Dünyanın Durduğu Gün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünyanın Durduğu Gün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dünyayı Bizden Kurtarmaya Gelen Uzaylı: "Dünyanın Durduğu Gün" Film İncelemesi

Dün kardeşim ve arkadaşlarıyla Cevahir'de bu filme gittik. Hemen belirteyim ki oldukça beğendim. Sanırım 20 yıl öncesinde olsa bu filme bilim kurgu derdik; ancak artık maalesef olası gerçekleri gözümüze sokmak için yapılmış, gayet güzel mesajları olan bir yapım denebilir.

Uzaylıları öcü gibi gösteren filmlerden edindiğim önyargıyla filmin başlarını hep tedirgin seyrettim. Bir yerlerden yaratıklar çıkacak, saldıracak falan diye bekledim... Oysaki tek uzaylı Keanu Reeves'ti.

Filmin Konusu: Neden Geldiler?

Film, dünyaya iniş yapan uzaylı bir varlığın (Keanu Reeves) hikayesini anlatıyor. İnsanlık, onun gelişiyle büyük bir panik yaşıyor. Amerikan hükümeti hemen harekete geçiyor, sorgulamalar başlıyor, ordular alarma geçiyor...

Ama uzaylının derdi başka. O, insanlığa bir mesaj getirmiş:

"Sizin Dünyanız mı? Bu dünya sadece sizin değil, burada binlerce yaşam formu var ve sırf sizin umursamazlığınız yüzünden diğerlerinin ölmesine izin verilemez."

Peki neden gelmiş?

"Dünyayı kurtarmak için."

Sonradan öğreniyoruz ki meğerse dünyayı bizden kurtarmaya gelmiş. :(

Verilen Mesajlar: Gözümüze Sokulan Gerçekler

Film, aslında bir bilim kurgu değil; bir çevre felaketi uyarısı. Ve verdiği mesajlar son derece etkileyici:

1. Dünya Sadece Bizim Değil

İnsanlık, dünyayı kendi malı sanıyor. Oysa bu gezegende bizimle birlikte binlerce yaşam formu var. Ve bizim umursamazlığımız yüzünden onlar yok oluyor.

2. Kendi Gezegenimizi Yok Ediyoruz

Film, aslında bize şunu söylüyor: Dünyayı kurtarmaya gelen uzaylılar değil; dünyayı yok eden biziz.

Daha şimdiden:

  • Pek çok hayvan ve bitki türünü yok ettik

  • Ozon tabakasını deldik — artık 40 faktör güneş kremi sürmeden güneşe çıkamıyoruz

  • Küresel ısınma bir efsane değil — kış ayında yaşadığımız bu sıcak havalara bakarak bunu fark ediyoruz

  • Bırakın karı, doluyu, yağmur bile yağmıyor artık

  • Yiyecekler hormonlu

  • Tüm yaşantımız elektronik eşyalarımızın radyasyonuyla harmanlı

Ve biz, adımız gibi bildiğimiz bu gerçeklere gözümüzü kapatmaya devam ediyoruz.

Amerikalıların Klasik Mantığı: "Önce Vuralım, Sonra Özür Dileriz"

Filmin en çarpıcı eleştirilerinden biri, Amerikan hükümetinin tutumu.

Uzaylı, "Liderlerle konuşmak istiyorum" diyor. Onlar ise önce sorgulamaya almak istiyor. Tedavi etmek yerine, içini açıp bakmaya çalışıyorlar. Uzlaşmak yerine, yok etmeye çalışıyorlar.

Daha ne için geldiklerini bilmeden ateş açılıyor.

Amerikalı yetkili kendini her konuda dünyanın tek söz sahibi olarak görüp müdahalelerde bulunuyor, kararlar alıyor... Çok kızdım. Bir ayakkabı da ben fırlatmak istedim. :) Arada "cık cık cık" diye sesler çıkardım. Çok haksızlık ettiler uzaylı Keanu Reeves'imize...

Matrix ile Karşılaştırılmamalı

Film, Keanu Reeves'in başrolünde olması nedeniyle ister istemez Matrix ile karşılaştırılıyor. Ama bence kesinlikle karşılaştırılmamalı.

Kaçma kovalamaca sahnelerinin azlığı değil; neden kaçmak zorunda kaldığı sorgulanmalı bence. Biraz felsefesi düşünülmesi gereken bir film.

Sonuçta gittiğim için çok memnunum.

Neden Bu Film Önemli?

Artı eksilerini tartışmak yerine, iyi ki bu filmi çekmişler demeliyiz. Çünkü:

Yaşlı bir profesör geçip de dünyayı mahvettiğimizi anlatsa muhtemelen dinlemeyiz; ancak film, tüm mesajlarıyla pek çok seyirciyle buluştu ve mesajlar az bir seyirci kitlesine dahi farkındalık katsa yine de kâr kârdır diye düşünüyorum.

Film, bilim kurgu kılığında bir çevre manifestosu. Eğlenceli mi? Yer yer. Ama asıl gücü, rahatsız edici gerçekleri yüzümüze vurmasında.

Belki de bu yüzden bu film, 20 yıl önce "bilim kurgu" olurdu; ama bugün "olası gerçek"... Ve belki de yarın "belgesel" olacak. Eğer bir şey değişmezse...

Sonuç: Dünyayı Torunlarımızdan Ödünç Aldık

Bu dünyayı biz dedelerimizden miras almadık, torunlarımızdan ödünç aldık.

Ve şu an, o ödünç aldığımız dünyayı hızla tüketiyoruz. Film, bunu yüzümüze vuruyor. Keanu Reeves'in o sakin ama kararlı sesiyle...

Biraz uzun oldu ama idare edin. Galiba bu konuda söyleyecek çok sözüm varmış. :)

Arog ve Muro Fırtınası: Kimi Uyukluyor, Kimi Yerlere Yatıyor — Peki Gerçek Ne?


Bugünlerde var olan Arog ve Muro fırtınalarıyla ilgili kafam karıştı. Bazı insanlar çok sıkıldıklarını, hatta uyukladıklarını söylüyorlarken; bazıları yerlere yattıklarını söylüyorlar. Anlayan varsa beri gelsin :)

Sanırım Turkcell'in pazartesi-perşembe 1+1 kampanyasını bekleyip, kendi gözlerimizle görmemiz gerekiyor. Çünkü kafalar çok karışık. Kimi "Muhteşem!" diyor, kimi "Berbat!" diyor. Peki gerçek ne? Gelin, bu iki filmi ve etraflarındaki tartışmaları birlikte inceleyelim.

Arog: Cem Yılmaz'ın Uzaylı Hikayesi

Arog, Cem Yılmaz'ın 2008 yılında çıkardığı, hem yazıp hem yönettiği hem de başrolünü oynadığı bir bilim kurgu komedisi. Film, G.O.R.A.'nın devamı niteliğinde. Ama bu sefer Arif, uzaydan dünyaya dönmüştür ve dünyada "Arog" adlı bir araştırma merkezinde çalışmaktadır.

Film, vizyona girdiği anda büyük bir gişe başarısı elde etti. Ama işte tartışma tam da burada başlıyor:

Bazıları diyor ki:

  • "Cem Yılmaz yine harikalar yaratmış."

  • "Gülmekten yerlere yattım."

  • "G.O.R.A.'dan bile iyi."

Bazıları diyor ki:

  • "Tempo çok düşük."

  • "Bazı kısımlar çok sıkıcı."

  • "Beklentimi karşılamadı."

Peki bu fark neden? Çünkü Arog, aslında bir Cem Yılmaz filmi. Yani stand-up tarzı mizah. Ve Cem Yılmaz'ın mizahı, herkese hitap etmez. Seveni bayılır, sevmeyeni sıkılır. Bu yüzden Arog'da temponun düşük olduğu kısımlar olduğu söyleniyor. Çünkü film, yer yer diyaloglara ve absürt durumlara dayanıyor. Ve bu, herkesin tadı değil.

Muro: Kurtlar Vadisi'nden Fırlayan Karakter

Muro, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinden fırlayan bir karakterin spin-off filmi. Muro ve Çeto, hapisten çıktıktan sonra memleketlerine dönerler. Ama orada, kendilerini beklenmedik bir durumda bulurlar: Haberleri olmadan iki Rus kadınla evlendirilmişlerdir. Ve onları bulmak için İstanbul'a gitmek zorunda kalırlar.

Muro da tıpkı Arog gibi büyük bir gişe başarısı elde etti. Ama işte tartışma burada da aynı:

Bazıları diyor ki:

  • "Muro'ya gülmekten kırıldım."

  • "Çeto ve Muro'nun diyalogları efsane."

  • "Kurtlar Vadisi'ni sevmeyenler bile güler."

Bazıları diyor ki:

  • "Film alakasız bir yerde kesiliyor."

  • "Konu çok basit."

  • "İçi bomboş."

Ve sizin de dediğiniz gibi: Muro, alakasız bir yerde kesiliyormuş. Muhtemelen 2.sini çekebilmek için. Bu, aslında bir pazarlama stratejisi. Ama seyirciyi yarım bırakmak, her zaman iyi bir fikir değil. Çünkü insanlar, sonu olmayan bir hikayeden tatmin olmaz.

Peki Bu Fark Neden? İki Filmin Ortak Noktası

Arog ve Muro, aslında çok farklı filmler. Biri bilim kurgu komedisi, diğeri aksiyon komedisi. Ama ikisinin de ortak bir noktası var: Her ikisi de kutuplaştırıcı.

Neden?

1. Mizah Anlayışı

Her iki film de kendine özgü bir mizah anlayışına sahip. Arog, Cem Yılmaz mizahı. Muro, Kurtlar Vadisi mizahı. Ve bu mizah, herkese hitap etmiyor. Seveni bayılıyor, sevmeyeni nefret ediyor. Ortası yok.

2. Beklenti

İnsanlar, bu filmlere belirli bir beklentiyle gidiyor. Arog'a giden, G.O.R.A.'yı bekliyor. Muro'ya giden, Kurtlar Vadisi'ni bekliyor. Ve beklenti karşılanmazsa, hayal kırıklığı kaçınılmaz oluyor.

3. Tempo

Her iki filmde de tempo sorunu olduğu söyleniyor. Arog'da düşük tempo kısımları varmış. Muro'da ise alakasız bir yerde kesilme durumu. Yani her iki film de ritim konusunda tutarsız.

Turkcell'in 1+1 Kampanyası: Bekleyip Görmek En İyisi

Sizin de dediğiniz gibi: "Sanırım Turkcell'in pazartesi-perşembe 1+1'ini bekleyip, kendi gözlerimizle görmemiz gerekiyor."

İşte bu, en mantıklısı. Çünkü:

  • Herkesin zevki farklı. Kimi güler, kimi sıkılır.

  • Beklenti önemli. Ne beklediğinize bağlı.

  • Kendi gözünüzle görmek en iyisi.

Ve 1+1 kampanyası, bu riski azaltıyor. Çünkü bir bilet alıp, iki film izleyebiliyorsunuz. Yani deneme yanılma yapmak için mükemmel bir fırsat.

Bu Akşam: "Dünyanın Durduğu Gün"

Ve gelelim bu akşama... Sizin de dediğiniz gibi:

"Bu akşam hiçbir risk almadan 'Dünyanın Durduğu Gün'e gidiyorum. Kardeşim ve onun 2 arkadaşıyla beraber. Bakalım sinema çıkışı gene tatsız bir sürprizle karşılaşacak mıyım?"

"Dünyanın Durduğu Gün", risk almadan gidilecek bir film. Çünkü:

  • Keanu Reeves var.

  • Bilim kurgu var.

  • Çevre mesajı var.

  • Ve herkesin sevebileceği bir yapım.

Ama işte asıl soru: "Sinema çıkışı gene tatsız bir sürprizle karşılaşacak mıyım?"

Bu soru, aslında çok tanıdık. Çünkü bazen film güzel olur ama yanındaki insanlar ya da ortam filmi mahveder. Ya da tam tersi: Film kötü olur ama yanındaki insanlar onu unutulmaz kılar.

Umarız bu sefer tatsız bir sürpriz olmaz. Ve film çıkışı güzel anılarla ayrılırsınız.

Sonuç: Kafalar Karışık, Ama Sinema Keyifli

Sevgili okur,

Arog ve Muro fırtınaları, aslında sinemanın en güzel yanını gösteriyor: Herkesin zevki farklı. Kimi uyukluyor, kimi yerlere yatıyor. Ve bu, normal.

Çünkü sinema, kişisel bir deneyim. Ve o deneyimi yaşamadan bilemezsiniz.

O yüzden:

  • Turkcell'in 1+1'ini bekleyin.

  • Kendi gözlerinizle görün.

  • Ve kararınızı kendiniz verin.

Ama unutmayın:

"Bazı filmler vardır; herkes sever. Bazı filmler vardır; kimse sevmez. Ve bazı filmler vardır; sadece siz seversiniz. Ve o filmler, en değerlileridir."