ilişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dudakla Bardak Arası

 

Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala:
- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiçbir zaman içemeyeceksiniz ki! deyivermiş. Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dâhil herkesin hemen toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak:
- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiçbir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? diye sormuş.Köle söyle cevap vermiş:
- Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem! Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş.Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş. Kral bostanda, bardak masada kalmış...Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:
"Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip değil ise ne gelir elden?"

Kalbinize yakin bulduklarınızı çantada keklik sanmayın. Sıkıca asilin onlara tıpkı hayata asıldığınız gibi... Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır..Hayati çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın. Hayatin bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.Dün tarih oldu... Yarin bir sır... Bugünün kıymetini bilin.
Can Dündar

Yaşlara göre ilişkilerimiz

 
PARA SEKS VE MUTLULUK
ABD'de, Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu'ndan (National Bureau of Economic Research) iki araştırmacı, bugüne kadar ekonomi alanında pek incelenmeyen bir konuyu ele almış. David G. Blanchflower ve Andrew J. Oswald'ın, 10 gün önce yayımlanan, 16 bin erişkin ABD vatandaşı üzerinde yaptıkları çalışmadan bazı bölümleri, olduğu gibi aktarıyorum:
16 bin denekle yüz yüze yapılan ankette, önceki yıl kaç kişiyle ve kaç kere cinsel ilişkiye girdikleri soruldu. Veriler, Amerikalılar'ın, medyada yansıtıldığından daha normal bir seks yaşantıları olduğunu ortaya koyuyor. Ortalama bir Amerikalı erişkin, ayda 2 ya da 3 kez seks yapıyor. 40 yaşın altındakilerde, bu rakam haftada bire yükseliyor. 40 yaşın altındaki Amerikalılar'ın yüzde 10'u, haftada en az 4 kez cinsel ilişkiye girdiğini belirtiyor, yüzde 10'u ise yalnız olduklarını ve hiç ilişkiye girmediklerini söylüyor. Tüm Amerikalılar içinde hiç ilişkiye girmeyenlerin oranı yüzde 22'ye çıkıyor.
CİNSEL İLİŞKİ ÇOK AZ
40 yaşın üzerinde, cinsel ilişki sayısı çok daha az. Yaşlı kadınlarda, ilişki sayısı ayda bire iniyor. 40 yaşın üstündeki grupta, kadınların yüzde 13'ü, erkeklerin yüzde 20'si haftada iki ve daha çok ilişkiye girdiklerini söylerken, 40 yaşın üstündeki Amerikalıların üçte biri yalnız olduklarını belirtiyor.
Ikinci bulgu, ortalama Amerikalı'nın son bir yıl içinde bir tek eşi olduğu. Erkek ve kadınların dörtte üçünden fazlası tek eşli olduklarını belirtiyor. Gençler daha çok eş değiştirdiklerini söylemekle birlikte, 40 yaşın altındaki Amerikalılar'ın yalnızca yüzde 11'inin 3 ya da daha çok eşi olmuş.
Yaşlılarda ise tek eşlilik hakim. 40 yaşın üzerindeki kadınların yüzde 56'sı, erkeklerin yüzde 69'u tek eşli. Kadınların yüzde 40'ı, erkeklerin yüzde 20'si son bir yıl hiç ilişkiye girmemiş.
SEKS ILE PARA ARASINDA BAĞLANTI YOK
Araştırma sonuçları, cinsel aktivite ile eğitim arasında ya da cinsel aktivite ile gelir düzeyi arasında bir bağlantı ortaya koymuyor. Evli olanlar arasında cinsel yaşam daha aktif.
Bir yılda kaç kişiyle ilişkiye girmek mutluluğu artırır? Verilere göre bu sorunun yanıtı bir eş. Örneğin seks yapmak için para ödediklerini belirtenler, diğerlerine göre belirgin bir biçimde daha mutsuz. Evlilik dışı ilişkiye girenlerde de mutluluk düzeyinde belirgin biçimde düşüş görülüyor.
Gelir düzeyi ile cinsel ilişki sıklığı arasında bir bağlantı var mı? Araştırmaya göre, böyle bir bağlantı hiç yok. Bulgulara göre, para daha fazla mutluluk satın alır gibi gözüküyor ama daha fazla seks getirmiyor.
Iyi eğitimli kadınların eş sayısı, diğer kadınlara göre azalıyor. Boşanmış erkekler ise diğer gruplara göre daha çok eşli bir yaşam sürüyor. Işsizlerin de çok sayıda kişiyle birlikte oldukları görülüyor.
Para ve ilişkiye girilen kişi sayısı arasında bir bağlantı var mı? Istatistiksel olarak bir bağlantı yok. Para, daha fazla sayıda kişiyle ilişkiye girmeyi sağlamıyor.
Araştırma cinsel aktivitenin artmasının mutluluğu artırdığını net biçimde ortaya koyuyor. Tek eşli olanlar, çok eşli olanlara göre daha mutlu. Daha fazla gelir ise ne daha fazla cinsel ilişki, ne de daha fazla kişiyle birlikte olmayı getiriyor.

KADINLAR NEDEN BİLGİSAYARA BENZER

 
1. İkisi de elektrik almak ister..

2. İkisi de hiçbir şey yapmıyormuş gibi gözükse de arka planda kullanıcıdan habersiz bir çok iş yürütür..

3. İkisinde de ne kadar çok paranız varsa o kadar iyi 'donanım'lısına sahip olursunuz.

4. İkisinin de durup dururken niye bozulduğunu anlayamazsınız.

5. İkisi de alışkanlık yapar

6. Verim almak için ikisine de nazik davranmak gerekir.

7. Ne kadar iyisini alırsanız alın 2-3 sene sonra daha iyisi çıkacağı için değiştirmek istersiniz.

8. İkisi de erkekler için olmazsa olmazdır

9. İkisini de ne kadar iyi kullanırsan kullan sonunda saç baş yolduran cinslerdir.

10. İkisi de belirli aralıklarda error verir.

11. İkisi de hassastır sağı solu pek belli olmaz bir hard disc yakar diğerinin migreni tutar.

12. İkisi de bozulduğunda hiçbir dediğinizi yapmaz

13. İkisinin de başkaları tarafından kullanılması istenmez.

14. Ve en önemlisi ikisinin de hafızası çok güçlüdür hiçbir şeyi unutmaz. O yüzden dikkat etmek gerekir :))

KOMİK AMA GERÇEK

 
KADINLARI MUTLU ETME SIRLARI

01. Saçlarını okşa,
02. Yücelt,
03. Şımart,
04. Gözlerinin içine bak,
05. Geleceğe ait planlar yap,
06. Dil dök,
07. Yalvar,
08. Destek ol,
09. Yemeğe götür,
10. Alışverişe götür,
11. Tekneye bindir,
12. Güldür,
13. Zeka oyunları yap,
14. Müzik dinlet,
15. Teşvik et,
16. Teskin et,
17. Affet,
18. Hayran kal,
19. Banyosunu hazırla,
20. Güven ver,
21. Kapıyı tut,
22. Asansörde kat düğmesine bas,
23. Arabasının kapısını aç,
24. Isıt,
25. Sarıl,
26. Öp,
27. Ona hasta ol,
28. Kulağına fısılda,
29. Ayaklarına masaj yap,
30. Konsere götür,
31. Onu her yerde ve her zaman bekle,
32. Tanrıçan yap,
33. Onunla birlikte rejim yap,
34. Onunla birlikte spor yap,
35. O uyumadan uyuma,
36. O uyanmadan uyanma,
.
.
.
1000. Ne istediğini önceden anla,
1001. Günde yedi kez özür dile,
1002. Sürekli onu dinle,
1003. Yorganı çekince ses etme,
1004. Yorganı titretme,
.
.
.
6789. Spor araba al,
6790. Saat al,
6791. Yüzük al,
6792. Küpe al,
6793. Traş ol,
6794. Saç seklini değiştir,
6795. Kareli gömlek giy,
6796. Yemin et,
6797. Dayan,
6798. Katlan....

ERKEKLERİ MUTLU ETME SIRLARI
01. Karnını doyur.
02. Televizyonun kumandasını ver.
03. Önünden çekil...

Göz renginize göre kişilik

 
İşte göz rengine göre karakter analizi...
Mavi Gözlü Olanlar : Durağan olmayı sevmeyen, enerji dolu, karar verme kabiliyeti olarak pozitif yönde gelişmiş olan, eli açık, değişimlerin kendilerini korkutmadığı kişilerdir. Biraz hayalperesttirler. Bu yapıları nedeniyle de gerçekleri görmekte zorlanırlar.
Siyah Gözlü Olanlar: (bendeniz:)) Olaylar karşısında çok çabuk heyecanlanan, disiplinli, düzenli kişilerdir. Duygu yüklü olan bu insanların, gerek sevgisi, gerek de kindarlığı oldukça çok güçlüdür. Onlar karşılarındaki insanları daima idare etmek isterler.
Yeşil Gözlü Olanlar: Sevdiklerini kırmak istemeyen bir yapilari vardir. Kırıcı olmamaya çok dikkat ederler, çok asabi yaradılış da olmalarına rağmen bu böyledir. Bu yüzden hislerine hakim olmayı bilirler.
Ela Gözlü Olanlar: Sezgisel güçleri yüksektir, oldukça hassas bir kalbe sahip insanlardir. Gururlarına olabildiğince çok düşkün kişilerdir, gururları kırıldığı zaman asla ve asla afları yoktur. Aslında çok daha yumuşak başlı, daha anlayışlı olmaları gerekmektedir.
Kahverengi Gözlü Olanlar: Aslında bu insanlar kendilerini idare ettirmek konusunda isteksizdirler. Bir kötü yönleri de her yerde sırlarini açıklamalarıdır

Evlenmeyi düşünen erkeğin aradığı 10 özellik miş :)

 
Her kadın rüyalarının erkeğini bulup evlenmek ister ama bu her zaman söylendiği kadar kolay olmaz. O zaman biraz kopya çekin ve erkeklerin ciddi ilişki yaşamak istedikleri bir kadında aradıkları 10 özelliğe göz atın.
1- Kendi hayatınız olmalı: Kendi ayakları üzerinde durabilen ve sosyal hayatını erkek arkadaşlarına göre düzenlemeyen kadınlar, kendilerine güvenen bir imaj çizerler. Bu da erkekleri en az dış güzellik kadar etkiler. Üstelik sadece erkek arkadaşınızla değil, ailenizle, arkadaşlarınızla ya da tek başınıza zaman geçirmeniz, ilişkinizin dengesi açısından da olumlu olacaktır.
2- İlk adımı atan siz olmayın: Bu, üzerinde çok tartışılan ama sonuca varılamamış bir konu. Bu nedenle "kaçan kovalanır" kuralını izlemekte fayda var. Eğer ilk adımı siz atar ve buluşmaları siz ayarlarsanız, sizinle gerçekten mi ilgileniyor yoksa fırsatı mı kaçırmak istemiyor olduğunu asla öğrenemezsiniz.
3- Seksi olun, basit değil: İlişkinin ilk günleri, flörtün en yoğun olduğu zamanlardır ama bu dönemde ne fazla utangaç olmalısınız ne de fazla girişken... Aşırı seksi bir giyim tarzı ya da toplum içinde aşırı yakınlık göstermeler, elbette ki erkeklerin hoşuna gider ama ilişkiyi ciddiye almalarını da riske atar.
4- Seks için bekleyin: Günümüzde hálá seks için evlenmeyi bekleyenler çoğunlukta. Azınlıkta yer alanlardan olsanız bile, ciddi ilişki düşündüğünüz bir erkekle birlikte olmak için fazla acele etmeyin. Çünkü seks sonrası salgıladığınız hormonlar, ilişkinize olduğundan fazla anlam yüklemenize ve yanlış yönlenmenize neden olabilir.
5- Değer verdiğinizi gösterin: Ona değer verdiğinizi göstermek için illa pahalı hediyeler almanıza ya da kendinizi ona adamanıza gerek yok. Günlük işlerinde ona küçük yardımlarda bulunarak da onu düşündüğünüzü gösterebilirsiniz.
6- Onu destekleyin: Arkadaşlarının ya da patronunun önünde egosunu tatmin edecek sözler söylemeniz, her zaman ona destek olduğunuzu hissetmesini sağlayacaktır. Yaptığı esprilere her zaman gülmeniz de aynı etkiyi yaratır.
7- Baskı yapmayın: Gün içinde sürekli onu aramak ya da gelecek planları yapmak isteyebilirsiniz ama kendinizi tutun. Bu tarz davranışlar, birlikte olduğunuz erkeğin kendini kapana kıstırılmış hissetmesine neden olabilir. Her şeyi ona söylemek zorunda değilsiniz, onu kendi haline bırakırsanız zaten planlar yapmaya başlayacaktır. Tabii sizi gerçekten istiyorsa...
8- Taviz vermeyin: Prensiplerinizden ödün vermeyin ve yapılan yanlış davranışlar karşısında sessiz kalmayın. Eğer aldatılmayı asla affetmeyeceğinizi bilirse, kendinize duyduğunuz saygı karşısında onun da size duyduğu saygı artacaktır. Aynı şekilde, evli ya da kız arkadaşı olan erkeklerle ilişkiye girmeyeceğinizi bilmesi de sizin için artı olacaktır.
9- İyi olanı seçeceğinizi bilsin: Her zaman dürüst ve güvenilir olduğunuzu ve hayatınızda da böyle insanlara yer vermek istediğinizi ona hissettirin. Eğer siz gideceğiniz yer hakkında yalan söylemiyorsanı z, ondan da aynı davranışı beklemeyi hak ediyorsunuz ama önemli olan onun da böyle düşünmesi.
10- Aşk kadını olun: Evlilik için en önemli bağın aşk olduğunu düşünüyorsanız, bunu onun da bilmesini sağlayın. Onunla para, güven ya da prestij için beraber olmadığınızı bilmesi, size ve ilişkinize olan güvenini artıracaktır

Kadın Erkek İkişkilerinde 10 Altın Kural

 
1.Kabulleneceksin!
İki şeyi kabulleneceksin. Birincisi "Aramızda iktidar problemi olmasın şekerim" gibi girişimler tamamen hayalcidir; kabul edeceksin. İktidar ilişkileriyle sarmalanmış bir dünyada iktidardan, güçten büsbütün arınmış bir ilişki mümkün değildir. Kendi gücünü karşındakinin burnuna sokmayacaksın. İkincisi, bir insanin bir başkasını hep ayni şiddette sevmesi mümkün değildir, bunu da kabul edeceksin. Sevginin azalmasını da çoğalmasını da kalıcı olarak düşünmeyip soğukkanlı olacaksın. Az sevdiğini hissettiğinde daha çok sevmeye, çok sevdiğini hissettiğinde korkup az sevmeye çabalamayacaksın. Her ikisi de seni lüzumsuz yere yorar.
2. İzin vereceksin!
Karşındakinin kendisi olmasına izin vereceksin; en sana uymayan yanlarını bile budamaya kalkmayacaksın. Bu çabanın sonucu başarılı olsa da onu daha az seveceksin, olmasa da,
unutma. Sen de uyum sağlamak için kendini eksilten bir çabaya girişmeyeceksin. Bu hiçbir zaman sandığın kadar iyi olmaz; her zaman sandığından kötü olur.
3. Belden aşağı vurmayacaksın!
Hiçbir kavgada, asla belden aşağı vurmayacaksın. Onun kişiliğini yıkacak şeyler söylemeyeceksin; onun zaaflarını kavgada koz olarak kullanmayacaksın. Sevdiğin insanla "yenmek" için kavga etmeyeceksin. Bir insan kendisini aşağılayan bir ilişkiye uzun süre katlanmaz; katlansa bile sen böyle bir şeye katlanan birine katlanamazsın. O yüzden "yenmeye/yenilmeye“ hiç başlama!
4. İki kişilik evren kuracaksın!
Kanepede uzanıp yaptığınız dedikodularla, komik küçük sohbetlerle, sadece ikinizin anlayacağı
bir dil ve bu dilin etrafında iki kişilik bir evren kuracaksın. Orası ilişkinin ilik kucağıdır, zedeleme. Oraya ihtimamla tatlı dedikodular ve pamuk şekeri gibi
hallerini taşıyacaksın. Dünya isleri zaten ağır; sen hafifleteceksin! Sakın yanılıp da üçüncü kişilerden müteşekkil bir mahkemede
ilişkinizi analiz etmeye kalkma.Bu, o iki kişilik evreni tuz buz eder. Yeniden inşa etmek imkansıza yakındır.
5. Onun tarafını tutacaksın!
Ne olursa olsun üçüncü kişilerin yanında ve üçüncü kişilere karşı onu tutacaksın! Hiç "objektif" gibi görünmeyebilir bu sana ama zaten ilişki sübjektiftir,unutma!
6.Yıkılmayacaksın!
En ölümcül haller dışında hiçbir üzüntünde onun üzerine yıkılmayacaksın. O senin doktorun, psikoloğun değil, sevgilin. Kendi derdini mümkünse kendin halledeceksin. Onu asla "Bana ne kadar katlanabiliyor" ile test etmeyeceksin.
Çünkü sen de bu testten geçemeyebilirsin.
7. "Nitelikli" emek harcayacaksın!
"Sevgi emektir" cümlesi eksiktir. "Beni sev, birbirimizi çok sevelim" cinsinden niteliksiz bir emek sadece yapış yapış bir debelenmedir. O emeğin içine zeka katacaksın. İlişkinin ihtiyaçlarını hassas bir görü ile saptamaya gayret edeceksin. Örneğin onun yalnız kalmaya ihtiyacı varsa tepesine binip
sevgi performansları yapmayacaksın.
8.Öğreneceksin!
"Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur" cinsi bir ilişki tıkanmaya mahkumdur; birlikte yeni şeyler görmeye, öğrenmeye, yeni maceralar yasamaya bakacaksın. Gebeşlik etmeyeceksin, ilişkinin enerjiye ihtiyacı varsa,kendini akışa
bırakmayacaksın.
9. Antrenman yapacaksın!
Birbirinize çok yapışıp kaldığınız anlarda derhal ufak çaplı tek başına yaşama antrenmanları yapacaksın. Ona da yaptıracaksın! Bu ilişkiye yeni enerji girişini sağlayacağı gibi seni kaybetme korkusundan
uzak tutar.Sen kim olduğunu unutmamak zorundasın.
10. Dikkat edeceksin!
En önemli emir: En önemli şey ilişkiniz değil, sakın öyle zannetme. En önemli şey, o ve sensin;ayrı ayrı. İkiniz de birer insansınız; bu, sınırsız olanak ve ihtimal demek. Yani esasında gerekiyorsa, sizi tüketiyorsa ilişkiyi de boş vereceksin! Onu işte bu kadar seveceksin.

Kocanızı Romeo'ya dönüştürün

 

Kur yapma döneminde tam bir prens hatta Romeo gibi davranan erkek evlenince birden kurbağaya döner... Aşk dolu sözler, romantik yemekler bitmiştir, TV başından kalkmaz, konuşmaz, eskiden gözününüzün içine bakan adam, sizi artık görmez olur. Peki ne yapmalı da onu tekrar prense çevirmeli. İşte formüller:

Evlilikte aşkı taze tutun

 
Bir umutla kurduğunuz evililğiniz monoton bir hal aldığında, küçük önlemlerle aşkınızı geri kazanabileceğinizi unutmayın. Evlenene kadar hiçbir problem yaşamayan çiftlerin çoğu, evlendikten sonra her anlaşmazlığın ve tartışmanın kaynağını evlilik kurumuna bağlıyor. Belki de "Evlenmeseydik bunlar başımıza gelmezdi" diye düşünüyor. Ancak aşkı öldüren evlilik değil, kişilerin kendileri.

Egosunu ihmal etmeyin
Aşk ve cinsel çekim çok güçlü, fakat bir o kadar da narin duygulardır. Hepimiz beğenilmek ve çikci görünmek istemez miyiz? Erkekler de kadınlar gibi kendilerine aşık olunmasından, güzel sözlerden çok hoşlanırlar. Ancak düşüncesiz davranışlar ya da kırıcı sözler, bırakın aşkı geri getirmeyi, var olan ilişkinizi de çok çabuk zedeleyebilir. Her eş ona ne kadar yumuşak ve sevgi dolu davranılırsa davranılsın, eleştirilmekden endişe duyar.
Hayata ilgi gösterin
Genelde eşlerinden ayrılan kadınlar hayata daha güçlü sarılmaya başlar. Kendilerini işlerine verip, güzelliklerine dikkat eder. Bunun için boşanmayı bekliyorsanız, hata edersiniz. Tüm bunları evliyken de yapabilmelisiniz.
Yeni konulardan bahsedin
İster iş arkadaşlarınızla geziye, ister dil ya da dans kursuna gidin. Ama mutlaka kendiniz için bir şeyler yapın. Böylece eşinize anlatacağınız farklı konularınız olur.
Tartışmayın, konuşun
Eşinizle konuşmaktan korkmayın. Bu sayede hoşlanmadığınız durumları ve problemlerinizi anlamasına yardımcı olursunuz. Onu iğnelemeden, kendi durumunuzdan ve hissettiklerinizden bir-iki cümlelye bahsetmeniz yeterli olacaktır. Sizi biraz olsun anlarsa, ilişkiniz daha güzel hale gelir.
Eşinizi değil, kendinizi değiştirin
Onu değiştirmek istedikçe yorulduğunuzla kalırsınız. Gerçek şu ki, kadınlar problemleri konuşarak çözmek isterken, erkekler çok konuşmayı sevmezler. Bu yüzden her şeyi tekrar dile getirmek yerine, davranışlarınızla ona yol gösterin.
Ona akıl hocalığı taslamayın
Kapanmış ya da geçmiştde kalmış konuları tekrar tekrar gündeme getirerek keyifsizlik yaratmayın. Ayrıca her konuya yorum getirip fikrinizi söylerken, her söylediğiniz doğru kabul etmesini beklemeyin.
Onun kurallarını da gözetin
Elbette sağlıklı bir ilişkide baskın rolün eşit dağılmış olması esastır. Ancak arada bir küçük numaralar yapmak yararınıza olabilir. Her zaman ille de eşit olmak için çabalamayın. İletişim kurarken kendisini iyi hissetmesini sağlamak, tamamen sizin yararınıza olur ve işinizi kolaylaştırır.
Çözüm üretin
Bir sorunla karşılaştığınızda, kimim suçlu olduğunu bulmaya çalışmaktan vazgeçin. Sadece çözüme yoğunlaşın ve çözümü konuşun. Karşılıklı suçlamalar ve imalar hem çözümü zorlaştırır, hem de aşkınızı.

Erkeklerin kendilerine aşık etmek için yaptıkları 41 şey

 
Bazıları kurnazca bazıları da bilinçsiz yaptıkları küçük oyunlar... İşte erkeklerin bize karşı kullandığı 41 taktik.
1. Önemli bir davete ya da gece kulübüne gittiğinizde, dans etmeyi sevmiyorsa bile yakınlaşmak için sizi dansa kaldırmak isteyebilir.
2. Rüzgarlı bir havada, yüzünüze gelen saçlarınızı okşayarak geriye doğru almaya çalışır. (Bunu yavaş dokunuşlarla yapar.)
3. Sokakta sizi gördüğünde ya da restoranın kapısından girdiğiniz anda hızla size doğru yürümeye başlar. Sizi görmek için sabırsızlandığı, özlediği izlenimini vermek ister.
4. Birlikte TV seyrederken birdenbire omzunuza küçük bir öpücük kondurabilir.
5. Arkadaşları ve ailesiyle tanıştırırken kolunu omzunuza atar ya da elinizi tutar. Çünkü bu hareket bir kadına kendisini özel hissettirir. "Beni ailesiyle ya da arkadaşlarıyla tanıştırdığına göre ciddi düşünüyor, gerçekten seviyor" diye düşündürür. Ama bu tuzağa düşmeyin. Bazı erkekler her birlikte oldukları kadını çevreleriyle tanıştırır, kimileriyse ancak ciddi ilişkilerini paylaşır. Tarzını anlamaya çalışın devamı

Onu doğum tarihine göre etkileyin -1-

 

Her erkek farklıdır ve onları etkilemenin yolları da farklıdır. Doğum günlerine göre erkeklerin kalbine giden yolları keşfetmeye var mısınız?

1-11 ocak tarihleri arasında doğduysa...
Nasıl Biri?
İyi bir dost, çalışkan bir kişilik, sinirli bir yapı, sakin bir aşk, onda ne ararsam, bıılabilirsiniz. O bazen kendini tanımakta zorlanabilir. Onunla yaşamayı düşünüyorsanız onun bu inişli çıkışlı yapısına alışmalısınız. Buna rağmen arkadaşları tarafından aranılan ve sevilen bir kişiliktir.
Onu Nasıl Etkilersiniz?
devamı

Onu doğum tarihine göre etkileyin -2-

 
1-11 temmuz tarihleri arasında doğduysa...
Nasıl Biri?
Romantik, idealist, dostluğa önem veren, azimli bir erkektir. Onun için iş hayatında başarılı olmak çok önemlidir. Enerjik karakteri ile biraz , sabırsız olmakla beraber sosyal ortamlarda uyumsuz ve dikbaşlı bir yapıya sahip değildir.
Onu Nasıl Etkilersiniz?
devamı

Doğru kişiyi buldunuz mu?

 
İşyerinde çok başarılı bir kadın olabilirsiniz, ya da hayatta yaptığınız seçimlerde hep doğru kararı verdiğinizi düşünebilirsiniz. Fakat iş evleneceği kişiyi seçmeye gelince, birçok insan yanlış kararlar verebiliyor. Oldukça artan boşanmaların nedenlerinden biri de bu değil mi? Siz de evlenme teklifine “evet” cevabını verirken tuzağa düşmüş gibi hissetmek istemiyorsanız, hayatınızı geçirmeyi planladığınız erkeği daha yakından tanımak istiyorsanız, bazı davranışlarına daha yakından bakmanız gerekir.

Hayatınızı nasıl geçirmek istediğinizi bilin!
Evleneceğiniz insanla birlikte olduğunuz süre boyunca nasıl vakit geçirmeyi düşünüyorsunuz? Örneğin onunla sadece seyahat edip, yemek yiyip birlikte yürüyüş yapmayı mı? Hayat sadece bunları yaparak geçmez. Bunlardan daha derin ve daha anlamlı bir şeyler paylaşmalısınız. Hayatı birlikte de yaşayabilir, ayrı ayrı da takılabilirsiniz. Bu sizin seçiminiz.

Ona tam olarak güvendiğinizden emin olun!
Kendinize bir sorun, bir sorun olduğunda ya da kendi başınıza halledemeyeceğiniz bir durumda ona güvenebilir misiniz? Güven bir ilişkinin temel besinidir. Siz evlenmeyi düşündüğünüz bu kişiye duygularınızı açacak ve fikirlerinizi özgürce paylaşacak kadar güveniyor musunuz? Bu soruya cevap verirken kendinize mümkün olduğu kadar dürüst olmaya çalışın.

İyi tanıyor musunuz?
İki çeşit insan vardır: Birincisi kişisel gelişimine önem veren, ikincisi ise sadece rahatını düşünen. Rahatına düşkün olanlar maddiyata çok önem verir. Evlenmeyi düşündüğünüz kişinin hayattaki duruşuna çok dikkat edin.
Rahatına düşkün olan kişiler genellikle 'ben merkezli' olurlar. Önce kendilerini düşünürler oysa evlilik iki kişinin ortak yarattığı bir kurumdur. O yüzden bu konuya özellikle dikkat ederek 'Evet' deyin.

Evlenmek Nedir?

 
Melih Cevdet'e sormuslar "evlenmek" nedir" diye.Eskidendemis, kiz tarafinin ve oglan tarafinin ailesi biraraya gelir,yeni ciftin kuracagi yuva icin beraber hazirlik yapilir, beraberceyeni ev duzulurdu. Tabi o zamanlar evler genelde bahce icinde mustakil evlerdi. O yuzden buna "evlenmek" denirdi. Simdi iseyeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, buyuzden artik evlilik "katlanmaktir" { her anlamda !... } demis."