Kalp ile Renkler Arasında: "Aşk Tutulması" Film İncelemesi ve Futbolun En Romantik Hali

 

Türk sinemasında romantik komedi türü her zaman bıçak sırtı bir dengede durmuştur. Beyaz perdede ya kahkaha attırma kaygısıyla tamamen kaba mizah ve küfre yaslanan yapımlarla ya da gözyaşı döktürmeyi amaçlayan ağır dramlarla karşılaşırız. İkisini samimi, sıcak ve ölçülü bir tonda harmanlayıp izleyiciye tatlı bir tebessüm armağan eden yapımların sayısı ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmiyor. İşte bugün kardeşimle birlikte izlediğimiz ve salonu içimiz ısınarak terk ettiğimiz "Aşk Tutulması", tam da bu açığı kapatan taze bir nefes gibi karşımıza çıktı.

Sarı-Lacivert Bir Aşk Çıkmazı: Film Ne Anlatıyor?

Yönetmenliğini Murat Şeker’in üstlendiği, başrollerini ise Tolgahan Sayışman (Uğur) ile Fahriye Evcen’in (Pınar) paylaştığı film, ilk bakışta zıt kutupların karşılaşmasını konu alıyor gibi görünse de meseleyi çok eğlenceli bir kültür mozaiğiyle ele alıyor.

Hikâyenin merkezinde, hayatının merkezine Fenerbahçe sevgisini koymuş, Kadıköy ruhuyla büyümüş, fanatik ama bir o kadar da naif ve temiz kalpli Uğur yer alıyor. Uğur’un dünyası; maç günleri, mahalle esnafı, Kadıköy sokakları ve stat tezahüratlarıyla çevrili. Karşısında ise kariyerine odaklı, modern, plaza dünyasında hedefleri olan ve futbolla uzaktan yakından hiçbir bağı bulunmayan Pınar duruyor.

Kaderin trajikomik bir cilvesiyle yolları kesişen bu iki farklı karakterin bir araya gelmesiyle olaylar hem romantik hem de son derece dinamik bir tempoda akmaya başlıyor. Uğur’un aşkı ile tutkusu (Fenerbahçe) arasında sıkışıp kalması, arkadaş çevresinin duruma müdahaleleri ve Pınar’ın futbolun o kendine has dünyasıyla yüzleşmesi film boyunca harika esprilerle besleniyor.

Tribün Soğukluğunu Kırıp Maça Gitme İsteği Uyandıran Sahneler

Kendi adıma konuşmam gerekirse; hayatımda hiç maça gitmedim, açıkçası stat atmosferi ve tribün düşüncesi bana hiçbir zaman sevimli veya çekici de gelmemişti. Hatta fanatik bir taraftar da değilimdir; kendi halinde, sakin bir Fenerbahçe sempatizanıyım.

Fakat film o kadar içten bir tribün aidiyeti, öyle güzel bir mahalle dayanışması ve takım tutkusu çiziyor ki bir an kendimi "Ben neden hiç Kadıköy’de o tribün coşkusunu tatmadım?" diye düşünürken buldum. Özellikle sarı-lacivert renklere gönül vermiş biri olarak salonda izlerken içimden "İyi ki Fenerliyim" dediğim, yüzümde kocaman bir gülümseme oluşturan anlar oldu. Film, futbolun holiganizmden ibaret olmadığını; doğru yaşandığında dostluk, bağlılık ve ortak bir neşe olduğunu seyirciye hissettirmeyi çok iyi başarıyor.

Neden İzlemelisiniz?

Tolgahan Sayışman ve Fahriye Evcen arasındaki kimya ekrana oldukça doğal yansımış. Yan karakterlerin mahalle kültürünü yansıtan tatlı tiplemeleri ve yerli yerinde yapılan espriler, filmin akıcılığını hiç düşürmüyor. Karikatürize edilmiş yapay karakterler yerine hepimizin sokakta, çevresinde rastlayabileceği kanlı canlı insanlar var.

Hafta sonu kafanızı dağıtmak, kardeşinizle, sevgilinizle veya ailenizle birlikte hem gülebileceğiniz hem de içinizi ısıtacak keyifli bir Türk filmi arıyorsanız "Aşk Tutulması" kesinlikle listenizde olmalı.

1 yorum:
Write yorum