KOMİK AMA GERÇEK

 
KADINLARI MUTLU ETME SIRLARI

01. Saçlarını okşa,
02. Yücelt,
03. Şımart,
04. Gözlerinin içine bak,
05. Geleceğe ait planlar yap,
06. Dil dök,
07. Yalvar,
08. Destek ol,
09. Yemeğe götür,
10. Alışverişe götür,
11. Tekneye bindir,
12. Güldür,
13. Zeka oyunları yap,
14. Müzik dinlet,
15. Teşvik et,
16. Teskin et,
17. Affet,
18. Hayran kal,
19. Banyosunu hazırla,
20. Güven ver,
21. Kapıyı tut,
22. Asansörde kat düğmesine bas,
23. Arabasının kapısını aç,
24. Isıt,
25. Sarıl,
26. Öp,
27. Ona hasta ol,
28. Kulağına fısılda,
29. Ayaklarına masaj yap,
30. Konsere götür,
31. Onu her yerde ve her zaman bekle,
32. Tanrıçan yap,
33. Onunla birlikte rejim yap,
34. Onunla birlikte spor yap,
35. O uyumadan uyuma,
36. O uyanmadan uyanma,
.
.
.
1000. Ne istediğini önceden anla,
1001. Günde yedi kez özür dile,
1002. Sürekli onu dinle,
1003. Yorganı çekince ses etme,
1004. Yorganı titretme,
.
.
.
6789. Spor araba al,
6790. Saat al,
6791. Yüzük al,
6792. Küpe al,
6793. Traş ol,
6794. Saç seklini değiştir,
6795. Kareli gömlek giy,
6796. Yemin et,
6797. Dayan,
6798. Katlan....

ERKEKLERİ MUTLU ETME SIRLARI
01. Karnını doyur.
02. Televizyonun kumandasını ver.
03. Önünden çekil...

Menzil Eşeği

 
Her ne kadar insanoğlu türlü akılsızlıkları eşşeklikle nitelendirse de en güzel gözlere sahip bu sevimli hayvan, yerine göre çoğu insandan daha akıllıdır...
Eşek, iyi bir yol mühendisidir: Yokuşları en fazla yüzde yedi eğimle ve kısa mesafelerde virajlar alarak çıkar. Dediklerinde. .. ben de inanmamış ve nivelman yaptırmıştım (topoğrafik aletle ölçüm). Sonuç şaşırtıcıydı: %7.
Hani bu konuda çoğumuzun bildiği meşhur bir Kayseri fıkrası vardır: 1950'li yıllarda Amerikalı mühendisler gelmiş türkiye'ye. Bir kısım imar çalışmalarına rehberlik ediyorlarmış. O zamanlarda yol güzergâhını belirleyecek alet yok, eleman yok.
Nafı'a mühendisleri eşeği yokuşa sürüyorlar, arkasından, elemanlar şeritmetre çekiyor ve eşeğin ayak izlerine kazık çakıp istikamet belirliyorlarmış . Bunu gören Amerikalı mühendis, pratiği kavrayamamış ve sormuş:
- Ne yapıyorlar böyle? - Rampada yolun güzergâhını belirliyorlar. - Anlayamadım? - Eşek %7 eğimin üstüne çıkmaz, biz de eşeğin izinde kazık çakıp rampada yol güzergâhı belirliyoruz. Deyince Amerikalı katılarak gülmeye başlamış. Yatışınca da sormuş: - Peki, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz? Kayserili bozgun... cevap vermiş: - Amerika'dan mühendis getirtiyoruz.

Eşek iyi bir kılavuzdur: Gittiği bir yolu hiç unutmaz ve o yoldan şaşamaz.
Bu nedenle deve veya katır kervanlarının önüne daha önce bu yoldan gitmiş bir eşeği kılavuz olarak koyarlarmış.
Evet, eşek akıllıdır... düştüğü çamura bir daha, asla düşmez. "Eşşek bir defa çamura düşer!" Deyimi bundandır.
Eşek, iyi iz sürücüdür: Kendinden önceki eşeklerin izlerine basarak yürür.
Kaçakçılar eskiden, kıymetli eşya yüklü at ve katırları, mayın döşeli sınırdan kazasız belasız geçirmek için Menzil Eşeklerinden istifade ederlermiş...
Mayın tarlasına önce bu menzil eşeklerinden birini sürerlermiş. Birinci eşek mayına basıp parçalandıktan sonra diğerini gönderirler, o da parçalanırsa bir diğerini.... Sonra giden her eşek, öncekilerin izlerinde ilerlermiş, ta ki, mayın tarlasında bir gedik açılıncaya kadar...
Canlarını feda ederek kaçakçılara yol açan bu fedakâr eşeklere Menzil Eşşeği denmesi bunundandır.

Kadınlar bunlardan nefret ediyor

Uzun bıyık, kaslı vücut, jöleli saçlar... Kadınlar erkeklerdeki bu ve benzeri 20 özellikten nefret ediyor!
KİRLİ TIRNAKLAR: Kadınların erkeklerde ilk baktıkları yerlerden biri ellerdir. Bir erkeğin temiz elleri, diğer yerlerinin de temiz olduğu havası yaratarak kadının gözünde artı bir değere dönüşür. Eğri büğrü ve içinde siyah şeritler halinde kirler barındıran tırnaklarla bezenmiş bir eli hiçbir kadın tutmak istemez.
BURUN KILI: Nefes alırken tozun kaçmasını engelleyen bu faydalı kıllar, maalesef burundan fışkırma noktasına vardıklarında kadınları tiksindirmeye başlıyorlar. Çünkü nefes alıp verirken bile o kıllar hareket ediyor emin olun. Ama çaresi yok değil. Teknoloji gelişti, sırf bu is için tasarlanmış makineler çıktı.
UZUN BIYIK: Yüzün sekline göre kesilmiş bıyıklar ya da sakallar elbette havanızı değiştirecektir, ama bunların uzunluğuna dikkat etmelisiniz. Bir kadının karsısında pala bıyıklarınızla çorba ya da ayran içiyorsanız haliniz harap! O kadın ne yapar? Kalkmaz mı sofradan?
KULAK KILI: Tartışmaya bile gerek yok. Kulak kılları bir canavar gibi çıkıyorsa hemen kesmelisiniz. Yapamıyorsanız, burun kili cihazlarının ayni zamanda kulak kili kesmek için de kullanıldığını hatırlatırız.
SIRT KILLARI: Apolet gibi uzamış omuz kıllarını ve sırttaki kürk mantoyu atmak zorundasınız. Çünkü istisnasız bütün kadınlar bunlardan nefret ediyor. Kadınlar bir tüy yumağına sarılmak istedikleri zaman yatak odalarında bas köseye koydukları pelüş ayıya sarılabilirler.
SLIP MAYO: Amerika sahillerinde slip giyen bir erkek görüldüğünde söyle derler: "Ya Alman ya da gay.." Alman değilseniz ve kadınlara ilgi duyuyorsanız, slip mayoları yok etmelisiniz. Yüzücüler haricinde kimse giymiyor.
SARI DİSLER: Piyasada envai çeşit diş macunu varken hâlâ sâri dişlerle gülmeniz abes. Unutmayın ki siz nasıl kadının gülüşüne dikkat ediyorsanız, o da sizin gülüşünüze dikkat ediyor. Öncelikle sigara içiyorsanız derhal bırakın. Dişlerinizi düzenli bir şekilde beyazlatıcı diş macunlarıyla fırçalayın.
AĞIZ KOKUSU: Bunu gidermek için bir sürü yöntem var ama ağız kokusu sizin farkında olmadığınız bir mide rahatsızlığından ya da kanal tedavisi isteyen çürük bir dişten ileri geliyor olabilir. Öncelikle bitmek bilmeyen bir ağız kokusu probleminiz varsa doktora görünün. Yediklerinize dikkat edin, sevgilinizle buluşmaya gitmeden önce soğan, sarmasak gibi bilimim koku yayıcı yiyeceklerden uzak durun. Ağız spreyi ya da naneli sakiz da is görür.
PANTOLONDAN GÖRÜNEN ÇAMASIR: Evet, düsük belli pantolonlar moda ama bunlarin içine giydiginiz çamasirlar da önemli. Hiçbir kadin pantolonun içinden gözüken beyaz slip donu görmek istemez. Düsük belli pantolonda ister istemez iç çamasiri görünecek.
ALTIN TAKI: Çok zengin olabilirsiniz, altinin rengini de seviyor olabilirsiniz, ama kadinlarin ortak görüsü söyle: "Erkeklere taki, özellikle altin taki yakışmıyor." Parmak kalınlığında altın bir kolye veya yüzük parmağını kaplayan altın yüzüklerden, özellikle de üzeri taslı, şövalye yüzüğü gibi olanlardan takan erkekler, kadınlar tarafından hiç hös karşılanmıyor.
TELEVIZYON KUMANDASI: Televizyonu kumanda eden alet erkeğin eline yapıştığı an, kadın için erkek gözden düşer. Bir kadının belki de erkekte en tahammül edemediği şey, hangi kanalda spor müsabakası varsa kanalı o yönde çeviren bir erkek arkadaştır. Diğer 19 maddeye tahammül edebilseler de, ilişkiyi içten içe bitiren en önemli kural ihlali budur.
TESPIH: Hâlâ tespih çekiyorsanız hemen bırakın onu elinizden. Çok lazımsa acilen elinizi oyalayacak başka bir şey bulun. Çünkü kadınlar tespih çeken erkeklere pek de iyi gözle bakmıyor. Hatta hiç bakmıyor.
UCUZ KOKU: Umarız hâlâ tütün kolonyasını parfüm niyetine kullanmıyorsunuzdur. Eğer parfümünüz yoksa kolonya da kullanmayın, daha iyi... Erkeklerde kolonya konusu kadınları resmen ayni kutuplu mıknatıslar gibi itiyor.
AŞIRI KASLI VÜCUT: Aşırı kaslı vücutlu erkeklere sakin özenmeyin! Çünkü kadınlar bu tip vücutlu erkeklerden hiç hoşlanmazlar. Tamam, fit bir vücudunuz olsun, salmayın göbeği... Ama spor salonunda 500 kilo ağırlıkla bence prens yapan erkekler asla seksi değildir.
LÖMBÜR GÖBEK: Aşırı kaslı vücutlu erkekler beğenilmediği gibi takdir edersiniz ki aşırı göbekli erkekler de beğenilmiyor. Önünüzde balkon gibi duran bir göbekle dolaşmayı istemezsiniz herhalde. Eğer bu ara biraz kaçırmışsanız ve göbeğiniz sizden önde gitmeye başlamışsa hemen kontrolü ele âlin ve beslenmenize özen gösterin.
TER KOKUSU: Kadınlar temiz erkekleri sever. Parfüm olmasa da teni temiz kokan bir erkeği çekici bulurlar. Ter kokusu ise büyük bir tehlike. Öncelikle aşırı terlemekten şikâyetçiyseniz hormonlarınızla ilgili bir sorun olabilir. Önce bir doktora gidin. Eğer bir rahatsızlığınız yoksa ilk koşul her gün duş almanız ve deodorant kullanmanız. Ter kokusundan bu şekilde kurtulabilirsiniz ama görüntü ile de bogusmalisiniz. Islanınca rengi değişmeyen, yani terlediğinizde sizi ele vermeyecek giyecekler tercih edin.
BEYAZ PANTOLON: Çok özel bir kostüm olmadıkça beyaz pantolondan kaçının. Hele bir beyaz takim elbiseye asla para vermeyin. Özellikle yazın giyilen beyaz keten pantolonlar, 80’li yılların "Miami Vice" zamanlarında kaldı. Beyaz pantolon giyenleri kadınlar ilk bakışta eliyor.
YUMURTA TOPUK: Bilmiyoruz hâlâ aranızda yumurta topuklu ayakkabı giyen var mı? Eğer varsa da hemen cami avlusunda unutun o ayakkabıları. Boyunuz size göre kısaysa bırakın dağınık kalsın. Olduğunuz gibi görünün, kendinize göre esler seçin. Ama asla topuklu ayakkabı giymeyin.
JÖLE YUMAGI SAÇLAR: Kafasına bir kutu jöle enjekte edenler ve saçları ışıkta flâşör gibi parlayan erkekler, bütün kadınları tiksindirir. Abartılı jöle kullanımı sizi tek kelimeyle ’kilo’ kontenjanına dâhil etmekte. Saçlarınız her zaman temiz olsun, banyo yaptıktan sonra da fön makinesiyle şekillendirebilirsiniz.
RENKLİ LENS: Göz renginiz ne olursa olsun onu sevmeye çalısın. Unutmayın, size en çok yakışan, doğuştan sahip olduğunuz göz ve saç rengidir. Başka bir erkekte renkli göz çok güzel duruyor olabilir, ama önemli olan doğal güzellik... Ayrıca kadınlar orijinal erkeklerden hoşlanır, yedek parçaya başvurmayın!

Eski Toprak Deyimi Gerçek?


Meyve ve sebze uzun vadede sağlığı bozuyor

Sebze ve meyvelerin yetişmesinde toprak, kullanılan su, üretimde sağlıklı işlemlerin uygulanması, hormon kullanımı, ilaçlama gibi birçok etmen rol oynar. Bu konulara dikkat edilmesi sağlıklı vücut fonksiyonları, yaşam kalitesi ve iyi yaşlanmak için önemli unsurların başında gelir. Beslenerek vücut fonksiyonlarımızı sürdürdüğümüze göre bu unsurlar aslında tüm canlılar için hayati önem taşımakta olumsuz koşullar altında yetiştirilen sebze ve meyveler uzun vadede sağlığı bozmaktadır. Suni gübre; bitki metabolizmasını bozar, protein kalitesini neredeyse yok eder. Hormonlu gıdalarla genetik müdahalelerin yaşam kalitesini aşağı çektiği biliniyor. Bu sebeple biyolojik doğal ürünlerin tüketilmesinde yarar vardır.

YENi NESiL GENÇ HASTALANIYOR

Yeni neslin çok genç yaşlarda hastalanmaya başlaması, yaşlılık belirtilerinin ortaya çıkması eski toprak deyişinin giderek gerçekliğini ispatladığı günümüzde yediğimiz içtiğimiz ve soluğumuz her şeyi gözden geçirmek gerekiyor. Sebze ve meyvelerde ilaç kullanımının çoğalması ve yukarıda belirttiğimiz birçok unsurla birlikte olumsuz koşulların artması insanları hızla yıprandırıyor. Bu nedenle doğal ürünlere hayatımızda yer açmak çok önem taşıyor.

OKSiJEN TERAPiSi

Yukarıda belirttiğimiz gibi vücudumuzda erken yaşlanmaya neden olan kanser ve kalp ve daha bir çok hastalığa ortam hazırlayan kontrol edilmesi gereken düşman var. Serbest radikaller de bunlardan biridir. Dünyada anti aging uygulamalarında önemli yeri olan ozon ve oksijen tedavileri çevresel olumsuz koşulların etkileriyle ve yine vücudu yaşlandıran serbest oksijen radikalleriyle mücadele eden uygulamalardır. Özellikle büyük kentlerde yaşayanların bu uygulamalardan faydalanması sağlıkları için olduğu kadar erken yaşlanma belirtileri olan: Doku gevşemeleri, Dolaşım bozuklukları, Cinsel fonksiyon bozuklukları, İktidarsızlık, Motivasyon bozuklukları, Uyku bozuklukları, Eklem sorunları, Fazla kilo gibi sorunlarla başa çıkma yollarındandır.

BEYiN SAĞLIĞINI KORUYUN

Çevremizde beden ve beyin sağlığı için risk oluşturan kontrolümüz altında olamayan birtakım unsurlar var. Bu unsurlar karşısında bilinçli olmak ve bilinçli davranış şekli geliştirerek doğru seçimlere yönelmek sağlıklı yaşlanma ve kaliteli yaşamın anahtarı olacaktır.Dr. İsmail Ağar

Olumsuz Çevre Koşulları


Gündelik yaşamda maruz kalınan iki ağır metal cıva ve kurşun, vücutta birikerek zehir deposu haline gelir ve sağlık için önemli bir tehdit oluşturur. Beyin fonksiyonları, kalp-damar ve dolaşım bozukluğuna neden olup, ölümlere kadar varabilen bu tehlikeler karşısında önlem almamız şarttır...

Olumsuz çevre koşullarının yarattığı yaşlandırıcı etmenlere insan sağlığını geniş çapta olumsuz yönde etkileyen yanı sıra yaşlanma sürecini hızlandıran ağır metallerin etkilerini eklemek gerekiyor. Çevremizde sıklıkla karşılaştığımız metaller arasında sayabileceğimiz atmosferde yaygın olarak bulunan; kurşun, kadmiyum, nikel ve civa metalleri bu anlamda ciddi risk taşımaktadı.

Özellikle gündelik yaşam içerisinde maruz kalınabilen iki önemli ağır metal olan ikisi cıva ve kurşun vücutta yavaş yavaş birikerek bir zehir deposu haline gelebilen en önemli tehlikedir. Sonuçları beyin fonksiyonlarında bozukluk, kalp-damar ve dolaşım bozukluğu gibi hastalıklara hatta ölümlere kadar varabilen bu tehlikeler karşısında bireysel önlemlerin alınması gerekiyor.

Örneğin evlerimizde bulunan cıvalı termometrelerin yerine dijital termometreleri kullanmak. Bunlara diş hekimliğinde dolgularda kullanılan cıva molekülerli de eklenebilir. Sağlığımızı tehdit eden beraberinde uzun süreli etkileri altında yaşlanma sürecini de hızlandıran ağır metallere mümkün olduğunca bilinçli yaklaşmakta fayda var.

HIZLI YAŞA HIZLI YAŞLAN!

Hayatımızı kolaylaştırdığını düşünsek de hayatı hızlandıran her şeyin yaşlanmayı da hızlandırdığını ara sıra hatırlamak gerekiyor. Hızla pişirdiğimiz ısıttığımız yemekler, fasfood tarzı beslenme, mevsiminden önce yediğimiz sebze ve meyveler, asansör, otomobiller, yaz kış bronz kalma tutkusuyla solaryum müdavimleri, cep telefonları, öte yandan az uyku, yüksek tempo hayatın hızına hız katıyor ama beden sağlığımıza bir o kadar zarar veriyor.

ULTRAVİYOLE IŞINLAR

Hareketsiz yaşam tarzı, beslenme bozuklukları, dengesiz ve sağlıksız beslenme, ultraviyole ışınlar, ağır metallerin kalp damar hastalıklarından beyin hasarlarına ve kansere kadar uzanan geniş bir yelpazesi var. Yaşlanmayı durdurmak mümkün değildir. Amaç sağlıklı ve kaliteli yaşayarak yaşam süresini uzatmak, beynin sağlıklı yaşlanmasını sağlamaktır.

Göz renginize göre kişilik

 
İşte göz rengine göre karakter analizi...
Mavi Gözlü Olanlar : Durağan olmayı sevmeyen, enerji dolu, karar verme kabiliyeti olarak pozitif yönde gelişmiş olan, eli açık, değişimlerin kendilerini korkutmadığı kişilerdir. Biraz hayalperesttirler. Bu yapıları nedeniyle de gerçekleri görmekte zorlanırlar.
Siyah Gözlü Olanlar: (bendeniz:)) Olaylar karşısında çok çabuk heyecanlanan, disiplinli, düzenli kişilerdir. Duygu yüklü olan bu insanların, gerek sevgisi, gerek de kindarlığı oldukça çok güçlüdür. Onlar karşılarındaki insanları daima idare etmek isterler.
Yeşil Gözlü Olanlar: Sevdiklerini kırmak istemeyen bir yapilari vardir. Kırıcı olmamaya çok dikkat ederler, çok asabi yaradılış da olmalarına rağmen bu böyledir. Bu yüzden hislerine hakim olmayı bilirler.
Ela Gözlü Olanlar: Sezgisel güçleri yüksektir, oldukça hassas bir kalbe sahip insanlardir. Gururlarına olabildiğince çok düşkün kişilerdir, gururları kırıldığı zaman asla ve asla afları yoktur. Aslında çok daha yumuşak başlı, daha anlayışlı olmaları gerekmektedir.
Kahverengi Gözlü Olanlar: Aslında bu insanlar kendilerini idare ettirmek konusunda isteksizdirler. Bir kötü yönleri de her yerde sırlarini açıklamalarıdır

Evlenmeyi düşünen erkeğin aradığı 10 özellik miş :)

 
Her kadın rüyalarının erkeğini bulup evlenmek ister ama bu her zaman söylendiği kadar kolay olmaz. O zaman biraz kopya çekin ve erkeklerin ciddi ilişki yaşamak istedikleri bir kadında aradıkları 10 özelliğe göz atın.
1- Kendi hayatınız olmalı: Kendi ayakları üzerinde durabilen ve sosyal hayatını erkek arkadaşlarına göre düzenlemeyen kadınlar, kendilerine güvenen bir imaj çizerler. Bu da erkekleri en az dış güzellik kadar etkiler. Üstelik sadece erkek arkadaşınızla değil, ailenizle, arkadaşlarınızla ya da tek başınıza zaman geçirmeniz, ilişkinizin dengesi açısından da olumlu olacaktır.
2- İlk adımı atan siz olmayın: Bu, üzerinde çok tartışılan ama sonuca varılamamış bir konu. Bu nedenle "kaçan kovalanır" kuralını izlemekte fayda var. Eğer ilk adımı siz atar ve buluşmaları siz ayarlarsanız, sizinle gerçekten mi ilgileniyor yoksa fırsatı mı kaçırmak istemiyor olduğunu asla öğrenemezsiniz.
3- Seksi olun, basit değil: İlişkinin ilk günleri, flörtün en yoğun olduğu zamanlardır ama bu dönemde ne fazla utangaç olmalısınız ne de fazla girişken... Aşırı seksi bir giyim tarzı ya da toplum içinde aşırı yakınlık göstermeler, elbette ki erkeklerin hoşuna gider ama ilişkiyi ciddiye almalarını da riske atar.
4- Seks için bekleyin: Günümüzde hálá seks için evlenmeyi bekleyenler çoğunlukta. Azınlıkta yer alanlardan olsanız bile, ciddi ilişki düşündüğünüz bir erkekle birlikte olmak için fazla acele etmeyin. Çünkü seks sonrası salgıladığınız hormonlar, ilişkinize olduğundan fazla anlam yüklemenize ve yanlış yönlenmenize neden olabilir.
5- Değer verdiğinizi gösterin: Ona değer verdiğinizi göstermek için illa pahalı hediyeler almanıza ya da kendinizi ona adamanıza gerek yok. Günlük işlerinde ona küçük yardımlarda bulunarak da onu düşündüğünüzü gösterebilirsiniz.
6- Onu destekleyin: Arkadaşlarının ya da patronunun önünde egosunu tatmin edecek sözler söylemeniz, her zaman ona destek olduğunuzu hissetmesini sağlayacaktır. Yaptığı esprilere her zaman gülmeniz de aynı etkiyi yaratır.
7- Baskı yapmayın: Gün içinde sürekli onu aramak ya da gelecek planları yapmak isteyebilirsiniz ama kendinizi tutun. Bu tarz davranışlar, birlikte olduğunuz erkeğin kendini kapana kıstırılmış hissetmesine neden olabilir. Her şeyi ona söylemek zorunda değilsiniz, onu kendi haline bırakırsanız zaten planlar yapmaya başlayacaktır. Tabii sizi gerçekten istiyorsa...
8- Taviz vermeyin: Prensiplerinizden ödün vermeyin ve yapılan yanlış davranışlar karşısında sessiz kalmayın. Eğer aldatılmayı asla affetmeyeceğinizi bilirse, kendinize duyduğunuz saygı karşısında onun da size duyduğu saygı artacaktır. Aynı şekilde, evli ya da kız arkadaşı olan erkeklerle ilişkiye girmeyeceğinizi bilmesi de sizin için artı olacaktır.
9- İyi olanı seçeceğinizi bilsin: Her zaman dürüst ve güvenilir olduğunuzu ve hayatınızda da böyle insanlara yer vermek istediğinizi ona hissettirin. Eğer siz gideceğiniz yer hakkında yalan söylemiyorsanı z, ondan da aynı davranışı beklemeyi hak ediyorsunuz ama önemli olan onun da böyle düşünmesi.
10- Aşk kadını olun: Evlilik için en önemli bağın aşk olduğunu düşünüyorsanız, bunu onun da bilmesini sağlayın. Onunla para, güven ya da prestij için beraber olmadığınızı bilmesi, size ve ilişkinize olan güvenini artıracaktır

Barbunya Çorbası

Malzemeler:
• 7 yemek kaşığı tarhana,
• 2 adet sivri biber,
• ½ demet dereotu,
• ½ su bardağı barbunya fasulyesi,
• 2 diş sarmısak,
• 3 yemek kaşığı tereyağ,
• 1 yemek kaşığı tuzot,
• 1 çay kaşığı toz kırmızıbiber.

Hazırlanışı:Barbunyayı akşamdan ıslatıp haşlayın. Süzün. Tarhanayı tencereye alın. Üzerine 4 su bardağı su ekleyin. Biberleri ince kıyıp katın. 1 yemek kaşığı tereyağ ekleyip devamlı karıştırarak pişirin. Kıyılmış dereotu, fasulyeler ve ezilmiş sarmısakları ilave edin. Tuz katın. Kalan yağı tavada kızdırıp toz biberi ekleyin. Çorbanın üzerine gezdirin. Kışı çorbasız geçirmeyin. Bu karadeniz çorbasını mutlaka mısır ekmeğiyle tüketin. Afiyet olsun.

Bir IMF Hikayesi :)

Ayran ve kaymak
Iki arkadas bir kosede oturmus konusuyorlarmis; biri digerine sormus : - IMF hakkinda ne dusunuyorsun?- Bir fikra ile anlatsam, olur mu?- Olur.- Birgun iki tane kurbaga ayran bakracina dusmus. Cirpinmaya baslamislar.
Bir tanesi bir sure cirpindiktan sonra kurtulus olmayacagini anlayip, kendini salivermis. Bogulup gitmis.
Digeri ise cirpinmaya devam etmis.
Cirpindikca, ayranin yagi ustte birikmeye baslamis.Kurbaga, uzerine oturabilecegi kadar yag birikince, cikip yagin uzerine oturmus. - Kurtulmus mu?- Hayir. Aksine o zaman yanmis...
Ayran sahibi kurbagayi diger bakraca atmis.
Kurbaga cirpindikca ayranin uzerinde yag tabakasi olusuyormus.
Kurbaga tam kurtuldugunu zannederken, ayran sahibi, biriken yaglari toplayip kurbagayi diger bakraca atiyormus.
Bu boylece surup gitmis.
- Eeee?- Ee si su. Biz cirpindikca, IMF, 'sizi kurtariyorum' diye bizi aliyor diger bakraca atiyor. Ve biriken yaglari topluyor.Hepsi bu kadar ?.......( Anlayana sivrisinek saz;Anlamayana davul zurna az!!!)........

Tırnaklarınız neler Söylüyor


Tırnakların yaşam biçiminiz ve sağlınız hakkında birçok bilgiyi açığa çıkardığını biliyor musunuz?

El ve ayaklarınızı göstermekten çekiniyor musunuz? Tırnaklariniz sizin yaşam biçiminiz hakkında bize birçok şey söylemektedir. Ama tırnaklarınızın sizin genel sağlınız hakkında birçok bilgiyi açığa çıkardığını biliyor musunuz? Tırnaklarınızın görünüşünde, şeklinde ve dokusunda oluşan değişiklikler bizlere örnek olarak :
• Koyulaşan tırnakların sedef hastalıgı belirtisi olabileceğini;
• Tırnaklarda olusan kırmızı beneklerin diyabet belirtisi olabileceğini;
• Solup sararan tırnaklarin anemi hastalığı belirtisi olabileceğini göstermektedir.
Tırnak Bakımı Temelleri
Tırnaklarınıza yapacağınız özenli bir bakım, onları sağlıklı tutar ve özellikle onları daha iyi keşfedebilmenize yardımcı olur.

Eğer tırnaklarınızın şeklinde veya renginde değişiklik gözlemliyorsanız, üzerinde siyah veya beyaz küçük çizgiler oluşuyorsa, girinti çıkıntılar veya kabarma meydana geldiyse, ve son olarak eğer tırnak bölgelerinizde acı duyuyorsanız mutlaka doktorunuz ile görüşmelisiniz.

Sağlıklı alıskanlıklar edinerek ve tırnak bakımı hakkında küçük de olsa bilgiye sahip olarak, olası birçok tırnak sorununun rahatça önüne geçebilirsiniz.

Tırnaklarınızı keserken, temiz ve keskin bir tırnak makası, veya temiz ve keskin bir kıskaçlı tırnak kesme makinesi kullanın.

Tırnaklarınız İçin En Güzel Öneriler
Eğer tırnaklarınıza oje sürüyorsanız, temizlemek için kullandığınız aseton ve benzeri tarzı kimyasalları haftada bir defadan fazla tırnaklarınıza sürmeyin.

Gittiğiniz güzellik salonlarında, manikür ve pedikür aletlerinin yüksek ısı ile bakterilerini öldürmeye yarayan steril temizleme aletlerinden mevcut olduğundan emin olun. Veya kendi aletlerinizi götürerek, temizliklerinden çok emin bir şekilde tırnak bakımı yaptırın.

Tırnakların etrafını çevreleyen deriyi koparmayın, kesmeyin ve tahriş etmeyin. Tırnağın enfeksiyon kapmasina neden olabilir. Bu etleri tahta çubuklar kullanarak geriye doğru nazikçe itiniz. Bu işlemi sıcak duştan sonra yaparsanız, etler yumuşak olduğundan daha kolay olacaktır.

Zeytinli Makarna

Malzemeler:
1 paket penne makarna
20 adet siyah zeytin
4 çorba kaşığı salça
3 diş sarmısak
4 çorba kaşığı zeytinyağı
5 yaprak taze fesleğen ya da
1 çorba kaşığı kuru fesleğen
Tuz, karabiber, pul biber
Hazırlanışı: Sosu hazırlamak için, zeytinlerin çekirdeğini çıkartıp ikiye kesin. Bir tencerede zeytinyağını ısıtın sarmısakları bütün olarak atıp 1 dakika kavurun ve çıkartın. Salçayı ılık suda ezdikten sonra tencereye ilave edin kavurun. Zeytin, fesleğen, tuzu, karabiber, pul biber ve şarabı ekleyip karıştırın. Kısık ateşte 20 dakika pişirin. Sos pişerken makarnayı tuzlu kaynar suda 9 dakika haşlayın, süzün. Üzerine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyip karıştırın. Makarnayı servis tabağına alın, üzerine sos döküp servis yapın.

Sosisli Lavaş

Malzemeler:
• 6 adet sosis
• 1 adet domates
• 1 paket lavaş ekmeği
• ½ su bardağı kaşar peyniri
Hazırlanışı: Sosisleri bütün olarak tencereye koyun. Küp küp doğradığınız domatesi sosislere ekleyip suyunu çekinceye kadar pişirin. Lavaşların içine sosisleri koyup lavaşları rulo biçiminde sarın. Üzerine rendelenmiş kaşar peyniri serpin. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında kaşar peyniri eriyene kadar pişirin. Hazırlanışı kolay ve lezzetli bir yemek olan sosisli lavaşı mutlaka deneyiniz.

Diş Çürümesiyle İlgili Herşey


Diş hekimi Seyhan Ergin dişlerin çürümesine yol açan beslenme şekilleri ve diyetlerle ilgili soruları yanıtladı:
* Neler dişlerimizi çürütüyor?
Besinlerden ağzımızda asite dönüşen her şey, çürüğe neden olabilir. Karbonhidratlı yiyecekler, şeker, çikolata, hatta pilav ve makarna da dahil. Ama bu hiçbir şey yemeyeceğimiz anlamına gelmesin. Yediğimiz şeylerin asite dönüşmesini engellememiz gerekir. Bunun tek yolu da mekanik temizliktir.
Dünya Sağlık Örgütü diş çürüğünü davranış ve beslenme hastalığı olarak tanımlıyor. Asite dönüşen gıdaların sık sık tüketilmesi çürük riskini artırıyor.
Bu nedenle de ana öğünlerde alınması öneriliyor. Yani makarnayı ana öğünde yiyeceksiniz. Sağlıklı bir vücut için beslenme alışkanlığı önerileri neyse, çürüğe karşı da aynı şeyler öneriliyor. Bol sebze ve meyve yenilmesi, bol su içimi, pilav ve makarnanın ana öğünde alınması gibi...
BOL SU İÇİN
* Tatlı, çürüğü artırır mı?
Bakteriler en kolay şekeri asite dönüştürdüğü için tatlılar diş çürüklerini artırır. Kişinin canı çekiyorsa, ana öğünde tatlı yemesini tavsiye ederim. Hemen ardından, dişlerin fırçalanması gerekir. Şekerli ve nişastalı gıdaları tükettikten sonra ağzı temizlemek için yapılabilecek en kolay şey; üstüne su içmektir.
* Bazı meyveler çürükleri artırır mı?
Limon gibi asit içeriği yüksek, ekşi meyveler dişe doğrudan zarar verir. Bazen insanlar limonu tuzlayıp yer. Bu; dişler için çok zararlıdır. Diş yüzeyinde ciddi madde kaybına neden olur. Sert dokuyu yumuşatır. Limonu geleneksel şekilde salata sosu ya da çorba sosu şeklinde tüketmek gerekir. Direkt yemek doğru değildir. Ekşi şeyler asitlidir. Bunlar yendiğinde, dişler öğütme hareketi yapar gibi birbirine değer ve gıcır gıcır eder. Yani dişlerde aşınma olur. Asitli meyveler yendikten sonra dişler hemen fırçalanmamalıdır. Çünkü asit dişlerin üzerindeki sert dokuyu yumuşattığı için fırçalamanın mekanik etkisi ile dişler aşınabilir. Meyvelerden elmanın kabuğu ile ısırılarak yenilmesi ise, diş sağlığı için çok yararlıdır. Dişlerin üzerinde temizleme etkisi yaratır. Karbonhidrat içeriği yüksek muz, incir ve aşırı şekerli meyveler ise; dişler üzerinde herhangi bir tatlının yaptığı etkiyi yapar. Bunları yedikten sonra dişler fırçalanmalı, en azından ağız su ile çalkalanmalıdır.

AHŞAP KÜRDAN YASAK!
* Peynir yiyenlerin dişleri sağlam olur mu? Çok süt içenlerin dişleri daha mı beyazdır?
Bunlar doğru değil. Çünkü dişlerin yapısı, daha diş ağız ortamına çıkmadan son şeklini almıştır. Dolayısıyla peynirin ancak ağızdaki asit ortamını tamponlama özelliği fayda sağlar. Dişlerin yapısına ise, herhangi bir etkisi olmaz. Dişlerin beyazlamasında süt veya herhangi başka bir yiyeceğin etkisi yoktur.
* Yemeklerden sonra kürdan kullanımını diş sağlığı açısından öneriyor musunuz?
Kürdan plastikse öneriyorum. Ama sofralarımızda çoğunlukla ahşap kürdan kullanılıyor. Bunlar dişler üzerinde kırılma riski yarattığı için bu tür kürdanları önermiyoruz.
Süt, peynir ve yumurta ağız kokusuna yol açar
* Ağız kokusunu artıran ve azaltan gıdalar nelerdir?
Proteinli gıdalar ağız kokusunu artırır. Her türlü et, süt, peynir yenildiğinde ağızda kalırsa, kötü ağız kokusuna neden olur. Ayrıca sarımsak ve soğan da kötü koku yapar. Karanfil ya da sakız çiğnenmesi ağız kokusunu baskılayabilir ama gidermez. Ağız kokusundan kurtulmak için diş fırçalamak şarttır. Çoğu kez kötü ağız kokusu, kişinin kendisi tarafından fark edilmez. Ağız kokusunun asıl nedeni, ağız ortamındadır. Yediklerimiz içtiklerimiz, diş çürükleri, diş taşları, problemli dişetleri ve eski protezler; kötü ağız kokusunun başlıca nedenleridir. Tedavi ve ağız bakımı ile bunlar giderilebilir. Diş fırçalama ve diş ipi kullanımı çok önemlidir. Dil de, kökü koku yapabilir. O yüzden dilin iyi temizlenmesi gerekir. Tükürük azlığı da kötü ağız kokusuna sebep olabilir. Bol su içip sık ve kısa aralıklarla şekersiz sakız çiğnenmelidir. Ağız nemlendirici gargaralar da kullanılabilir.
* Daha beyaz dişlere sahip olmak için tüketilmesini önerdiğiniz yiyecekler var mı?
Dişlerin daha beyaz olması ancak bir diş hekiminin yardımı ile sağlanabilir. Diş beyazlatma işlemi yapılmalıdır. Özel mavi ışıklarla, plazma ışığıyla ya da lazerle beyazlatma yapılabiliyor. Klinik ortamında kullanılan beyazlatmanın yanı sıra, evde uygulanan dişliklerle de dişler beyazlatılabiliyor. Bu ürünleri kullanırken ve kullandıktan sonra en az ilk üç gün renkli gıdaları tüketmekten kaçınmak gerekiyor. Daha sonra da beslenme alışkanlıklarımızda renkli yiyeceklerden ve içeceklerden uzak durmamız şart. Aksi takdirde, beyazlamada geri dönüşler yaşanabiliyor. Yılda bir kere, en azından tek seans beyazlatma işleminin yenilenmesinde fayda var. Diş beyazlatma işlemi yaptırmış olanların diş beyazlatıcı macun kullanmaları da, açık rengin kalıcılığına katkı yapıyor.
Dişi çekmek son çaredir!
Biz diş hekimleri için dişin kaybı, hasta kaybı gibidir. Diş, prensip olarak kökünden sallanmadığı sürece çekilmez. İstisnai durumlar hariçtir. Eğer kökte kırık varsa ya da problemli ve yenilenemeyecek durumda eski kanal tedavileri varsa, diş çekilmek zorunda kalınabilir. Çoğunlukla çekim kararı verirken diş röntgeninden yararlanırız. Bazen hiç belirti vermeyen dişin bile, çekimi söz konusu olabilir. Çoğu zaman hastalar bize, 'Ağrıyan dişimi çek' diye gelir ama biz çekmeden tedavi ederiz.
Diş ağrısına karşı buz!
iş hekiminden yararlanmak gerekir. Ama gecenin bir vakti dişlerinizde ağrı başlarsa ve siz doktorunuza ulaşamazsanız, sıcak ya da soğuk uyaranlarla ağrıyı rahatlatabilirsiniz. Size hangisinin daha iyi geldiğine bakarak, ağzına buz alabilir ya da ılık su ile çalkalayabilirsiniz. Ağrı nedeni çürük bir diş ise, çürüğün içindeki yemek artıkları temizlenip yerine yuvarlatılmış pamuk konabilir. Ağrıya neden olan dişetlerine ılık tuzlu su gargarası iyi gelir. Kimsayal tahriş özelliği olan kolonya, rakı, aspirin gibi şeyler ağrıyan dişin üzerine konulmaz. Uygulanırsa da, dişetinde büyük tahribata neden olur.
Kanayan dişeti düşük nedeni!
Hamileliğin ilk aylarında yaşanan bulantı ve kusmalar nedeniyle, mide asidinin dişler üzerinde aşındırıcı etkisi olur. Hamilelikte değişen hormonlar nedeniyle, dişetleri kanar. Hamileler dişleri kanıyor diye dişlerini fırçalamazlarsa, çürük riski artar. Hamilelik sırasında bebeğin kalsiyum ihtiyacını dişlerden aldığı düşünülür. Bu, yanlış bir düşüncedir. Dişler o yüzden dökülmez. Dişeti enfeksiyonu olan kadınlarda düşük görülme oranı daha fazladır.
Çürüklere karşı ara ögünlerAra öğünlerde salatalık, havuç, elma, tuzlu fıstık, ceviz, fındık, patlamış mısır yenmesini öneriyoruz. Bunlar, çürük riski taşımaz. Sert kabuklu kuruyemişlerin (fındık kabuğu gibi) dişlerle kırılması çok yanlıştır. Pek çok diş ve protez, bu nedenle kırılıyor

Çin Bambu Ağacının Hikayesi

 

Hayatta hiç bir şey yolunda gitmiyor diyenlere...
Çin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir. Çinliler bu ağacı söyle yetiştirir:
Önce ağacın tohumu ekilir,sulanır ve gübrelenir.
Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohumyeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Uçuncu ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatçı tohum bu yıldada filiz vermez. Çinliler büyük bir sabırla besinci yılda da bambuya suve gübre vermeye devam ederler. Ve nihayet besinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye baslar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. Akla gelenilk soru sudur: Çin bambu ağacı 27 metre boyuna alti hafta da mi Yoksa beş yılda mı ulaşmıştır? Bu sorunun cevabi tabii ki beş yıldır.
Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilirmiydik?... Bir basarinin şartları her zaman çok basittir.
Bir sure için çalısın, Bir sure tahammül edin. Her zaman inanınVe hiçbir zaman geri dönmeyin.

Böbrek Taşı ile İlgili Herşey

Böbrek Taşı Kimlerde Oluşur?
Erkeklerde 2-3 misli daha fazla görülür. Taş öyküsü olan hastaların yarısında sonraki on yıl içinde tekrar taş oluşumu görülmektedir.
Diğer bazı risk faktörleri:
*20-40 yaş arasındakiler
*Ailede taş öyküsü
*Tek ya da anormal yapıdaki böbrekler
*Sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenler
*Kullanılmakta olan ilaçlar (bazı idrar söktürücüler, antasidler, guatr ilaçları)
*Proteinden zengin beslenenler
*Genellikle az su içenler
*Fazla hareket etmeyenler, yatalak hastalar
*Bazı ince barsak hastalıkları veya ameliyatları geçirmiş olanlar
*İdrarda kalsiyum, oksalat, ürik asit gibi minerallerin yüksek düzeylerde bulunması
*İdrarda sitrat azlığı (sitratın taş oluşumunu önleyici etkisi vardır)
*İdrar pH'ındaki değişiklikler (çok düşmesi ya da çok yükselmesi)
Böbrek Taşlarında Bulgular Nelerdir?
Böbrek içinde yerleşmiş olan taşlar eğer idrar akışını engellemiyorsa şiddetli ağrıya neden olmaz. Bel ve sırt bölgelerinde hafif adale ağrısı benzeri yakınmalar olabilir. Böbreğin tamamı taşla dolu olduğu halde hasta hiç rahatsızlık hissetmeyebilir.
Ağrı: İdrar yolu taş hastalığının en önemli bulgularından olan ağrı taşın idrar yolunu tıkadığı durumlarda ortaya çıkar. Tıkanmanın ani ve tama yakın olması şiddetli taş sancısına neden olur. Ağrının nedeni taşın gerisindeki idrar yolu içinde basıncın artmasıdır. Doğum sancısından bile kötü olduğu şeklinde tariflenebilen ağrı sırasında sıklıkla bulantı, kusma gözlenir. Ağrı, taş böbrek çıkışını tıkıyorsa ya da üretere (böbrekle mesane arasındaki kanal) yeni girmişse, genellikle böbrek üzerinde veya sırtın yan tarafında hissedilir. Taşın aşağıya doğru inmesiyle birlikte ağrı da kasıklara doğru yer değiştirir.
İdrarda kanama: İdrar yollarında taşı olan hastalarda görülebilen diğer bir bulgu ise genellikle idrar renginin hafif pembeleşmesi şeklinde tariflenen idrarda kanamadır. Ayrıca idrarın bulanık ve tortulu gelmesi, kokulu idrar yapma gibi bulgular da olabilir.
Enfeksiyon: İdrar yolu taş hastalığına sıklıkla enfeksiyon eşlik eder. İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma gibi bulgular görülebilir. Enfeksiyonun böbrekleri etkilediği durumlarda yüksek ateş gözlenebilir.
Böbrek Taşlarında Nasıl Tanı Konur?
Bazı böbrek taşları genel sağlık muayeneleri sırasında çekilen filmlerde tesadüfen saptanır. Daha sıklıkla şiddetli ağrı ve idrarda renk değişikliği olan hastalarda yapılan idrar tahlili ve ultrasonografik görüntüleme ile tanı konur. Böbrek ve mesane arasındaki kanal (üreter) içine girmiş taşların tanısında ultrasonografik inceleme yetersiz kalmakta, bilgisayarlı tomografi ile net tanı konması mümkün olmaktadır. Kontrast vererek çekilen görüntüleme yöntemlerinde ise böbrek fonksiyonları yanında idrar yolları anatomisinin değerlendirilmesi de mümkün olmaktadır.
Böbrek Taşları Neye Yol Açar?
Böbrek taşları rahat düşürülebiliyorsa genellikle ciddi bir problem oluşturmazlar. Taşa bağlı tıkanıklık çok uzun süreli olmadığı sürece kalıcı bir hasar yaratmaz. Ancak farkına varılmadan tıkanıklık devam ederse enfeksiyon ve kalıcı böbrek hasarları gözlenebilir. Çok sık nüks eden taşlarda, tıkama ile birlikte enfeksiyon varlığında, iri taşlı, sık ameliyat geçiren hastalarda zaman içinde böbrek fonksiyonlarında değişim gözlenebilir.
Böbrek Taşları Önlenebilir mi?
Taş rahatsızlığı yaşayanların yaklaşık yarısı sonraki 10 yıl içinde tekrar taş oluşumu ile ilgili problem yaşamaktadır. Bazı şeylere dikkat ederek taş oluşum riski en aza indirilebilir:
*Günde yaklaşık 2 litre idrar çıkaracak kadar sıvı alınmalıdır (önemli kısmı su olarak).
*Taşların büyük kısmı kalsiyum içerikli olduğundan önceleri kalsiyumlu gıdalar yasaklanırken günümüzde kalsiyumun taş oluşumunu önleyici etkisinin bile olduğu saptanmıştır. Ancak çok nadir durumlarda (barsaktan kalsiyum emilimi aşırı olan, çok yüksek dozda kalsiyum tabletleri alan hastalar gibi) kalsiyum, taş oluşum riskini arttırmaktadır.
*D vitamini takviyeli yiyecekler ve kalsiyum bazlı antasitlerden kaçınılmalıdır.
*Hayvansal gıdalar aşırı tüketilmemelidir.
*Diyette tuz kısıtlanmalıdır.

Konya'dan Saç Arası Tatlısı

Konya'ya özgü nefis bir tatlıdır. Özellikle ramazanda iftar sofralarında mutlaka saç arası olur. Eskiden, hazırlanan tatlı tepsisi sacın üzerine konur, ocağa oturtulurdu. Üzerine ikinci bir saç kapatılır ve o sacın üzerine ocaktan alınan meşe odununun korları döşenirdi. Böylece tatlı tepsisi iki saç arasında pişerdi.
Pişme Süresi:35 dakika
Fırın Isısı: 200 derece
Tepsiyi Yağlamak İçin: 2 yemek kaşığı tereyağı
Hamuru İçin:
2 yumurta
1 yemek kaşığı tereyağı(eritilmiş)
½ su bardağı su
1 tatlı kaşığı tuz
5 su bardağı un(ikinci kalite ev unu)
1 su bardağı un(açma payı)
250 gr tereyağı(eritilmiş)
250 gr kaymak
1 su bardağı pudra şeker veya 1 ölçü baklava şurubu
Yapılışı: Tepsi yağlanır. Bir kapta yumurta, tereyağı, su, tuz ve alabildiği kadar unla kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğrulur. Yumurta büyüklüğünde bezeler yapılır, yaş bez örtülür, 30 dakika dinlendirilir. Çok ince açılır, eritilmiş yağdan bir kaşık serperek yağlanır, ikiye katlanır. Orta kısmına kaymak koyularak çubuk şeklinde sarılır. Tepsinin dışından başlayarak içe doğru döşenir. Yufkalar bitince kalan yağ kızdırılır, üzerine serperek gezdirilir. Fırında pembeleşinceye kadar pişirilir. Yüzüne pudra şekeri serpilir veya soğuk tatlı şurubu gezdirilir.

Sebzeli Lokma


500 gr. haşlanmış kuru fasulye
200 gr. haşlanmış ıspanak
4 adet yumurta
2 çorba kaşığı Un
1 çorba kaşığı Zeytinyağı
5 çay kaşığı kişniş
5 adet acı sivri biber (toğumları temizlenmiş)
1 paket kabartma tozu
Tuz
Sıvıyağ
Acı Tatlı Sos
300 gr. Patlıcan
2 diş Sarmısak
1/2 çay kaşığı kırmızıbiber
1/2 çay kaşığı Tuz
2 çay kaşığı Toz hardal
150 ml. krema
2 çorba kaşığı İnce kıyılmış Tarhun otu
3 çorba kaşığı mayonez
HAZIRLANIŞI
Haşlanmış kuru fasulye, ıspanak, yumurta, un ve zeytinyağını beraberce robottan geçirerek püre haline getirin. Kişnişi bir havanda dövün. Ispanak - fasulye karışımına dövülmüş kişniş, sivribiber, kabartma tozuve tuzu katıp, iyice karıştırarak bir sebze hamuru elde edin. Elde ettiğiniz sebzeli hamurdan küçük ceviz büyüklüğünde lokmalar hazırlayın. Sebzeli lokmaları sıvıyağ ile derin yağda kızartın.
Sosu hazırlamak için; Patlıcanları yıkayın, kurulayın ve fırında, kabukları hemen hemen yanıncaya kadar pişirin. Kabuklarını soyun. Patlıcanları diğer malzemeler ile beraber blender'a koyup, pütürsüz bir kıvama gelinceye kadar karıştırın.

Bir Alışverişkoliğin İtirafları

Film 20 Şubatta gösterime girdi. Recep İvedikle aynı zamana denk geldiği için hiçbir sinema salonunda afişlerini göremedim . Ama sevgli arkadaşlarım kesinlikle gitmek istiyorum. Çünkü Sophie Kinsella'nın artık seri hale gelmiş "alışverişkolik" serisini çok severek okurum. Tüm kitapları bende mevcut. Klasik kitaplardan veya monoto hayatından sıkılmış tüm bayan arkadaşlarıma okumaları için ödünç vermişimdir. Ve sonuç hep aynı; çok beğenilmiştir. Umarım şişko İvedik kızcağızın üzerinden kalkar da, bizde çılgın Becky'le tanışabiliriz :)

Recep İvedik 2

Evet arkadaşlarım Recep İvedik 2'ye bende gittim. Çok inat edip Birincisine gitmemiş hatta tv.de yayınlandığında bile seyretmemiştim. Ben küfür edilerek yapılan komedilerden hoşlanmıyorum. Akılcı hikayeleri seviyorum. Hele öyle kıllı, küfürlü, kaba bir adamın abartılı hareketlerine tahammül edemem. Beğenenlere saygı duyarım ama ben almıyım :) Bu filme de evde oturmaktan sıkıldığım ve kız kardeşimin gitmek istemesine karşı koyamadığım için gittim. Malum pazartesi, perşembe gnctrkcll günü.. 1 alana 1 bedava.. Kardeşime eşlik ettim. Ama tam tahmin ettiğim gibi hiç beğenmedim. Bazı sahnelerde suratımı buruşturdum, bazılarında ne diyor diye dönüp sordum. 1sini seyreden kişilerden de fikirlerini aldım; onlarda pek beğenmemiş. Recep İvedik1 daha iyiydi diyorlar. Zaten internette dolaşan görüntüler en komikleri. Para verip gitmeye gerek yok bence. Nacizane fikrim bu.. Ama nasıl oluyorsa kapalı gişe oynuyor. Cevahir alışveriş merkezinde 5 salonda birden oynuyordu.. Allahım ne günlere kaldık :)

Banjamin Button'ın Uzuuuun Hikayesi :)

Bir süre önce Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi isimli filme gittim. Hemen uyarıyım; 3saat sürüyor. Başlangıçtaki reklamlar ve ara ile birlikte 3,5 saati buldu sanırım. Güzel hayal edilip bulunmuş bir senaryo ama çok eksiklikler ve olası olmayan durumlar mevcut. Ayrıca daha kısa çekilebilirmiş. Bazı yerleri çok kısa geçilmiş, bazı kısımları fazla uzun anlatılmış. Doğduğunda bir yaşlının organlarına yüzüne sahip olan bir bebek sonra gittikçe gençleşiyor ve kimse anormalliği farketmiyor ve araştırmıyor. Bizde olsa Tv programlarına malzeme olurdu herhalde :) En olası olmayan kısım, zaman geçtikçe gençleştikten sonra çocukluğa hatta bebekliğe vucudun geri döndüğü kısımlar. Gerçi bana da sormak lazım "kazanın doğurduğuna inanıyorsun da, öldüğüne mi inanmıyorsun :)"

Erdek Turanlı Köyü

Erdek Turanlı Köyü, sessiz bir tatil için ideal.. Temiz hava, temiz deniz , köy halkıyla sıcak ilişkiler istiyorsanız; köy ahalisinin dairelerinden birini kiraladığı bu şirin tatil köyünde tatil yapabilirsiniz. Komşumuz bu köylü zeytinliklerden ve zeytin yağındanda yararlanılabileceğini anlatıyor. Köylüler kendi yaptıkları zeytinyağını ziyaretçilere satıyorlarmış. Son dedikodulara göre İDO'nun oraya direkt seferleri olacakmış. İlgilenenlere duyrulur. Emlak fiyatları hızla artacakmış :)

Kendinizi İyi Hissetmek İçin Bunları Yapın

Kimbilir bugüne kadar gazetelerde kaç tane tavsiye okudunuz ama hiçbiri çare olmadı, değil mi?O zaman , şu anda kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak 10 minik tavsiyemiz var. Deneyin, işe yaradığını göreceksiniz.
1) Kendinize bir bardak su doldurun ve için Hararet nedeniyle vücudun artan su ihtiyacı bizi sinirli ve gergin yapıyor. Hemen şu anda bir bardak su içmeniz size iyi gelecektir.
2) Esneyin ve gerinin Eğer fırsat bulursanız bir bebeği veya hayvanı uyandıktan hemen sonra izleyin. Her zaman esner ve gerinirler. Vücudunuzu harekete hazırlamanın doğal ve sağlıklı bir yoludur bu.
3) Sakin bir yerde derin nefes alın Nefes alışverişinize konsantre olun. Oksijenin ciğerlerinize dolduğunu hissedin. Günlük yaşamda çoğunlukla bir şeylerin peşinde koşturmak oluruz ve dikkatimiz dağınıktır. 2 dakikalık bir derin nefes alma ve verme egzersizi zihninizi berraklaştırır.
4) Bir dakika süreyle gözleriniz kapatın Hepimizin yapması gereken milyon tane iş var. E.maillere, telefonlara, televizyondaki haberlere ve etrafımızı çeviren nice şeye sürekli bakıp durmamız gerekiyor. Kendinize bir dakika mola verin: gözlerinizi kapatın ve zihninizi boşaltmaya çalışın. Bunu yaparken telefonunuzu kapatın.
5) Kalkın şöyle bir dolaşın Kahve veya sigara içmek için yerinizden kalkıp dolaşıyorsunuz. Şu an gergin veya yorgun hissediyorsanız, bu sefer kendinizi için kalkıp bir dolaşın.
6) Sevdiğiniz bir şarkıyı dinleyin Size enerji ve dinginlik vereceğini düşündüğünüz bir şarkı dinleyin. Veya daha iyisi, sevdiğiniz bir şarkıyı mırıldanın. Kalkıp dolaştığınız sırada ufak bir şarkı da mırıldanırsanız, aynı anda bu listedeki iki tavsiyeyi birden gerçekleştirmiş olacaksınız.
7) Toparlanıp temizlenin Ah evet, bu doğru. Masanızı şöyle bir elden geçirin. Gereksiz şeyleri göz önünden kaldırın, çöpe atın. Gözünüzün önündeki boş bardak ve kül tablalarından başlayın. Çiçekleri falan sulayın. Sonra da gidip elinizi yüzünüzü yıkayın. (Bütün bu işlere 10 dakika kadar zaman ayırın)
8) Bir teşekkür notu yazın En kolayı bu. Elektronik posta kutunuzda size gönderilen bir sürü mesajdan herhangi birini seçin ve onu size gönderen kişiye küçük bir teşekkür notu yazın. Hem size iyi gelir, hem de karma sizden gelecek pozitif enerjiye ayrıca karşılık verecektir.
9) Sevdiğiniz birine birkaç güzel söz söyleyin Telefonla veya yanına giderek, değer verdiğiniz bir kişiye 'onu sevdiğinizi' veya onunla birlikte olmaktan ne büyük keyif aldığınızı söyleyin. Bu küçük jest, sizi günün kahramanına çevirebilir.
10) Oturup büyük hayallerinizi yazın Eğer hayallerinizi siz umursamıyorsanız, hiç kimse umursamayacak demektir. Kendinize iki dakika ayırın ve hayallerinizi bir kağıda yazın. Mesela sakin bir tatile çıkmak gibi bir hayaliniz varsa, Google'dan sakin bir orman resmi bulup indirin. Resmin printer'dan çıktısını alın ve hayalinizi yazdığınız küçük kağıdı buna iliştirin.
--Op. Dr. M. Tufan

Türkiye'nin acıtıcı gerçeği.. Gazanfer Özcan'ın vergi borcu

"Gazanfer Özcan, 77 yaşında vefat etti… 7'den 77'ye herkesin sevdiği büyük usta, devlet sanatçısı gazanfer özcan… ölümüne ilişkin pek çok söz söylenecektir, birkaç gün de olsa ülkenin gündeminde yer tutacaktır. ancak unutulmaması gereken çok önemli bir hususun kamuoyuyla paylaşılmasına yardımcı olur, bunu bir görev addeder ve gazanfer özcan'ın özelinde oluşan bu içler acısı duruma etrafınızdakilerin dikkatini çekerseniz, sanırım kuru bir başsağlığından çok daha fazlasını yapmış olursunuz.
Gazanfer Özcan'ın basına verdiği röportajlardan da bilindiği üzere, 2002 yılında eşi gönül ülkü'nün yüklü tedavi masraflarını karşılamakla uğraşırken ödeyemediği 30-40 bin lira civarındaki vergi borcu, yıllar içerisinde katlanarak neredeyse 500 bin liraya yakın bir meblağa ulaşmıştır. ve ömrünün son yedi senesini dur durak bilmeden çalışarak geçiren bu devlet sanatçısı, gerek televizyondan gerekse tiyatrodan kazandığı paranın neredeyse tamamını bu borcu ödemek için kullanmasına rağmen tüm bu çabasının sadece faizleri ödemeye yettiği bilinmektedir.

Tek suçu bu ülkede özel tiyatro işletmeye çalışmak olan, kestiği her biletin parası eğlence kabilinden görüldüğü için %40 oranında vergiye tabi tutulan, vergi borcu yüzünden yurt dışında yaşayan oğlunu görmeye dahi gidemeyen ve yetmezmiş gibi devletin özel tiyatrolar için verdiği yardımdan mahrum bırakılan devlet sanatçısı gazanfer özcan, ömrünün son zamanlarında kesinlikle istirahat etmesi gerekirken elden ayaktan düşene kadar kulislerde, setlerde geride kalanlara onurlu bir miras bırakmak için didinmiştir. elbette ki çalışmak, hem de ölene kadar çalışmak, üretmek, sanatçıya yakışan bir duruştur. ancak inanın seçme şansı olsaydı haftanın 5-6 günü değil, bir iki günü çalışıp seyircisinden hak ettiği alkışı almak ve geride kalan günleri ömrünü bir nebze olsun uzatabilmek için istirahat etmeyi seçerdi Gazanfer Özcan.

Bir trilyonu hiç ettiği için yargılanan, suçlu bulunmasına karşın kendisine özel yasa çıkartılarak önce evinde cezasını çekmeye mahkum edilen, bununla da yetinilmeyip türlü güvercin taklalar sayesinde özgürlüğe kavuşan erbakan hoca kadar olmasa da, en azından faiz yükünün silineceği kadar bir imtiyazı hak etmemiş midir 11 yıllık devlet sanatçısı, 55 yıldır halkın sanatçısı Gazanfer Özcan ?

Tiyatro biletinden %40 vergi kesip, pırlantanın vergiden muaf tutulduğu bu ülkenin yönetim kademesini işgal eden ağalar beyler sözüm sizedir, 77 yıl onuruyla yaşamış bir sanatçının vergi yükü altında ezilmemek için didinerek ölmesine değil, onun sahnede sergilediği sanata seyirci kalmanız gerekirdi. yanlış yaptınız. üstelik konudan haberdardınız. yarın cenaze töreninde içinizden bazıları devlet kademesini temsilen sebilhane bardağı gibi dizilip saf tutacaklar tabutunun önünde Gazanfer Özcan'ın. haklarını helal edebilmek için saf tutacaklar. ne denir, helal olsun, ışığın bol olsun Türkiye ….

Papatya gibisin zarif ve ince



Papatyanın Faydaları ve Kullanım Alanları:
Ağıziçi pamukçuk (Aft) ve yaralar, ağız ülserleri (canker sores- mouth ulcers)Konjoktivit (Gözdeki konjoktivanın iltihabı: kaşıntı, çapaklanma ve kapakların birbirine yapışması şeklinde görülebilir. Allerjik, mikrobik, güneş veya sıcak sebepler olabilir.)
Kolik (Kalınbağırsak ve karın boşluğunda duyulan sancı)
İshal ve sürgün (Diarrhea)
Stresli kolon veya kalın bağırsak kasılması, bağırsak allerjisi (IBS: Irritable Bowel Syndrome)
Ekzema
Dişeti İltihabı (Gingivitis ve perrodontal hastalıklar)
Mide Ekşimesi ve Mide ekşimesinden dolayı yemek borusunda veya midede duyulan yanma hissi (Heartburn)
Sindirim güçlüğü ve hazımsızlık (Indigestion)
Uykusuzluk problemleri
Peptic Ülser
Deri Tahrişleri
Ülseratif Kolit (Kalınbağırsak iltihabı)
Burkulma ve kas zorlanmalarına karşı kas gevşetici
Depresyon, stres ve sinirsel durumlara karşı sakinleştirici
Böbrek ve safra kesesi taşlarına karşı çözücü, idrar arttırıcı
Soğuk algınlığı ve saman nezlesine karşı
Ateş düşürücü olarak kullanılmaktadır.
Kullanım Biçimleri:
Papatya çayı hazırlamak: Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu çiçek, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (Kaynatılmaz), 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür.
Banyo katkısı: Tam banyo için dört avuç dolusu, yüz veya saç yıkamak için bir avuç dolusu papatya çayı haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra banyo suyuna eklenir.
Kompresler: Bir bardak kaynar süt, bir yemek kaşığı dolusu çiçeğin üstüne dökülür, demlenmesi için 8-10 dakika beklenir ve posası süzüldükten sonra sıcak sütle kompresler yapılır.
Bitki yastığı: Keten bezinden yapılmış bir yastık, kurutulmuş çiçeklerle doldurulur ve ağzı dikilir. Kuru bir tavda iyice ısıtılır ve hasta organın üstüne koyulur.
Papatya yağı: Güneşli havada toplanmış çiçekler, bir şişenin içine gevşekçe doldurulur ve üstüne sızma zeytinyağı, çiçekleri örtecek kadar eklenir. Şişe 14 gün boyunca, arada bir çalkalanarak ve kapağı açılarak, güneşte bekletilir. süre sonunda tülbentten süzülür ve koyu renkli şişelerde, serin bir yerde saklanır.
Papatya merhemi: 250g içyağı ( veya margarin ) tavada iyice kızdırılır ve iki avuç dolusu taze çiçek içine eklenir. Tavadakiler köpüklenmeye başlayınca karıştırılır, ağzı kapanarak serin bir yere bırakılır. Ertesi gün yeniden ısıtılır, tülbentten geçirilerek süzülür ve cam veya porselen merhem kaplarına aktarılır. Buzdolabında saklanmalıdır.
Papatya Buğusu: İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine, taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra, süzgecin üstü kapanır. Bir süre sonra , yumuşamış olan bu sıcak bitkiler çıkan buhar genize çekilir.

Papatya gibisin zarif ve ince


Papatyanın, küçük çocuklar için bile her derde deva olduğunu söyleyecek olursak, herhalde abartmış olmayız. Her türlü rahatsızlıkta çocuklara papatya çayı içirilebilir. Özellikle, kramplarda ve karın ağrılarında! Papatya çiçeği, gaz birikiminde, ishalde, deri döküntülerinde, mide rahatsızlıklarında ve balgamlanmalarda yardım eder. Ayrıca, adet görme aksaklıklarında, adet görememe hallerinde ve daha başka nitelikteki, dölyatağı (rahim) şikayetlerinde, uykusuzluk, testis iltihabı, yüksek ateş, yara ve diş ağrılarında yardımcı olur.
Papatya, terletici, sakinleştirici ve kramp çözücü etkilere sahip olmasının yanı sıra, her tür iltihaplanmalarda ve özellikle mukoza iltihaplarında dezenfeksiyon ve iltihap kurutucu olarak kullanılır.
Göz ve gözkapağı iltihaplarında, kaşıntılı ve akıntılı deri döküntülerinde dıştan kompres ve yıkama olarak, diş ağrısında gargara olarak ve ayrıca yaraların yıkanmasında kullanılır.
Bir olay yüzünden kızgınlığa kapıldığınızda veya sinirlendiğinizde, hemen bir bardak papatya çayı içiniz; kalbiniz zarar görmeden, hemen sakinleşeceksiniz.
Ağrılı bölgelere, kurutulmuş papatya ile doldurulmuş sıcak yastıklar koymak (Bitki Yastığı) da özellikle önerilir.
Yatıştırıcı etki içeren papatya banyoları ve yıkanmaları da tüm sinir sistemini en iyi biçimde etkiler. Ağır hastalıklardan, bitkinlik hallerinden sonra kendinizi çok iyi hissetmeye başlayacak ve rahatlayacaksınız.

Yüz ve cilt güzelliği bakımında da papatyayı unutmamalısınız. Kaynatılmış bitki suyu ile haftada bir kere yüzünüzü yıkayacak olursanız, cildinizin nasıl tazelendiğini ve sağlıklı bir renk kazandığını göreceksiniz. Saç bakımında da, özellikle saçları açık renk olanlar, kaynatılmış papatya suyu kullanmalıdırlar. Böyle yıkanacak olurlarsa, saçlarınız güzelleşecek ve göz okşayıcı parlaklık kazanacaktır. Papatya merhemi, basura karşı kullanılabilir. Bu merhem, ayrıca yaraların tedavisinde de kullanılır.

Papatya buğusu kullanarak, nezle ve sinüzit kısa sürede iyileştirilebilir. Bu tür bir tedaviden sonra, doğal olarak, hemen soğuk havaya çıkmamak gerekir. Antik çağda bile, sinir ağrıları ve romatizma, papatya yağı ile masaj yapılarak tedavi ediliyordu. Eski bitki kitaplarında yazdığına göre, papatya yağı, organların yorgunluğunu alır ve kaynatılmış bitki lapası hasta mesanenin üstüne uygulandığında, ağrıları hafifletir.

Çay mucizesi

Çayın faydaları ve zararları üzerine açıklamalarda bulunan ABD'li uzmanlar çayın, rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini söyledi.
• Saçı şampuanla yıkadıktan sonra, son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın.
• Ayağınız kokuyorsa, ılık çay dolu bir leğene ayaklarınızı koyun ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.
• Cildiniz yağlıysa banyodan çıkmadan bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görür.
• Eliniz balık ya da soğan kokuyorsa, elinizi demli çayla yıkayın.
Uzmanlar ; ''Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmeliler" uyarısında bulundu.
Çay içenler ile çay içmeyenler arasında, kalp krizi sonrası ölüm oranları da araştırıldı. Çay tüketimi fazla olanlarda, çay tüketmeyenlere oranla yüzde 44 daha az kalp krizi nedenli ölüm görülüyor. Bir haftada 14 bardaktan daha az çay tüketenler ise, hiç tüketmeyenlere oranla yüzde 28 daha az kalp krizi sonucunda ölümle karşılaşıyorlar.

TEPKİLER :)))))

KLASİK TEPKİ: "Sıraya geç kardeşim"
NEOKLASİK TEPKİ: "Şeker kardeşim sıraya geçiver"
REALİST TEPKİ: "Sıra var"
SURREALİST TEPKİ: "Sallandıracaksın bunlardan ikisini kızılay'da bak bir daha yapabiliyorlar mı?"
ROMANTİK TEPKİ: "Beyefendi galiba sırayı görmediniz"
NATURALİST TEPKİ: "Sırana geç"
MODERN TEPKİ: "Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da"
POST-MODERN: "Sırana geç lan ayı!"
UZLASIMCI: "Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi"
DEVRİMCİ: "Alt yapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek"
KADERCİ: "iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür"
FELSEFECİ (septik-kuşkucu): "Ön ve arka kavramları gorecelidir.O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir"
KANT'CI: "Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olur"
KOTÜMSER VAROLUŞCU: "Herkes bir gun ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek"
İYİMSER VAROLUŞCU: "Sıkmayın canınızı,su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor"
HUMANİST: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince,aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz."

İyiliğin ve Kötülüğün Yüzü

 
Leonardo da Vinci; 'Son Aksam Yemeği' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı...
İyi'yi İsa'nın bedeninde, kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı...
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceğ i birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.
Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı....
Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı. Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu.
Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Cünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı,başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu.. .
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.
Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
'Ben bu resmi daha önce gördüm...'
'Ne zaman?' diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.. 'Üç yıl önce' dedi adam.. 'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce... O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti...'

İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır... Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır...
Paulo Coelho

Şekerden korunmanın 7 yolu


Şeker hastalığı, birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Kalp krizi, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliği bunlardan sadece birkaçı. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Ali Tarım, bu konu hakkında önemli bigliler verdi:

"Organları bozuyor"

"Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen 'diabetes mellitus", pankreastan salgılanan ve kanda şeker seviyesini düzenleyen insülin adlı hormonun hiç yapılamaması veya kullanılamaması sonucu gelişen bir hastalıktır. Bu hastalıkta kanda şeker seviyesi yükselmekte ve sonuçta bir çok organda bozulmalar oluşmakta; eğer yapılan tedavi ve önerilere uyulmazsa ölümle sonuçlanmaktadır. Şeker hastalığında kalp krizi, yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği, felçler, körlük ve daha birçok hastalık gelişmektedir.

"Çok ciddi sağlık sorunu"

Şeker hastalığı çok ciddi bir sağlık sorunu olup hastanın yaşam kalitesini kötüleştirmekte ve hatta ölümlere yol açmaktadır. Ayrıca hastayla beraber etrafındaki insanları da, kendisi ile birlikte moral ve ekonomik olarak yıkmaktadır.Günümüz dünyasında şeker hastalığının görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır. Bundan nasibini ülkemizde almaktadır. Bunun sebepleri arasında şehir yaşamının getirdiği stres, hareketsizlik, dengesiz beslenme (yağlı ve katkı maddeli hazır gıdalarla beslenme, taze sebze ve meyvenin azalan seviyede yenmesi, ayrıca bunların üretiminde suni kimyasal maddeler kullanılması), alkol ve sigara içiminin her geçen gün artması, uyku problemleri ve sonuçta şişmanlığın gelişmesi gösterilebilir. Şeker hastalığından korunabilmek için neler yapmalıyız? 1 ) Günümüz yaşamının getirdiği stresten mümkün olduğu kadar etkilenmemeye çalışmak. Burada herkes kendi ruhsal yapısını iyi tanımak ve buna göre tedbirini geliştirmek zorundadır.2 ) İdeal kiloya gelmek ve şişmanlıktan kaçınmak

3 ) Sigara, alkol ve kötü alışkanlıklardan uzak durmak

4 ) Dengeli ve doğal beslenmek. Suni kimyasal madde katkılı yiyeceklerden uzak dur mak. (özellikle halk arasında abur cubur denilen hazır gıdalardan)

5 ) Düzenli uyumak.

6 ) Düzenli spor yapmak (özelikle doğada yürüyüşler)

7 ) Kendi merak ve yapısına uygun hobi tarzında uğraşlarla ilgilenmek.

Yukarıdaki öneriler aslında kaliteli ve sağlıklı bir yaşamın sırları olup şeker hastalığının dışında da bir çok hastalığın önlemini oluşturmaktadır. Ayrıca şeker hastalığında genetik yatkınlık olup önümüzdeki yıllarda gelişen gen tedavisi bir umut ışığı gibi görünmektedir."
__._,_.___

Göz çevresi özen ister


Güzelliğin en çarpıcı silahı olan gözler, yüzün en hassas bölgesi olduğu için erken yaşlarda kırışıklıklara davetiye çıkarıyor. Bu nedenle göz çevresine ekstra bir bakım gerekiyor. İşte doğal yöntemlerle göz çevresi bakımı ve egzersizler?

Gözler, ruhun ve sağlığın aynası ama aynı zamanda yüzün en nazik bölgesi. Çünkü göz çevresindeki deri yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha ince. Dış etkenlere aşırı duyarlı ve kırışıklıklara açık bir yapısı olduğundan yüze uygulanan her türlü krem ya da maske göz çevresi derisine zarar veriyor. Bu bölgeye özel ürünlerin kullanılması gerekiyor. En doğru seçim, tahriş etmeyen ve alerjik olmayan yağsız nemlendiriciler kullanmak ve doğal yöntemlerle cildi beslemektir. Beslenmekten, dinlenmeye, temizlikten göz jimnastiğine ve evde hazırlanan doğal kremlere kadar pek çok konuda bazı temel kurallara uymak gerekiyor.
Beslenme
Dengeli beslenmek sağlık kadar güzellik için de yararlı. Vücudumuz için gereken her türlü besini her gün düzenli olarak yemek gerekiyor. Bunun yanı sıra gözlerin dostu olan A vitamini deposu yiyeceklere günlük öğünlerde mutlaka yer verin. Özellikle havuç, balkabağı, ıspanak, pazı, kereviz, maydanoz, dereotu, roka, kayısı, şeftali, kavun, et, balık ve yumurta gibi A vitamini kaynağı besinleri sofranızdan eksik etmeyin.
Dinlenme
Uykunun azı da fazlası da zararlı. Her gün 8 saatlik düzenli uyku göz sağlığı için çok yararlı. Her akşam aynı saatlerde uyumak yorgun gözleri dinlendiriyor. Özellikle yoğun tempoda çalışanların düzenli uyku uyumaları ve mümkünse öğle yemeğinden sonra gözlerini 5-10 dakika dinlendirmeleri gerekiyor.
Temizlik
Göz makyajı her akşam yatmadan önce mutlaka temizlenmeli. Ancak temizleme işlemini göz çevresini tahriş etmeden yumuşak hareketlerle yapın. Rimel ya da far kalıntıları veya uygun olmayan temizleme ürünleri gece boyunca cilde zarar verebiliyor hatta kirpiklerin dökülmesine neden olabiliyor.

Ekolojik Beslenme


Şimdilerde organik yiyecekler hayli gündemde. Yediğiniz meyve ve sebzelerin yetiştiği tarlaları, ürünlerin katkısız olup olmadığını biliyor musunuz? Oysa ki, organik gıda tüketmenin sağlığınıza katkılarını bilmeniz ve seçimlerinizi doğru yapmanız gerekiyor.

Son iki senede organik gıda sektörü büyük bir patlama yaşadı. Gazetelerin manşetlerinde gıda sektöründe söz sahibi firmaların ürettiği ürünlerin sağlıklı olup olmadığı tartışıldı. Özellikle yurt dışında organik ürünler rağbet görmeye başladı. Her geçen gün, sağlıklı yaşam ve organik gıda insanların hayatında daha fazla önem kazanıyor. Şimdi bazı soruların cevaplarını alarak organik gıdayı anlamamız mümkün.
Organik gıdanın gerçek anlamı nedir? Organik gıda, sebze, meyve gibi ürünlerin yetiştirilmesinde ve işlenmesinde yapay ilaçların, hormonların, antibiyotiklerin koruyucu ve renklendiricilerin, ambalajların da dahil olmak üzere kimyasal maddelerin kullanılmadığı gıdalardır. Organik gıda üretimi oldukça zahmetli ve zorlu bir süreçtir. Dünya standartlarında bir çiftçinin tarlasında, organik gıda üretimine başlayabilmesi için beş yıl tarım ilaçları ve çeşitli kimyasallardan arındırması gerekmektedir. Bu oran ülkelerin belirledikleri asgari oranlara göre değişim göstermektedir.
Organik gıdalar dahamı besleyici?Organik tarım teknikleriyle hazırlanmış gıdalar, diğer gıdalara oranla daha besleyicidir. Yetiştirilmesinden paketlenmesine kadar geçen süre boyunca kimyasal etkilere maruz kalmamış olması dolayısıyla, kimyasal maddeler içeren gıdalara göre daha sağlıklı olduğu bilinmektedir. Örneğin; organik tekniklerle üretilmiş bir portakaldaki C-vitamini seviyesi kimyasal bileşenlerle karışmadığı için daha fazladır. Organik gıdaların üzerlerinde kimyasal maddeler olmadığı için, diğerlerine oranla bir kere yıkanması yeterlidir. Meyve, sebze, et, süt, yumurta ve organik yöntemlerle üretilmiş tüm besinler belirlenmiş Şimdilerde standartlara uygun doğal haliyle piyasaya sunulmaktadır.
Organik çikolata, yer fıstığı veya kahveyi seçtiğinizde hem kendinizi hem de çevrenizi zararlı böcek ilaçlarından korumuş oluyorsunuz. Organik maş fasulyesi, mısır satın aldığınızda genetiğiyle oynanmış yiyecekleri tercih etmemişsiniz demektir.
Organik tarım nasıl yapılır?Avrupa ülkelerinde son beş senelik zaman dilimi içerisinde organik tarım, pazarda büyük pay sahibi olmuştur. Organik tarım ürünleri her ülkenin kendi bünyesinde belirlediği yetkili kamu kuruluşları veya yetkili sivil toplum örgütleri tarafından tüketici hakları düşünülerek koruma altına alınmaktadır. Üreticinin yetkili kurumlara başvurduktan sonra belirlenmiş standartlara uygun, denetimlere açık şekilde tarlasında kimyevi ilaçlar, kimyevi gübre, hormon, antibiyotik kullanmaması, paketlenmede de parlatıcı ve renklendirici gibi maddelerinde kullanılmaması gerekmektedir. Bu koşulları sağlayan üretici organik gıda sertifikası almaya hak kazanır.
Satışa sunulmuş organik gıdalar neden daha pahalıdır?Organik gıda ürünlerinin pahalı olmasının birkaç sebebi vardır. Üretimde zorlu koşulların yerine getirilmesi için harcanan çaba bunların başında gelir. Fakat sevindirici bir gelişmedir ki, her geçen gün organik gıda sektörü bilinçli tüketiciler sayesinde pazarda daha geniş yer bulmaktadır. Organik tarım küçük tarlalarda yapıldığı ve maliyetinin çok yüksek olması dolayısıyla, geniş üretim sahasına yayayılmış kimyasal yöntemlerle tarım yapan üreticilerle boy ölçüşememektedir. Son on yıllık zaman dilimi içerisinde Avrupa ülkelerinde doğala dönüş bilinci oldukça hızlı yayılmaya başladı. Ülkemizde de sağlıklı yaşam giderek önem kazanıyor.

Kalp Rahatsızlıklarında değiştirilebilen risk faktörleri

Değiştirilemeyen risk faktörleri
Ailede erken yaşta kalp krizi geçiren bireylerin bulunması, erkek cinsiyet, ileri yaş, şeker hastalığı ve kişilik yapısı (stresli kişilik gibi) değiştirilemeyen esas faktörler.
Değiştirilebilen risk faktörleri
Günlük yaşantımızda yaptığımız bir çok hata, sağlığımız açısından geri dönüşü olmayacak sonuçlara yol açabiliyor. Oysaki alacağımız bazı önlemlerle bu riskleri ortadan kaldırmamız mümkün. Sigara içmemek, kolesterolü kontrol altında tutmak, stresten uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak bunlardan sadece birkaçı...
1 Sigara tüketimi: Kalp damar hastalıklarından ve bu hastalıkların yol açtığı ölümlerden korunmak için atılacak ilk adım sigara ve dumanından uzak durmak. Çünkü sigara tüketimi hastalık riskini iki kat arttırıyor.
2 Kolesterol: Kolesterol kontrolü sağlamak için beslenmede doymuş yağ oranının azaltılması, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri içeren yağların oranının arttırılması, besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmesi, posa içeren yiyecekler ile meyve sebze tüketiminin arttırılması gerekiyor. Doğru rejimin az miktarda protein içermesi, u proteinin ise balık, kümes hayvanları ve soyadan alınması gerekiyor.
3 Yüksek tansiyon: Yüksek tansiyona yol açan nedenlerin başında alınan fazla kilolar geliyor. Öte yandan kilo kaybı, özellikle karın bölgesinden zayıflandığından kan basıncını hemen düşürerek kalbin yükünü azaltıyor. Tansiyon hafif şekilde yüksekse beslenmede tuzu kesmek, ilaç kullanmadan tansiyonu normale düşürmeye yardımcı olabiliyor.
4: Kontrolsüz şeker hastalığı: Şeker hastalarında damar sertliği, daha sık ve erken yaşta görülüyor. Bu hastalara sıklıkla şişmanlık ve hiper tansiyonda eşlik ediyor. Şeker hastalığı kontrolünde diyet ve egzersiz, ilaç tedavisinin yanın da önemli rol oynuyor.
5 Obezite (Şişmanlık): Obezite tedavi edilmediğinde hiper tansiyon, kolesterol ve şeker hastalığı gibi kalp damar hastalığı riskini artırıyor.
6 Stresli yaşam: Yüksek stres vücut direncinin düşmesine sebep oluyor. Vücut strese adrenalin hormonu salınımını arttırarak yanıt veriyor. Bu da kalp ve solunum hızının artmasına ve tansiyonun yükselmesine sebep oluyor. Yağ asitleri ve kolesterol kana daha çok salınıyor ve kan kalınlaşmaya başlıyor. Stresle mücadelede düzenli egzersiz yapmanın etkili olduğu pek çok araştırmada gösteriliyor.

Uzun sağlıklı bir hayat için dikkat edilmesi gerekenler


Kalbinize özen gösterin
Uzun ve sağlıklı yaşam için kalp sağlığı çok önemli. Uzmanlara göre, 20'li yaşlardan itibaren düzenli beslenme alışkanlıkları, spor ve rutin kontrollerle kalp sağlığınızı korumanız mümkün.
Sağlıklı yaşama yeterince önem verilememesi, sigara, alkol, stres, hareketsizlik ve yanlış beslenme alışkanlıkları her yıl on binlerce kişinin kalp hastalıklarına yakalanmasına sebep oluyor. Bu etkenlerin yanısıra genetik mirasınız, yaşam tarzınız kalp sağlığınızı etkileyen en önemli faktörler arasında yer alıyor. Dikkate alacağınız bir kaç öneriyle daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam geçirebilirsiniz.

Sağlıklı beslenmeden menopoza, düzenli spor alışkanlığından sınırlı alkol tüketimine kadar, kalp hastalıklarından korunma önerileri...

Bel ölçünüze dikkat edin
Yağların karın çevresinde toplanmasının özellikle kalp damar hastalığı riskini arttırdığını ve bel çevresinin kadınlarda 88, erkeklerde 102 santimi geçmemesi gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Fazla kilolarınızdan kurtulmaya çalışın. Bunun için öğün aralarında atıştırmalara, hızlı yemek yemeğe son verin. Yavaş ve istikrarlı kilo vermenin daha sağlıklı ve kalıcı olduğunu unutmayın.

Sağlıklı beslenin
Kalp sağlığınız için sağlıklı yiyecekler tüketin. Kolesterolünüzü gerekli seviyeye düşürmek ve kalp hastalıklarından korunmak için zeytinyağı, ayçiçeği, mısırözü, soya gibi bitkisel yağları tercih edin. Kırmızı eti mümkün olduğunca yemeyin. Et tercihleriniz balık, hindi, tavuk olsun. Beslenmenizde, fasulye, mercimek, bezelye gibi kolesterolsüz protein kaynaklarına yer verin. Yağsız veya az yağlı, süt ve süt ürünleri tüketin. Düşük kalorili sebze ve meyveler kalp hastalıklarına karşı koruyucu maddeler içerirler. Günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin. Beslenmenizde beyaz un yerine işlenmemiş buğday unu (kepekli) tercih edin.

Menopozu geciktirin
Östrojen hormonu kadınları damar sertliğine karşı koruyor. Ancak menopozla birlikte östrojen hormonu ortadan kalktığı için kadınlarda anormal bir damar sertliği süreci başlıyor. Bu nedenle menopozun geciktirilmesi için tedavi uygulanması gerekiyor.

Düzenli spor yapın, stresten uzak durun
Tembellik ve aşırı stresten uzak durun. Düzenli egzersiz, kalp hastalıkları ve kalp krizinden koruyor. Kalbinizi, kemiklerinizi ve kaslarınızı güçlendiriyor. Ancak 35 yaşından sonra yoğun efor gerektiren bir spora başlayacaksanız, gizli kalp hastalığı riskine karşı mutlaka iyi bir kalp kontrolünden geçin. Egzersizin en ideali uzun yürüyüşler. Kandaki kötü kolesterolünüzün yakılması için 5 kilometreyi 45 dakikada tempolu şekilde yürüyün.

Psikolojik destek alın
Hastalığınızı, aileniz veya çevrenizle ilgili sorunlarınızı bir Liyezon Psikiyatri uzmanı ile görüşün. Liyezon Psikiyatri uzmanı, organik bir hastalığın (kalp hastalığı gibi) psikolojiniz üzerinde yaptığı bozuklukları inceliyor.

Aceleci olmayın
Kendinizle, yaşamla, ailenizle, eşinizle, dostlarınızla barışık olun. Çok çabuk karar veren, hızlı hızlı konuşan, merdivenleri bir kaç basamak birden çıkmaya çalışan, sabırsız biriyseniz (A tipi kişilik) yavaşlayın. A tipi kişilikte kandaki adrenalin seviyesi çok yükseliyor, bu da spazma neden oluyor. Riskinizi azaltmak için daha yumuşak, sakin hareket eden, huzurlu biri olmaya özen gösterin.
Alkolü sınırlandırın
Kalbiniz için ''alkol yararlıdır'' demiyoruz. Fakat eğer içki içecekseniz tercihiniz yararlı kolesterolü yükselttiği bilinen kırmızı şaraptan yana olsun (günde bir su bardağı). Fakat kırmızı şarap içmiyorsanız içinde kalbi koruyucu maddeler içeren üzümü çekirdekleriyle birlikte yiyebilirsiniz. Üzüm çekirdeği toz ve kapsül olarakda satılıyor.

Lebaniye Çorbası

Malzemeler:
• ½ kg hindi but kuşbaşı,
• 1 su bardağı nohut,
• ½ su bardağı pirinç,
• ½ kg yoğurt,
• 1 çay bardağı zeytinyağı,
• 3 yemek kaşığı tereyağı,
• 3 yemek kaşığı kuru nane,
• Tuzot.
Hazırlanışı:Nohutu akşamdan ıslatın. Yıkayıp hindi etleriyle birlikte 4 su bardağı su ekleyip haşlayın. Pirinci ekleyip yumuşayıncaya kadar pişirin. Yoğurdu çırpıp zeytinyağı ile ateşte pişirin. Yavaş yavaş karışıma ekleyin. Tuzotu ekleyin, ateşten alın. Tereyağını kızdırıp naneyi katın. Çorbanın üzerine gezdirip, servis yapın.
Leziz mi leziz bu Antep yemeğiyle tanışın. Afiyet olsun.

Kadın Erkek İkişkilerinde 10 Altın Kural

 
1.Kabulleneceksin!
İki şeyi kabulleneceksin. Birincisi "Aramızda iktidar problemi olmasın şekerim" gibi girişimler tamamen hayalcidir; kabul edeceksin. İktidar ilişkileriyle sarmalanmış bir dünyada iktidardan, güçten büsbütün arınmış bir ilişki mümkün değildir. Kendi gücünü karşındakinin burnuna sokmayacaksın. İkincisi, bir insanin bir başkasını hep ayni şiddette sevmesi mümkün değildir, bunu da kabul edeceksin. Sevginin azalmasını da çoğalmasını da kalıcı olarak düşünmeyip soğukkanlı olacaksın. Az sevdiğini hissettiğinde daha çok sevmeye, çok sevdiğini hissettiğinde korkup az sevmeye çabalamayacaksın. Her ikisi de seni lüzumsuz yere yorar.
2. İzin vereceksin!
Karşındakinin kendisi olmasına izin vereceksin; en sana uymayan yanlarını bile budamaya kalkmayacaksın. Bu çabanın sonucu başarılı olsa da onu daha az seveceksin, olmasa da,
unutma. Sen de uyum sağlamak için kendini eksilten bir çabaya girişmeyeceksin. Bu hiçbir zaman sandığın kadar iyi olmaz; her zaman sandığından kötü olur.
3. Belden aşağı vurmayacaksın!
Hiçbir kavgada, asla belden aşağı vurmayacaksın. Onun kişiliğini yıkacak şeyler söylemeyeceksin; onun zaaflarını kavgada koz olarak kullanmayacaksın. Sevdiğin insanla "yenmek" için kavga etmeyeceksin. Bir insan kendisini aşağılayan bir ilişkiye uzun süre katlanmaz; katlansa bile sen böyle bir şeye katlanan birine katlanamazsın. O yüzden "yenmeye/yenilmeye“ hiç başlama!
4. İki kişilik evren kuracaksın!
Kanepede uzanıp yaptığınız dedikodularla, komik küçük sohbetlerle, sadece ikinizin anlayacağı
bir dil ve bu dilin etrafında iki kişilik bir evren kuracaksın. Orası ilişkinin ilik kucağıdır, zedeleme. Oraya ihtimamla tatlı dedikodular ve pamuk şekeri gibi
hallerini taşıyacaksın. Dünya isleri zaten ağır; sen hafifleteceksin! Sakın yanılıp da üçüncü kişilerden müteşekkil bir mahkemede
ilişkinizi analiz etmeye kalkma.Bu, o iki kişilik evreni tuz buz eder. Yeniden inşa etmek imkansıza yakındır.
5. Onun tarafını tutacaksın!
Ne olursa olsun üçüncü kişilerin yanında ve üçüncü kişilere karşı onu tutacaksın! Hiç "objektif" gibi görünmeyebilir bu sana ama zaten ilişki sübjektiftir,unutma!
6.Yıkılmayacaksın!
En ölümcül haller dışında hiçbir üzüntünde onun üzerine yıkılmayacaksın. O senin doktorun, psikoloğun değil, sevgilin. Kendi derdini mümkünse kendin halledeceksin. Onu asla "Bana ne kadar katlanabiliyor" ile test etmeyeceksin.
Çünkü sen de bu testten geçemeyebilirsin.
7. "Nitelikli" emek harcayacaksın!
"Sevgi emektir" cümlesi eksiktir. "Beni sev, birbirimizi çok sevelim" cinsinden niteliksiz bir emek sadece yapış yapış bir debelenmedir. O emeğin içine zeka katacaksın. İlişkinin ihtiyaçlarını hassas bir görü ile saptamaya gayret edeceksin. Örneğin onun yalnız kalmaya ihtiyacı varsa tepesine binip
sevgi performansları yapmayacaksın.
8.Öğreneceksin!
"Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur" cinsi bir ilişki tıkanmaya mahkumdur; birlikte yeni şeyler görmeye, öğrenmeye, yeni maceralar yasamaya bakacaksın. Gebeşlik etmeyeceksin, ilişkinin enerjiye ihtiyacı varsa,kendini akışa
bırakmayacaksın.
9. Antrenman yapacaksın!
Birbirinize çok yapışıp kaldığınız anlarda derhal ufak çaplı tek başına yaşama antrenmanları yapacaksın. Ona da yaptıracaksın! Bu ilişkiye yeni enerji girişini sağlayacağı gibi seni kaybetme korkusundan
uzak tutar.Sen kim olduğunu unutmamak zorundasın.
10. Dikkat edeceksin!
En önemli emir: En önemli şey ilişkiniz değil, sakın öyle zannetme. En önemli şey, o ve sensin;ayrı ayrı. İkiniz de birer insansınız; bu, sınırsız olanak ve ihtimal demek. Yani esasında gerekiyorsa, sizi tüketiyorsa ilişkiyi de boş vereceksin! Onu işte bu kadar seveceksin.

Tavuklu ve sebzeli pay


KAÇ KİŞİLİK: 4
HAZIRLAMA SÜRESİ: 25 dk
PİŞME SÜRESİ: 35 dk
Malzemeler:
1.5 kg.lık bütün tavuk
2 soğan
2 havuç
1-2 defneyaprağı
2-3 top karabiber
2 kereviz
1 ince pırasa
5 su bardağı su
1 yumurta sarısı
Tuz
Hamur için:
50 gr margarin
2.5 su bardağı un
1 yumurta
Tuz
Sos için:
50 gr margarin
Yarım su bardağı un
Hazırlanışı:
Tavuğu temizleyip yıkayın ve iri parçalar halinde kesin. Büyük bir tencereye tavuk parçalarını yerleştirin. Havuç, pırasa ve kerevizi temizleyip iri parçalar halinde kesin ve soyulmuş soğanla birlikte tencereye ekleyin. Suyu ilave edip defneyaprakları, karabiber ve tuz ekleyin. Orta ateşte etler yumuşayana kadar pişirin.
Hamuru hazırlamak için; unu bir kaba alın. Yumuşamış margarin ve yumurta ilave edip karıştırın. Azar azar su ve bir tutam tuz ekleyip yoğurun. Hamuru streç folyoya sarın.
Tavuk etlerini kevgirle sudan alın. Kemiklerini ve derisini çıkarıp etlerini küçük parçalara bölün. Sebzeleri kevgirle bir tabağa çıkarıp soğan ve defneyapraklarını alın. Haşlama suyunu ince süzgeçten süzün.
Bir tencerede 50 gr margarini eritip yarım bardak unu ekleyin ve kavurun. Rengi sararınca haşlama suyundan 1 bardak kadar ilave edip karıştırarak pişirip ılındırın.
Hamurdan küçük bir parça ayırıp kalanını kalıbı kaplayacak büyüklükte açın. Üzerine oval ya da yuvarlak fırın kalıbını ters kapatıp bıçakla çevresinden kesin. Kalan parçalardan 1-2 cm eninde şeritler kesin. Ayırdığınız hamur parçasından da yapraklar kesin.
Etleri, sebzeleri ve sosu kalıba alıp karıştırın. Şeritleri kalıbın kenar yüzeyine yerleştirip büyük hamuru üzerine kapatın. Küçük yapraklarla orta kısmına dekor yapın. Üzerine yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 200 dereceye ayarlı fırında 35 dakika kadar pişirin. Sıcak servis yapın.

Milföyde balık


KAÇ KİŞİLİK: 4
HAZIRLAMA SÜRESİ: 20 dk
PİŞME SÜRESİ: 25 dk
Malzemeler:4 mezgit fileto
4 kare milföy hamuru
3 su bardağı süt
2 çorba kaşığı un
2-3 defneyaprağı
1 yumurta
15 gr margarin
Tuz, karabiber
Hazırlanışı:
Mezgit filetoları küp küp kesin. 2 su bardağı sütü bir tencereye alıp doğranmış balık etlerini ilave edin. Defneyapraklarını ekleyip etler yumuşayıncaya kadar pişirin.
Margarini küçük bir tavada eritin. 2 kaşık unu ekleyip kavurun. Kalan 1 bardak sütü ilave edin. Koyulaşıncaya kadar karıştırarak pişirip ocaktan alın.
Hazırladığınız karışımı balık etlerinin pişmekte olduğu tencereye ilave edin. Tuz, karabiber ekleyip karıştırın ve tencereyi ocaktan alın.
Kare milföyleri düz zemine alıp hazırladığınız malzemeyi ortalarına paylaştırın. Yumurtanın sarısını akından ayırın. Akını milföylerin kenarlarına sürüp bohça şeklinde kapatın. Hamurları fırın tepsisine dizin. Yumurta sarısını çırpıp üzerlerine sürün. Önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında 25 dakika pişirip sıcak olarak servis yapın.

Hanibana et yemeği


KAÇ KİŞİLİK: 8
HAZIRLAMA SÜRESİ: 30 dk
PİŞME SÜRESİ: 15 dk
Malzemeler:1 kg köftelik kıyma
3 soğan
3 sivribiber
2 domates
2 havuç
2 patates
500 gr konserve bezelye
2 su bardağı sıvıyağ
1 çorba kaşığı yoğurt
1 çay kaşığı kabartma tozu
2 su bardağı su
2 çorba kaşığı domates salçası
Yarım çay kaşığı yenibahar
Tuz, karabiber, kimyon
Hazırlanışı:
Soğanları soyup ikisini rendeleyin. Kıymaya soğan, yoğurt, karabiber, kimyon, yenibahar, tuz ve kabartma tozunu ekleyip yoğurun.
Köfte harcını iki eşit parçaya ayırın. Ayırdığınız bir parça kıymayı 9 parçaya bölün. Her birini parmak kalınlığında ve 20 cm uzunluğunda yuvarlayıp iki ucunu birleştirin. Kalan köfte harcından fındık büyüklüğünde köfteler hazırlayın.
Patates ve havuçları temizleyip küp şeklinde doğrayın. Sıvıyağdan iki kaşık ayırıp kalanını bir tavada kızdırın. Patates ve havuçları kızartıp kâğıt havlu üzerine alın. Biberleri temizleyip kıyın ve aynı yağda hafif kızartın. Bezelyenin suyunu süzün. Bir kapta tüm sebzeleri harmanlayın.
Simit ve bilye şeklinde hazırladığınız köfteleri kızartın. Bir tepsiye simit şeklindeki köfteleri yerleştirin. Ortalarına küçük köfteleri paylaştırın. Sebzeleri ekleyin.
Kalan soğanı temizleyip küp şeklinde doğrayın. Ayırdığınız sıvıyağı bir tavada kızdırıp soğanı kavurun. Salçayı ekleyip 1-2 dakika daha kavurun. Suyu ilave edip sos kıvamına gelinceye kadar pişirin. Sosu tepsiye ekleyin. Domatesleri halka şeklinde kesip üzerine ilave edin. Önceden ısıtılmış 200 dereceye ayarlı fırında 15 dakika pişirin. Sıcak olarak servis yapın.