komik sosyal medya sözleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
komik sosyal medya sözleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dertli Şarkıda Göbek Atanlar Kulübü: Bize Özgü Absürt Haller Sözlüğü

 


Yurdum İnsanının Çelişkiler Antolojisi: Absürt Ama Yüzde Yüz Biz

Her toplumun kendine has alışkanlıkları, refleksleri ve mizah kodları vardır; fakat Türk insanının günlük hayattaki mantık sıçramaları, dünyanın başka hiçbir yerinde göremeyeceğiniz bir kara mizah ve samimiyet harmanıdır. Sosyologların ciltler dolusu kitapla açıklayamayacağı o toplumsal refleksleri tek bir cümlede özetleyen 22 maddelik hayat tablosu:

Aile İçi Diplomasi ve Anne-Çocuk Halleri

  • Misafir Kalkanı: Misafirin yanında asla dayak yemeyeceğini, annesinin "Eve bir gitsinler görürsün sen" bakışıyla idare edeceğini çok iyi bilen çocuktaki o pervasız cesaret, yeryüzünde başka hiçbir canlıda yoktur.

  • Hüzne Kıyamamak: Annem beni masanın başında harıl harıl ders çalışırken gördü, gözleri doldu, neredeyse ağlayacaktı... Kıyamadım kadına, hemen kitabı defteri kapattım, bıraktım çalışmayı. Dünyada ondan değerli mi var!

  • Acı Gerçekle Yüzleşme: Anneme şüpheyle yaklaşıp "Anne doğruyu söyle, ben yoksa evlatlık mıyım?" diye sordum. Hiç düşünmeden yüzüme baktı: "Öyle bir şansımız olsa gidip seni mi seçerdik?" dedi. Sustum... Haklı kadın.

  • Türk Annesi Paradoksu: Pazar yerinde kalabalıkta çocuğunu kaybedince dizlerini dövüp feryat figan ağlayan, çocuğu polis noktasında bulunca da rahatlayıp öldüresiye döven tek anne profili şüphesiz Türk annesidir.

  • Fırındaki Ortak Keder: Fırıncı ekmeği uzatırken gururla "Bak sana fırından yeni çıkmış sıcacık ekmek veriyorum" dedi. Boynumu büktüm, "Abi ne fark eder, eve gidince annem yine dolaptaki dünden kalan bayatları yedirecek" dedim. Tezgâha yaslanıp sarıldık, birlikte ağlaştık.

Sosyal Refleksler, Nezaket ve İkna Yöntemleri

  • Yeminlerin Şahı: Dünyanın en gelişmiş diplomasisinde bile yeri olmayan, karşı tarafın gardını saniyeler içinde düşüren Türklere özgü nihai ikna metodu: "Ölümü gör!"

  • Toplu Taşıma İmtihanı: Tartışmaların ve sokak kavgalarının yüzde sekseninin "Ne bakıyon len" sorusuyla başladığı bir ülkede, belediye otobüslerine dörtlü karşılıklı koltuk yerleştirmek vizyonun ve cesaretin zirvesidir.

  • Bayram Güreşi: Bayramda elini öptürmemek için direnen, tevazu göstereceğim derken elini diz kapağı seviyesine kadar indirip insanı yerlerde secde eder gibi süründüren orta yaşlı akraba terörü...

  • Kalıplaşmış Cevaplar: Ne zaman hal hatır sormak için "Ne yapıyorsun?" desem, anında "Ne yapayım, sen ne yapıyorsun?" diyen bir arkadaşım var. On yıldır tanışıyoruz, hayatta ne iş yaptığını hâlâ çözebilmiş değilim.

  • Evrensel Ağırlık Birimi: Uluslararası metroloji enstitülerinin henüz tescil etmediği, fakat bizim sokakta kilogramdan daha geçerli olan yegâne ağırlık standardı: "Gâvur ölüsü gibi..."

Günlük Hayatın Absürt Mantığı ve Mimari Çelişkiler

  • Geometriye İsyan Eden Tasarım: Pizzayı daire şeklinde pişirip, üçgen dilimler halinde keserek kare kutunun içine koyan zihniyet ile; binaları kare ve dikdörtgen kalıplarla dikip adına "daire" diyen müteahhit kesinlikle aynı kişidir.

  • Temizlikte Zıt Kıyas: Bizim millet kadar garip kıyas yapan az bulunur: Camı siler pırıl pırıl parlatır, "Ayna gibi oldu" der; aynayı silip tozlardan arındırır, bu sefer de "Cam gibi parladı" der.

  • Ev Sahibi Çilesi: Eve gelen misafirin koridorda durup çekinerek "Tuvalet var mı acaba?" diye sorması... Yok kardeşim, biz poşete koyup karşı apartmanın çatısına fırlatıyoruz!

  • Yol Güvenliği Standartları: Hususi arabada arka koltukta bile emniyet kemeri takmamanın ağır para cezası olduğu bir düzende, şehir içi otobüslerde elli kişinin kapılara yapışık, tek ayak üstünde seyahat edebilmesini bana bir bilim insanı açıklasın.

  • Asansör Sabırsızlığı: Asansör çağırma düğmesine saniyede beş kez basınca kabinin motoruna turbo güç bineceğini ve katları iki kat hızlı ineceğini sanan tek milletiz.

Teknoloji, Sağlık ve İlişki Standartları

  • Milli Şifa Kaynağı: Tıp dünyası teşhis koyadursun; bayılmadan baş ağrısına, moral bozukluğundan kırık çıkığa kadar Anadolu irfanının en köklü tedavi yöntemi değişmez: "Git bir elini yüzünü yıka, bir şeyin kalmaz."

  • Lüks Tavan Yaptı: Hayatında ilk defa düzenli dişini fırçalayan bir erkek bulmuş, hanımefendi şimdi de tutmuş "Ama macunu neden tam ortasından sıkıyorsun" diye dert yanıyor. Bak sen şu vizyona, şu lükse bak!

  • Kulaklık Diyaloğu: Kulağımda kocaman kulaklık takılı, adam gelip omzuma vuruyor: "Müzik mi dinliyorsun?" Yok kardeşim, Atatürk Havalimanı kulesinden acil iniş izni bekliyorum, pilotum ben!

  • Görünmez Takip: Bazen dünyadan sıkılıp bavulu toplayıp başımı alıp gidesim geliyor; fakat bir yerlerde saklanırken Müge Anlı ekibine yakalanıp canlı yayına çıkarılmaktan korktuğum için paşa paşa evde oturuyorum.

  • Şarkıdaki İnce İğneleme: Türk sanat müziğinde "Gözleri aşka gülen en taze söğüt dalısın" mısrasını her dinlediğimde hayran kalırım; bir insana "Kusura bakma ama kütük gibi odunsun" demenin tarihteki en zarif, en edebi yolu budur.

  • Metin Okuma Tembelliği: Tam 27.653.941 defadır rica ediyorum, şu araya serpiştirilen uzun sayıları sanki tek tek basamaklarını okumuş gibi yapıp öylece geçmeyin!

  • Trajikomik Keder: Radyoda "Arkası gelmez dertlerimin bıktım saçmalıktan" çalarken eller havada, pistte şıkır şıkır göbek atan bir toplumuz biz. Kimse kalkıp da bu topraklarda insanların tamamen normal olduğunu iddia etmesin!