Cehaletin İktidarı mı, Liyakat mi? Sokrates'in Diyaloglarıyla Demokrasi Çıkmazı

 

 

Gemiyi Yolcular mı Yönetmeli, Kaptan mı? Sokrates’in Demokrasi Sorgulaması

Antik Yunan’ın ve felsefe tarihinin en büyük figürlerinden biri olan Sokrates, düşünceleri uğruna Atina demokrasisinin mahkemesinde yargılanmış ve yine çoğunluğun oylarıyla baldıran zehri içmeye mahkûm edilmiştir. Peki, bilgeliği ve sorgulayıcı zihniyle tanınan Sokrates, neden Atina'nın en çok övündüğü yönetim biçimi olan "doğrudan demokrasiye" mesafeliydi, hatta onun en sert eleştirmenlerinden biriydi?

Sokrates’in itirazı adaletin ya da halkın kendisine değil; hiçbir eğitim, donanım veya yetkinlik şartı aranmaksızın devlet yönetiminin sırf "çoğunluk" diye liyakatsiz ellere bırakılmasına yönelikti.

Sokratik Diyalog: 51 Kişinin Doğrusu mu, 49 Kişinin Yanılgısı mı?

Öğrencisiyle girdiği o meşhur diyalogda Sokrates, sorunu adım adım mantığın süzgecinden geçirir:

  • Bilgi Zahmetlidir, Cehalet Kolay: Bilge olmak emek, okuma, derin düşünme ve fedakârlık ister; cahil kalmak içinse hiçbir çabaya gerek yoktur. Dolayısıyla her toplumda bilgiyi arayanlar her zaman azınlıkta, bilgisizliği seçenler ise ezici çoğunlukta kalır.

  • Gemi Metaforu: Bir deniz yolculuğunda fırtına koptuğunda rotayı kim çizer? Gemideki yüz yolcunun oylarıyla mı rota belirlenir, yoksa denizi, rüzgârı, dalgaları ve haritayı bilen tek bir "kaptan"ın kararıyla mı? Yanıt açıktır: Denizcilik eğitimi olmayan yüz kişinin vereceği ortak karar, gemiyi kayalıklara çarpmaktan kurtaramaz.

  • Liyakat İlkesi: Eğer bir geminin, bir evin ya da bir ayakkabının yapımı bile o işin ustasına, ehline bırakılıyorsa; milyonların kaderini belirleyen devlet yönetimi nasıl olur da sadece "çoğunluk sağlandı" diye hiçbir uzmanlığı olmayan kitlelere emanet edilebilir?

Demagogların Tuzağı: Şekerci ile Doktor

Sokrates (öğrencisi Platon’un Devlet diyaloğunda aktardığı üzere) demokrasiyi sorgularken şu çarpıcı benzetmeyi de yapar:

Bir mahkemede bir çocuk jürisinin karşısına bir şekerci ile bir doktorun çıkarıldığını hayal edin. Şekerci der ki: "Bakın, bu doktor size acı ilaçlar içiriyor, canınızı yakıyor, sizi aç bırakıyor; bense size lezzetli tatlılar, şekerler veriyorum!" Doktor ise "Ben sizin sağlığınızı korumak, sizi iyileştirmek için bunları yapıyorum" dese bile, eğitilmemiş ve sadece anlık haz peşinde koşan bir kitleye derdini anlatamaz.

Demokrasilerde de halkı popülist vaatlerle, tatlı sözlerle kandıran demagoglar; acı ama doğru reçeteyi sunan gerçek devlet adamlarına karşı her zaman sandıkta avantajlı görünür.

Çıkış Yolu: Eğitilmiş Toplum ve Nitelikli Bilinç

Sokrates’in bu eleştirisi, halkın iradesini aşağılamak için değil; eğitimsiz bir demokrasinin kaçınılmaz olarak demagojiye, ardından da zorbalığa dönüşeceği uyarısını yapmak içindir.

Bir sandık tek başına adaleti getirmez; o sandığa atılan oyun arkasında sorgulayan, okuyan, liyakati arayan ve cehaletin kolaycılığına teslim olmayan bilinçli zihinler olmadıkça çoğunluğun kararı felakete giden bir sürükleniş olabilir. İşte bu yüzden çağdaş toplumların en temel varlık sebebi; her yurttaşına eşit, nitelikli ve eleştirel düşünmeyi öğreten bir eğitim sunarak bu kısır döngüyü kırmaktır.

Hiç yorum yok:
Write yorum