tercihinizi yapın. . Çiçekçi, fotoğrafçı gibi ayrıntılarıunutmayın, fiyat araştırması yapın..
Davetiyeye karar verin ve bir an once bastırın. .
Nikah şekerlerini sipariş edin. .
Balayı için rezervasyon yaptırın. Busırada balayı çifti olduğunuzu belirtin ve özel talepleriniz varsa söyleyin..
Düğünde canlı müzik istiyorsanız, ilk önce gruba karar verin..
Müzik sistemi ve DJ tercih ediyorsanız, bununla ilgili çalışmaları yapın..
Eksik listesi yapıp, alışverişi hızlandırın..
Giyeceğiniz iç çamaşırını ve balayı içinözel bir şeyler almayı unutmayın..
Düğün pastanızın modelini seçin,siparişinizi verin..
Yurt dışında tatil yapacaksanız, pasaport ve vize işlemlerini bir ay önceden tamamlayın..
Saçınıza ve makyajınıza karar verin. .
Cilt ve vücut bakımınzı yaptırın..
Gelin buketinizin siparişinizi verin, bir örnek hazırlatın. .
Düğünde giriş müziğini ve diğer parçaları seçin. . Düğüne gideceğiniz arabayı ayarlayın.. Bir gün önce masaj yaptırın, gerginliğinizi alır..
Düğün günü sabah uzun, ılık bir banyo yapın, rahatlayın..
Saç ve makyaj için yeterince vakit ayırın.
Kaynak : Hülya Dergisi

Öne Çıkan Yayın

Filetolarla Muhteşem Sunum: Sous Vide Dana Fileto

  Malzemeler: 2 adet dana fileto (200 gr her biri) Tuz ve karabiber 1 yemek kaşığı zeytinyağı 2 diş sarımsak Taze biberiye ve kekik dalları ...