Muro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Muro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Muro Filmi Vizyona Girdi: Kurtlar Vadisi'ni Hiç İzlemeyen Biri Olarak Muro'yu İzledim

 

Evet, Muro'muz vizyona girdi. Pek çok kişi sinema salonlarına koştu. Ben de o kalabalığa katıldım ama açıkçası biraz tereddütle...

Çünkü Kurtlar Vadisi'ni hiç seyretmemiş biri olarak, bu diziden fırlamış bir karakteri sevip sevmeyeceğimi bilemedim. Bir de filmin diziye çok atıfta bulunduğu söyleniyordu. Bu iki sebepten dolayı adımlarımı biraz seyrek attım, önceliği başka filmlere verdim.

Ama sonunda izledim. Ve işte size içten bir yorum...

Öncelikle: Kurtlar Vadisi'ni Hiç İzlememiş Biri Olarak Muro'yu Anlamak

Film başladığında kendimi bir anda tanımadığım bir dünyanın içinde buldum. Karşımda koca koca adamlar, kabadayılar, sokak jargonuyla konuşan tipler... Ve tabii ki Muro.

Yorumuma gelince: Diziyle bağlantılı değil ama amiyane tabirle bu Muro'nun neci olduğunu anlamanız için gene de biraz bilmek gerekiyor herhalde. Çünkü film, sizden karakteri zaten tanıdığınızı varsayıyor. Kim olduğunu, ne yaptığını, hangi dünyadan geldiğini... Eğer diziyi izlemediyseniz, ilk yarım saat "Bu adam kim? Neden böyle konuşuyor? Bu şive ne?" sorularıyla geçiyor.

Ama yine de bir şekilde adapte oluyorsunuz. Çünkü Muro, ne kadar tanıdık olmasa da, bir şekilde sizi içine çekiyor. Belki saflığıyla, belki devrimci ruhuyla, belki de o "Nalet olsun içimdeki insan sevgisine" repliğiyle...

Film Komik mi? Evet, Ama...

Film komikti ama "Aşk Tutulması" gibi değil. Daha çok küfürlere, ayıpçı sözlere, Muro'nun ve adamlarının saçma hareketlerine gülüyorsunuz.

Yani burada bir ayrım yapmak lazım: Muro, zeka dolu, incelikli bir komedi değil. Alt metinli espriler, kelime oyunları, ince göndermeler beklemeyin. Hayır. Burada gülmeniz için gereken şey, kaba komedi. Küfürler, argo, absürt durumlar...

Ve açıkçası, bazen gülüyorsunuz ama sonra "Neden güldüm ki buna?" diye kendinize soruyorsunuz. Çünkü film, güldürmek için zeka kullanmıyor; şok etmek, rahatsız etmek ve absürtlükle güldürmek üzerine kurulu.

Konu: Basit mi Basit

Film o kadar basit bir konu üzerinde ilerliyor ki anlatamam...

Jönlerimizi :) haberleri olmadan 2 Rus hayat kadınıyla evlendiriyorlar. Onlar da bu 2 bayanı aramak için birbirinden komik olaylar yaşıyorlar.

Evet, özet bu kadar. Ne daha fazlası, ne daha azı. Film, bu basit konunun etrafında dönüp duruyor. Kimi zaman bu döngü eğlenceli, kimi zaman ise "Yeter artık, ne zaman bitecek?" dedirtiyor.

Eşlerini sormak için tanıştıkları Rus hayat kadınlarının bu kabadayılara "Siz bize evli olduğunuzu niye söylemediniz?" diye çıkıştıkları, hatta gönül koydukları kısımlar bayağı bir saçmaydı :)

Bu koca koca adamlar da ezilip büzülüp kadınlara laf anlatmaya çalıştılar. Kabadayıların, Rus kadınların karşısında küçük çocuklar gibi kalması... Bir yandan gülünç, bir yandan da "Bu ne alaka?" dedirten bir durum.

Film Nerede Bitiyor? Cevap: Alakasız Bir Yerde

Ve filmin en büyük sorunu: 2. bölümünü çekebilmek için alakasız bir yerde filmi bitiriyorlar.

Yani film, bir yerde sona eriyor ama aslında bitmiyor. Sanki ortasından kesilmiş gibi. "Devamı gelecek" mesajı o kadar bariz ki, sinemadan çıkarken "Ee, ne oldu şimdi? Bu muydu?" diye soruyorsunuz.

Bu, seyirciyi bir sonraki filme hazırlamak için yapılmış bir hamle. Ama maalesef, o ana kadar kurulan hikaye ve karakterler, bu yarım bırakılmayı hak etmiyor. Çünkü film, kendi içinde bir bütünlük oluşturmuyor.

Genel Değerlendirme: İçi Boş Ama Eğlenceli

Film komik olmasına komik ama içi bomboş.

İşte tam da bu. Muro, güldürüyor. Ama güldükten sonra aklınızda kalan ne var? Pek bir şey yok. Ne bir mesaj, ne bir duygu, ne bir ders... Sadece "Ee, güzeldi işte" diyip geçiyorsunuz.

Karakterler tanıdık (diziyi izleyenler için), espriler yerinde (kaba komedi sevenler için), ama film bir bütün olarak sizi tatmin etmiyor. Çünkü ortada güçlü bir senaryo yok. Sadece bir karakterin etrafında dönen, birbirine gevşekçe bağlanmış sahneler var.

Peki Kimler İzlemeli?

Diziyi izleyenler: Muhtemelen seveceksiniz. Çünkü Muro'yu, Çeto'yu, diğer karakterleri zaten tanıyorsunuz. Onların başına gelen bu absürt olaylar, sizin için bir devam bölümü gibi olacak.

Kaba komedi sevenler: Küfürlü, argolu, absürt komediye gülüyorsanız, bu film size hitap eder. Ama zeka dolu bir komedi beklemeyin.

Kurtlar Vadisi'ni izlemeyenler: İşte bu grup için film biraz zorlu. Karakteri tanımadığınız için, ilk yarım saat adaptasyon süreciyle geçiyor. Sonrasında ise film sizi ya içine çekiyor ya da itiyor. Şansınızı deneyebilirsiniz ama beklentinizi düşük tutun.

Sinemada para harcamak istemeyenler: Benim nacizane fikrim, DVD'sinden izleseniz kafi :) Çünkü film, sinema salonunun büyük ekranına ve ses sistemine ihtiyaç duymuyor. Evde, rahat koltukta, çayınızı yudumlayarak izlemek, bu film için en ideal seçenek.

Sinemada Muro Deneyimi: Salonda Neler Oldu?

Film boyunca salonda kahkahalar eksik olmadı. Özellikle:

  • Muro'nun saçma hareketleri

  • Kabadayıların Rus kadınlar karşısındaki ezik halleri

  • Küfürlü diyaloglar

  • Absürt durumlar

Ama film bittiğinde, salondan çıkan insanların yüzünde "Ee, işte" ifadesi vardı. Kimse "Muhteşemdi!" demiyordu. Kimse "Kötüydü!" de demiyordu. Sadece "İşte, Muro işte" diyorlardı.

Bu da aslında filmin özeti: Ne çok iyi, ne çok kötü. Ortalama bir komedi. İzlenir, gülünür, unutulur.

Muro'nun Türk Sinemasındaki Yeri

Muro, aslında bir fenomen. Kurtlar Vadisi'nden fırlamış bir karakterin, kendi filmiyle sinemaya taşınması... Bu, Türk sinemasında pek sık görülen bir şey değil. Ve Muro, bunu başarmış bir karakter.

Ama bu başarı, senaryodan değil; karakterden geliyor. Muro'yu seviyorsunuz çünkü o, tanıdık. O, diziden bildiğiniz, alıştığınız, güldüğünüz bir karakter. Film ise bu sevgiyi sömürüyor, ama ona yeni bir şey katmıyor.

Yani Muro filmi, bir karakterin etrafında dönen ama o karakterin derinliğine inmeyen bir yapım. Eğlenceli mi? Evet. Ama unutulmaz mı? Hayır.

Sonuç: Gülmek İçin Gidin, Ama Beklentinizi Düşük Tutun

Sevgili okur,

Muro, vizyona girdi ve sinemaları doldurdu. İnsanlar gitti, güldü, çıktı. Ama akıllarında ne kaldı? Pek bir şey.

Eğer:

  • Kurtlar Vadisi hayranıysanız,

  • Kaba komediye gülüyorsanız,

  • Sadece 1,5 saatliğine kafanızı boşaltmak istiyorsanız,

Muro'yu izleyebilirsiniz. Ama:

  • Derinlikli bir senaryo arıyorsanız,

  • Zeka dolu espriler bekliyorsanız,

  • Sinemada para harcamak istemiyorsanız,

Benim nacizane fikrim: DVD'sinden izleseniz kafi. :)

Çünkü Muro, aslında bir sinema filmi değil; bir dizi bölümü gibi. Ve dizi bölümleri, evde çay eşliğinde izlendiğinde daha keyifli olur.

Unutmayın:

"Her film sinemada izlenmez. Bazıları evde, rahatça, kendi hızınızda izlenmek için yapılır."

Muro da onlardan biri.


Arog ve Muro Fırtınası: Kimi Uyukluyor, Kimi Yerlere Yatıyor — Peki Gerçek Ne?


Bugünlerde var olan Arog ve Muro fırtınalarıyla ilgili kafam karıştı. Bazı insanlar çok sıkıldıklarını, hatta uyukladıklarını söylüyorlarken; bazıları yerlere yattıklarını söylüyorlar. Anlayan varsa beri gelsin :)

Sanırım Turkcell'in pazartesi-perşembe 1+1 kampanyasını bekleyip, kendi gözlerimizle görmemiz gerekiyor. Çünkü kafalar çok karışık. Kimi "Muhteşem!" diyor, kimi "Berbat!" diyor. Peki gerçek ne? Gelin, bu iki filmi ve etraflarındaki tartışmaları birlikte inceleyelim.

Arog: Cem Yılmaz'ın Uzaylı Hikayesi

Arog, Cem Yılmaz'ın 2008 yılında çıkardığı, hem yazıp hem yönettiği hem de başrolünü oynadığı bir bilim kurgu komedisi. Film, G.O.R.A.'nın devamı niteliğinde. Ama bu sefer Arif, uzaydan dünyaya dönmüştür ve dünyada "Arog" adlı bir araştırma merkezinde çalışmaktadır.

Film, vizyona girdiği anda büyük bir gişe başarısı elde etti. Ama işte tartışma tam da burada başlıyor:

Bazıları diyor ki:

  • "Cem Yılmaz yine harikalar yaratmış."

  • "Gülmekten yerlere yattım."

  • "G.O.R.A.'dan bile iyi."

Bazıları diyor ki:

  • "Tempo çok düşük."

  • "Bazı kısımlar çok sıkıcı."

  • "Beklentimi karşılamadı."

Peki bu fark neden? Çünkü Arog, aslında bir Cem Yılmaz filmi. Yani stand-up tarzı mizah. Ve Cem Yılmaz'ın mizahı, herkese hitap etmez. Seveni bayılır, sevmeyeni sıkılır. Bu yüzden Arog'da temponun düşük olduğu kısımlar olduğu söyleniyor. Çünkü film, yer yer diyaloglara ve absürt durumlara dayanıyor. Ve bu, herkesin tadı değil.

Muro: Kurtlar Vadisi'nden Fırlayan Karakter

Muro, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinden fırlayan bir karakterin spin-off filmi. Muro ve Çeto, hapisten çıktıktan sonra memleketlerine dönerler. Ama orada, kendilerini beklenmedik bir durumda bulurlar: Haberleri olmadan iki Rus kadınla evlendirilmişlerdir. Ve onları bulmak için İstanbul'a gitmek zorunda kalırlar.

Muro da tıpkı Arog gibi büyük bir gişe başarısı elde etti. Ama işte tartışma burada da aynı:

Bazıları diyor ki:

  • "Muro'ya gülmekten kırıldım."

  • "Çeto ve Muro'nun diyalogları efsane."

  • "Kurtlar Vadisi'ni sevmeyenler bile güler."

Bazıları diyor ki:

  • "Film alakasız bir yerde kesiliyor."

  • "Konu çok basit."

  • "İçi bomboş."

Ve sizin de dediğiniz gibi: Muro, alakasız bir yerde kesiliyormuş. Muhtemelen 2.sini çekebilmek için. Bu, aslında bir pazarlama stratejisi. Ama seyirciyi yarım bırakmak, her zaman iyi bir fikir değil. Çünkü insanlar, sonu olmayan bir hikayeden tatmin olmaz.

Peki Bu Fark Neden? İki Filmin Ortak Noktası

Arog ve Muro, aslında çok farklı filmler. Biri bilim kurgu komedisi, diğeri aksiyon komedisi. Ama ikisinin de ortak bir noktası var: Her ikisi de kutuplaştırıcı.

Neden?

1. Mizah Anlayışı

Her iki film de kendine özgü bir mizah anlayışına sahip. Arog, Cem Yılmaz mizahı. Muro, Kurtlar Vadisi mizahı. Ve bu mizah, herkese hitap etmiyor. Seveni bayılıyor, sevmeyeni nefret ediyor. Ortası yok.

2. Beklenti

İnsanlar, bu filmlere belirli bir beklentiyle gidiyor. Arog'a giden, G.O.R.A.'yı bekliyor. Muro'ya giden, Kurtlar Vadisi'ni bekliyor. Ve beklenti karşılanmazsa, hayal kırıklığı kaçınılmaz oluyor.

3. Tempo

Her iki filmde de tempo sorunu olduğu söyleniyor. Arog'da düşük tempo kısımları varmış. Muro'da ise alakasız bir yerde kesilme durumu. Yani her iki film de ritim konusunda tutarsız.

Turkcell'in 1+1 Kampanyası: Bekleyip Görmek En İyisi

Sizin de dediğiniz gibi: "Sanırım Turkcell'in pazartesi-perşembe 1+1'ini bekleyip, kendi gözlerimizle görmemiz gerekiyor."

İşte bu, en mantıklısı. Çünkü:

  • Herkesin zevki farklı. Kimi güler, kimi sıkılır.

  • Beklenti önemli. Ne beklediğinize bağlı.

  • Kendi gözünüzle görmek en iyisi.

Ve 1+1 kampanyası, bu riski azaltıyor. Çünkü bir bilet alıp, iki film izleyebiliyorsunuz. Yani deneme yanılma yapmak için mükemmel bir fırsat.

Bu Akşam: "Dünyanın Durduğu Gün"

Ve gelelim bu akşama... Sizin de dediğiniz gibi:

"Bu akşam hiçbir risk almadan 'Dünyanın Durduğu Gün'e gidiyorum. Kardeşim ve onun 2 arkadaşıyla beraber. Bakalım sinema çıkışı gene tatsız bir sürprizle karşılaşacak mıyım?"

"Dünyanın Durduğu Gün", risk almadan gidilecek bir film. Çünkü:

  • Keanu Reeves var.

  • Bilim kurgu var.

  • Çevre mesajı var.

  • Ve herkesin sevebileceği bir yapım.

Ama işte asıl soru: "Sinema çıkışı gene tatsız bir sürprizle karşılaşacak mıyım?"

Bu soru, aslında çok tanıdık. Çünkü bazen film güzel olur ama yanındaki insanlar ya da ortam filmi mahveder. Ya da tam tersi: Film kötü olur ama yanındaki insanlar onu unutulmaz kılar.

Umarız bu sefer tatsız bir sürpriz olmaz. Ve film çıkışı güzel anılarla ayrılırsınız.

Sonuç: Kafalar Karışık, Ama Sinema Keyifli

Sevgili okur,

Arog ve Muro fırtınaları, aslında sinemanın en güzel yanını gösteriyor: Herkesin zevki farklı. Kimi uyukluyor, kimi yerlere yatıyor. Ve bu, normal.

Çünkü sinema, kişisel bir deneyim. Ve o deneyimi yaşamadan bilemezsiniz.

O yüzden:

  • Turkcell'in 1+1'ini bekleyin.

  • Kendi gözlerinizle görün.

  • Ve kararınızı kendiniz verin.

Ama unutmayın:

"Bazı filmler vardır; herkes sever. Bazı filmler vardır; kimse sevmez. Ve bazı filmler vardır; sadece siz seversiniz. Ve o filmler, en değerlileridir."