ic huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ic huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Başkalarının Öfkesini Sırtlanmaktan Kurtulma Sanatı: Çöp Kamyonu Kanunu ve Hayatın Yüzde Doksanı

Günlük koşuşturmacanın, bitmeyen yetiştirme telaşının ve şehir keşmekeşinin ortasında hepimiz gün boyu onlarca insanla temas ediyoruz. Trafikte önümüze kırıp üstüne bağıran bir sürücü, ofiste kendi hatasını başkasına yüklemeye çalışan gergin bir iş arkadaşı ya da market sırasında nedensiz yere kabalaşan biri... Çoğu zaman bu haksız tepkiler karşısında öfkeyle patlamaya hazır hale geliriz; tartışmaya girer, günümüzü zehir eder ve o negatifliği eve kadar taşırız.

Peki, karşımızdaki insanın agresifliği gerçekten bizimle mi ilgili, yoksa sadece içindeki zehri boşaltacak bir zemin mi arıyor? Usta mimar, gazeteci ve yaşam filozofu merhum Aydın Boysan’ın Leke Bırakan Gölgeler adlı eserinde aktardığı o meşhur hikâye, modern dünyada ruh sağlığımızı korumanın en yalın formülünü sunuyor: Çöp Kamyonu Kanunu.

Trafikte Kıl Payı Kurtuluş ve Şaşırtıcı Bir Tebessüm

Hikâye, sıradan bir günde havaalanına yetişmek üzere taksiye binen bir kadının tanıklığıyla başlar. Taksi şoförü, kendi şeridinde sükunetle ilerlerken aniden park halindeki bir otomobil kontrolsüzce yola fırlar.

Taksi şoförü olağanüstü bir refleksle frene asılır; lastikler çığlık atar, araç hafifçe kayarak durur ve iki araba birbirine santimler kala mucize eseri çarpışmaktan kurtulur.

Asıl şaşırtıcı an kaza atlatıldıktan hemen sonra yaşanır: Kuralı çiğneyen ve kazaya sebep olan sürücü, hatasını kabullenmek yerine camdan başını çıkarıp avazı çıktığı kadar taksiciye bağırır, tehditler savurur ve küfürler yağdırarak gaza basıp uzaklaşır.

Taksi şoförünün tepkisi ise akıl almazdır. Ne sesini yükseltir ne kornaya basar ne de öfkeyle karşılık verir. Yüzünde dingin bir tebessümle, az önce kendisine hakaretler yağdıran adama içtenlikle el sallar.

Arka koltukta korkudan nefesi kesilen kadın yolcu, şoförün bu inanılmaz sakinliği karşısında şaşkınlığını gizleyemez:

"Adam az kalsın arabanızı hurdaya çevirip ikimizi de hastanelik edecekti! Üstüne bir de size hakaret etti. Neden hiçbir şey olmamış gibi el sallayıp gülümsediniz?"

Taksi şoförü arkasına döner ve o bilgece ifadeyi kurar:

"Çöp Kamyonu Kanunu hanımefendi..."

İçimizdeki Çöpler ve Taşıyıcılar

Kadının şaşkın bakışları arasında şoför, hayatın belki de en temel insan ilişkileri gerçeğini şu sözlerle açıklar:

Pek çok insan, tıpkı sokaklarda dolaşan birer çöp kamyonu gibidir. İçleri hiddetle, başarısızlıklarla, kırgınlıklarla, bastırılmış öfkelerle ve çözemedikleri kişisel hayal kırıklıklarıyla doludur. Bu negatif yük içlerinde biriktikçe, taşınamaz bir ağırlığa ulaşır ve o çöpleri bir yerlere boşaltma ihtiyacı duyarlar.

Kimi zaman trafikte denk geldikleri o taksi, kimi zaman bir garson, kimi zaman ise en savunmasız anında karşılarına çıkan siz olursunuz.

Buradaki en kritik nokta şudur: Bu durumun sizinle hiçbir ilgisi yoktur. Onlar sadece yüklerini dökecek rastgele bir alan bulmuşlardır. Şayet onların attığı çöpü sahiplenir, öfkeye öfkeyle yanıt verirseniz, o çöpü kendi sırtınıza yüklemiş olursunuz.

Negatifliğin Zincirleme Reaksiyonunu Kırmak

Bir çöp kamyonunun üzerinize döktüğü atığı alıp gün boyu yanınızda taşıdığınızı hayal edin. Trafikte canınızı sıkan bir yabancının öfkesini alır, iş yerinize götürürsünüz. Oradaki çalışma arkadaşlarınıza tahammülsüzleşir, akşam eve döndüğünüzde ise eşinize veya çocuklarınıza patlarsınız. Böylece bir yabancının negatifliği, en sevdiklerinizin hayatını zehirleyen devasa bir dalgaya dönüşür.

Kendi iç huzurunu korumayı başaran insanlar; başkalarının öfkelerinin, kendi huzurlarını çalmasına izin vermezler. Biri üzerinize çöp dökmeye kalktığında yapılması gereken tek şey; durumu şahsileştirmemek, gülümsemek, onun ruh sağlığı ve iyiliği için temennide bulunup yola devam etmektir.

Hayatın Altın Kuralı: Yüzde On ve Yüzde Doksan Dengesi

Yaşam, sabahları pişmanlıklarla ve geçmişin yükleriyle uyanmak için çok kısadır. Bize iyi davranan, sevgisini hissettiren insanları kucaklamak ve onlara zaman ayırmak ne kadar kıymetliyse; saygısızca davrananların seviyesine inmemek de o kadar büyük bir erdemdir.

Unutulmaması gereken evrensel bir denge vardır: Hayatımızın yalnızca yüzde onu başımıza gelen olaylardan ibarettir; kalan yüzde doksanı ise bizim bu olayları nasıl karşıladığımız ve nasıl tepki verdiğimizle şekillenir.

Önümüze çıkan bir engele, bir haksızlığa ya da rastgele bir kabalığa vereceğimiz tepki; günümüzün harika mı geçeceğini yoksa bir felakete mi dönüşeceğini belirleyen yegâne güçtür. Çöpleri ait oldukları yerde bırakmayı seçtiğiniz an, gerçek özgürlük başlar.