kadın sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kadınlar İçin Kansızlık Nedir?


Kadınlar kansızlık konusundan erkeklere göre daha şanssızdırlar. Yaşamları boyunca adet kanamaları, düşükler ve doğumlar gibi olaylar neticesinde kan kaybı fazla olduğundan demir kaybına bağlı kansızlık daha sık ortaya çıkar. Genellikle beklenenden uzun adet kanamaları, tekrarlayan düşükler, çok ve sık hamile kalmak en önemli demir eksikliği nedenidir. Özellikle üreme çağında kadınlar bu konuda çok risklidir. Menopozdan sonra kadınlarda kansızlık erkeklerle eşit düzeye gelmektedir. Çünkü söz konusu kan kayıpları ortadan kalkmaktadır.
Kansızlığın en önemli belirtisi halsizlik ve yorgunluktur. Kansızlık kimi zaman ise çok belirgin olmayabilir. Eskiden kolayca yapılan işler rahatlıkla yapılamıyorsa, basit işler için fazla efor sarf edilmesi gerekiyorsa, çarpıntı likayeti varsa ve merdiven çıkmakta zorlanılıyorsa bunlar kansızlığın belirtisi olabilir. Küçük yaşlarda enfeksiyonlara eğilim, anlama bozuklukları, ileri yaşlarda uykuya eğilim kansızlığın belirtilerindendir.
Kansızlığı bitkisel desteklerle yenebilirsiniz!
Kansızlığa yakalanmamak için yapılması gereken ilk şey dengeli ve doğru beslenmektir. Kırmızı et demir açısından çok zengindir ve genellikle vejetaryenlerde demir eksikliği ortaya çıkmaktadır. Özellikle çocukluk döneminde kakao ve kafein içeren kola, kahve ve çay gibi içecekler demirin emilimini engellediğinden demir eksikliğine neden olur. 
Hem sebze hem de meyve ağırlıklı öğünler yemek, B12 ve folik asit alımına önem vermek gerekir. Kansızlık riski taşıyan kişilerin kan sayımını takip ettirmeleri ve düzenli beslenerek her türlü vitamin ve minerali yeteri ölçüde aldıklarına emin olmaları gerekir.

Meme kanserinde erken teşhis için yapılması gerekenleri biliyor musunuz?


Meme kanserinin görülme sıklığı hem dünya genelinde, hem ülkemizde artmaktadır. Tıp alanındaki son yıllardaki gelişmeler sayesinde meme kanseri korkulacak bir hastalık olmaktan çıkmıştır. Özellikle erken teşhis edildiği takdirde iyileşme şansı artmaktadır. Meme kanserini erken teşhis etmenin de üç önemli kuralı vardır. Kendi kendini muayene etme, periyodik doktor muayenesi, mammografi ve ultrason.
Her kadın ayda bir kez kendi memesini kontrol etmelidir. Her kadının meme yapısının farklı olduğunu unutmamak gerekir.
Yıllık doktor muayenesi yaptırmanız gerekiyor. Ülkemizde meme hastalıkları genel cerrahi uzmanlık alanına girmektedir. Bu nedenle yıllık kontrolünüzü genel cerrahi uzmanının yapması doğru olur.
Mammogram özel bir rontgen filmidir. Vücudun diğer bölgelerinde yapılan radyolojik incelemeden farklıdır. Düzenli olarak mammografi ve ultrasonografi yapılması, kadınlarda meme kanserine bağlı ölüm riskini düşürmektedir. 

Vücudunuzdaki ödem ve şişkinlikten kurtulmanız için bazı öneriler


Ödem ve şişkinlik çok rahatsız edici bir durumdur. Ödemin çeşitli nedenleri vardır.Hızlı yemek yemek, asitli içeçekler, aşırı tuz tüketimi, aşırı alkol tüketimi, kuru baklagiller gibi gaz yapıcı yiyecekler, tatlı yiyecekler, beyaz şeker, hareketsizlik. Kadınlar için ise adet öncesi ve sonrası dönem, menopoz dönemi, doğum kontrol hapları kullanmak ödem ve şişkinlik sorunlarının en önemli nedenleridir.

Ödemden ve şişkinliklerden kurtulmak için öncelikle yeteri kadar su içmektir. Günlük 1,5 litre ve üzerinde su içimini güne yayarak tüketmelisiniz.
Tuz ve şeker tüketimini en aza indirgemek gerekli. Yemeklerde mümkün olduğunca az tuz kullanmalısınız, bu konuda baharatlardan faydalanabilirsiniz. Şeker ve şekerli gıdalardan uzak durmalısınız.
Kızartmalar, kafein, gazlı içecekler, hazır sosların tüketimini de en aza indiriniz.

Ananas, doğal detokstur. Nar suyu, ödem söktürücü etkiye sahip. Şeker hastalarının nar suyunu ne kadar miktarda tüketmesi gerektiğini mutlaka doktoruna danışmalıdır. Muz, içerdiği potasyum ile vücuttaki ödemleri yok etmeye yardımcı olacaktır.

Yeşil çay, günde en fazla 2 fincan kadar tüketebilirsiniz. Günde tüketilen yeşil çay ve diğer bitki çaylarının fazlası kalp çarpıntısına sebep olabilir.

Sabahları tüketilen yarım kase maydanoz en etkili ödem atıcıdır. Salatalık, İçerdiği su miktarıyla günlük su ihtiyacımızı da karşılamaya yardımcıdır. Yeşil yapraklı diğer sebzeler de ödeme karşı etkilidir.

Sabahları tüketilen 1 kase probiyotik yoğurt veya az yağlı yoğurt ödemlerden kurtulmaya yardımcı olacaktır.
Yürüyüş yapmalısınız, hareket ödemden kurtulmak için asla ihmal edilmemesi gereken bir şeydir.

Migren neden kadınlarda daha sık görülüyor, migreni tetikleyen faktörler neler?


Herkes az çok baş ağrısı çekmiştir mutlaka. Kimisinin başı kırk yılda bir ağrır, kiminin de başının belasıdır ağrılar. Baş ağrısı çeşitlerinden biri de migren ağrısıdır. Nörolojik bir hastalık olarak kabul edilmeye başlanan migrenin kadınlarda görülme sıklığı, erkeklerdekinin üç katıdır. Bu farklılığın sebebi, kadındaki hormonal değişikliklerdir.

Hastaların çoğunda atak 40 yaşından önce ortaya çıkar. Migren ağrısı, genelde ataklar halinde ortaya çıkan, kafanın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklidir. Ataklar 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir. Bu ataklar sırasında baş ağrısının yanında bulantı, kusma, normal ışık ve sesten rahatsız olma gibi şikayetler de sıkça görülebilmektedir.

Migrenin nedeni tam olarak bilinemese de beyin kan damarları ve beynin sinir iletimindeki kimyasal madde değişiklikleri sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kadınlardaki hormon al değişiklikler de migren ağrısına yol açabilmektedir. Genetik yani aileden gelen, kalıtsal faktörler migrende rol oynayabilmektedir. Migrenin nedeni dışında atakları tetikleyen faktörleri de bilmek önemli, çünkü bunları bilir ve ona göre davranırsak atakların sıklığını azaltabiliriz.

Kadınlarda migrenin daha sık görüldüğünü söylemiştik. Kadınlarda hormonal değişimler migrenin önemli nedenlerinden biridir. Kadın migren hastalarında atakları tetikleyen, tekrarlamasına neden olan bir etken de bu hormonal değişikliklere bağlı olarak regl dönemidir. Aynı şekilde menopoz dönemi de migren ataklarının sıklığını ve şiddetini artıran bir faktördür.

Stres migren ataklarını tetikleyen diğer önemli bir neden. Kaygı, heyecan ve şok gibi etkenler migren atağına neden olabilmektedir.

Günlük rutinde değişiklikler, uyku düzeninin bozulması, çok fazla ya da çok az ya da uzun yolculuklar gibi günlük yaşantıda meydana gelen değişiklikler de bazı kişilerde migreni tetikleyebilmektedir.

Kafein de migren hastaları için zararlıdır. Çok fazla kahve, kola ya da çay tüketmek migreni tetikleyebilir.

Hava değişimi, yüksek nem oranı, yüksek irtifa, basınç, gürültülü ortam, keskin kokular, sigara dumanı ya da titrek ışıklar migreni tetikleyerek atağın başlamasına neden olabilmektedir.

Bilgisayar ekranı  da migrene iyi gelmez. Uzun saatler boyunca bilgisayar başında oturmak migren atağına neden olabilir. Migren hastaları sık sık mola vermeli, parlamayı önleyen ekranlar kullanmalı ve iyi ışıklandırılmış bir ortamda çalışmalıdır. Ayrıca bilgisayar başında doğru oturmak da kasların gerilmemesi için önemlidir. Kas gerginliği ile migren ağrılarını başlatabilir.

Beslenme ile ilgili yanlışlar da migreni tetikleyebilir. Yetersiz beslenme, aç kalma, öğün atlama, şekerli atıştırmalıklarla açlığı geçiştirme gibi durumlar migren atağını başlatabilir. Açken düşen kan şekerinin, şekerli bir yiyecekle aniden yükseltilmesi migrene zemin hazırlar. Bazı yiyeceklerde bulunan kimyasallar da migren atağına neden olabilir. Aspartam, nitrat ve monosodyum glutamat en çok dile getirilen kimyasallardır.

Yiyeceklerden; eski peynir, kuruyemiş, çikolata, yoğurt, koruyucu madde eklenmiş gıdalar, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ürünleri, kırmızı erik, muz, incir, bezelye, soğan, içeceklerden ise; kahve, çay, diyet içecekler ve alkollü içecekler, özellikle kırmızı şarap, bira, viski migren ataklarını tetikliyor.

Alkolde, özellikle şarapta bulunan tiramin maddesinin migreni tettiklediği bilinmektedir. Aynı madde bazı peynir türlerinde de bulunmaktadır. Şarap ve peynir ikilisini seven migren hastalarının  dikkatli olmalarında bu iki yiyecekten de mümkün oldukça kaçınmasında fayda var.

Yeterince su içmemek de migren hastalarında ataklara neden olabilen nedenlerden biridir.

Kas gerginliği, sürekli öksürmek veya  başa alınan darbeleri de migreni tetikleyen fiziksel etkenler olarak sayabiliriz.

Bazı ilaçlar, özellikle uyku hapları, doğum kontrol hapları veya bazı hormon tedavisi ilaçları migreni tetikleyebiliyor.

"Migren" tedavisi atak sıklığına bağlı olarak planlanıyor. Ayda ikiden daha sık atak geçiren hastalarda atak önleyici tedaviye başlanırken, daha seyrek baş ağrısı yaşayan hastalarda sadece atak tedavisi uygulanıyor ve migren tetikleyicilerinden uzak durulması öneriliyor.

Kemik erimesi tedavisi nasıl yapılıyor?


Tıbbın günümüzde yaşlılık sorunlarının çoğuna çözüm getirebildiğini belirten Doç. Dr. Şener, şunları söyledi:
“Kemik erimesi tedavisinde koruyucu yöntemlerin yanı sıra kemik erimesini önleyici ve kemik oluşumunu uyarıcı ilaç tedavileri bulunmaktadır.
Eklem kireçlenmesinde ise tedaviye adale güçlendirici egzersizler, ağrı kesici ve kıkırdak geliştirici ilaçlar, kilo verme ve fizik tedavi yöntemleri ile başlanır.
Hastalığın ilerlediği ve bunların yetersiz olduğu noktada cerrahi girişimler gerekebilir.
Tüm bu tedaviler yeterli olmadığında ise artroskopi gibi eklem içinin temizliğini sağlayan basit girişimler veya eklem protezi gibi eklemin yeniden yapılandırıldığı büyük girişimler gerekmektedir.
Eklem protezi ameliyatlarında kıkırdağın aşınan kısmı çıkarılıp yerine metal, seramik vb. malzemelerden yapılmış yapay eklemler yerleştirilir.
Protez yapılan hastalar yıllarca ağrısız olarak yaşamlarını sürdürebilmekte, eski günlerine geri dönebilmektedirler. Özellikle yeni teknoloji protezler ile hastalarımız çok daha uzun süre ağrısız bir yaşam sürebilmekte ve eskisinden daha rahat hareket edebilmektedirler.
Yaşlılıkla gelen adale ağrıları ve bağ sorunlarında ise cerrahi girişimlerden çok fizik tedavi yöntemleri ön plana çıkmaktadır.”

Topuklu ayakkabılara dikkat


Topuklu ayakkabılar vücudun tüm ağırlığının ayak parmaklarına verilmesine neden olur. Bu nedenle uzun süre topuklu ayakkabı giyilmesi şiddetli bel, bacak ve ayak ağrılarına yol açar. Günlük yaşamda mümkün olduğu kadar alçak topuklu, rahat ayakkabılar tercih etmeye çalışın.
Yüksek topuklu ayakkabıdan vazgeçmek istemeyenler için birkaç öneri;
Ayakkabılarınızı günün ikinci yarısında, ayaklarınızın en şiş olduğu zamanda alın.
Yüksek topuklu ayakkabıları sadece özel günlerde ve kısa sürede giyin. Uzun züre yürümeniz gerekiyorsa yüksek topuklu ayakkabınızı çantanıza koyun. Varmak istediğiniz yerde ayakkanınızı değiştirin.
Ayakkabılarınızı giymeden önce ve çıkardıktan sonra Aşil tendonu germe egzersizleri ve pelvik tilt (dizler bükülü sırtüstü pozisyonda iken bel boşluğunuzu yere yapıştırma) egzersizleri yapın.
Ayakkabılarınızın topuklarının beş santimetreden daha yüksek olmamasına dikkat edin.
Ön kısmı daralan ayakkabıları asla tercih etmeyin.
Ayağın öne doğru kaymasını önlemek için iç tabanı deri ayakkabılar kullanın.
Fazla kiloluysanız yüksek topuklu ayakkabı giymeyin. İllaki de giyerim dikenine de katlanırım diyorsanız kilonuzu kontrol altında tutmayı bilin....