Issız Adam filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Issız Adam filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Issız Adam'ın Son Sahnesi: Ayla Dikmen'in "Anlamazdın" Şarkısı Neden Bu Kadar Dokunaklı?

Eğer Issız Adam filmini izlediyseniz, büyük ihtimalle o final sahnesini unutamıyorsunuzdur. Film biterken çalan o şarkı... Ayla Dikmen'in "Anlamazdın"ı. Alper ile Ada'nın son sarılması, gözyaşları, ardından gelen o melodi... Ve insanın içine oturan o sözler: "Dilerim ki mutlu ol sevgilim, ben olmasam bile hayat gülsün sana..."

Peki bu şarkı neden bu kadar etkili? Neden yıllar sonra bile dinlerken boğazımız düğümleniyor? Issız Adam ile bu şarkı arasındaki bağ nasıl kuruldu? İşte bu unutulmaz birlikteliğin hikayesi...

Ayla Dikmen ve "Anlamazdın"ın İlk Hikayesi

Aslında "Anlamazdın", Issız Adam'dan 32 yıl önce kaydedilmişti . Ayla Dikmen, şarkıyı 1976 yılında kendi adını taşıyan plağında seslendirmişti . Sözleri Fikret Şeneş'e ait olan şarkı, o dönemde de sevilmiş olsa da, asıl patlamayı 2008'de yaşayacaktı.

Ayla Dikmen, 70'ler ve 80'lerde aşıkların şarkılarını seslendiren, "pırlanta sesli" olarak anılan bir sanatçıydı . Ne yazık ki genç yaşta, henüz 30'lu yaşlarının başındayken rahim kanserinden hayatını kaybetti . Ama geride bıraktığı "Anlamazdın", onu ölümsüzleştirdi.

Issız Adam: Modern Yalnızlığın Hikayesi

Çağan Irmak'ın yönettiği Issız Adam, 7 Kasım 2008'de vizyona girdi . Film, kendi restoranının sahibi olan başarılı ama bir o kadar da yalnız bir aşçı olan Alper ile mütevazı bir hayat süren, çocuk kostümleri tasarlayan Ada'nın hikayesini anlatıyor .

Alper, günübirlik ilişkilerle özel hayatını düzene koyamamış, modern hayatın içinde sıkışıp kalmış bir adam . Ada ise onun tam tersi; sakin, mütevazı, hayata tutunan bir kadın. Bir kitapçıda tanışıyorlar; Alper, Ada'nın peşinden gidiyor, onu ikna etmeye çalışıyor . Ve kendini tutkulu bir aşkın içinde buluyor.

Ama Alper'in kopamadığı özgür hayatı, Ada'ya yer açtıkça daralıyor . Film, "modern hayatın yalnızlaştırdığı insanları" anlatıyor; yemekler, anneler, eski şarkılar ve aşklar üzerine bir hikaye bu .

O Final Sahnesi: Her Şeyi Anlatan Sarılma

Issız Adam'ın finalinde, "Anlamazdın" şarkısı eşliğinde Ada ve Alper geri dönüp birbirlerine son kez sarılıyorlar . Bu sahne, sinema tarihimizin en unutulmaz ayrılık anlarından biri olarak hafızalara kazındı.

Şarkının sözleri, adeta o sahnenin altına yazılmış gibi:

"Günahım boynunda, ağlayan bir çift göz bıraktın arkanda..."

Alper, Ada'yı kaybetmiştir. Ve belki de en acısı, bunu kendi elleriyle yapmıştır. Şarkı, Alper'in iç sesi gibidir; Ada'ya söyleyemediklerini, Ayla Dikmen'in sesi söyler.

Şarkının Yeniden Keşfi: Bir Fenomen Doğuyor

Issız Adam vizyona girdikten sonra "Anlamazdın" adeta yeniden doğdu. Şarkı, Ocak 2009'da Billboard Türkçe Top 20 Listesi'nde 1 numaraya kadar yükseldi . 1976'da kaydedilen bir şarkının, 2008'de zirveye oturması... Bu, bir şarkının ne kadar zamansız olabileceğinin kanıtıydı.

Film müzikleri albümü de büyük ilgi gördü. Soundtrack albümü 40 bin, Ayla Dikmen'in "Klasikler" albümü ise iki ayda 70 bin sattı . Ayla Dikmen'in orijinal kaydını yayınlayan Ossi Müzik'in sahibi Hakan Eren ile filmin yapımcısı arasında anlaşmazlık çıktı, ama bu bile şarkının popülaritesini durduramadı .

"Anlamazdın" Neden Bu Kadar Etkili?

Şarkının bu kadar güçlü olmasının birkaç nedeni var:

Sözlerin samimiyeti. Fikret Şeneş'in sözleri, bir ayrılığın ardından söylenen en insani cümleleri içeriyor: "Dilerim ki mutlu ol sevgilim, ben olmasam bile hayat gülsün sana." Bu, kin değil; olgunluk. Acı değil; kabulleniş. Ve belki de bu yüzden bu kadar dokunaklı.

Ayla Dikmen'in sesi. O "pırlanta ses", şarkıya hem bir kırılganlık hem de bir asalet katıyor. Sanki şarkıyı söyleyen kadın, acı çekiyor ama hâlâ seviyor.

Filmle kurduğu bağ. "Anlamazdın", Issız Adam olmadan da güzel bir şarkıydı. Ama filmle birlikte bir hikayenin parçası oldu. Artık o şarkıyı duyduğunuzda, Alper'in gözlerini, Ada'nın gidişini, o son sarılmayı hatırlıyorsunuz .

Modern Yalnızlığın Şarkısı

Issız Adam, aslında hepimizin hikayesi biraz. Modern hayatın içinde yalnızlaşan, ilişkilerden kaçan, "özgürlük" adı altında aslında kendinden kaçan insanların hikayesi. Alper gibi...

"Anlamazdın" ise bu hikayenin duygusal özeti. Birinin sizi anlamadığını düşünmek, ama yine de ona iyi dileklerde bulunmak... İşte bu, insani olanın ta kendisi.

Belki de bu yüzden, yıllar geçse de o şarkıyı duyduğumuzda içimizden bir şeyler kopuyor. Çünkü hepimizin içinde bir "anlamayan" var. Ya da hepimiz birinin "anlamadığı" kişiyiz.

Ve belki de en güzeli: Ayla Dikmen, 30'lu yaşlarında hayata veda etti ama sesi, bir film sayesinde milyonlara ulaştı. "Anlamazdın", onun ölümsüz mirası oldu



Issız Adam'a Ben de Gittim: Hem de 2 Kere! Peki Neden Bazıları Ağlıyor, Bazıları Sıkılıyor?

Issız Adam filmine ben de gittim. Hem de 2 kere.

İlkini eski bir arkadaşımla seyrettim. Uzun bir süredir görüşmemiştik. Yakınlarda doğum günü vardı, film çıkışı pasta bile ısmarladım ona. Gayet güzel bir akşamdı.

Filmi Beyoğlu Emek Sineması'nda seyrettik. Ben o salonu oldum bitti çok severim. Tarihi ve hatıralarla bezenmiş bir havası vardır bence. Film başlamadan önce 15 dakikalık arada ve hatta çıkışta bile sürekli film müzikleri çaldılar. Accayip havaya girmiştik.

İlk Yarı: "Sanki Tüm Bekar Erkekler Beyoğlu'nda Oturup..."

İlk yarıda jönümüzün çeşitli sapkınlığa yakın hayatını izledik. Biraz fazla abartılı geldi yaşamı bana.

"Sanki tüm bekar erkekler Beyoğlu'nda oturup, parasının hesabını bilmeden, böyle bohem hayatı yaşıyor" demişti bir arkadaşım.

Bence doğru bir tespit. Film, Alper'in hayatını o kadar abartılı çiziyor ki, sanki tüm bekar erkekler böyle yaşıyormuş gibi bir izlenim oluşuyor. Oysa gerçek hayatta çoğu insan, ne kadar "özgür" olursa olsun, bir denge kurmaya çalışır. Ama Alper, o dengeyi kuramamış bir adam. Belki de filmin anlatmak istediği tam da bu: Dengesizlik.

Kızla Tanışma Sahneleri: Hakkını Vermek Lazım

Kızla tanışması ve peşinde koşma sahneleri, diyalogları hakkaten komikti. Hakkını vermek lazım.

Alper'in Ada'ya yaklaşma çabası, o ilk heyecan, o "acaba?" anları... Hepsi çok gerçekçi ve bir o kadar da eğlenceliydi. Film, bu sahnelerde seyirciyi güldürürken, aynı zamanda o ilk aşkın heyecanını da hissettiriyor.

Peki Neden Bazıları Ağlıyor, Bazıları Sıkılıyor?

Bazılarının bu filmi beğenip ağlamasının, bazılarının ise hiç beğenmemesinin nedenini söyleyeyim mi size arkadaşlarım?

Ağlayanlar: Hayatlarında bir zaman belli ölçülerde de olsa kadın karakter Ada'nın yaşadıklarını yaşayanlar veya yaşayacağını hissedenlerdi.

Ağlamayanlar, hatta Ada'nın histeri krizini abartılı bulanlar: Onlar hiç duygusal kriz geçirmemiş, muhtemelen sevdikleri veya hallerinden memnun olmaya çalışıp idare ettikleri bir hayatı yaşayanlardır.

Yani film, aslında bir ayna. Kim ne görüyorsa, o. Kim ne hissediyorsa, o. Ağlayan, kendi hikâyesini görüyor perdede. Ağlamayan, belki de hiç o hikâyenin içinde olmamış.

Peki Ben Hangisindeyim?

Eee sen hangisindensin diye soracak olursanız...

Ben kesinlikle birinci gruptan olup yanındaki arkadaşı yüzünden ağlayamayan, hatta bu yüzden içi şişenlerdenim :)

Sırf doya doya ağlayabileyim diye gittim ikinci kez, bu sefer kız kardeşimle Kanyon'da... Ancak bu sefer de sinemanın atmosferi yüzünden midir bilinmez, sıkıldım bile.

Sanırım atmosfer veya kiminle gittiğinde önemli :) Çünkü film, sadece perdede olan bitenle değil; salonda, yanında oturan kişiyle, o anki ruh halinle de ilgili. Emek Sineması'nın o tarihi havası, film müzikleri, arkadaşınla paylaştığın o an... Hepsi filmi başka bir deneyime dönüştürüyor. Kanyon'da ise o atmosfer yoktu; belki de bu yüzden film beni içine alamadı.

Issız Adam: Bir Ayna mı, Bir Abartı mı?

Issız Adam, Türk sinemasının en çok konuşulan filmlerinden biri. Kimi için bir başyapıt, kimi için abartılı bir melodram. Ama ne olursa olsun, herkesin üzerinde konuştuğu bir film.

Belki de bu yüzden bu kadar önemli. Çünkü film, sadece bir hikâye anlatmıyor; insanların kendi hikâyeleriyle yüzleşmesini sağlıyor.

Ve belki de en güzel tarafı bu: Herkes, kendi Issız Adam'ını yaratıyor.

Gidenlerden Yorum Bekliyorum!

Hıncal'dan ne eksiğimiz var bizim de, dimi ama? :)

Siz de Issız Adam'a gittiniz mi? Ne düşündünüz? Ağladınız mı, sıkıldınız mı? Yoksa benim gibi iki kere gidip, iki farklı deneyim mi yaşadınız?

Yorumlarınızı bekliyorum!