hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Neden Aşeriyoruz



Hamilelikte kadınların aşermesi hepimizin bir şekilde duyduğu bir konudur.
Gerçekte ise, bazı kadınlar bu durumu yaşarken, bazıları yaşamaz. Beslenme uzmanları aşerme`nin, gıdanın kendisine değil, vücutta yarattığı etkiye yönelik olduğunu söylüyorlar. Ayrıca, beslenme şeklinizdeki bir dengesizlikten de ortaya çıkabiliyor. Örneğin tahıl açısından zengin bir diyetle besleniyorsanız, yağ ve tatlılara karşı aşırı bir arzu duymaya başlayabilirsiniz; ya da protein açısından zengin bir beslenme şekli, gene şeker yeme istediğini, bol şeker tüketimi de, tuzlu yeme arzusunu artırabilir.

Pek çok kadın, hamilelik esnasında tat ve koku alma duyularında değişiklik gözlemler. Örneğin, bazı kadınlar hamileliğin ilk safhalarında ağızlarında metalik bir tat olduğundan bahsedebilir. Bu türden değişiklikler de, bazı besinlere duyulan isteği ve diğerlerine duyulan isteksizliği açıklayabilir.

Aşerme, bazı kadınlarda duyguların bilinç seviyesindeki, ya da bilinç altındaki karşılığı şeklinde de ortaya çıkabilir. Örneğin çocukluğunuzda sevdiğiniz bir şeyi yemek isteyebilir, ya da din veya kültürünüzle özel bir bağlantısı olan bir besini tüketmek isteyebilirsiniz. Özellikle de hala aynı çevrede yaşıyorsanız. Alışılagelmedik gıdaları arzulamanız, hamile olmak gibi özel bir duruma dikkat çekmek için kullandığınız size özel bir yol olabilir.

Hamilelik sırasında, aşerme`nin aksi bir durum da meydana gelebilir. Yani kahve ve alkol, ya da kızartma gibi bazı yiyecek ve içeceklere karşı isteksizlik oluşabilir. Bu, çoğunlukla mide bulantıları sebebiyle olur.
Tüm bunların yanı sıra ortaya çıkabilecek bir diğer durum da tıpta pika olarak adlandırılmaktadır.
Pika, yenilebilir olmayan, sabun, macun, toprak gibi maddeleri yeme arzusudur.
Gebelik esnasında yaşanan aşerme durumu bazen etik problemlere de sebep olabilir. Örneğin pek çok
vejetaryen kadında ete olan isteğin arttığı gözlemlenmiştir. Hamilelikte vücudun proteine olan ihtiyacı artar. Belki de bu nedenle bu tür bir arzu, vücudun gönderdiği bir mesaj olarak algılanabilir. Buna cevap olarak bazı kadınlar sadece hamilelik boyunca da olsa et yemeye başlarken, bazıları da balık ve baklagillerle bu açığı kapamaya çalışırlar. Daha çok yumurta ve peynir yiyip, süt içmek de aldığınız proteini artırmanın iyi bir yoludur.

Aşerme`den bahsederken, çikolatadan bahsetmemek olmaz. Hamilelikte çokça arzulanan çikolata, vücutta karmaşık biyokimyasal tepkimelere sebep olabilir. Çikolata, özellikle de bitter çikolata, zengin bir magnezyum ve demir kaynağıdır. Bu nedenle, eğer canınız çikolata çekiyorsa, bu hafif bir kansızlığın belirtisi olabilir. Bu mineralleri içeren daha tatlı gıdalar, magnezyum için hurma, incir, yemişler; demir için de kırmızı et, yumurta, fasulye ve yulaftır.

Çikolata yemek, beyinde kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan kimyasalların salgılanmasını sağlar. Ayrıca bir anda şeker yüklemesi de yaptığından, kendinizi yorgun ve depresif hissediyorsanız, kısa zamanda daha iyi hissetmenizi sağlar. Ancak çoğu çikolatada fazlaca katkı maddesi bulunduğundan, organik çikolatayı tercih etmek, ya da daha sağlıklı bir alternatif bulmak iyi olabilir.

Kendinizi iyi hissetmek için yapabileceğiniz bir diğer şey de, düzenli egzersiz ve rahatlama teknikleridir. Ayrıca, depresyondaysanız bir terapiste de başvurabilirsiniz. Probleminiz aşermek değil de, bazı besinlere isteksizlik duymak olabilir. Beslenme planınız pek çok farklı besini içereceğinden, bu çok büyük bir problem yaratmayacaktır. Ancak eğer beslenmeniz açısından değerli besleyenler içeren bir gıdaya karşı isteksizlik duyarsanız, bunun yerini alabilecek başka bir gıda bulmaya çalışın. Böylece herhangi bir vitamin ve mineral eksikliği söz konusu olmaz.

Aşerdiğinizde, arzu duyduğunuz gıdayı yemekte sakınca yoktur. Ancak önemli olan bunu abartmamaktır. Eğer tek bir besinden bol miktarda tüketirseniz, muhtemelen diğer yemeniz gerekenleri yemiyorsunuz demektir. Bu da, zaman içerisinde ihtiyacınız olan besleyenleri alamamanıza sebep olabilir. Bir hafta kadar bir beslenme günlüğü tutup, ne kadar dengeli beslendiğinizi inceleyin. Eğer diyetiniz yetersizse, doktorunuza danışın.

Eğer aslında yenmeyecek şeylere karşı bir ilgi görürseniz, bunları yeme isteğinizi bastırmaya çalışın ve kendinizi yenebilir bir besinle ödüllendirin. Kendinize pika durumunun geçeceğini ve endişelenmemeniz gerektiğini söyleyin. Ancak bu durumun sizi iyice rahatsız ettiğini hissederseniz, o zaman doktorunuza danışın. Bazen pika, altta yatan başka bir fiziksel ya da akli rahatsızlığın göstergesi olabilir.

HAMİLELİKTE BESLENME NASIL OLMALI?


Hamilelikte düzenli ve dengeli beslenme anne ile bebeğin sağlığı açısından büyük önem taşır. Anne adayının hamileliği süresince fast food, dondurulmuş hazır yiyecekler, gazlı içecekler ve hazır eriştelerin tüketiminden kaçınması gerekir.

Hamilelikte Neler Yenilebilir?

Soya sütü: Tercihe göre çikolatalı, sade ya da vanilyalı olabilir. Bir kutu küçük soya sütünü her zaman çantanızda bulundurun. Böylelikle hamilelik sırasında ihtiyacınız olan günlük kalsiyum ve D vitamini ihtiyacınızı kolaylıkla karşılayabilirsiniz.

Bir avuç kuru üzüm:
Atıştırma ihtiyacınızı da giderecek kuru üzüm, günlük almanız gereken demirin dörtte birini ve protein miktarının da bir kısmını karşılar.

Yoğurt: Kaçınılmaz, hafif, doyurucu...Günlük kalsiyum ihtiyacınızın %25'ini karşılayan bu lezzetli süt ürünü; protein, çeşitli vitamin ve mineraller açısından da besleyicidir.

Hazırlanması kolay tahıl gevrekleri: Hazırları da bulunan müslileri yulaf ezmesi, kuru meyveler ve badem kullanarak kendiniz de hazırlayabilirsiniz.

İyice yıkanmış salata: Dışarıda olduğunuz zamanlarda kafe ve restoranların birbirinden lezzetli salatalarıyla kendinizi ve büyümekte olan bebeğinizi şımartın.

Havuç dilimleri: İnce ince doğrayacağınız havuçları, limonlu sos eşliğinde veya yoğurtla günün her vaktinde yiyebilirsiniz. Karnıbahar, brokoli ve ıspanak gibi sebzeleri akşam yemeğine saklayın.

Az yağlı dil peyniri: Yağ oranı düşük, aynı zamanda lezzetli ve besleyici...

Portakal suyu: Günlük C vitamini ihtiyacınızın yarısını bol bol portakal suyu içerek karşılamış olursunuz. Aynı zamanda kalsiyum ihtiyacınızın da %15'i portakal suyuyla karşılanmaktadır.

Mısır gevrekleri: Ama bunların şeker kaplı olanlarından kaçının, doğal olanlarını tercih edin. İçinizin ezildiğini hissettiğiniz anlar için, bir dakika içinde hazırlayıp tadını çıkarabilirsiniz.

Az yağlı peynir çeşitleri: Günlük protein ve kalsiyum ihtiyacınızı karşıladığınızdan emin olun.

Kaçınılması Gereken Yiyecekler:

Marketlerde satılan hazır erişteler: Yağ ve tuz oranları yüksek olduğu için kaçının.

Gazlı İçecekle
r: Midenizi kalorisiz sıvılarla doldurduğunuzda, besleyici içeceklere yer kalmayacaktır. Bunun yerine az yağlı süt ve meyve suyu içmeyi tercih edin.

Hazır yiyecekler: Bu yiyeceklerin fast food'dan daha iyi olduğu kesin ama içerdikleri koruyucu maddeler yüzünden kaçınılması gerekenler arasında.

Dondurulmuş hazır yiyecekler
: Bunlarda yağ ve tuz oranı çok yüksektir. Bunun yerine fırına atacağınız bir patatesi, eritilmiş peynir eşliğinde yiyebilirsiniz.

Göbek salata: Canınız salata çektiğinde daha besleyici olan marulu tercih edin

Hamile miyim?

Hamile miyim?

“Acaba hamile miyim?” ; “Acaba eşim/arkadaşım hamile mi?”... Bazı belirti ve bulgular size bu sorunun cevabının “evet” olma ihtimalinin yüksek olup olmadığını söyleyebiliyor...

Bazı belirtiler gebeliğin habercisi olsa da kesin bir gebelik varlığını göstermez, zira başka durumlara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Yine de kesin tanı için gebelik testi yaptırmanız gerektiğini unutmayın

Sorunun cevabını nasıl alacaksınız?
Bazı belirti ve bulgular size bu sorunun cevabının “evet” olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösterir.
Bunlar:
-Beklenen adetin başlamaması
-Görülen adetin niteliklerinin normalden farklı olması (miktarın, adet görme zamanının, beraberinde oluşan belirtilerin, öncesinde oluşan belirtilerin farklı olması)
-Memelerde dolgunluk, hassasiyet, meme ucunda koyulaşma, meme başında karıncalanma hissi
-Karnın alt kısmında dolgunluk, şişkinlik ve bazen hassasiyet
-Bulantı ve bazen kusma
-Yorgunluk, uykuya eğilim, başdönmesi
-Sık idrara çıkma
-Vajina salgılarının artması
-Eğer gebelik düşünmüyorsanız mutlaka doktor önerisiyle bir aile planlaması yöntemi uygulamalısınız.

Bu belirtiler muhtemel bir gebeliğin habercisidir. Kesin bir gebelik varlığını göstermezler, zira başka durumlara bağlı da ortaya çıkabilirler. Kesin tanı için gebelik testi yapılmalı ve ultrasonda gebelik gözlenmelidir.
KESİN CEVABI NASIL ALACAKSINIZ?
Gebelik Testleri
Gebelik uterusta (dış gebelik durumunda tüplerde ya da karın boşluğu gibi bir yerde) yerleştiği andan itibaren trofoblast hücreleri tarafından HCG (Human chorionic gonadotropin) adı verilen bir hormon salgılanmaya başlanır. Normalde kanda ve idrarda eser miktarda bulunan bu hormonun arttığının çeşitli testlerle gösterilmesi (HCG salgılayan tümörlerin olduğu çok ender durumlar hariç) vücutta bir gebelik olduğunun kesin kanıtıdır.
Kandaki ve idrardaki HCG seviyesinin bu hormona yapısal olarak çok benzeyen luteinizan hormon (LH) adlı yumurtlamadan sorumlu hormon ile karışmasını önlemek için HCG hormonunun beta fraksiyonu yani ß-HCG ölçümü yapılır.

İdrar testleri: Kanda ß-HCG belli bir eşik seviyesine ulaştığında idrara çıkmaya başlar ve gebeliğin ilerlemesiyle idrardaki seviye artar. İdrarla yapılan gebelik testlerinin esası bu ß-HCG”nin varlığının ya da yokluğunun saptanmasına dayanır. Çeşitli testlerin hassasiyeti arasındaki farklılıklar idrardaki seviyeyi tanıyıp tanıyamamalarına bağlıdır.
Eczanelerde ya da evlerde hazır test kitleri yardımıyla uygulanan idrarda gebelik testlerinin güvenilirliği üretici firma tarafından her ne kadar % 99 olarak belirtilse de yapılan çalışmalar özellikle adet gecikmesinin 10 günden daha az olduğu durumlarda hata oranının % 50”lerde olabileceğini göstermektedir (“Hata” genellikle testin hassasiyetinin düşük olması nedeniyle varolan bir gebeliği saptayamaması şeklinde olmaktadır. Ancak tam tersi de mümkündür).
Laboratuarda uygulanan idrarda gebelik testleri ise adet gecikmesinin beşinci gününden itibaren güvenilir sonuç verebilmektedir. Bu testler daha düşük hormon seviyelerini tanıyabilen ve bu yüzden de hazır test kitlerine göre daha hassas olan testlerdir.
Kan testi (beta HCG): İdrar testleri ß-HCG”nin varlığını ya da yokluğunu saptayabilirken kan testleri ß-HCG”nin kandaki seviyesini saptarlar. Böylece hormon salgısının başladığı en erken dönemlerde, henüz adet gecikmesi bile olmadan kanda ß-HCG seviyesi saptanarak gebeliğin tanısı konabilir, ya da gebelik oluşmadığı yönünde kesin karar verilebilir.
Ultrasonla Gebelik Tanısı
Adet gecikmesi bir haftayı geçtiğinde gebelik testi yapılmaksızın vajinal ultrasonla gebelik tanısı konabilir. Abdominal (karından bakılan) ultrasonla ise adet gecikmesi en az 10 gün olmalıdır.
Dr. Kağan Kocatepe

Gebelikte beslenme


Gebelikte beslenme

Anne adaylarının sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermeleri gerekiyor. Ancak bunu çok yemek olarak algılamamak gerekir. Çünkü gebelik döneminde çok fazla yemek de bir takım sakıncalar doğuruyor. Uzmanlara göre olağanüstü durumlar dışında sağlıklı bir kişinin alması gereken günlük kalori miktarı 2 bin 500- 3 bin kaloridir, gebe kadınların ise ihtiyacı olan miktar normalden 300 kalori daha fazladır. Ideal olan, gebelik döneminde 11-12 kilo almak. Zaten, bu miktarın yaklaşık 7 kilosu zorunlu olarak alınıyor ve doğum sırasında geri verilyor. Çok yemek ne kadar zararlıysa, gebelikte kilo almamak için gerekenden az yemek de o kadar zararlıdır en iyisi doktor kontrolünde, dengeli bir beslenme programı izlemektir.

Az ama sık yiyin
Gebelik döneminde çok değil, dengeli beslenmek gerekiyor. Günlük beslenme ihtiyacı öğün sayısı artırılarak yayılmalı. Kilo endişesiyle şeker ve karbonhidratlar gibi gıdalardan kaçınmak sakıncalı. Vücudun bunlara da ihtiyacı var. Her türlü gıdadan, doktor kontrolünde ve uygun miktarlarda alınmalı. Ancak, vitamin yönünden zengin gıdalara biraz daha fazla ağırlık verilmeli. Bebekler ihtiyacı olan her türlü maddeyi annenin vücudundan elde ederler. Eğer bu maddeler annede azsa bebek kendi ihtiyacını alır, ama anne güçsüz kalır. Bu yüzden gerekli gıdaların alınması ve sağlıklı kilo alışının sağlanması çok önemlidir.
Vitaminler
Özel durumlar dışında gebelik sürecinde düzenli vitamin kullanımı gerekmez. Çünkü bu vitaminlerin tümü düzenli beslenme yoluyla alınabilir. Ayrıca A vitamini gibi bazı vitaminlerin fazlası da zararlı olabilir. Ancak erken gebelik döneminde bulantı ve kusmadan kaynaklanan beslenme yetersizliği varsa vitamin alınabilir.
Demir
Demir içeriği yüksek besinlerle beslenseniz de gebelikte ihtiyaç duyduğunuz demiri alamayacağınız için belli bir haftadan sonra (genellikle gebeliğin ikinci yarısından itibaren) düzenli olarak demir içeren ilaçlar kullanmalısınız. Alacağınız demirin bebeğinizin demir depolarının oluşmasında çok önemlidir.
Bol sıvı almak
Suyu ve sıvı içeren gıdaları gebelik öncesi döneme göre daha fazla miktarlarda almanız kabızlık yaşamanızı engellemeye yardımcı olacak ve özellikle yaz aylarında halsizlik şikayetlerinizin azalmasını sağlayacaktır. İdrar renginizin açık sarıdan daha koyu sarı bir renkte olması (idrar yolu enfeksiyonunuz yoksa) sıvı alımınızın yetersiz olduğunun habercisidir. Gebelikte vücudun sıvı miktarı artar ve kan hacmi yaklaşık %50 oranında genişler. Amnios sıvısı da yaklaşık olarak üç saatte bir tümüyle yenilenir. Bu nedenle anne adayının vücudundaki sıvı dengesi çok önemlidir. Anne adaylarının günde en az iki litre sıvı almaları gerekir.
Kahve, çay ve kola
Kahve içme alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirmelisiniz. Günde bir fincan ya da maksimum iki fincan kahvenin olumsuz bir etkisi olmamasına karşın daha fazla miktarlarda vücuda giren kafein, dolaşım sisteminizin olumsuz etkilenmesine ve uykusuz kalmanıza neden olabilir. Dahası, yüksek miktarlarda kafeinin (günde 10 fincan ya da daha fazla) düşük, erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bazı çalışmalar bulunmaktadır. Kafein içeren diğer sıvılar (kolalar, çeşitli çaylar) için de aynı öneriler geçerlidir.
Alkol
Alkol bebek üzerinde gelişimsel kusurlar yaratabilen bir madde olduğundan ve bu kusurları yaratan günlük dozun alt sınırı belirlenemediğinden, gebelikte kullanılmaması gerekir.
Sigara
Bilinçli bir anne adayının gebelik döneminde sigaradan ve sigara içilen yerlerden tümüyle uzak durması gerekir. Çünkü, bigara verdiği tüm zararların dışında iştahı da kesen maddeler içerir.

Anne Adaylarına Öneriler

Anne Adaylarına Öneriler

Anne adayları ilaç kullanımı konusunda dikkatli olmanız gerektiğini akıllarından çıkarmamalılar. Doktor kontrolü dışında kullanılan ilaç kullanılması bebekte çeşitli organların yapılarındaki ya da fonksiyonlarındaki anormallikler, büyümenin gecikmesi veya davranışsal bozukluklar gibi çeşitli anomalilere yol açabilir. Ayrıca ilaçlar anne sütüne karışarak bebeğe geçebileceğinden ilaçlar bu dönemde yine doktor kontrolünde alınmalıdır.

Spor Hamilelik döneminde yürümenin, en ideal spor olduğu vurgulanıyor. Yürüyüş hem güneşten faydalanıp kemikleri güçlendirmek hem de ciğerlere temiz hava depolamak açısından önemli. Anne adaylarına, yürürken fazla zorlanmamaları, herhangi bir sinyalde yürüyüşe ara vermekte tereddüt edilmemesi öneriliyor. Ancak dengenin önemli olduğu jimnastik, dağcılık ve benzeri sporlardan kaçınılmalı. Rahmin büyümesine bağlı olarak vücudun ağırlık merkezi değişir ve dengenizi kaybedebilirsiniz. Çarpışma riski olan her spordan uzak durmalı.

Güneşlenme Çok dikkatli olarak, çok kısa süre ve koruyucu kremler kullanılarak güneşlenebilinir. Güneş ışınlarının derideki lekelenmeleri arttırdığı unutulmamalıdır.

Alkol ve Sigara Kullanımı Gebelikte kullanılan alkol, abortus(düşük), ölüdoğum, bebekte gelişme geriliği, çeşitli baş-yüz gelişim kusuları ve zeka geriliği gibi istenmeyen durumların oluşmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle gebeliğinizi planladığınız andan itibaren ve tüm gebelik boyunca alkol kullanımından kaçının. Sigara içen anne adaylarının çocuklarında anomali olma olasılıkları daha yüksek olduğundan sigara kullanımından da kaçınmak gerekir.

Beslenme Günlük öğün sayınızı en az beşe çıkarın Bol bol su için. Çünkü bu, kabızlık yaşamanızı önlemeye yardımcı olacak ve özellikle yaz aylarında halsizlik şikayetlerinizin azalmasını sağlayacaktır. Hamilelikte çinko ve vitamin alımı da önemlidir. Hamilelik döneminde alınan çinkonun bebeğin zeka gelişimini olumlu yönde etkilediği saptandı. Ayrıca yine hamilelelik döneminde demir alımı önemlidir.

Yolculuk Hamilelerin uzun yolculuklarda emniyet kemeri takmaları ve sık sık araçtan inerek yürüyüş yapmaları gerekiyor. Trafik kazalarından sonra hamile bayan kafa tramvası ve şoktan dolayı hayatlarını kaybedebiliyor, rahim yaralanması sonucunda da bebeklerin hayatlarını kaybedebiliyor

Anne Adayları Dikkat


Anne Adayları Dikkat
Hamilelik döneminde daha doğal içerikli bakım ürünleri kullanmaya özen gösterin. Ayrıca çillerinizin veya benlerinizin hamilelik döneminde koyulaşması ve olmayan lekelerin ortaya çıkması sizi şaşırtmasın; bunlar doğumdan sonra genellikle kaybolurlar.

Anne adaylarının saçlarında da bazı farklılıklar gözlemleniyor. Hamilelik döneminde saçlar daha yumuşak ve canlı oluyor. Bu durumun sebebi sadece hormonlardaki değişiklikler değil. Hamilelik döneminde tüketilen besin maddelerine dikkat edilmesi de saç sağlığı açısından büyük bir etkendir. Hamilelik döneminde yeni ruh halinize uyan ve pratik bir saç modeli kesimi uygulatabilirsiniz; bu, sizin zindeliğinizi arttıracaktır.
Bazı kadınlar doğumdan birkaç ay önce saçlarını değiştirmeye karar verir: Bunun sebebi; doğumdan sonra özel bakımlara zaman ayıramayacakları düşüncesidir. Hamilelik döneminde saç rengini değiştirmek; saçları boyatmak uzmanlar tarafından yanlış olarak kabul edilmiyor, çümkü piyasada bulunan saç boyaları ve akıcı boyalar birçok kez test ediliyor. Buna rağmen saçlarını boyatmaktan korkan anne adayları hazır kına setleri gibi naturel boyaları uygulayabilirler.

Hamilelik döneminde ayaklarınızı yukarı kaldırmaya özen gösterin. Ayrıca, ayaklardan başlayarak baldırlara doğru yapılan masajlar, ayaklarınızdaki yükü azaltmaya yardımcı olur. Damarlar, hamilelik döneminde yüksek performans gösteriyor, çünkü toplardamarlar kan dolaşımını hızlandırıyor. Bacakların ve ayakların, hamilelik dönemini daha rahat atlatrmnaları için nemlendirici kremle ovulmaları ve ayakların gün içinde sık sık yükseğe kaldırılarak dinlendirilmeleri gerekiyor.

30'undan sonra annelik

30'undan sonra annelik
Modern zamanların kadını hayatı için kararlar alırken geçmiş yıllarda yaşayan hemcinslerine göre oldukça farklı alanlara yöneliyor. Günümüzde fiziksel güç gerektiren işler haricinde, erkeklerle neredeyse her alanda rekabet içinde olan kadınlar, kariyer hedefleri için kimi zaman en doğal içgüdüleri olan anneliği bile ertelemeye kararverebiliyor.
Özellikle modern hayatın koşuşturmacasına kendini kaptıran şehirli kadın, bazen ekonomik bazen de kişisel hedefleri nedeniyle annelik planlarım geç yaşlara erteleyebi-liyor. Ayrıca, son yıllarda bir hayli ilerleyen tıp sayesinde, geç yaşlarda hamileliğin yol açtığı risklerin azaltılması, kadınların bu konuda daha kolay karar vermelerini sağlıyor.
Geç annelik
Kadınların doğurganlıklarını 30'lu yaşlarından itibaren kaybetmeye başlaması ve genç bir kadına kıyasla hamileliklerinde birçok risk faktörüyle karşı karşıya kalması, ileri yaşta gebeliğin yol açtığı sorunların basında geliyor. Fakat bu durum, ileri yaşlarda hamile kalmayı düşünen her kadının aynı tip sorunlarla karşılaşacağı anlamına da gelmiyor. Çünkü ileri yaşta hamileliğin taşıdığı riskler her şeyden önce, anne adayının yaşadığı sağlık sorunlarıyla bağlantılı.
Özellikle ilerleyen yaşla birlikte kadınlarda hipertansiyon ve diyabet gibi rahatsızlıkların daha sıkgörülmesi, geç yaşta hamileliği tehlikeye sokan faktörlerin en önemlileri arasında yer alıyor. Bu nedenle, hamileliğini 30'lu yaşlardan sonraya bırakan her kadının, hamile kalmaya karar vermeden önce mutlaka doktoruna danışarak hamileliği süresince ne tür sorunlarla karşı karşıya olduğunu öğrenmesi gerekiyor. Diyabet ya da hipertansiyon gibi herhangi kronik bir rahatsızlıktan şikayetçi olan anne adayının, doktor gözetiminde bu sorununu kontrol altına alması, hem kendi sağlığı hem de bebeğinin sağlıklı gelişimi açısından büyük önem taşıyor.
Çünkü ileri yaşlardaki hamileliklerde kronik hipertansiyon, erken gebeliklere göre ikiyle dört kat arasında daha fazla görülüyor ve bu durum anneyle bebeği açısından büyük tehlike taşıyor. Ayrıca, bir diğer tehlikeli olasılık da, kadının yaşı ilerledikçe doğacak bebeğin kromozom bozukluklarda dünyaya gelme ihtimali.
Kromozom bozukluklannın en önemlilerinden biri olan Down Sendromu'nun, özellikle ileri yaşlardaki gebeliklerde ortaya çıktığı araştırmalar sonucunda kanıtlanmış. Doğacak bebeğin zihinsel ya da bedensel özürlü olmasına yol açan Down Sendromu'nun, 25 yaşındaki bir anne adayının bebeğinde görülme şansı 1250'de bir iken, 35 yaşındaki bir annenin bebeğinde bu oran 378'de bire kadar yükseliyor. Artan bu risk faktörü nedeniyle çoğu doğum uzmanı 35 yaş üzerindeki anne adayım, bebeğinin bu tip bir kromozom bozukluğuna ne kadar maruz kalabilecegini öğrenmesi için hamileliğinden önce bir test yapmayı öneriyor. Yapılan test sonucunda, anne adayının hamileliğiyle birlikte hiçbir kromozom bozukluğu yaşamayacağı tespit edilirse anne ve bebeğinin sağlıklı bir hamilelik geçireceği belirleniyor.
Düşük tehlikesi
İleri yaşlarda hamile kalmayı planlayan kadınların karşılaşabilecekleri bir diğer sorun ise düşük tehlikesi. Her yaştaki anne adayı, hamileliğin özellikle ilk üç ayında düşük riskiyle karşı karşıya kalıyor. Öte yandan, ilerleyen yaşla beraber düşük ihtimali de doğru orantılı artıyor. 35 yaş üzerindeki anne adaylarında düşük tehlikesine, genç yaştaki hamileliklere göre dört kat daha fazla rastlanılıyor.
İleri yaşlarda ilk bebeğini dünyaya getirmeye hazırlanan anne adayları için doğum evreleri de farklı zorluklar taşıyor. Diyabet ve hipertansiyonun beraberinde getirdiği risk faktörlerinin yanı sıra plasentayla ilgili sorunlarda anne adayının hayatını tehlikeye atabilir. Özellikle Placenta previa olarak adlandırılan vakada, annenin çok kan kaybetmesi ihtimaline karşı doğum uzmanı sezaryen doğumu önerebiliyor.
Geç yaşlarda ilk doğumunu yaşayan anne adayları, bazen düşük kilolu ya da prematüre bir bebeğe de sahip olma olasılığını taşıyabiliyor. Doğumu tehlikeye sokan bu tür riskler, annenin artan yaşıyla ortaya çıkıyor. Fakat ileri yaştan daha önemli olan, hamilelikten önce beliren ve bu evre içinde devam eden kronik rahatsızlıklar. Doktor gözetiminde genellikle en aza indirilen bu tip riskler anne adayının da dikkat edeceği bazı noktalarla tamamen ortadan kaldırabilir:
• İleri yaşlarda yaşanan doğumlarda, bebekte görülebilecek bedensel, zihinsel ve genetik bozukluklara karşı gereksinim duyulan vitamin eksikliklerinin doktor gözetiminde giderilmesi.
• Anne adayının ve bebeğinin yaşayabileceği sorunlara karşı önlem almak için, hamilelik öncesinde ve hamilelik evresinde rutin check-up'lardan geçmek.
• Günlük beslenmede folik asit ihtiyacının karşılanması; yulaf, portakal suyu, lifli yeşil sebze gibi besin değeri yüksek yiyeceklerin tüketilmesi.
• Hamilelik süresince likör, bira, şarap gibi alkollü içeceklerden uzak durulması
• Sigara içmemek ve sigara içilen ortamlardan uzak durmak
• Doktor önermedikçe gelişigüzel ilaç kullanımından kaçınmak
Ruhsal açıdan hazırlık
Hamilelik süresince ileri yaştaki anne adayının beden sağlığı kadar, ruhsal durumu da bebek için büyük önem taşıyor. Yaşadığı hormonal değişikliklerden ötürü kendini zaman zaman kötü hissedebilen annenin bu durumu, baba adayının desteği ve anlayışıyla çözüm bulabiliyor. Ayrıca anne adayının hamile kalmaya karar vermeden önce bir bebek dünyaya getirmeyi gerçekten istedigini düşünmesi gerekiyor. Özellikle ileri yaşta ilk bebeklerine sahip olacak anne ve baba adayının hayatlarında büyük bir değişikliğe neden olacak bu olayı gözden geçirmeleri için kendilerine şu soruları sormalan gerekiyor.
• Çocuğun bakımını üstlenmek için fiziksel ve ruhsal koşullarınız uygun mu?
• Hamileliğiniz süresince size destek olabilecek yakınlarınız ya da arkadaşlarınız var mı?
•Ekonomik durumunuz yeni doğacak bebeğin gereksinmelerini karşılayabilecek mi?
• Sağlıklı besleniyor musunuz?
• Sigara ya da alkol kullamyorsanız bu alışkanlıklarınızı bırakabilecek misiniz?
• Bebek hayatınızda büyük bir değişikliğe neden olacak. Fedakarlık yapmaya hazır mısınız?
• Eğer yaşınız oldukça ilerlemişse başkalarının yapacağı yorumlara kendinizi hazır hissediyor musunuz?
Hamilelikte risk faktörleri
• Anne adayının yaşı. Anne ve baba arasındaki kan bağı
• Anne adayının geçirdiği rahatsızlıklar
• Ailede varolan genetik rahatsızlıklar
• Anne ve baba adayının kan gruplarının uyuşmazlığı
• Uyuşturucu madde kullanımı• Hamilelikte yaşanan ruhsal problemler
• Anne adayının kilosu