vizyon filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vizyon filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

DC’nin Aceleye Gelen Ekip Çabası: Batman v Superman Neden Sınıfta Kaldı?

Batman v Superman: Adaletin Şafağı (Dawn of Justice) Film İncelemesi

Çizgi roman dünyasının iki efsanevi devi Batman ve Superman, sinema tarihinde ilk kez aynı perdede canlı kanlı bir araya geliyor. Yıllardır Marvel cephesinin Kaptan Amerika, Demir Adam, Thor, Hulk ve Black Widow (Ajan Romanoff) gibi karakterlerle kurduğu o devasa sinematik evreni ve birlikte dünyayı kurtarma formülünü hayranlıkla izliyoruz. DC Comics ve yapımcı şirket de bu başarıya kayıtsız kalamayarak en büyük iki kozunu tek bir potada eritmeye karar vermiş.

Kağıt üzerinde her sinemaseverin hayallerini süsleyen bu tarihi buluşma, ne yazık ki ekran başına geçildiğinde beklenenin çok gerisinde kalıyor.

Evren Kurma Telaşı ve Hikayenin Akışı

Yapım, iki kahramanın mücadelesini anlatmaktan ziyade DC'nin gelecekteki "Adalet Birliği" (Justice League) projesine aceleyle zemin hazırlama çabası taşıyor:

  • Yeni Tehditlerin Habercisi: Filmin finaline doğru uzaydan gelecek kozmik bir tehdidin henüz yeni başladığı ima edilerek izleyiciye bir devam filmi vaat ediliyor.

  • Wonder Woman’ın Katılımı: Hikayeye sonradan dahil edilen Amazon prensesi Wonder Woman (Diana Prince), filme dinamizm katan yegane unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

  • Metainsan Dosyaları: Diğer metainsanları (The Flash, Aquaman, Cyborg gibi) bulup bir araya getirme kararıyla tıpkı Marvel'ın Yenilmezler (Avengers) ekibi gibi bir süper kahraman takımı kurma yoluna gidiliyor.

Eleştirilen Noktalar: Ağır Tempo ve Geciken Aksiyon

Film iyi niyetli bir evren kurma çabası taşisa da ritim ve kurgu açısından seyirciyi fazlasıyla yoruyor:

  • İç Bayan Anlatım: Yaklaşık iki buçuk saatlik toplam sürenin çok büyük bir kısmı aşırı kasvetli, didaktik ve temposu düşük diyaloglarla geçiyor.

  • Kısıtlı İş Birliği: İki büyük kahramanın yan yana gelişi ve Wonder Woman ile birlikte omuz omuza savaştığı hareketli sahneler yalnızca son yarım saate sıkışmış durumda.

  • Tatmin Etmeyen Dövüş: Filmin adında geçen o büyük yüzleşme ve ardından gelen ittifak, süresine oranla çok kısa kalarak beklenen o epik hazzı vermekten uzak kalıyor.

Seyirci Gözünden Son Karar

Görsel efektler ve son kısımdaki yoğun çatışma sahneleri belirli bir teknik standart sunsa da, hikayenin bütünündeki dağınıklık ve ağır tempo filmin tekrar tekrar izlenebilirlik değerini tamamen sıfırlıyor.

Marvel'ın yıllar içinde ilmek ilmek işleyerek ulaştığı o takım ruhunu tek bir filme sığdırmaya çalışan yapım; iki buçuk saatin ardından geriye sadece yorgunluk ve "keşke daha iyi işlenseydi" hissi bırakıyor. Kısacası, bir kere izlenip arşive kaldırılacak, bir daha tekrarına dönüp bakılmayacak türden bir deneyim.

Londra Sokaklarında Nefes Kesen Kaos: Kod Adı: Londra (London Has Fallen) İncelemesi

Kod Adı: Londra (London Has Fallen) Film İncelemesi

Aksiyon ve macera sinemasını seven, temposu hiç düşmeyen yapımlardan keyif alanlar için Kod Adı: Londra (London Has Fallen) tam bir seyirlik şölen sunuyor.

4 Mart 2016 tarihinde vizyona giren; ABD, İngiltere ve Bulgaristan ortak yapımı olan film, 2013'teki Kod Adı: Olympus macerasının doğrudan devamı niteliğinde. Başrollerini Gerard Butler, Aaron Eckhart, Morgan Freeman, Alon Aboutboul ve Melissa Leo gibi güçlü isimlerin paylaştığı yapım; fantastik ögelerden, zombilerden ya da uzaylılardan uzak, ayakları yere basan bir politik aksiyon atmosferi kuruyor.

Filmin Konusu: 2 Yıllık Bir İntikam Planı

Hikayenin temeli, 2 yıl önce gerçekleşen karanlık bir operasyona dayanıyor:

  • Hatalı Saldırı: G8 liderlerinin aldığı ortak kararla küresel bir silah tüccarı hedef alınır; ancak yapılan hava saldırısında yanlışlıkla adamın ailesi hayatını kaybeder.

  • Kusursuz Tuzak: İntikam yemini eden silah satıcısı, iki yıl boyunca sinsi bir plan hazırlar. İngiltere Başbakanı'nı sadece adli tıp otopsisinde anlaşılabilecek kadar ustalıkla zehirleyerek ani bir ölüm tezgahlar.

  • Meydanda Av: Başbakanın cenazesi için Londra'da toplanan dünya liderleri, kentin güvenlik ağına sızmış teröristlerin hedefi haline gelir ve liderler birer birer öldürülür.

Bitmeyen Kaçış ve Kovalamaca

Bu küresel suikast dalgasından sağ kurtulabilen tek lider, sadık koruması Mike Banning (Gerard Butler) sayesinde ABD Başkanı Benjamin Asher (Aaron Eckhart) olur.

Filmin ana omurgası, başkanı korumak ve güvenli bölgeye ulaştırmak için Londra'nın altını üstüne getiren bu ikilinin teröristlerle girdiği amansız kaçma-kovalamaca üzerine kuruludur. Şehrin simge yapıları yerle bir olurken gerilim bir an bile hız kesmez.

Göze Batan Hollywood Klişeleri

Yapım aksiyon açısından tatmin edici olsa da bazı sahnelerdeki abartılar gerçekçilik duygusunu zedeliyor:

  • Süper Kahraman Refleksleri: Amerikan Başkanı'nın profesyonel teröristlerden daha iyi nişan alıp silah kullanması inandırıcılığı zorluyor.

  • Yara Almayan Koruma: Mike Banning'in yüzlerce merminin arasından ve patlamalardan tek bir çizik dahi almadan sıyrılması sahnelerin inandırıcılığını düşürüyor.

  • Mucizevi Kurtuluşlar: Düşen koca bir helikopter enkazından karakterlerin burunları bile kanamadan çıkması tipik bir gişe filmi abartısı olarak kalıyor.

  • Amerikan Propagandası: Başkanı kaçıran teröristin etkisiz hale getirildiği anlarda araya sıkıştırılan didaktik ve aşırı milliyetçi replikler anlatının doğallığını gölgeliyor.

Teknik Başarı ve Seyir Zevki

Bütün bu klişelere rağmen filmin teknik başarısı yadsınamaz:

  • Görsel Efektler: Patlama, çatışma ve yıkım sahneleri son derece kaliteli hazırlanmış.

  • Kamera Yönetimi: Dar sokaklardaki ve bina içlerindeki tek plan çekimler seyirciyi çatışmanın tam merkezine çekiyor.

  • Yüksek Ritim: Mantık hatalarına takılmadan, saf adrenalinin tadını çıkarmak isteyenler için 100 dakika boyunca koltuğa kilitleyen bir seyir zevki sunuyor.

Jack Byrnes ve Greg Focker Karşı Karşıya: Aile Komedisinin Zirvesinde Üçüncü Raunt


Güven Çemberinde Sarsılan Dengeler: Zor Baba 3 (Little Fockers) Film İncelemesi

Sinema tarihinin en ikonik ve çekişmeli damat-kayınpeder ilişkilerinden birine imza atan Meet the Parents serisi, üçüncü halkası olan "Zor Baba 3" (Little Fockers) ile izleyiciyi bir kez daha kahkaha dolu bir aile kaosunun tam ortasına davet ediyor. Aradan geçen tam 10 yıl, atlatılan yalan makinesi testleri, düğün krizleri ve dünürlerin çatışması geride kalmış görünse de, eski bir CIA ajanı olan Jack Byrnes’ın dünyasında "mutlak huzur" diye bir kavramın olmadığını bu filmle bir kez daha anlıyoruz.

Greg Focker (Ben Stiller), yıllar süren çabalarının ve sabır testlerinin ardından nihayet asabi kayınpederi Jack’in (Robert De Niro) o meşhur "güven çemberine" adım atmayı başarmıştır. Üstelik artık ikiz çocuk babasıdır ve Byrnes ailesinin geleceğini taşıyacak yeni aile reisi, yani Jack'in tabiriyle "Godfocker" olmaya adaydır. Ancak iki çocuğun okul masrafları ve yeni bir ev alma telaşı Greg’i ciddi bir maddi darboğaza sürükler. Ailesine daha iyi bir gelecek sunmak isteyen erkek hemşiremiz, çekici bir tıbbi mümessilin temsil ettiği bir ilaç firmasında ek iş yapmaya karar verir.

İşte hikayenin fitili tam da bu noktada yeniden ateşlenir. Kalp rahatsızlığı geçirdikten sonra kontrolü tamamen damadına bırakıp bırakamayacağını test eden şüpheci Jack, Greg’in gizli telefon konuşmalarını, mesai dışı buluşmalarını ve ilaç tanıtımlarını tamamen yanlış yorumlar. Jack’in o tanıdık dedektiflik refleksi devreye girer: "Gözüm üzerinde!" bakışları, gizli takip operasyonları ve absürt sorgulamalar yeniden başlar.

Robert De Niro’nun otoriter, paranoyak ama ailesine derinden bağlı emekli ajan tiplemesi ile Ben Stiller’ın iyi niyetli fakat sakarlıklarıyla kendi ayağına kurşun sıkan sempatik performansı, serinin kimyasını bu filmde de ayakta tutuyor. Jessica Alba’nın canlandırdığı enerjik ilaç mümessili Andi Garcia karakterinin denkleme dahil olması, damat ile kayınpeder arasındaki gerilimi ve yanlış anlaşılmaları ikiye katlıyor. Kadroya renk katan Owen Wilson’ın canlandırdığı eski nişanlı Kevin Rawley ise kusursuzluğuyla Greg’in üzerindeki baskıyı tırmandıran harika bir mizah unsuru olarak öne çıkıyor.

Zor Baba 3, yalnızca durum komedisi ve fiziksel esprilerle yetinmeyip; modern çekirdek ailelerin yaşadığı geçim kaygısı, orta yaş krizleri, çocuk yetiştirme sancıları ve eşler arasındaki güven sınavlarını da zekice hicvediyor. İki dev oyuncunun doğum günü partisindeki efsanevi yüzleşme sahnesi başta olmak üzere, serinin hayranlarını memnun edecek pek çok unutulmaz an barındırıyor. Hafta sonu ailece keyifli vakit geçirmek, yüksek tempolu ve kaliteli bir durum komedisi izlemek isteyen sinemaseverler için "Zor Baba 3" kaçırılmaması gereken bir seyirlik sunuyor.