Otobanda İlahi Panik: "Müdürüm, Adamın Şoförü Papa!"

 

Paris Yolunda Radar Baskını: "Müdürüm, Şoförü Papa!"

Vatikan’ın yüksek duvarları ardında, ömrü boyunca protokol kuralları, koruma orduları ve resmi törenlerle çevrili bir hayat süren Papa, günün birinde bu ağır havadan biraz olsun uzaklaşmak ister. Paris’te katılacağı önemli bir toplantı için makam aracının hazırlanmasını emreder.

Şoför son model, zırhlı ve pırıl pırıl makam arabasını kapıya çeker. Papa arka koltuğa kurulur, şoför gaza basar ve İtalya otobanlarından Fransa sınırına doğru sakin bir yolculuk başlar.

Direksiyon Başına Geçen Ruhani Lider

Alplerin eteklerinden geçerken virajlı ve boş yolları gören Papa'nın içinde gençlik günlerinden kalma bir heyecan uyanır. Ön koltuğa doğru eğilerek şoförüne seslenir:

— "Evladım, kırk yılı aşkın süredir direksiyon sallamadım. Şöyle Paris sınırına varana kadar şu asfaltın tadını çıkarayım, yer değiştirelim."

Şoför her ne kadar "Aman Efendimiz, protokole aykırıdır" dese de ısrara dayanamaz. Arabayı kenara çekerler; Papa siyah cübbesi ve takkesiyle direksiyona geçer, zavallı şoför ise arka koltuğa oturur.

Papa gaz pedalına bastıkça basar; hız göstergesi 160, 180, 200 derken Fransa sınırını geçtikten hemen sonra yol kenarındaki radar aracının önünden rüzgâr gibi süzülürler. İleride bekleyen Fransız trafik ekibi sireni çalıp aracı kenara çeker.

Telsizdeki Hiyerarşi Sınavı

Genç polis memuru ceza koçanını eline alıp resmi adımlarla aracın yanına yaklaşır. Sürücü camı yavaşça iner... İçeride bembeyaz cübbesi, haçı ve tebessümüyle Papa’yı gören polisin dili tutulur, dizlerinin bağı çözülür. Ne ceza yazabilir ne de kimlik sorabilir.

Hemen koşarak devriye arabasına döner ve panikle telsiz mandalına basıp emniyet müdürünü anons eder:

— "Müdürüm, beni duyuyor musunuz? Geçen hafta 'Radara kim girerse girsin, babamın oğlu olsa gözünün yaşına bakmayıp cezasını keseceksiniz' demiştiniz değil mi?"

— "Evet memur bey, aynen öyle dedim! Kanun önünde herkes eşittir. Kim yakalandı, milletvekili mi?"

— "Yok müdürüm, vekilden çok daha büyük..."

— "Fark etmez! Başbakan bile olsa affetmeyip cezayı yazacaksın dedim sana!"

— "Hayır müdürüm, başbakan da değil..."

— "Yahu Cumhurbaşkanı bile olsa ceza makbuzunu eline tutuşturacaksın, arkandayım!"

— "Değil müdürüm, ne cumhurbaşkanı ne kral, çok daha yukarılarda birisi..."

Artık telsizin diğer ucundaki müdür çileden çıkar, masaya yumruğunu vurarak bağırır:

— "Kim ulan o zaman arabadaki adam?! Ağzından baklayı çıkarsana!"

Genç polis titreyen elleriyle direksiyondaki manzaraya bakıp fısıldar:

— "Müdürüm, arkada oturan adamın kim olduğunu vallahi bilmiyorum ama... Öndeki şoförü Papa!"

Telsizde birkaç saniyelik derin bir sessizlik olur. Ardından müdürün dehşet dolu çığlığı duyulur:

— "Lan yoksa İsa mı?! Aman Allahım, sakın ceza yazma, hepimizi yakarsın!.."

Hiç yorum yok:
Write yorum