felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İçimizde yaşayan hayvanları ehlileştirmek

Bir gün yaşlı bir münzeviye sorarlar: 

"Sürekli yalnız olmaktan bıkmıyor musun?"
 
Münzevi cevap verir:
"Yapacak çok işim var. İki şahin eğitmem gerekiyor. Ve iki kartal. İki tavşan sakinleştirmek ve yılanı eğitmek. Eşeği motive etmek ve aslanı evcilleştirmek."

"Ama senin etrafında hiç hayvan göremiyoruz!" "Neredeler?"

Münzevi cevap verir:
"Onlar içimizde yaşayan hayvanlar." 

"İki şahin gördükleri herşeye saldırıyor. İyi-kötü, faydalı-zararlı. Onlara ayırt etmeyi öğretmeliyim. Çünkü onlar benim gözlerim."

"İki kartal dokundukları herşeyi mahvediyor, yaralıyor, parçalıyor. Onlara hizmet etmeyi ve zarar vermeden yardım etmeyi öğretmeliyim. Çünkü onlar benim ellerim."

"Tavşanlar her zaman kaçar, korkar ve saklanır. Onları sakinleştirip, zor durumlarla başa çıkmayı öğretmeliyim, beladan kaçmayı değil.Çünku onlar benim ayaklarım."

"En zor kısmı yılanı izlemek. Sıkı bir kafeste, güvenli bir şekilde kilitli olsa da, her zaman saldırmaya, sokmaya, yakın olan herkesi zehirlemeye hazır. Bu yüzden onu takip edip, disiplinli olmalıyım. Çünkü bu benim dilim."

"Eşek herkesin bildiği gibi çok inatçı, sonsuza kadar yorgun ve işini yapmak istemiyor. Bu yüzden ona şükretmeyi ve akışta olmayı öğretmeliyim. Çünkü bu benim vücudum."

"Ve sonunda kral olmak ve herkese emretmek isteyen bir arslanı evcilleştirmek istiyorum. Gururlu, kibirli ve dünyanın kendi etrafında dönmesini istiyor. O aslanı terbiye etmeliyim. Çünkü bu benim egom."

"Gördüğünüz gibi yapacak çok işim var"

wabi-sabi felsefesi nedir?

Efsaneye göre  15.yüzyıl da Japon hükümdarının çok sevdiği çay kasesi kırılıyor ve hükümdar ustalardan bir çözüm bulmalarını istediğinde, ustalar kasenin parçalarını birleştirip, çatlakların göründüğü yerlerin üzerini altın tozu ile daha da belirginleştiriyorlar ve hükümdar tarafından büyük beğeniyle karşılanan bu tamir işlemi, devam eden yıllarda çok özel bir el sanatı -kintsugi- olarak tanınıyor. Hatta, kırıkları özel tozlarla kaplanan objeler, eski halinden daha da değerli hale geliyor. 

Okuduklarım diyor ki; Kintsugi, Japon felsefesi wabi-sabi’ye dayanıyormuş. Wabi-sabi'ye göre bir eşya ya da insan bir hasara uğramış, bir acı çekmiş ise bundan bir ders alır ve bu konuda bir hatıraya sahip olur. Bu sebeple artık daha önceki halinden çok daha güzel ve değerlidir.

Nice güzelliğin kırılır kırılmaz değerini yitiriverdiği şu dünyada, kırılmaya bir yok oluş, bir değersizlik değil de; Yepyeni bir varoluş biçimi olarak bakan bu sanatı ve yaklaşımı ben çok sevdim💔

Leonard Cohen'in sözlerindeki gibi;
“Kusursuzluğu unutun. Her şeyde bir çatlak vardır, ışık içeri böyle girer.”

Yaşam yolculuğunda vardır  çatlakların,  can kırıkların elbet. Gizlemek, görmezden gelmek yerine; her bir izi şefkat ve gururla sergilemek için bir vesile olsun diye😊