alternatif sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alternatif sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Evde yoğurt yapımının püf noktaları


Evde yoğurt yapmak, hem sağlıklı hem de ekonomik bir seçenektir. Evde yoğurt yapmak için ihtiyacınız olan malzemeler şunlardır:

  • 1 litre süt
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 çay kaşığı tuz (isteğe bağlı)

Yapılışı:

  1. Sütü bir tencereye alın ve orta ateşte kaynatın.
  2. Kaynayan sütü ocaktan alın ve ılımaya bırakın.
  3. Ilıyan sütün içine yoğurt ve tuzu ekleyin ve iyice karıştırın.
  4. Sütü cam bir kavanoza alın ve ağzını streç film ile kapatın.
  5. Kavanozu bir tepsiye alın ve üzerini bir havlu ile örtün.
  6. Yoğurdu oda sıcaklığında 6-8 saat mayalanmaya bırakın.
  7. Mayalanan yoğurdu buzdolabına alın ve 1 gece dinlendirin.
  8. Afiyet olsun!

Püf noktaları:

  • Sütü kaynatırken ara ara karıştırın ki dibi tutmasın.
  • Sütü ılıtırken serçe parmağınızı sütün içine batırın ve 7-8 saniye bekleyin. Parmağınız yanmıyorsa süt ılınmış demektir.
  • Yoğurdu mayalamak için kullandığınız kavanozun ağzını streç film ile kapatın ki hava girmesin.
  • Yoğurdu mayalamak için oda sıcaklığı idealdir.
  • Yoğurdu buzdolabına aldıktan sonra 1 gece dinlendirin ki kıvamı otursun.

Evde yoğurt yapımının faydaları:

  • Evde yoğurt yapmak, hazır yoğurtlara göre daha sağlıklıdır. Çünkü hazır yoğurtlar, üretim sırasında ısıl işleme tabi tutulur ve bu işlem sırasında bazı besin değerleri kaybolur.
  • Evde yoğurt yapmak, daha ekonomiktir. Çünkü ev yoğurt yapmak için kullanılan malzemelerin maliyeti, hazır yoğurtların maliyetinden daha düşüktür.
  • Evde yoğurt yapmak, daha lezzetlidir. Çünkü ev yoğurdu, hazır yoğurtlara göre daha taze ve doğaldır.

Çörek otu tüketmelisiniz, neden mi?


Özellikle, kanserli hücrelerin temizlenmesi ve kansere karşı koruyucu etkisi ile ilgili olarak yapılan çalışmaların sonuçları umut vermektedir. çoğumuz, çöreklerde, böreklerde lezzet verici ve süsleyici olarak kullanırız çörek otunu. Oysa çörek otu tam bir şifa deposudur, faydaları saymakla bitmez. Dünyanın hemen hemen her yerinde bilinen ve kullanılan çörek otu içerdiği vitamin, mineraller sayesinde ve bir çok hastalığa şifa olması nedeniyle yaygın şekilde kullanılıyor.

İşte çörek otunun en bilinen faydaları;
Çörek otu kullanımı bağışıklık sistemini güçlendirir.
Antioksidan özelliği vardır.
İltihap oluşumunu engelleyici etkisi vardır.
Çörek otunun içindeki iltihap önleyici madde eklem iltihabı için yararlıdır.
Prostat ve meme kanserini yavaşlatıcı etkinliği bulunur.
Karaciğeri koruyucu özelliği çörekotu faydaları içindedir. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırma karaciğer kanserine karşı koruyabileceğini göstermiştir.
Kandaki şeker miktarını düşürücü etkisi vardır. İnsülin salgılamasını sağlayan pankreasta beta hücrelerini harekete geçirdiği gözlemlenmiştir.
Almanya'da yapılan bir araştırma çörek otunun alerjik rahatsızlıklarda kullanılabileceğini göstermiştir.
Almanya'daki araştırmada bronşitli astım, allerjik astım, bahar nezlesi rahatsızlıklarına yönelik yapılan çalışmada çörektonun ciddi oranda fayda sağladğı gözlemlenmiştir.
Mide zarını tahriş eden etkenlere karşı mide zarını korur.
Çörek otunun kullanımı nefes borusu adalesini genişletme etkisinden dolayı nefes darlığında yararlıdır.
Kalp sağlığını koruyucu etkisi çörekotunun faydaları arasındadır. Çörekotu içinde bulunan timokinon 'un kalp rahatsızlıklarına yol açan homosistein oranını düşürdüğü görülmüştür.

Vücutdaki homosistein düzeyi, besinlerle alınan folik asit, B6 ve B12 vitaminlerinin dışında genetik faktörlere ve hormonların etkisine bağlı olarak düzenlenir. Homosistein seviyesi yüksek olan kişilere, folik asit, B6 ve B12 vitaminlerinin kullanımı öneriliyor. Deneysel çalışmalar çörekotu tohumları ve uçucu yağın homosistein üzerindeki etkisinin folik asitten daha fazla olduğunu göstermiştir.

Uzmanlar sinüzit hastalarına ve bu durumlardan şikayetçi olan vatandaşlara çörek otu yağını tavsiye ediyor. Çörek otu yağı hem damlatılabilir hem içten dahilen kullanılabilir. Çörek otu sayesinde 1 ayda sinüzitten kurtulabilirsiniz. Ayrıca bol ılık su için. Çünkü sinüslerde günde yaklaşık 2 litre su döner. O bölgeyi temizlemek için suya ihtiyaç vardır. Her iki buruna birer damla damlatılabilir ayrıca bir çay kaşığı içilebilir. 1 aydan sonra sinüsler rahatlar şikayetler azalmaya başlar ve siz daha rahat nefes almaya, ağrılardan kurtulmaya başladığını görebilirsiniz.

Ihlamur sezonu açıldı, işte ıhlamurun faydaları


Kış geliyor, ıhlamur sezonu da açıldı. Ihlamur, kalsiyum açısından zengin bir bitkidir. Ayrıca önemli bir A vitamini deposudur. B6 vitamini de içermektedir. Ayrıca tanen, şeker glikoz içerir. İçerdiği vitamin, element ve diğer maddelerle bazı hastalıklara faydaları vardır.
Ihlamur daha çok kış aylarında soğuk algınlığına neden olan hastalıklara yakalanmamak veya hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Daha çok yaprakları kaynatılarak demlenir ve limon veya bal karıştırılarak içilir. En sık kullanım şekli böyledir.
Ihlamur vücut direncini artırır. Kan dolaşımının hızlanmasını sağlar ve vücudu sıcak tutmaya yardımcı olur. Özellikle kış aylarında üşüme sorunu yaşayan kişilerin bu sorunu çözmede önemli derecede yardımcı olur. Hastalıklarla genel anlamda mücadele için metabolizmayı kuvvetlendirir.

Ihlamur gribe ve nezleye iyi gelir. Ateşi düşürür, boğaz ağrısını iyileştirir. Ihlamura bal ve limon eklenirse, faydası daha da artar. Doğal bir antibiyotik olan bal vücudun hastalıklara karşı direncini yükseltir. Limon da c vitamini desteği verir. 

Ihlamur öksürüğü giderir. üşütmeden kaynaklanan öksürüğü yatıştırıcı özelliğe sahiptir. Düzenli olarak ve sıcak tüketildiğinde öksürüğe neden olan bakteri ve mikropları vücuttan atar ve solunum yollarında öksürükten dolayı meydana gelen tahrişleri giderir. Öksürükten daha hızlı ve kısa zamanda kurtulmamıza yardımcı olur.
Ihlamurun diğer faydalarını da şöyle sıralayabiliriz. Migren ağrılarını hafifletir. Çarpıntıyı giderir. Stresi azaltır ve rahatlama sağlar. Kas spazmlarını giderir. Kan basıncını düşürür
İshale karşı faydalıdır. Karaciğer rahatsızlıkları tedavisinde fayda sağlar. Damar sertliğine karşı kullanılır. Sindirim sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Hazımsızlığa iyi gelir. Safra kesesi rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Toksinlerin atılmasına yardımcı olur




Sivilcelerden kurtulmada su içmenin faydası büyük


Can sıkıcı bir sorun olan sivilceler, cilt yüzeyinde bulunan bakterilerin, cilt gözeneklerinde çoğalması sonucu meydana gelmektedir. Sivilcelerden kurtulmak için ilk yapmamız gereken, cilt temizliğine özen göstermektedir. İkinci olarak da beslenmeye dikkat etmek, ciltte sivilce oluşumunu tetikleyen besinlerden uzak durmaktır.
Sivilce oluşumunu önleme ve var olan sivilce sorunundan kurtulmak için önemli bir diğer unsur da sudur. bol su içmek, cildi olumsuz yönde etkileyen toksinlerin vücuttan daha çabuk atılmasına yardımcı olarak sivilcelerle savaşır.
Toksinlerin atılmasında böbrek ve bağırsaklara yardımcı olmak için yeterli miktarda su tüketilmesi çok önemlidir. Sağlıklı bir vücut ve cilt için en etkili tedavi yöntemlerinden biri olan su ve su içeren besinleri hayatımızdan eksik etmemeliyiz. Günde iki litre su içmek çok olumlu sonuç verecektir.

Sonbahar depresyonundan korunmak için yapabilecekleriniz


Sonbahar geldi, hava serinledi, yağmurlar başladı, birçoğumuzu da melankolik bir hava sardı bile. Yağmurlu, günlerin kısalmaya başlaması, kapalı havalar, gün ışığının azalması gibi etkilerle gelen sonbahar,  depresyonu tetikliyor. bu bir çeşit mevsimsel depresyon. Depresyon demesek de depresif hal de diyebiliriz. Yapılan araştırmalar sonbahar depresyonunun çoğunlukla kadınlarda görüldüğünü göstermiştir. Yaşlılar da yine en hızlı etkilenen grupta yer alırlar. Bu sebeple özellikle yaşlı kadınların dikkatli olması ve kendilerini sıkıntıya bırakmamaları gerekir. Bununla birlikte 17-25 yaş arası gençlerin de dikkat etmeleri gereken bir dönemdir sonbahar. Ergenlikten birey olma yolunda ilerleyen bünyeler, çok hassas olabiliyor. Mümkün olduğunca eğlenceli ortamlara girmek ve iyi bir tercih olarak komedi türünde filmler izlemek çok faydalı olacaktır.
Sağlıklı beslenme de depresyonu önlemede önemlidir. Ispanak, karalahana, brokoli, pazı, brüksel lahanası, turp, şalgam, pancar, kereviz, domates, havuç, limon, kuşburnu, elma, kivi, portakal, mandalina gibi koyu yeşil, sarı, turuncu, kırmızı, mor renkte sebze ve meyveleri bolca tüketin. Bağışıklık sisteminiz güçlensin, siz de kendinizi daha güçlü ve tahammüllü hissedin.
-Kahve, çay, soğuk meşrubatlar, kakao ve benzeri kafeinli içecekleri azaltıp onların yerine rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitki çayları için.
-Her gün bol bol su için.

Grip ve soğuk algınlığından korunmak için bazı öneriler


Sonbahar mevsimi geldi, hoş geldi. Serin ve yağmurlu havalar da beraberinde geldi. Soğuk algınlığı ve grip de kapımızı çaldı. Sonbahar ve ardından gelecek olan kış mevsiminde sağlıklı kalabilmek ve gribe yakalanmamak için  neler yapmalıyız, nasıl beslenmeliyiz, bunları biliyor musunuz?

Kışın bağışıklık sistemimizi güçlendirmek ve hastalanmamak için dikkat etmemiz gereken bazı noktalar var. Probiyotik almalıyız, bu faydalı bakterilerin sindirim sistemine yardımcı oldukları bilinmektedir. Bu probiyotikler ayrıca bağışıklık sistemi için de iyi olup, grip mevsiminde gripten korunmaya yardımcı olurlar. Birçok yoğurtta probiyotik bulunmaktadır. Kışın gribe karşı mücadele için bol bol yoğurt yemeliyiz.

-Greyfurt çekirdeği, zencefil, tarçın ve karanfil soğuk algınlığı ve grip belirtilerine iyi gelmektedir. Kekik ve zeytin yaprağı yağı da soğuk algınlığı ve gribe iyi gelmektedir.

 -C vitamini ihtiyacının karşılanması ve sıvı alımına katkı sağlaması yönünden taze sıkılmış meyve suları da içilebilir. Meyve sularının tüketiminde önemli olan bekletilmemesi, sıkıldıktan hemen sonra tüketilmesidir. Meyve suyunun bekletilmesi C vitamininin azalmasına neden olmaktadır. Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı almak gereklidir. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında e önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, her gün en az 8-10 su bardağı su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları ile bitki çayları öncelikli olarak tercih edilmelidir.

-Kronik bir hastalığınız varsa, her sonbaharda grip aşısı olmak gerekir.

-Yeterince dinlenmeli ve mutlaka egzersiz yapmalısınız. Dinlenmeniz ve egzersiz yapmanız vücudunuzu sağlıklı tutarak grine karşı önemli bir koruma sağlayabilir.