stres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sivilcelerden Kurtulmada Su İçmenin Faydası Büyük: Cilt Sağlığı İçin Suyun Gücü

 

Can sıkıcı bir sorun olan sivilceler, cilt yüzeyinde bulunan bakterilerin cilt gözeneklerinde çoğalması sonucu meydana gelmektedir. Sivilcelerden kurtulmak için ilk yapmamız gereken, cilt temizliğine özen göstermektir. İkinci olarak da beslenmeye dikkat etmek, ciltte sivilce oluşumunu tetikleyen besinlerden uzak durmaktır. Sivilce oluşumunu önleme ve var olan sivilce sorunundan kurtulmak için önemli bir diğer unsur da sudur. Bol su içmek, cildi olumsuz yönde etkileyen toksinlerin vücuttan daha çabuk atılmasına yardımcı olarak sivilcelerle savaşır. İşte sivilcelerden kurtulmada suyun faydaları, cilt sağlığı için suyun önemi ve ek öneriler.

Sivilce Nedir ve Neden Oluşur?

Sivilce, cilt gözeneklerinin yağ, ölü deri hücreleri ve bakterilerle tıkanması sonucu oluşan bir cilt sorunudur. Ergenlik döneminde sık görülse de yetişkinlikte de ortaya çıkabilir. Sivilce oluşumunun başlıca nedenleri şunlardır:

  • Hormonal değişiklikler: Ergenlik, adet dönemi, hamilelik ve menopoz.

  • Aşırı yağ üretimi: Ciltteki yağ bezlerinin fazla çalışması.

  • Bakteri çoğalması: Cilt yüzeyindeki bakterilerin gözeneklerde çoğalması.

  • Ölü deri hücreleri: Gözenekleri tıkayan ölü deri hücreleri.

  • Yanlış kozmetik ürünler: Cilt tipine uygun olmayan ürünler.

  • Dengesiz beslenme: Şekerli ve yağlı gıdaların aşırı tüketimi.

  • Stres: Stres hormonları sivilce oluşumunu tetikler.

  • Yetersiz su tüketimi: Toksinlerin vücuttan atılamaması.

  • Genetik faktörler: Ailede sivilce öyküsü.

  • Bazı ilaçlar: Sivilce oluşumunu tetikleyebilir.

Ek Öneriler:

  • Cildinizi düzenli olarak temizleyin.

  • Cilt tipinize uygun ürünler kullanın.

  • Sağlıklı beslenin.

  • Bol su için.

  • Stresten uzak durun.

  • Düzenli egzersiz yapın.

  • Uyku düzeninize dikkat edin.

  • Düzenli olarak doktora danışın.

Su İçmenin Sivilcelere Faydaları

Toksinlerin atılmasında böbrek ve bağırsaklara yardımcı olmak için yeterli miktarda su tüketilmesi çok önemlidir. Sağlıklı bir vücut ve cilt için en etkili tedavi yöntemlerinden biri olan su ve su içeren besinleri hayatımızdan eksik etmemeliyiz. Günde iki litre su içmek çok olumlu sonuç verecektir.

Ek Öneriler:

  • Günde en az 2 litre su için.

  • Sabahları aç karnına su için.

  • Suyunuza limon veya salatalık ekleyin.

  • Su içmeyi hatırlamak için yanınızda su şişesi taşıyın.

  • Çay ve kahve yerine su tercih edin.

  • Egzersiz öncesi ve sonrası su için.

  • Meyve ve sebzelerden de su alımını destekleyin.

  • Bitki çayları tüketin.

Suyun Cilt Sağlığına Faydaları

  • Toksin atımı: Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.

  • Nemlendirme: Cildi içten nemlendirir.

  • Gözenek temizliği: Gözeneklerin temizlenmesine yardımcı olur.

  • Yağ dengesi: Ciltteki yağ üretimini dengeler.

  • Cilt tonu: Cilt tonunu eşitler.

  • Parlaklık: Cilde doğal bir parlaklık kazandırır.

  • Elastikiyet: Cildin elastikiyetini korur.

  • Kırışıklık: Kırışıklık oluşumunu geciktirir.

  • Sivilce: Sivilce oluşumunu azaltır.

  • Genel sağlık: Vücudun genel sağlığını destekler.

Ek Öneriler:

  • Su tüketimini artırın.

  • Su içeren besinler tüketin.

  • Kafeinli içecekleri sınırlandırın.

  • Alkol tüketimini azaltın.

  • Şekerli içeceklerden kaçının.

  • Suyunuzu taze tutun.

  • Suyunuzu buzdolabında saklayın.

  • Su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Sivilcelerden Kurtulmak İçin Diğer Öneriler

  • Cilt temizliği: Cildinizi günde iki kez nazik bir temizleyici ile temizleyin.

  • Beslenme: Şekerli, yağlı ve işlenmiş gıdalardan kaçının.

  • C vitamini: C vitamini açısından zengin besinler tüketin.

  • Çinko: Çinko açısından zengin besinler tüketin.

  • Omega-3: Omega-3 açısından zengin besinler tüketin.

  • Probiyotikler: Yoğurt ve kefir gibi probiyotikler tüketin.

  • Stres: Stresten uzak durun.

  • Uyku: Düzenli uyuyun.

  • Egzersiz: Düzenli egzersiz yapın.

  • Kozmetik: Cilt tipinize uygun ürünler kullanın.

  • Güneş: Güneşten korunun.

  • Doktor: Gerekirse doktora danışın.

Sivilce Oluşumunu Tetikleyen Besinler

  • Şekerli gıdalar: Tatlılar, şekerli içecekler, işlenmiş gıdalar.

  • Yağlı gıdalar: Kızartmalar, fast food, margarin.

  • Süt ürünleri: Bazı kişilerde sivilceyi tetikleyebilir.

  • Karbonhidratlar: Beyaz ekmek, pirinç, makarna.

  • Kafein: Kahve, çay, enerji içecekleri.

  • Alkol: Cilt sağlığını olumsuz etkiler.

  • İşlenmiş gıdalar: Hazır yemekler, cips, bisküvi.

  • Baharatlı gıdalar: Bazı kişilerde sivilceyi tetikleyebilir.

Ek Öneriler:

  • Şekerli gıdalardan kaçının.

  • Yağlı gıdalardan kaçının.

  • Süt ürünlerini sınırlandırın.

  • Beyaz karbonhidratlardan kaçının.

  • Kafein tüketimini azaltın.

  • Alkol tüketimini bırakın.

  • İşlenmiş gıdalardan kaçının.

  • Baharatlı gıdaları sınırlandırın.

Sivilce İçin Doğal Maskeler

  • Bal ve tarçın maskesi: Antibakteriyel etkisiyle sivilceleri azaltır.

  • Kil maskesi: Gözenekleri temizler ve yağı emer.

  • Aloe vera maskesi: Cildi yatıştırır ve iltihabı azaltır.

  • Salatalık maskesi: Cildi serinletir ve yatıştırır.

  • Yeşil çay maskesi: Antioksidan etkisiyle cildi korur.

  • Limon maskesi: Cildi aydınlatır ve tonlar.

  • Yoğurt maskesi: Probiyotik etkisiyle cildi destekler.

  • Yulaf maskesi: Cildi nazikçe arındırır.

Son Söz

Sivilcelerden kurtulmak için cilt temizliği, doğru beslenme ve bol su tüketimi büyük önem taşır. Su, toksinlerin atılmasına yardımcı olarak sivilcelerle savaşır ve cildin sağlıklı görünmesini sağlar. Günde en az 2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirin. Unutmayın; sağlıklı ve güzel bir cilt, doğru bakımın ve özenin sonucudur. Kendinize ve cildinize iyi bakın!

Migren Neden Kadınlarda Daha Sık Görülüyor? Migreni Tetikleyen Faktörler ve Korunma Yolları


Herkes az çok baş ağrısı çekmiştir mutlaka. Kimisinin başı kırk yılda bir ağrır, kiminin de başının belasıdır ağrılar. Baş ağrısı çeşitlerinden biri de migren ağrısıdır. Nörolojik bir hastalık olarak kabul edilmeye başlanan migrenin kadınlarda görülme sıklığı, erkeklerdekinin üç katıdır. Bu farklılığın sebebi, kadındaki hormonal değişikliklerdir. Migren, yalnızca bir baş ağrısı değil; bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyeti gibi belirtilerle kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyen nörolojik bir hastalıktır. Dünya genelinde milyonlarca insan migrenle mücadele etmekte ve bu hastalık, iş gücü kaybına ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olmaktadır.

Migren Nedir?

Migren, genelde ataklar halinde ortaya çıkan, kafanın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklidir. Ataklar 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir. Bu ataklar sırasında baş ağrısının yanında bulantı, kusma, normal ışık ve sesten rahatsız olma gibi şikayetler de sıkça görülebilmektedir. Hastaların çoğunda atak 40 yaşından önce ortaya çıkar. Migren, kadınlarda erkeklere oranla üç kat daha fazla görülür ve bu fark, kadınlardaki hormonal değişikliklerden kaynaklanmaktadır.

Migrenin nedeni tam olarak bilinemese de beyin kan damarları ve beynin sinir iletimindeki kimyasal madde değişiklikleri sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kadınlardaki hormonal değişiklikler de migren ağrısına yol açabilmektedir. Genetik yani aileden gelen, kalıtsal faktörler migrende rol oynayabilmektedir. Migrenin nedeni dışında atakları tetikleyen faktörleri de bilmek önemlidir; çünkü bunları bilir ve ona göre davranırsak atakların sıklığını azaltabiliriz.

Migren Neden Kadınlarda Daha Sık Görülüyor?

Kadınlarda migrenin daha sık görüldüğünü söylemiştik. Kadınlarda hormonal değişimler, migrenin önemli nedenlerinden biridir. Kadın migren hastalarında atakları tetikleyen, tekrarlamasına neden olan bir etken de bu hormonal değişikliklere bağlı olarak regl dönemidir. Aynı şekilde menopoz dönemi de migren ataklarının sıklığını ve şiddetini artıran bir faktördür.

Kadınlarda migrenin daha sık görülmesinin başlıca nedenleri:

  • Östrojen dalgalanmaları: Adet döngüsü sırasında östrojen seviyesindeki ani düşüşler migreni tetikler.

  • Regl dönemi: Kadınların önemli bir kısmı, adet dönemlerinde migren atağı geçirir.

  • Menopoz: Hormonal değişimlerin yoğun yaşandığı menopoz döneminde migren atakları artabilir.

  • Hamilelik: Hamilelikte hormonal değişimler migreni etkileyebilir; bazı kadınlarda ataklar azalırken bazılarında artar.

  • Doğum kontrol hapları: Hormonal doğum kontrol yöntemleri migreni tetikleyebilir.

  • Hormon replasman tedavisi: Menopoz sonrası uygulanan hormon tedavisi migreni etkileyebilir.

  • Genetik yatkınlık: Kadınlarda migren genetik olarak daha sık görülür.

  • Stres ve duygusal faktörler: Kadınlarda stres ve duygusal dalgalanmalar migreni daha fazla tetikler.

  • Uyku düzensizlikleri: Kadınlarda uyku sorunları migreni tetikleyebilir.

  • Beslenme alışkanlıkları: Kadınlarda beslenme kaynaklı migren tetikleyicileri daha sık görülür.

Migreni Tetikleyen Faktörler

Migren ataklarını tetikleyen pek çok faktör vardır. Bu faktörleri bilmek ve bunlardan kaçınmak, atak sıklığını ve şiddetini azaltmada önemli rol oynar.

1. Hormonal Değişiklikler

Kadınlarda hormonal değişimler migrenin önemli nedenlerinden biridir. Regl dönemi, menopoz, hamilelik ve hormonal ilaç kullanımı migren ataklarını tetikleyebilir.

2. Stres, Kaygı ve Heyecan

Stres, migren ataklarını tetikleyen diğer önemli bir nedendir. Kaygı, heyecan ve şok gibi etkenler migren atağına neden olabilmektedir. Stres yönetimi, migren hastaları için kritik önem taşır.

3. Uyku Düzensizlikleri

Günlük rutinde değişiklikler, uyku düzeninin bozulması, çok fazla ya da çok az uyumak, uzun yolculuklar gibi günlük yaşantıda meydana gelen değişiklikler de bazı kişilerde migreni tetikleyebilmektedir.

4. Kafein Tüketimi

Kafein de migren hastaları için zararlıdır. Çok fazla kahve, kola ya da çay tüketmek migreni tetikleyebilir. Kafein yoksunluğu da baş ağrısına neden olabilir.

5. Çevresel Faktörler

Hava değişimi, yüksek nem oranı, yüksek irtifa, basınç, gürültülü ortam, keskin kokular, sigara dumanı ya da titrek ışıklar migreni tetikleyerek atağın başlamasına neden olabilmektedir.

6. Bilgisayar ve Ekran Kullanımı

Bilgisayar ekranı da migrene iyi gelmez. Uzun saatler boyunca bilgisayar başında oturmak migren atağına neden olabilir. Migren hastaları sık sık mola vermeli, parlamayı önleyen ekranlar kullanmalı ve iyi ışıklandırılmış bir ortamda çalışmalıdır. Ayrıca bilgisayar başında doğru oturmak da kasların gerilmemesi için önemlidir. Kas gerginliği migren ağrılarını başlatabilir.

7. Beslenme ile İlgili Yanlışlar

Beslenme ile ilgili yanlışlar da migreni tetikleyebilir. Yetersiz beslenme, aç kalma, öğün atlama, şekerli atıştırmalıklarla açlığı geçiştirme gibi durumlar migren atağını başlatabilir. Açken düşen kan şekerinin, şekerli bir yiyecekle aniden yükseltilmesi migrene zemin hazırlar. Bazı yiyeceklerde bulunan kimyasallar da migren atağına neden olabilir. Aspartam, nitrat ve monosodyum glutamat en çok dile getirilen kimyasallardır.

8. Tetikleyici Yiyecek ve İçecekler

Yiyeceklerden; eski peynir, kuruyemiş, çikolata, yoğurt, koruyucu madde eklenmiş gıdalar, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ürünleri, kırmızı erik, muz, incir, bezelye, soğan; içeceklerden ise kahve, çay, diyet içecekler ve alkollü içecekler, özellikle kırmızı şarap, bira, viski migren ataklarını tetikliyor.

Alkolde, özellikle şarapta bulunan tiramin maddesinin migreni tetiklediği bilinmektedir. Aynı madde bazı peynir türlerinde de bulunmaktadır. Şarap ve peynir ikilisini seven migren hastalarının dikkatli olmalarında, bu iki yiyecekten de mümkün oldukça kaçınmasında fayda var.

9. Yetersiz Su Tüketimi

Yeterince su içmemek de migren hastalarında ataklara neden olabilen nedenlerden biridir. Dehidrasyon, baş ağrısını tetikleyen önemli bir faktördür.

10. Fiziksel Etkenler

Kas gerginliği, sürekli öksürmek veya başa alınan darbeleri de migreni tetikleyen fiziksel etkenler olarak sayabiliriz.

11. Bazı İlaçlar

Bazı ilaçlar, özellikle uyku hapları, doğum kontrol hapları veya bazı hormon tedavisi ilaçları migreni tetikleyebiliyor.

12. Diğer Tetikleyiciler

  • Aşırı egzersiz

  • Açlık ve düşük kan şekeri

  • Yüksek sesli müzik

  • Parfüm ve kimyasal kokular

  • Seyahat ve jet lag

  • Mevsim değişiklikleri

  • Sigara içmek veya pasif içicilik

Migren Tedavisi

"Migren" tedavisi atak sıklığına bağlı olarak planlanıyor. Ayda ikiden daha sık atak geçiren hastalarda atak önleyici tedaviye başlanırken, daha seyrek baş ağrısı yaşayan hastalarda sadece atak tedavisi uygulanıyor ve migren tetikleyicilerinden uzak durulması öneriliyor.

Migren tedavisinde kullanılan yöntemler:

  • Atak tedavisi: Ağrı kesiciler, triptanlar, antiemetikler.

  • Koruyucu tedavi: Beta blokörler, antikonvülzanlar, antidepresanlar, kalsiyum kanal blokörleri.

  • Botox tedavisi: Kronik migren için.

  • Botulinum toksin enjeksiyonları: Ayda 15 günden fazla baş ağrısı olan hastalarda.

  • Nöromodülasyon: TENS, manyetik uyarım gibi yöntemler.

  • Yaşam tarzı değişiklikleri: Tetikleyicilerden kaçınma, düzenli uyku, egzersiz, stres yönetimi.

Migrenden Korunmak İçin Öneriler

  • Düzenli uyuyun: Her gün aynı saatte yatıp kalkın.

  • Stresten uzak durun: Meditasyon, yoga, derin nefes egzersizleri yapın.

  • Bol su için: Günde en az 2-2,5 litre su tüketin.

  • Öğün atlamayın: Düzenli ve dengeli beslenin.

  • Tetikleyici yiyeceklerden kaçının: Peynir, çikolata, şarküteri ürünleri, alkol.

  • Kafeini sınırlayın: Kahve, çay ve kola tüketimini azaltın.

  • Egzersiz yapın: Haftada en az 3 gün, 30 dakika yürüyüş.

  • Ekran molaları verin: Bilgisayar başında uzun süre kalmayın.

  • Doğru ışıklandırma kullanın: Parlamayan ekranlar ve yumuşak ışıklar tercih edin.

  • Migren günlüğü tutun: Atakları ve tetikleyicileri kaydedin.

  • Doktor kontrolünü ihmal etmeyin: Düzenli nöroloji kontrolü yaptırın.

  • Sigara ve alkolden uzak durun.

  • Hormonal değişim dönemlerinde dikkatli olun: Regl, menopoz, hamilelik.

  • Düzenli egzersiz yapın: Kas gerginliğini azaltır.

  • Aşırı sıcak/soğuk ortamlardan kaçının.

Migren Günlüğü Tutmanın Önemi

Migren hastalarının ataklarını ve tetikleyicilerini kaydetmesi, tedavi sürecinde büyük önem taşır. Migren günlüğünde şu bilgiler yer almalıdır:

  • Atağın tarihi ve saati

  • Atağın süresi

  • Ağrının şiddeti

  • Eşlik eden belirtiler (bulantı, kusma, ışık hassasiyeti)

  • Tetikleyici olabilecek faktörler (yiyecek, stres, uyku)

  • Kullanılan ilaçlar ve etkileri

Bu günlük, doktorunuzun doğru tedavi planı oluşturmasına yardımcı olur.

Sonuç

Migren, kadınlarda erkeklere oranla üç kat daha sık görülen, ataklar halinde ortaya çıkan ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen nörolojik bir hastalıktır. Hormonal değişiklikler, stres, uyku düzensizlikleri, kafein, çevresel faktörler, beslenme yanlışları, yetersiz su tüketimi ve bazı ilaçlar migreni tetikleyebilmektedir. Migren tedavisi, atak sıklığına göre planlanır ve tetikleyicilerden uzak durmak büyük önem taşır. Migrenle yaşamayı kolaylaştırmak için düzenli uyku, stres yönetimi, dengeli beslenme, bol su tüketimi ve düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapılmalıdır. Unutmayın; migren tedavi edilebilir bir hastalıktır ve doğru tedavi ile ataklar kontrol altına alınabilir. Şiddetli ve sık tekrarlayan baş ağrılarınız varsa, mutlaka bir nöroloğa başvurun.

Cildi Yaşlandıran Faktörler ve Önleme Yolları: Genç ve Sağlıklı Cilt İçin Rehber

 


Yıllar içinde bütün organlarımız gibi cildimiz de yaşlanıyor. Bunun önüne geçmek elbette mümkün değil, ama yaşlanmanın yavaş olmasını sağlamak bir ölçüde elimizdedir. Cildimizin yaşlanmasını kolaylaştıran sebepler vardır; bu sebepleri ortadan kaldırırsanız hem güzel yaş alırsınız hem de cildinizin genç görünümünü daha uzun süre muhafaza edebilirsiniz. İşte cildimizin doğal yaşlanma sürecini daha da hızlandıran ve canımızı sıkan sonuçlara yol açan nedenler, bu nedenlerin cilde etkileri ve önleme yolları.

1. Güneş

Güneş, cilt üzerinde tahribat yapan en büyük etkendir. Yaşam kaynağımız olmasıyla birlikte, zararlı ışınları nedeniyle cildi kurutur ve hücrelerin yapısını negatif yönde etkiler. Güneşin zararlı ışınlarından korunmak için yaz günlerinde değil, kış günlerinde bile koruyucu sürmek gerekir.

Ek Öneriler:

  • Her gün güneş koruyucu kullanın.

  • SPF 30 ve üzeri ürünler tercih edin.

  • Güneş koruyucuyu 2 saatte bir yenileyin.

  • Öğle saatlerinde güneşten kaçının.

  • Şapka ve güneş gözlüğü kullanın.

  • Gölgede durmayı tercih edin.

  • Güneş koruyucuyu bulutlu günlerde de kullanın.

  • Güneş koruyucuyu boyun ve ellere de uygulayın.

2. Sigara

Sigara, cildin en büyük düşmanıdır. İçerdiği zehirli maddeler hücreleri vaktinden önce yaşlandırır. Vücudun C vitaminini yok eder. C vitamini, cildi koruyan çok önemli bir vitamindir. Kanın içindeki oksijeni azaltır. İçerken oluşan mimikler cildin kırışmasına, içilen ortamlarda bulunmak hava yoluyla cildimizin zarar görmesine sebep olur.

Ek Öneriler:

  • Sigara içmeyin.

  • Sigara içilen ortamlardan uzak durun.

  • Pasif içicilikten korunun.

  • Sigarayı bırakmak için destek alın.

  • C vitamini açısından zengin besinler tüketin.

  • Bol su için.

  • Cildinizi nemlendirin.

  • Düzenli cilt bakımı yapın.

3. Aşırı Alkol Tüketimi

Ciltteki yumuşak dokulara, kılcal damarlardan gereğinden fazla sıvı gitmesine yol açar. Damarlardan yumuşak dokulara giden sıvı, cildin kırışmasına yol açar. Ayrıca karaciğer faaliyetlerini kötü yönde etkiler. Zehirli maddelerin kandan temizlenmemesi nedeniyle cildi erken yaşlandırır.

Ek Öneriler:

  • Alkol tüketimini sınırlandırın.

  • Alkol yerine su veya bitki çayı için.

  • Karaciğer sağlığınızı destekleyin.

  • Bol su için.

  • Cildinizi nemlendirin.

  • Düzenli cilt bakımı yapın.

  • Sağlıklı beslenin.

  • Düzenli egzersiz yapın.

4. Az Su İçmek

Su, cilt için olmazsa olmazdır. Yeterli su içmeyenlerin cildi çok daha çabuk yaşlanır. Nem eksikliği cildin tahrip olmasına ve zararlı maddelerin atılamamasına sebep olur. Her gün en az iki litre su içilmesi cildin gençliğini korur.

Ek Öneriler:

  • Günde en az 2 litre su için.

  • Sabahları aç karnına su için.

  • Suyunuza limon veya salatalık ekleyin.

  • Su içmeyi hatırlamak için yanınızda su şişesi taşıyın.

  • Çay ve kahve yerine su tercih edin.

  • Egzersiz öncesi ve sonrası su için.

  • Meyve ve sebzelerden de su alımını destekleyin.

  • Bitki çayları tüketin.

5. Dengesiz Beslenme

Aşırı karbonhidrat tüketimi, aşırı yağlı yiyecekler ve sebze meyve tüketiminin az olması cildimize zarar verir. Cildin korunması için başta C vitamini olmak üzere B, D, A, E vitaminince zengin yiyecekler tüketmek gerekir. C vitamini cildin gençliği için birinci sıradadır. Sebze, balık ve zeytinyağı cilt dostudur.

Ek Öneriler:

  • C vitamini açısından zengin besinler tüketin.

  • B, D, A ve E vitamini açısından zengin besinler tüketin.

  • Sebze ve meyve tüketimini artırın.

  • Balık tüketimini artırın.

  • Zeytinyağı kullanın.

  • İşlenmiş gıdalardan kaçının.

  • Şeker ve tuz tüketimini azaltın.

  • Bol su için.

6. Yanlış Kozmetikler

Tahriş eden sabunlar, sert temizleyiciler, alkollü cilt losyonları ve yanlış kozmetikler cilde çok zarar verir. Cilt tipinize uygun kozmetikler ve organik ürünler kullanmaya dikkat edin. Çok fazla kimyasal içerikli, sentetik kozmetik ürünlerini yüzünüze sürmeyin.

Ek Öneriler:

  • Cilt tipinize uygun ürünler seçin.

  • Organik ve doğal ürünleri tercih edin.

  • Alkol içeren ürünlerden kaçının.

  • Parfümsüz ürünleri tercih edin.

  • Ürünleri kullanmadan önce test edin.

  • Makyajınızı gece mutlaka temizleyin.

  • Cildinizi nazikçe temizleyin.

  • Düzenli cilt bakımı yapın.

7. Hava Kirliliği ve Kötü Hava Koşulları

Bunlar cildin görünmeyen düşmanlarındandır. Havada bulunan toksin maddeler, özellikle otomobillerin yarattığı kirli ortamda çok bulunmak cildi vaktinden önce yaşlandırır. Kuru soğuk ve rüzgâr, güneş kadar cildin üzerinde kurutucu ve yıpratıcı etki yaratır. Rüzgâr ve soğuktan korunmak için mutlaka koruyucu krem kullanılmalıdır. Özellikle klima, soğuk ya da aşırı sıcak olduğunda cildi kurutarak yıpratır.

Ek Öneriler:

  • Kirli ortamlardan uzak durun.

  • Cildinizi her gün temizleyin.

  • Nemlendirici krem kullanın.

  • Soğuk havalarda atkı ve şapka kullanın.

  • Rüzgârdan korunun.

  • Klima ortamlarında nemlendirici kullanın.

  • Evde nemlendirici cihaz kullanın.

  • Bol su için.

8. Stres

Stres, cildin sinsi düşmanıdır. Gergin bir psikoloji hem mimikleri sertleştirir hem kasılmış bir yüzdeki hücreler oksijen alışverişini tam olarak yapamaz. Çatılmış bir kaşın çizgileri derin ve serttir. Gülmek cilt kasları için çok faydalıdır. Stresten korunmak için hayatı biraz ciddiye almaktan vazgeçin, sorunları alaya alarak hafifletebilirsiniz.

Ek Öneriler:

  • Stresten uzak durun.

  • Meditasyon ve yoga yapın.

  • Düzenli egzersiz yapın.

  • Hobiler edinin.

  • Sevdiklerinizle vakit geçirin.

  • Gülümseyin ve gülün.

  • Uyku düzeninize dikkat edin.

  • Profesyonel destek alın.

9. Uyku ve Yatış Şekli

Cildin yenilenme saati tüm vücut için olduğu gibi gecedir. İyi havalandırılmamış bir odada yatmak cildin oksijen alışını engeller. Havası temiz bir odada, iyi uyunmuş bir uyku sonucu cildin ne kadar sağlıklı göründüğünü bilmeyen yoktur. Ayrıca bazı çizgiler yatış şeklinden kaynaklanır. En ideali, sırtüstü yatarak yüzü basınçtan korumaktır.

Ek Öneriler:

  • Günde 7-8 saat uyuyun.

  • Odanızı havalandırın.

  • Sırtüstü yatmaya özen gösterin.

  • İpek yastık kılıfı kullanın.

  • Yatmadan önce cildinizi temizleyin.

  • Yatmadan önce nemlendirici uygulayın.

  • Uyku düzeninize dikkat edin.

  • Elektronik cihazlardan uzak durun.

10. Hareketsiz Yaşam

Kesinlikle hareketsiz, sporsuz bir yaşamın esiri olmayın. Oturmak yatmaktan, ayakta durmak oturmaktan, koşmak ayakta durmaktan iyidir derler. Spor yapmak vücudun ve cildin diri kalmasına, hücrelerin toksinleri atmasını kolaylaştırır. Spor yaparak terlemek genç kalmanın en önemli yardımcısıdır.

Ek Öneriler:

  • Haftada en az 3 gün egzersiz yapın.

  • Yürüyüş yapın.

  • Yüzün veya bisiklete binin.

  • Merdiven çıkın.

  • Düzenli spor alışkanlığı edinin.

  • Egzersiz sonrası duş alın.

  • Bol su için.

  • Sağlıklı beslenin.

11. Sık Sık Diyet Yapmak ve Kilo Alıp Vermek

Sürekli değişen kilo, cildin sürekli esneyip büzüşmesine neden olarak elastikiyetine zarar verir. Elastikiyet, cildin genç kalması için birinci koşullardan birisidir. Kilonuzu dengede tutmak, cildin esneyip bozulmasını engeller.

Ek Öneriler:

  • Kilonuzu dengede tutun.

  • Sağlıklı beslenin.

  • Düzenli egzersiz yapın.

  • Şok diyetlerden kaçının.

  • Yavaş ve kalıcı kilo verin.

  • Bol su için.

  • Protein ağırlıklı beslenin.

  • Düzenli uyku uyuyun.

Cildi Genç Tutan Besinler

  • C vitamini: Portakal, kivi, çilek, biber.

  • E vitamini: Badem, ay çekirdeği, zeytinyağı, avokado.

  • A vitamini: Havuç, tatlı patates, ıspanak, brokoli.

  • B vitamini: Tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, et.

  • D vitamini: Balık, yumurta sarısı, süt ürünleri.

  • Omega-3: Somon, ceviz, chia tohumu, keten tohumu.

  • Antioksidanlar: Yaban mersini, nar, yeşil çay, domates.

  • Su: Günde en az 2 litre su için.

Son Söz

Cilt yaşlanması kaçınılmaz bir süreç olsa da doğru alışkanlıklar ve bilinçli bakım ile bu süreci yavaşlatmak mümkündür. Güneşten korunmak, sigara ve alkolden uzak durmak, bol su içmek, dengeli beslenmek, doğru kozmetik ürünler kullanmak, stresten uzak durmak, düzenli uyumak, hareket etmek ve kilonuzu dengede tutmak; genç ve sağlıklı bir cilde sahip olmanın anahtarıdır. Unutmayın; cildiniz, ona ne verirseniz onu yansıtır. Kendinize ve cildinize iyi bakın!