hayat dersleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat dersleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kasa Boşaldı, Vicdanlar Nerede? Düşündüren Bir Soygun Hikayesi

 


Çin’in Guangzhou kentinde gerçekleşen sıra dışı bir banka soygunu ve geride bıraktığı çarpıcı hayat dersleri:

1. Zihin Değiştirme Kavramı

Soygunculardan biri içeri girer girmez bağırır:

“Kımıldamayın! Para devletindir ama hayatınız sizindir.”

Herkes tek kelime etmeden yere yatar. Klasik korku refleksini kırmak ve insanların önceliklerini bir anda değiştirmek tam olarak budur.

2. Profesyonellik

Yerde yatan bir kadının eteği açılınca soyguncu sertçe uyarır:

“Edebini takın! Bu bir banka soygunu, ahlaksızlık değil.”

Gerçek profesyonellik, amacından sapmamak ve yalnızca yapman gereken işe odaklanmaktır.

3. Deneyimin Gücü

Paraları alıp güvenli bir eve geçen soygunculardan MBA mezunu olan genç olanı heyecanla, “Hadi paraları sayalım,” der.

İlkokul terk olan yaşlı ve tecrübeli soyguncu güler:

“Bu kadar para elle sayılır mı? Akşam haberleri açarız, ne kadar çaldığımızı zaten söylerler.”

Pratik zekâ ve hayat tecrübesi, kimi zaman gösterişli diplomalardan çok daha hızlı sonuç verir.

4. Krizi Fırsata Çevirmek

Soyguncular uzaklaşır uzaklaşmaz şube müdürü telefona sarılır. Ancak şube şefi araya girer:

“Durun müdürüm! Kasadan 10 milyon daha çekip, daha önce zimmete geçirdiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim. Hepsini soyguncuların üstüne yıkarız.”

En berbat krizleri bile soğukkanlılıkla kendi lehine çevirebilme sanatı budur.

5. Perspektifi Değiştirmek

Banka müdürü keyifle arkasına yaslanır:

“Her ay bir soygun olsa fena mı olurdu? Bütün açıklarımız kapanır, rahatımıza bakardık.”

Baskı altındayken bile kişisel çıkar ve rahatlığı ön plana koyabilmek bazılarının tek kuralıdır.

6. Sistemin Asıl Gücü

Akşam ana haber bülteninde spiker duyurur:

“Banka soygununda tam 100 milyon dolar çalındı!”

Bunu duyan soyguncular şoke olur. Oturup parayı tekrar tekrar sayarlar; çıkan miktar hepi topu 20 milyon dolardır. Genç soyguncu isyan eder:

“Biz canımızı ortaya koyup sadece 20 milyon alabildik. Adamlar tek bir evrak oyunuyla 80 milyonu cebe indirdi. Keşke soyguncu olacağıma kravatlı bir yönetici olsaydım!”

Bilgi ve sistem gücü, sokaktaki silahtan her zaman daha etkilidir.

7. Risk Yönetimi

Banka müdürü ise son derece memnundur; çünkü hem borsadaki tüm zararlarını kapatmış hem de kasayı sıfırlamıştır. Fırsatı görüp doğru yerde risk alanlar, perde arkasında her zaman kazanır.

Şimdi asıl soruyu soralım:

Bu hikâyede maske takanlar mı gerçek soyguncuydu, yoksa masanın arkasında kravatla oturanlar mı?


Francis Bacon’dan Hayat Dersi: Gerçek Güç ve Zenginliğin Formülü

 


İnsan hayatındaki gerçek dönüşüm, dışarıdan topladıklarımızla değil; içimize alıp işleyebildiğimiz, hayatımıza katabildiğimiz değerlerle başlar. Francis Bacon’ın yüzyılları aşan bu bilgelik dolu tespiti, niceliğin değil niteliğin, tüketimin değil içselleştirmenin gücünü en yalın haliyle ortaya koyar:

Hazmın Gücü: Tüketmekten Bütünleşmeye
Bizi güçlü kılan şey, yalnızca önümüze konan nimetleri sınırsızca tüketmek veya midemizi doldurmak değildir; o gıdanın ne kadarını hücrelerimize enerjiye, cana ve dirence dönüştürebildiğimizdir. Tıpkı bedenimiz gibi zihnimiz ve ruhumuz da hazmedemediklerinin altında ezilir; asıl güç, karşılaştığımız her deneyimi sindirip kendi öz gücümüze katabilmekte gizlidir.

Gerçek Varlık: Kazanmaktan Korumaya
Bizi zengin yapan, avuçlarımızın içinden bir sel gibi akıp giden kazançların büyüklüğü değildir; o akıntıdan geriye neyi koruyabildiğimiz, nereye değer kattığımız ve nasıl tasarruf ettiğimizdir. Çok kazanmak sadece bir hareketliliktir; o kazancı emeğe, geleceğe ve sağlam bir temele dönüştüren irade ise gerçek refahı ve bağımsızlığı inşa eder.

Hakiki Bilgelik: İstiflemekten Kavramaya
Bizi bilge yapan, kütüphaneler dolusu sayfayı göz ucuyla taramak ya da satırları ezberlemek değildir; okuduklarımızı akıl süzgecinden geçirip anlayışa, idrake ve derin bir farkındalığa dönüştürebilmektir. Bilgi biriktirmek hamallıktır; onu yaşamın içinde bir pusulaya çevirmek ise asıl aydınlanmadır.

Karakter ve İtibar: Sözlerden Eylemlere
Bizi saygın ve itibarlı kılan, kürsülerden başkalarına savurduğumuz parlak nasihatler veya kusursuz ahlak dersleri değildir. Gerçek itibar, o öğütleri kendi nefsimizde ne kadar yaşattığımızla, söylediklerimizle attığımız adımların ne kadar örtüştüğüyle ölçülür. Söz uçar; insanı büyüten ve saygın kılan tek şey bizzat kendi hayatında sergilediği tutarlılıktır.

Kırılmaktan Korkmayan Ruhlar: Kusurlu Olanın Değerini Hatırlatan Wabi-Sabi Yolu

Kusurların Zarafeti: Wabi-Sabi Felsefesi ve Kırıklardan Doğan Değer

Modern dünya bize sürekli olarak kusursuz, pürüzsüz ve zamana meydan okuyan bir mükemmellik dayatır. Oysa doğanın ve insanın doğasında yıpranmak, esnekliğini yitirmek ve kırılmak kaçınılmaz bir gerçektir. Kadim Japon felsefesi Wabi-Sabi, tam da bu noktada insanlığa durup nefes alacak dingin bir sığınak sunar: Kusurlu, geçici ve tamamlanmamış olanın içindeki saf güzelliği kucaklamak.

Wabi-Sabi; yalınlığın, doğallığın ve yaşanmışlığın getirdiği izleri saklamak yerine onları onurlandıran köklü bir yaşam estetiğidir. Bu felsefenin somut ve büyüleyici karşılığı ise geleneksel bir tamir sanatı olan Kintsugi ile hayat bulur.

Altın Tozuyla Birleşen Parçalar: Kintsugi’nin Doğuşu

  1. yüzyılda Japonya'da hüküm süren bir şogun, çok değer verdiği antika çay kasesi kırıldığında onu onarmaları için ustalara teslim eder. Ustalar kaseyi sıradan metallerle kabaca yamamak yerine, parçaları doğal reçineyle birleştirip çatlakların üzerini saf altın tozuyla belirginleştirirler. Kasenin çatlakları gizlenmez; aksine ışıldayan çizgilerle gözler önüne serilir.

Şogunun hayranlıkla karşıladığı bu yöntem, zamanla Japon kültüründe saygın bir el sanatına ve derin bir yaşam felsefesine dönüşür:

  • Yok Oluş Değil, Yeniden Varoluş: Kırılan bir eşya çöpe atılmak ya da kusurlu sayılıp bir kenara itilmek zorunda değildir; gördüğü hasarla birlikte yeni bir kimlik ve estetik kazanır.

  • Eski Halinden Daha Değerli: Altın çizgilerle mühürlenen objeler, pürüzsüz ilk hallerinden çok daha kıymetli, eşsiz ve derinlikli bir hatıraya sahip olur.

İnsan Ruhundaki Çatlaklar ve Yaşamın İzleri

Wabi-Sabi anlayışı yalnızca seramik kaplar için geçerli değildir; insanın kendi iç dünyası ve hayat yolculuğu için de güçlü bir metafordur:

  • Acıların Bilgeliği: Hayatın getirdiği kalp kırıklıkları, kayıplar, hayal kırıklıkları ve ruhumuzda açılan yaralar birer kusur veya utanç kaynağı değildir. Onlar yaşanan tecrübelerin, alınan derslerin ve direncin kanıtıdır.

  • Gizlemek Yerine Şefkatle Taşımak: İnsan kırıldığı yerden güçlenir. Yaşanan fırtınaları bastırmak ya da yok saymak yerine; o çatlakları kendi varlığımızın altın tozuyla, yani şefkatle ve olgunlukla sarmak gerekir.

  • Işığın Giriş Kapısı: Tıpkı Leonard Cohen'in o unutulmaz dizesinde söylediği gibi; "Kusursuzluğu unutun. Her şeyde bir çatlak vardır, ışık içeri böyle girer."

Kırılmaktan, örselenmekten veya hata yapmaktan korkmadan; üzerimizdeki tüm çizikleri, dökülen parçaları ve hayatın bıraktığı izleri gururla taşıyabilmek, insanı gerçek anlamda özgürleştiren en büyük erdemdir.

Nasip İse Gelir Hint'ten Yemen'den: Hayatın Anlamı ve Anı Yaşamanın Değeri


Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala:

  • Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiçbir zaman içemeyeceksiniz ki! deyivermiş.

Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dâhil herkesin hemen toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak:

  • Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiçbir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? diye sormuş.

Köle şöyle cevap vermiş:

  • Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem!

Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş. Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş. Kral bostanda, bardak masada kalmış...

"Nasip İse Gelir Hint'ten Yemen'den" Sözünün Anlamı

Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor: "Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip değil ise ne gelir elden?"

Bu kadim söz, hayatın en derin gerçeklerinden birini dile getirir: Nasip olan şey, ne kadar uzakta olursa olsun mutlaka gelir ve sahibini bulur. Nasip olmayan şey ise, ne kadar yakın olursa olsun, ne kadar çaba gösterilirse gösterilsin elde edilemez.

Bu söz, kadercilik değil; aksine hayatın akışına güvenmeyi, kontrol edemediğimiz şeyler karşısında sabırlı olmayı ve anın kıymetini bilmeyi öğütler. Kral, şarabı içmek için her şeyi hazırlamıştı; bağ dikilmiş, üzümler yetişmiş, şarap yapılmış, bardak doldurulmuştu. Ancak dudak ile bardak arasındaki o kısa mesafe, kralın hayatının sonu oldu.

Hayatın Anlamı Üzerine Derin Dersler

1. Kalbinize Yakın Bulduklarınızı Çantada Keklik Sanmayın

Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik sanmayın. Sıkıca asılın onlara, tıpkı hayata asıldığınız gibi... Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır. Sevdikleriniz, değer verdikleriniz, sizi siz yapan her şey... Onları kaybetmemek için çaba gösterin, onlara zaman ayırın, sevginizi ifade edin. Yarın ne getireceğini kimse bilemez.

2. Hayatı Çok Hızlı Koşmayın

Hayatı çok hızlı koşmayın; nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın. Modern hayatın koşuşturmacası içinde kendimizi kaybediyoruz. Hedeflerimize ulaşmak için o kadar hızlı koşuyoruz ki, yol boyunca güzellikleri göremiyoruz. Oysa hayat, varış noktası değil; yolculuğun kendisidir.

3. Hayat Bir Yarış Değil, Güzel Bir Yolculuktur

Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Başkalarıyla yarışmak, sürekli daha fazlasını istemek, daha hızlı olmak... Bunlar bizi mutluluğa götürmez. Aksine, anın tadını çıkarmak, küçük şeylerden mutlu olmak, sevdiklerimizle vakit geçirmek bizi gerçekten zenginleştirir.

4. Dün Tarih Oldu, Yarın Bir Sır, Bugünün Kıymetini Bilin

Dün tarih oldu... Yarın bir sır... Bugünün kıymetini bilin. Bu cümle, anı yaşamanın önemini en güzel şekilde ifade eder. Geçmişi değiştiremeyiz, geleceği bilemeyiz; ama bugünü yaşayabiliriz. Bugünün kıymetini bilmek, sahip olduklarımızın değerini anlamak, sevdiklerimize sarılmak, gülümsemek, şükretmek demektir.

Hikayeden Çıkarılacak Dersler

1. Hiçbir şey garantili değildir: Kral, şarabı içeceğinden emindi. Ama dudak ile bardak arasındaki mesafe, hayatının sonu oldu. Hiçbir şeyi garantili görmeyin.

2. Anı yaşayın: Kral, gelecekte içeceği şarap için bugünü harcadı. Siz de gelecek için bugünü harcamayın.

3. Sevdiklerinize değer verin: Kral, kölelerini insan yerine koymadı. Siz, sevdiklerinizi ihmal etmeyin.

4. Acele etmeyin: Kral, işlerin bir an önce bitmesini istedi. Ama acele, hayatın tadını kaçırır.

5. Nasip kavramına güvenin: Nasip olan gelir, nasip olmayan elde edilemez. Bu, hayatın akışına güvenmeyi öğretir.

6. Ölüm her yerde olabilir: Kral, sarayında değil, bahçede öldü. Ölüm, nerede ve ne zaman geleceğini bilmez.

7. Şükredin: Sahip olduklarınız için şükredin. Belki de birçok kişinin hayali olan şeylere sahipsiniz.

8. Affedin: Kral, köleye kızdı ama sesini çıkarmadı. Affetmek, ruhu hafifletir.

9. Alçakgönüllü olun: Kral, zalimdi. Alçakgönüllülük, insanı insan yapan erdemdir.

10. Hayatın tadını çıkarın: Hayat kısa. Her anın tadını çıkarın.

Hayatı Anlamlı Kılmak İçin Öneriler

  • Şükredin: Her gün minnettar olduğunuz 3 şeyi yazın.

  • Anı yaşayın: Geçmişe takılmayın, geleceği düşünüp kaygılanmayın.

  • Sevdiklerinize zaman ayırın: Onlara sevginizi ifade edin.

  • Küçük şeylerden mutlu olun: Bir çiçek, bir gülümseme, bir teşekkür.

  • Yavaşlayın: Hayatı acele etmeden yaşayın.

  • Doğayla bağlantı kurun: Doğa, ruhu dinlendirir.

  • Sağlığınıza dikkat edin: Sağlık, en büyük zenginliktir.

  • Öğrenmeye devam edin: Hayat boyu öğrenme, zihni genç tutar.

  • Affedin: Kin ve öfke, ruhu yorar.

  • Hedefleriniz olsun: Ama hedeflere giden yolda anın tadını çıkarın.

  • Yardım edin: Başkalarına yardım etmek, mutluluk verir.

  • Gülümseyin: Gülümsemek, hem size hem çevrenize iyi gelir.

  • Meditasyon yapın: Zihni sakinleştirir.

  • Hobiler edinin: Sizi mutlu eden aktiviteler yapın.

  • Hayallerinizin peşinden gidin: Ama gerçeklerden kopmayın.

  • Sağlıklı beslenin: Beden ve zihin sağlığı için önemlidir.

  • Egzersiz yapın: Fiziksel ve ruhsal sağlığı destekler.

  • Uyku düzeninize dikkat edin: Kaliteli uyku, hayat kalitesini artırır.

  • Stresten uzak durun: Stres, hayatı zehir eder.

  • Anda kalın: Geçmiş ve gelecek arasında sıkışmayın.

Sonuç

Eski Sisam krallarından Ancee'nin hikayesi, hayatın en derin gerçeklerini gözler önüne serer. Kral, şarabı içmek için her şeyi hazırlamıştı; ancak dudak ile bardak arasındaki mesafe, hayatının sonu oldu. "Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, nasip değil ise ne gelir elden?" sözü, bu gerçeği en güzel şekilde ifade eder. Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik sanmayın. Sıkıca asılın onlara, tıpkı hayata asıldığınız gibi... Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır. Hayatı çok hızlı koşmayın; nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın. Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Dün tarih oldu... Yarın bir sır... Bugünün kıymetini bilin. Unutmayın; hayat, sahip olduklarımızın değerini bilmek, sevdiklerimize sarılmak, anın tadını çıkarmak ve şükretmekle anlam kazanır. Nasip olan gelir; nasip olmayan ise elde edilemez. Bu yüzden hayatın akışına güvenin, anı yaşayın ve her günün kıymetini bilin.


Hayatta Hiçbir Şey Yolunda Gitmiyor Diyenlere: Çin Bambu Ağacının Sabır ve Israr Dersi

 


Hayatta hiçbir şey yolunda gitmiyor diyenlere... Çin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir. Bu hikâye, sabrın, inancın ve ısrarın ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne serer. İşte Çin Bambu ağacının yetişme hikâyesi ve bu hikâyeden çıkarılacak dersler:

Çin Bambu Ağacı Nasıl Yetiştirilir?

Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir:

Birinci Yıl:
Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir.

İkinci Yıl:
Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez.

Üçüncü ve Dördüncü Yıl:
Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yıllarda da filiz vermez.

Beşinci Yıl:
Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.

Akla Gelen İlk Soru

Akla gelen ilk soru şudur: Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı haftada mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır? Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır.

Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?

Başarının Şartları

Bir başarının şartları her zaman çok basittir:

  • Bir süre için çalışın.

  • Bir süre tahammül edin.

  • Her zaman inanın.

  • Ve hiçbir zaman geri dönmeyin.

Çin Bambu Ağacının Dersleri

1. Sabrın Gücü

Bambu tohumu, beş yıl boyunca toprağın altında büyür. Dışarıdan hiçbir şey görünmez. Ancak içeride, görünmeyen bir güç birikir. Sabır, görünmeyen bir güçtür.

Sabrın faydaları:

  • Güçlü temeller oluşturur.

  • Kalıcı başarı sağlar.

  • Aceleci kararları önler.

  • Dayanıklılığı artırır.

  • Olgunluk kazandırır.

  • Hataları azaltır.

  • Motivasyonu korur.

  • Stresi azaltır.

  • Zamanı verimli kullanır.

  • Hedefe ulaştırır.

2. Israrın Önemi

Çinliler, beş yıl boyunca bambuyu sulamaya ve gübrelemeye devam ederler. Israr, başarının anahtarıdır.

Israrın faydaları:

  • Hedefe ulaştırır.

  • Engelleri aşar.

  • Motivasyonu artırır.

  • Başarıyı getirir.

  • Özgüveni güçlendirir.

  • Deneyim kazandırır.

  • Kararlılığı artırır.

  • Vazgeçmeyi önler.

  • Hayalleri gerçeğe dönüştürür.

  • Zafer kazandırır.

3. İnancın Rolü

Bambu tohumunun yeşereceğine inanmak, onu sulamaya devam etmek için gereklidir. İnanç, görünmeyeni görmektir.

İnancın faydaları:

  • Motivasyonu artırır.

  • Umut verir.

  • Engelleri aşar.

  • Başarıya götürür.

  • Özgüveni güçlendirir.

  • Sabrı artırır.

  • Israrı destekler.

  • Hayalleri besler.

  • Ruhu güçlendirir.

  • Hayatı anlamlandırır.

4. Geri Dönmemenin Önemi

"Hiçbir zaman geri dönmeyin" sözü, vazgeçmemeyi öğütler. Geri dönmek, emeklerin boşa gitmesidir.

Geri dönmemenin faydaları:

  • Hedefe ulaştırır.

  • Başarıyı getirir.

  • Emekleri korur.

  • Motivasyonu sürdürür.

  • Pişmanlığı önler.

  • Özgüveni artırır.

  • Kararlılığı güçlendirir.

  • Hayalleri gerçekleştirir.

  • Zafer kazandırır.

  • Hayatı anlamlandırır.

Başarı İçin Altın Kurallar

1. Net Bir Hedef Belirleyin

Ne istediğinizi bilin. Hedefiniz net olmalıdır.

2. Plan Yapın

Hedefinize ulaşmak için adım adım bir plan yapın.

3. Küçük Adımlarla Başlayın

Büyük hedefleri küçük parçalara bölün.

4. Sabırlı Olun

Başarı, zaman alır. Sabırlı olun.

5. Israrcı Olun

Vazgeçmeyin. Israrla devam edin.

6. İnanın

Başaracağınıza inanın. İnanç, güç verir.

7. Çalışın

Başarı, çalışmadan gelmez. Emek verin.

8. Tahammül Edin

Zorluklara göğüs gerin. Tahammül, güçlendirir.

9. Geri Dönmeyin

Vazgeçmeyin. Geri dönmeyin.

10. Motivasyonunuzu Koruyun

Motivasyonunuzu yüksek tutun.

11. Destek Alın

Yalnız kalmayın. Destek alın.

12. Esnek Olun

Değişen koşullara uyum sağlayın.

13. Hatalardan Ders Çıkarın

Hatalar, öğrenme fırsatlarıdır.

14. Sağlığınıza Dikkat Edin

Sağlıklı bir beden, sağlıklı bir zihin demektir.

15. Minnettarlık Pratiği Yapın

Sahip olduklarınız için şükredin.

16. Anı Yaşayın

Geçmişe takılmayın, geleceği düşünüp kaygılanmayın.

17. Kendinize İnanın

Kendinize inanın ve güvenin.

18. Kararlı Olun

Kararlı olun ve hedefinizden şaşmayın.

19. Pes Etmeyin

Pes etmeyin. Başarı, pes etmeyenlerindir.

20. Hayallerinizin Peşinden Gidin

Hayallerinizin peşinden gidin. Onlar, sizi bekliyor.

Hayatta Hiçbir Şey Yolunda Gitmiyor Diyenlere Öneriler

  • Sabırlı olun: Her şeyin bir zamanı vardır.

  • Israrcı olun: Vazgeçmeyin, devam edin.

  • İnanın: Başaracağınıza inanın.

  • Çalışın: Emek verin, çalışın.

  • Tahammül edin: Zorluklara göğüs gerin.

  • Geri dönmeyin: Vazgeçmeyin.

  • Motivasyonunuzu koruyun: Kendinizi motive edin.

  • Destek alın: Yalnız kalmayın.

  • Esnek olun: Değişime uyum sağlayın.

  • Hatalardan ders çıkarın: Hatalar, öğretir.

  • Sağlığınıza dikkat edin: Sağlık, her şeydir.

  • Minnettarlık pratiği yapın: Şükredin.

  • Anı yaşayın: Anın tadını çıkarın.

  • Kendinize inanın: Kendinize güvenin.

  • Kararlı olun: Hedefinizden şaşmayın.

  • Pes etmeyin: Başarı, pes etmeyenlerindir.

  • Hayallerinizin peşinden gidin: Hayallerinizi gerçekleştirin.

  • Umudunuzu koruyun: Umut, her şeydir.

  • Bugünü değerlendirin: Bugün, yeni bir başlangıçtır.

  • Yarını düşünün: Yarın, daha iyi olabilir.

Sonuç

Hayatta hiçbir şey yolunda gitmiyor diyenlere... Çin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir. Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir: Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yıllarda da filiz vermez. Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. Akla gelen ilk soru şudur: Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı haftada mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır? Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır. Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik? Bir başarının şartları her zaman çok basittir: Bir süre için çalışın, bir süre tahammül edin, her zaman inanın ve hiçbir zaman geri dönmeyin. Unutmayın; hayatta hiçbir şey yolunda gitmiyor gibi görünse de, sabır, ısrar ve inançla her şey mümkündür. Sağlıklı ve mutlu günler dileriz.