ayasofya ve zoe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayasofya ve zoe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ayasofya’nın Duvarındaki Entrika: Kazınan Yüzler ve "Çok Dindar" Zoe Mozaiği

 

Duvarlardaki Suretler Değişir, Taşlar Baki Kalır: Yılmaz Özdil’in Gözünden İmparatoriçe Zoe ve Ayasofya

Tarih sadece savaş meydanlarında değil; saray koridorlarında, fısıltılı entrikalarda ve mermer duvarlara işlenen mozaiklerin arkasında yazılır. Yılmaz Özdil’in kendine has çarpıcı üslubuyla aktardığı İmparatoriçe Zoe’nin öyküsü, Bizans’ın en çalkantılı ihtiraslarını Ayasofya’nın bin yıllık kaderiyle buluşturan benzersiz bir tarih ironisidir.

Parfüm Kokulu Bir Hayat ve Zoraki Evlilikler

Bizans İmparatoru VIII. Konstantin’in kızı olan Zoe; 48 yaşına kadar bağımsız, saray kurallarını hiçe sayan ve kokulara olan tutkusuyla ardında mis gibi esintiler bırakan çılgın bir hayat sürdü. Ancak babasının erkek varisi olmadan ölüm döşeğine düşmesiyle Zoe’nin hayatı sarayın entrika çarklarına bağlandı:

  • İlk Koca ve İlk Cinayet Şüphesi: Babasının emriyle kendisinden 20 yaş büyük, üstelik evli olan Romanos Argiros ile evlendirildi. Bu zoraki evlilikte Zoe, sarayda hizmetkâr olan genç ve yakışıklı köylü çocuğu Mikhail’e gönlünü kaptırdı. Çok geçmeden İmparator Romanos bir hamam sefasında şüpheli şekilde hayatını kaybetti.

  • Gencecik Aşık ve Manastır: Zoe, kendisinden 30 yaş küçük sevgilisi Mikhail’i tahta çıkardı. Ancak saray baskılarına dayanamayan genç imparator bunalıma girip keşiş oldu ve manastırda can verdi.

  • Evlatlıktan Düşmanlığa: Zoe, bu kez ölen kocasının 26 yaşındaki yeğeni Mikhail’i evlat edinip imparator yaptı. Fakat genç Mikhail nankörlük edip Zoe’yi Büyükada’ya sürgüne gönderince, Zoe’ye sadık komutanlar ayaklandı; genç imparatorun gözlerine mil çekilip tahttan indirildi.

  • Son Liman: 62 yaşına gelen Zoe, bu defa kendi yaşıtı Konstantin Monomakos ile evlenerek 70 yaşında ölene kadar imparatoriçe kalmayı başardı.

Ayasofya'daki Meşhur "Yüz Kazıma" Operasyonu

Zoe’nin tarihe geçen en ilginç yönü, Ayasofya’nın üst galerisindeki meşhur bağış mozaiğinde gizlidir:

  • Orijinal Mozaik: Tahta ilk çıktığında ortada İsa Mesih, bir yanında "Çok Dindar Zoe", diğer yanında ise ilk eşi Romanos yer alıyordu.

  • Gövde Aynı, Kafa Değişiyor: Zoe kocasını gömüp yeni sevgilisiyle evlendikçe Ayasofya’daki mozaik ustalarını çağırdı. İlk kocanın gövdesi duvarda sabit bırakıldı, yalnızca kafası kazınıp yerine yeni kocasının yüzü monte edildi.

  • Üçüncü Müdahale: İkinci koca da gidip üçüncü koca Konstantin gelince, operasyon tekrarlandı; yüz bir kez daha kazındı ve son eşin çehresi mozaiğe işlendi.

  • Bugünkü Manzara: Bugün Ayasofya’da sergilenen mozaikte hâlâ ilk kocanın vücudu, üçüncü kocanın kafası ve başının üstünde masumca "Çok Dindar Zoe" yazan o meşhur ifade yer almaktadır.

Ayasofya’nın Asırlık Değişmeyen Aynası

Özdil’in altını çizdiği temel metafor tam da bu noktada düğümlenir: Ayasofya’nın kendi serüveni de Zoe’nin mozaiğine benzer.

Yapı kilise oldu, cami oldu, müze yapıldı, tekrar camiye çevrildi. Çağlar geçer, iktidarlar değişir, zihniyetler binaya kendi "suretlerini" monte eder; ancak o ulu mabet, duvarlarındaki kazınmış izler ve Zoe’nin masum bakışları altında gelip geçen fanileri sessizce izlemeye devam eder.